2 saat önce

ASAL Araştırma'ya göre katılımcıların yüzde 26,5'i fon ve borsa krizini ekonominin en önemli sorunu olarak gösterdi. MAK Başkanı Kulat, fonun siyasete etkisinin kendisinden büyük olduğunu söyledi.

Fon krizi, yaklaşık 456 bin yatırımcıyı vuran bir süreç olarak ekonomik sorunlar listesinin en üstüne yerleşti. ASAL Araştırma, 4-10 Ekim 2026 arasında 28 ilden 2 bin 20 kişiye ulaştı. Katılımcıların yüzde 26,5'i, Türkiye ekonomisindeki en büyük derdin fon ve borsa krizi olduğunu söyledi.

Sıralamada gıda fiyatlarının yerini kriz aldı

Enflasyon yüzde 22,2 ile listenin ikinci sırasında yer aldı. Gıda fiyatlarındaki artış ise yüzde 13 ile üçüncü oldu. Aynı kurumun haziran ayında yaptığı araştırmada tablo farklıydı: o dönem gıda fiyatları yüzde 21 ile birinci sıradaydı. Haziran sıralamasıyla kıyaslandığında ilk sırayı gıda fiyatları kaybetti, fon ve borsa krizi ise listenin başına yerleşti.

Tasfiye kararı ve yatırımcı sayısı

Krizin eylülde büyümesinin ardından SPK, 131 fonu tasfiye etme kararı aldı. MKK kayıtları, tasfiye edilecek bu fonlarda toplam 455 bin 758 yatırımcının yer aldığını gösteriyor.

Kulat: Siyasi etki daha büyük

Sonuçları yorumlayan MAK Araştırma'dan Mehmet Ali Kulat, sahadaki verilerin açık bir tablo çizdiğini söyledi. Kulat'a göre fonun siyasete etkisi, fonun kendisinden çok daha büyük. Kulat, vatandaşın tek talebinin şeffaflık ile herkes için aynı işleyen bir yargı olduğunu da ekledi.

KaynakYeni Asya
Son güncelleme29.10.2026 06:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 saat önce

Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, 15 Eylül ile 26 Ekim arasında Türkiye Varlık Fonu'nun borsadaki altı şirketinin değerinin 1,01 trilyon liradan 887 milyar liraya indiğini hesapladı.

Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, köşesinde fon krizinin yalnızca portföylerinde fon bulunan yatırımcıları değil, kamu varlıklarını da vurduğunu savundu. Terkoğlu, fon vurgunundan 455 bin kişinin etkilendiğini hatırlatırken, fon almayanların da bedelini ödediğini öne sürdü. Bu iddiasını, bir iktisatçı arkadaşıyla birlikte yaptığı hesaba dayandırdı.

Türkiye'nin en büyük fonu: Varlık Fonu

Yazara göre Türkiye'nin en büyük fonu TERA ya da Pusula değil, başkanlığını cumhurbaşkanının yaptığı Türkiye Varlık Fonu. Fon 2016'da kuruldu; çatısı altında yedi sektörden 36 şirket, iki lisans ve en az 46 taşınmaz bulunuyor. Terkoğlu, PTT'den Ziraat Bankası'na, THY'den İzmir Alsancak Limanı'na uzanan varlıklara dikkat çekti. Fonun 2025 sonu tablolarındaki toplam aktifi 19 trilyon lira. Ancak Ziraat Bankası, BOTAŞ, TPAO ve Borsa İstanbul gibi borsada işlem görmeyen kuruluşların değeri yalnızca üç aylık veya yıllık finansal tablolarla yenilendiği için günlük değer hesabı mümkün değil.

Altı şirketin 40 günlük bilançosu

Bu nedenle Terkoğlu, fonun borsada işlem gören altı şirketine baktı: Türkiye Sigorta, Halkbank, Vakıfbank, THY, Turkcell ve Türk Telekom. Krizin arifesi olan 15 Eylül ile 26 Ekim karşılaştırıldığında bu şirketlerin toplam değeri 1,01 trilyon liradan 887 milyar liraya geriledi. Kayıp 123,1 milyar lirayı, yani yüzde 12,2'yi buldu. Bunun 84,7 milyar lirası, 16 Ekim'den 26 Ekim'e kadar uzanan son yedi işlem günü içinde silindi.

En sert düşüş yüzde 37,6 ile Türkiye Sigorta'da yaşandı; şirketin genel müdürü ve yardımcısı fon soruşturması kapsamında tutuklanmıştı. Türk Telekom'da kayıp yüzde 14,7, Vakıfbank'ta yüzde 10,9 oldu; THY yüzde 9,5, Turkcell ise yüzde 9,1 geriledi. Halkbank'taki düşüş yüzde 6,8'de kaldı.

Dolar bazında 3 milyar dolarlık düşüş

Dolar kurunun 48,62 liradan 49,76 liraya çıktığını da hesaba katan Terkoğlu, altı şirketin değerinin 20,8 milyar dolardan 17,8 milyar dolara indiğini yazdı. Dolar cinsinden kayıp yüzde 14,2 oldu. Bu dönemde BIST 100 endeksi ise yüzde 19,7 geriledi; yani fonla bağlantısı olmayan varlıklar da değer yitirdi.

Terkoğlu, fon mağdurlarının alacaklarının iade ya da el koyma yoluyla tamamen karşılanacağına inanmadığını belirtti. Ödeme tamamlansa bile kamu ekonomisine verilen zararın çok daha büyük olduğunu, bedeli halkın ve çocuklarının ödeyeceğini savundu.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme29.10.2026 07:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
6 saat önce

Para Analiz'deki yoruma göre fon krizi AKP ve MHP kulislerinde oy kaybı, bürokrasinin sorumluluğu ve açıklanmayan isim listesi başlıklarında tartışılıyor.

Para Analiz'in yayımladığı bir yorum, fon krizinin siyasi sonuçlarının muhalefetle sınırlı olmadığını öne sürüyor. Yazıya göre iktidara yakın kalemlerin ve eski bir AK Parti milletvekilinin sözleri, hesap sorulması talebinin Cumhur İttifakı çevresinde de yükseldiğini gösteriyor. Yorumun çıkış noktası üç soru: Ekonomi yönetimindeki bürokratlar neden yeterince denetlenmedi, kriz sırasında kazanç elde edenlerin adları neden kamuoyuyla paylaşılmıyor ve zarar görenlerin kaybı nasıl telafi edilecek?

Kulislerde asıl endişe oy kaybı

Yorumda, NEFES yazarı Nuray Babacan'ın aktarımına geniş yer verildi. Babacan'a göre AKP grubu ile genel merkezdeki toplantılarda kriz, en çok seçim sandığına yansıyabilecek etkisi bakımından konuşuluyor. Aynı aktarımda, bazı bürokratların yalnızca görevlerini ihmal etmediği, sistemi kendi çıkarları için de kullanmış olabileceği yönünde eleştiriler yapıldığı belirtildi. Para Analiz, bu iddiaların henüz mahkeme kararıyla doğrulanmadığını da not etti.

Liste neden açıklanmıyor

Babacan'ın haberine göre bir kısım AKP milletvekili, isimlerin saklanmasının bazı kişilerin korunduğu algısı yarattığı kanaatinde. Hukuk kökenli vekiller ise nihayetinde adların kendiliğinden ortaya çıkacağını düşünüyor. Aynı değerlendirmede, kazancı geri verenlerle vermeyenlerin hukuki konumunun ayrışabileceği, ödeme yapmayanlar için suç duyurusu yolunun açık olduğu söyleniyor.

Emekli kaygısı

Yorum, Cumhuriyet gazetesinden Merve Kılıç'ın haberine de başvurdu. Habere göre Erdoğan'ın emekliler için yıl sonunu işaret etmesinin ardında, saha ve teşkilatlardan gelen geçim sıkıntısı bildirimleri bulunuyor. AKP kulislerinde emeklilerin iktidardan uzaklaştığına dair yorumlar dolaşıyor.

Likoğlu: Kapanı kimin kurduğu bulunmalı

Yeni Şafak yazarı Hüseyin Likoğlu, soruşturmanın ilerlemesine direnen çevreler bulunduğunu savundu ve olayı "Ekonominin 15 Temmuz'unu yaşıyoruz" diyerek tarif etti. Likoğlu'na göre paranın mağdurlara dönmesi tek başına yetmiyor; sistemin nasıl kurulduğu ve parasını geri getirenlerin kimler tarafından yönlendirildiği de araştırılmalı. Aksi halde benzer düzenekler yeniden ortaya çıkabilir. Yorum, Likoğlu'nun aktardığı kulis sözlerinin sahiplerinin belli olmadığını ve doğruluğunun bağımsız biçimde teyit edilmediğini vurguladı.

MHP çevresindeki yankı

Para Analiz, rahatsızlığın MHP cephesine de uzandığını ileri sürdü. Gazeteci Nagehan Alçı'nın MHP kaynaklarından edindiği bilgilere dayandırdığı aktarım, açıklanmayan listenin bu kanatta da gündemde olduğuna işaret ediyor. Yorum ayrıca Şamil Tayyar'ın sosyal medya paylaşımını, krizin halk arasındaki yankısını gösteren bir örnek olarak andı.

KaynakPara Analiz
Son güncelleme29.10.2026 01:40
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
8 saat önce

AK Parti'nin eski milletvekili Şamil Tayyar, akaryakıt istasyonunda yaşadığı bir sohbeti paylaşarak fon vurgununun dar ve sabit gelirlilerde ağır bir iz bıraktığını, mağduriyetin giderilmesi kadar hesap sorulmasının da önemli olduğunu yazdı.

AK Parti'nin eski milletvekili Şamil Tayyar, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda fon vurgununun toplumdaki yansımasını kendi yaşadığı bir anı üzerinden anlattı. Tayyar'a göre olay, özellikle geliri düşük ve sabit olan vatandaşlarda derin bir tahribata yol açtı.

Akaryakıt istasyonundaki sohbet

Tayyar, Başkentte olduğunu belirten Tayyar, eve giderken Eskişehir yolundaki bir akaryakıt istasyonuna girdiğini yazdı. Pompadaki görevli, daha önce aynı istasyonda gördüğü Tayyar'a arabayı değiştirip değiştirmediğini sordu. Tayyar, o aracın eşine ait olduğunu ve satıldığını söyleyince görevli gülmeye başladı ve parasını fona yatırıp yatırmadığını sordu. Tayyar, görevlinin yüzündeki muzip ifadeye dikkat çekti.

Görevli bir yandan da "Sizin mücadelenizi biliyoruz" diyerek Tayyar'ı teselli etti. Ardından sözü fon vurguncularına getirdi: bu kadar paranın nasıl yendiğini, insanın hiç doymayıp doymadığını sordu. Tayyar bu sohbeti "Hem yakıt aldık hem ders aldık" cümlesiyle özetledi ve anlatabileceği benzer örneklerin çok olduğunu ekledi.

Tayyar'ın değerlendirmesi

Tayyar'a göre vurgun, geliri düşük ve sabit olan kesimlerde ciddi bir travmaya yol açmış durumda. Bu hasarın giderilmesinin mümkün olduğunu, fakat bunun için çok çaba gerektiğini belirtti.

Tayyar, görevlinin sözlerini aktardıktan sonra konuya ilişkin kendi değerlendirmesini yaptı. Paylaşımın vurgusu iki başlıkta toplandı. Birincisi mağduriyetin telafi edilmesi. İkincisi sorumlulardan hesap sorulması. Tayyar, zararların giderilmesi kadar hesap sorulmasının da aynı derecede önemli olduğunu, ayrıca yaşanan zorlukların aşılmasının da bir o kadar gerekli olduğunu yazdı.

Sözcü'nün haberine göre paylaşım, fon krizine ilişkin tartışmaların sürdüğü sırada geldi. Tayyar anısını, vatandaşın fon vurguncularına yönelik tepkisini ve mağduriyetin boyutunu göstermek için örnek olarak kullandı.

KaynakSözcü Gazetesi
Son güncelleme29.10.2026 00:10
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
13 saat önce

TBMM Başkanlığı bütçesi görüşülürken YENİ Parti'den Özlale ve Arı ile İYİ Parti'den Poyraz söz aldı; fon krizindeki denetim eksikliği, müfettiş uygulamaları ve milletvekillerine müdahale tartışıldı.

Plan ve Bütçe Komisyonu, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş'un yönetiminde toplanarak 2027 bütçesi kapsamında TBMM Başkanlığı, Kamu Denetçiliği Kurumu ve Sayıştay harcamalarını görüştü. Oturumda muhalefet vekilleri fon krizindeki denetim eksikliğini, belediyelerdeki müfettiş uygulamalarını ve Meclis'in saygınlığını tartışmaya açtı.

Özlale: Kamu otoritesi denetim yapmadı

YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, "fon vurgunu" adını verdiği sürecin iki ayrı krizden oluştuğunu söyledi. İlkinin sorunlu şirket tahvilleri olduğunu belirten Özlale, Türkiye Varlık Fonu'nun da bu kâğıtlardan satın aldığını ileri sürdü. Eski düzende Sayıştay'ın bu tür bir vurguyu büyümeden yakalayabileceğini savunan Özlale, daha sıkı denetlenen Varlık Fonu'nun bugün Ziraat Bankası'ndan Türkiye Sigorta'ya kadar uzanan bir tablonun merkezinde kaldığını anlattı.

Özlale, Kamu Başdenetçisi Mehmet Akarca'ya da seslendi. Kurumun, vatandaşların başvurularını inceleyen bir yapı olduğunu hatırlatan Özlale, borsa ve SPK gibi kurumlar hakkında bu süre içinde hiç şikâyet gelip gelmediğini sordu. Krizin başlıca nedenini kamu otoritesinin denetimi yerine getirmemesi olarak tanımladı.

Arı: Müfettişler belediyelerde söz sahibi

YENİ Parti Antalya Milletvekili ve Komisyon Sözcüsü Cavit Arı, mülkiye müfettişlerinin belediyeler üzerinde baskı kurduğunu öne sürdü. Antalya Büyükşehir'de bir müfettişin yaklaşık bir buçuk yıldır görev yaptığını söyleyen Arı, bazı müfettişlerin meclis kararlarının nasıl alınacağı konusunda belediye başkanlarını yönlendirdiğini, talimata uymayanlara farklı işlemler yapılacağını hissettirdiğini iddia etti.

Arı'nın gündeme getirdiği ikinci başlık ihracattı. Uluslararası taşımacılık yapan TIR sürücülerinin Schengen vizesi sorunu nedeniyle sınır kapılarında beklediğini söyleyen Arı, bu sorunun hızla çözülmesini istedi.

Poyraz: Yargılanma sözünün anlamı

İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, daha önce dile getirdiği "Yargılanacaksınız" uyarısını açıkladı. Poyraz'a göre bu söz, iktidar el değiştirirse eski dönemden hesap sorulacağı anlamına gelmiyordu; yürürlükteki yasalar terör propagandasını ve suçu ya da suçluyu övmeyi cezalandırdığı için, bu fiillere karışanların suç tarihindeki mevzuat geçerli olduğu sürece yargılanabileceğini belirtmek istemişti.

Terörsüz Türkiye sürecinin niyetinin samimi olabileceğini kabul eden Poyraz, uygulamanın ise terör suçlularına af getirmiş gibi bir görüntü yarattığını savundu. Bu çerçevede Selahattin Demirtaş'ın terör propagandasından hâlâ tutuklu bulunduğunu ve mahkûmiyet aldığını da hatırlattı.

Meclis'in itibarı ve milletvekillerine müdahale

Poyraz, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un Meclis'in saygınlığına verdiği önemi bildiğini, ancak milletvekillerinin çeşitli engellemelerle karşılaştığını söyledi. Örnek olarak Can Atalay'ın tutukluluğunu, Mustafa Yeneroğlu ile Selçuk Türkoğlu'nun yaşadığı olayları gösterdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun iki yıl önce herkese açık bir etkinlikte tehdit edildiğini öne süren Poyraz, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu konuda adım atmadığını iddia etti. Kürsüde konuşan vekillere fiziki müdahale edilmesini kabul edilemez bulduğunu, siyasi tartışmanın sertleşebileceğini ama güç kullanımının devreye girmemesi gerektiğini belirtti. Konuşmasını gençlere de bağlayan Poyraz, bugünün gençlerinin örnek aldığı figürlerin mafya babaları ve internet fenomenleri olduğunu söyledi.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme28.10.2026 19:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
13 saat önce

Plan ve Bütçe Komisyonu'nda 2027 bütçesi görüşülürken Yeni Yol'dan Kısacık, fon krizi için Meclis araştırması istedi; CHP'li Kılıç ise Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasını hatırlattı.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi görüşmeleri sürerken salon, muhalefetin grup önerileri ve fon krizi etrafında bir kez daha ısındı. AK Parti, CHP, Yeni Yol ve diğer gruplardan milletvekilleri art arda söz alarak hem Meclis'in işleyişini hem de denetim yetkisini tartıştı.

Grup önerileri üzerinden usul tartışması

AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş, muhalefetin getirdiği grup önerilerinin yasama faaliyetini aksattığını öne sürdü. Güneş, bu önerilerin haftada yalnızca bir gün, Salı günleri verilmesini istedi. Güneş ayrıca yoklamanın, beş dakikalık bekleme süresi dolduktan sonra yeniden istenmesine itiraz etti.

CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu ise yanıtında, çerçeve yasanın milletvekillerinin eleştirileri ve katkılarıyla birlikte 467 oyla kabul edildiğini hatırlattı. Berberoğlu'na göre Meclis, Türkiye'nin en büyük sorunu sayılan Kürt meselesinde farklı partileri ve itiraz edenleri bile aynı sürecin içine alabildi. Hayır oyu veren bir milletvekilinin de Meclis'e gelip yasayı beğenmediğini söylemesinin demokratik bir faaliyet olduğunu belirtti.

Kısacık: Araştırma komisyonu kurulmalı

Yeni Yol Grubu Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, fon krizini “100 yılın vurgunu” diye niteledi. Krize rağmen Meclis Araştırma Komisyonu'nun hâlâ kurulmamasına dikkat çeken Kısacık, denetimi o halde kimin yaptığını sordu.

Kısacık, TBMM'nin gelecek yıl için ayrılan ödeneğinin 33 milyar 787 milyon lira olduğunu hatırlatarak piyasa manipülasyonlarıyla 800 milyar liralık bir kaynağın götürüldüğünü öne sürdü. Bu tutarın Meclis bütçesinin kabaca yirmi beş katına denk geldiğini vurgulayan Kısacık, “Neredeyse Meclis bütçesinin 25 katını çalmışlar” dedi. Böyle bir olayı araştırmayacaksa milletvekillerinin neden var olduğunu soran Kısacık, Meclis'in denetim görevinin şu anda sınandığını savundu ve araştırma komisyonunun kurulması çağrısı yaptı.

Kılıç: Anayasa Mahkemesi kararları bağlayıcı

CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç, Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Can Atalay'ın Anayasa Mahkemesi kararına rağmen hâlâ cezaevinde bulunduğunu anımsattı. Kılıç, mahkemenin kararlarının ısrarla hayata geçirilmediğini, Hatay halkının temsil hakkının da göz göre göre yok sayıldığını söyledi. Kılıç, Atalay'ın düşüncelerinin savunulmasını beklemediklerini, ancak Anayasa'nın ve millet iradesinin savunulmasını istediklerini ifade etti. Anayasa'nın 153. maddesine atıf yapan Kılıç, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını bağladığını hatırlattı.

Kaynakİlke TV
Son güncelleme28.10.2026 18:51
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
20 saat önce

Fon soruşturmasında tutuklu sayısı 118'e ulaştı. Resmi Gazete'de yayımlanan 7596 sayılı yasa ise muhalefet ve hukukçular tarafından geriye yürüme ve mülkiyet hakkı gerekçesiyle eleştiriliyor.

Borsa İstanbul'u eylülde sert biçimde sarsan fon krizi, hem soruşturma hem de yasama cephesinde sürüyor. Soruşturma kapsamında tutuklananların sayısı 27 Ekim itibarıyla 118'e ulaştı. Aynı gün Resmi Gazete'de yayımlanan yeni yasa ise Meclis dışında da tartışma konusu oldu.

Gözaltı ve tutuklama süreci

Gözaltı ve tutuklama işlemleri 19 Eylül'de başladı. 23 Eylül'de Pusula Holding ve Tera Yatırım Holding yönetim kurulu başkanları ile üç holding yöneticisi tutuklandı; tutuklu sayısı 9'a çıktı. 24 Eylül'de adliyeye sevk edilen 20 şüpheliden Sulh Ceza Hakimliği 14'ünün tutuklanmasına karar verirken üç kişiyi adli kontrolle serbest bıraktı. 25 Eylül'de de gözaltındaki 21 şüpheliden 19'u tutuklandı; bunların arasında Merkez Bankası'nın eski başkan yardımcısı Erkan Kilimci de vardı.

Siyasi ve bürokratik cephe

Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin açıklamalarının ardından, kriz kapsamında adı geçen AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, kendisi ve eşinin hisse işlemlerine ilişkin iddialar üzerine görevinden affını istedi. AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Erdoğan'ın istifayı kabul ettiğini duyurdu. Kaya, 6 Ekim'de yatırımlarının ana para dışındaki kısmını TMSF'ye iade ettiklerini açıkladı. Kaya yatırım kararında yönlendirme veya özel bilgi bulunmadığını savunuyor, suçlamaları kabul etmiyor ve hakkında henüz bir yargı kararı bulunmuyor.

19 Ekim'de SPK Başkanı Mahmut Sütcü'nün sağlık nedeniyle istifa ettiği, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik'in de emeklilik dilekçesi verdiği öğrenildi. Ertesi günkü Resmi Gazete'de ise Sütcü'nün istifa değil, Cumhurbaşkanı kararıyla görevden alındığı görüldü. İki SPK üyesi ve dört daire başkanı da görevden uzaklaştırıldı.

Soruşturmanın son halkasında eski AKP milletvekili Ertan Aydın yer aldı. Hakkında ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağı kararı verilmişti; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı karara itiraz etti, Aydın gözaltına alınıp yeniden sevk edildi ve tutuklandı. Altınbaş Holding yöneticisi Nusret Altınbaş'ın tutuklanmasıyla toplam sayı 118'e yükseldi. Gazeteciler Şaban Sevinç ile Mustafa Balcı ise fon haberleri ve paylaşımları nedeniyle 'halkı yanıltıcı bilgiye alenen yayma' suçlamasıyla 10 Ekim'de tutuklandı.

Yasa neden tartışılıyor

TBMM'de 22 Ekim'de kabul edilen 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun, 27 Ekim'de Resmi Gazete'de yayımlandı. Muhalefet ve anayasa hukukçuları, yasanın 17 Eylül 2026'dan itibaren geçerli sayılmasının geriye yürümezlik ilkesine aykırı olduğunu savunuyor.

Muhalefet ayrıca son dakika önergesiyle eklenen bir maddeye itiraz ediyor. Madde, fon çıkış emri verdiği halde parası bloke kalan yatırımcıları tasfiye sürecine ortak ediyor; muhalefet bunun en az 250 bin yatırımcının mülkiyet hakkını çiğnediğini öne sürüyor. Manipülasyonla ya da içeriden bilgiyle elde edilen kazancın enflasyondan arındırılmış fazlasını iade edenlere idari koruma tanıyan düzenleme ise muhalefetin gözünde iktidara yakın isimleri korumaya yönelik. Muhalefet sözcüleri, Anayasa Mahkemesi'ne iptal başvurusuna hazırlanıyor.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme28.10.2026 11:56
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
22 saat önce

Financial Times, 131 fonda 450 binden fazla yatırımcıyı etkileyen krizin siyasi sonuçlarını yazdı. Fatma Betül Sayan Kaya istifa etti; hükümet ise krizin sınırlı kalacağını savunuyor.

Financial Times (FT), Türkiye'de yaklaşık 18 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan fon krizinin siyasi ve ekonomik faturasını inceledi. Gazetenin değerlendirmesine göre 450 binden fazla yatırımcıyı vuran olay, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın üzerindeki baskıyı büyütüyor ve hükümet hasarın yayılmasını önlemeye çalışıyor.

Erdoğan'ın mesajı

FT'nin aktardığına göre Erdoğan, pazartesi günü kabinenin uzun süren toplantısı bittikten sonra yaptığı konuşmada ekonominin sağlam olduğunu söyledi. Manipülasyonla kazanç sağlayanların hukuk önünde hesap vereceğini belirten Erdoğan, aynı tür bir olayın bir daha yaşanmaması için hazırlık yapıldığını da ifade etti. Gazete, yetkililerin saadet zinciri benzeri bir yapı olarak tanımladığı oluşumun bu ay dağılmasıyla patlak veren krizin, bir üst düzey hükümet yetkilisinin yakınlarını da içine alan soruşturmaya evrildiğini yazdı.

İstifa ve yakalama kararı

Krizin siyasi ayağı, eski Aile Bakanı ve parti yöneticisi Fatma Betül Sayan Kaya'nın pazar günü görevini bırakmasıyla ağırlaştı. Bir muhalefet siyasetçisi, Kaya ve eşinin skandalla ilişkilendirilen bir şirketin hisse işlemlerinden milyonlarca dolar kazandığını öne sürmüştü. Kaya ise istifa dilekçesini Erdoğan'a verdiğini, soruşturma devam ederken makamının konuşulmasını istemediğini açıkladı.

Atilla Yeşilada, FT'ye yaptığı değerlendirmede Erdoğan'ın ya da çevresindeki isimlerin manipülasyondan haberi olduğu yönündeki izlenimin giderek kökleştiğini, istifanın da bu izlenimi güçlendirdiğini söyledi. FT, yıllardır enflasyon ve düşen reel ücretlerle boğuşan seçmenin, yatırımcıların uğrayacağı zararlar yüzünden Erdoğan'dan daha fazla uzaklaşabileceğini yazdı.

Savcılar pazartesi günü İskender Balcı için yakalama kararı verdi. Balcı, krizle bağlantılı şirketlerden birinde yakın zamana dek bağımsız yönetim kurulu üyeliği yapmıştı ve aynı gün kendiliğinden yetkililere gitti. Gazete, Balcı'nın BDDK'nın eski bir yönetim kurulu üyesinin oğlu, Osman Çelik'in (Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı) damadı olduğunu not düştü. Balcı, yürütmede görevi olmayan bir üye sayılacağını, şirketin günlük işleyişi ve hisse alım satımı üzerinde söz hakkı bulunmadığını, bazı fiyat oynaklıklarını fark edince kaygısını yönetime birçok kez ilettiğini ve sonunda ayrıldığını söyledi. FT, yönetim kurullarında bir üniversite rektörü ile eski bir büyükelçinin de yer aldığını yazdı.

Fonlar, tasfiye ve borsa

Tera Portföy'ün yönettiği bazı fonlar yatırımcıların para çıkış taleplerini ödeyemeyince kriz başladı; sıkıntı sonra diğer portföy şirketlerine de yayıldı. Toplamda 131 fondaki 450 bini aşkın yatırımcı bu sarsıntıdan etkilendi. Hükümet, riskli fonların tasfiyesini ve elde edilen paranın yatırımcılara aktarılmasını İş Bankası ile Ziraat Bankası'na verdi. Tasfiyenin altı aya kadar uzayabileceği, yatırımcıların ne kadar kaybedeceğinin ve paralarına ne zaman ulaşacaklarının ise belirsiz olduğu belirtiliyor.

Pazartesi seansında BIST 100 yüzde 2 geriledi; satış dalgasının hız kazandığı iki hafta öncesinden bu yana birikmiş değer kaybı yüzde 11'e dayandı. Buna karşın tasarruf sahiplerinin dolara hücum ettiğine dair bir işaret yok.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise cumartesi günü iş insanlarına, ekonomide sorun olmadığını söyledi. Yılmaz, krizi dar bir alanla sınırlı, geçici bir aksaklık olarak değerlendirip Türkiye'nin sermaye piyasalarının bu süreçten güçlenerek çıkacağını savundu.

KaynakPara Analiz
Son güncelleme28.10.2026 09:50
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
23 saat önce

BirGün'de yayımlanan bir yazı, fon tasfiyesindeki belirsizliklere, piyasadaki değer kaybına ve artan takipteki kredilere işaret ediyor. Yazar, iktidarın krizi seçime kadar geride bırakamayacağını savunuyor.

BirGün'de yayımlanan bir yazı, fon krizinin finansal piyasalara ve hanehalkına yansımalarını rakamlarla ele alıyor. Yazarın temel tezi, krizin çözüme kavuşmak yerine dallanıp budaklandığı ve iktidarın bu başlığı seçimlerden önce kapatma şansının bulunmadığı. Değerlendirmeler yazara aittir.

Tasfiyedeki tutarsızlık soruları

Yazar, fon tasfiye sürecindeki belirsizlikleri sıraladı. Bazı hisselerde fiyatların yapay biçimde şişirildiği kabul ediliyorsa, bu hisselerde doğrudan alım satım yaparak kazanç sağlayanların da izlenip izlenmeyeceğini sordu. Fonlardan zamanında çıkanlara uygulanan yaptırımın, açığa satış yapanlara ve yabancı yatırımcılara da uygulanıp uygulanmayacağını tartışmaya açtı. Manipülasyon ya da içeriden bilgi kullanımı kanıtlanamazsa kazançlara geriye dönük el konulmasının hukuki sonuçlar doğuracağını da ekledi.

Yazı, nitelikli yatırımcı sınırının yaklaşık on ay önce 1 milyon liradan 50 milyon liraya çıkarılmasını kamu otoritelerinin sorumluluğuna işaret eden bir gösterge olarak yorumluyor.

Piyasadaki kayıp

Yazarın aktardığı Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre pay senetlerinin piyasa değeri 9 Ekim'e kıyasla iki haftada 358 milyar dolardan 310 milyar dolara geriledi; kayıp 48 milyar dolar. Tüm finansal varlıkların değeri ise 645 milyar dolardan 597 milyar dolara indi.

Yazı, borç tarafında da baskı olduğunu belirtiyor. Merkez Bankası'nın özel sektör tahvillerinin ödenmesi için açılacak kredileri kredi büyüme sınırından muaf tutması, yazara göre sorunun ciddiyetinin işareti. Aracı kurumları da içeren banka dışı kuruluşların elindeki tahvillerin değeri, 18 Eylül'de 576 milyar liraydı ve 518 milyar liraya indi; geçen hafta beş tahvil ödemesinde temerrüde düşüldü.

Takipteki alacaklar ve hane borçları

BDDK'nın 16 Ekim verilerine göre bankacılık sektörünün takipteki alacakları 934 milyar liraya yükseldi. Bunun 391 milyar lirası bireysel, 541 milyar lirası ticari kredilerden oluşuyor. Yazar, bankalar 75 milyar liralık bir sorunlu alacağı elden çıkarmasaydı bu rakamın 1 trilyon lirayı geçeceğini belirtti. Ağustos itibarıyla borcunu ödeyemeyen kişi sayısı toplamda 2 milyon 820 bine ulaştı.

Yazar ayrıca politika faizinin 1 puan indirimle yüzde 36'ya çekilmesine rağmen uzun vadeli tahvil faizlerinin yüksek kaldığını, net döviz rezervlerinin 9 Ekim haftasında 6,2 milyar dolar azaldığını yazdı.

Muhalefete çağrı

Yazı, muhalefetin skandalın siyasi sorumlularını öne çıkarmaya ve hesap sormaya ağırlık vermesi gerektiğini savunuyor. Yazara göre iktidarın kendini aklamasına izin verilmemeli.

Kaynakbirgun.net
Son güncelleme28.10.2026 09:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki 2027 bütçesi görüşmelerinde muhalefet milletvekilleri fon krizini, faiz yükünü ve harcama dengesini eleştirdi. YENİ Partili Karabat, soruşturmada adı geçen kamu görevlilerine dair bir şema sundu.

Meclis'teki Plan ve Bütçe Komisyonu'nda süren 2027 bütçe görüşmelerinde muhalefet milletvekilleri fon krizini, faiz harcamalarını, vergi yükünü ve bölgesel eşitsizlikleri tartışmanın merkezine koydu. Toplantıyı Samsun Milletvekili Mehmet Muş (AK Parti) yönetti; masada 2027 bütçe teklifi, 2025 kesin hesap teklifi ve Sayıştay raporları vardı.

Fon soruşturması ve atamalar

İstanbul Milletvekili Özgür Karabat (YENİ Parti), fon soruşturmasında ismi anılan kamu görevlilerinin yer aldığı bir şema paylaştı. Şemada "21 isim, 11 kurum ve tek bir atama yetkisi var" diyen Karabat, denetleyecek olanların ya soruşturulduğunu ya da görevden alındığını söyledi. Soruşturmada tutuklananların yalnızca şirket sahiplerinden oluşmadığını, devletin ekonomi kadrosundan kişilerin de bulunduğunu belirten Karabat, şemanın suç duyurusu anlamına gelmediğini, siyasi sorumluluğu gösteren bir belge olduğunu vurguladı.

İzmir Milletvekili Ümit Özlale (YENİ Parti) ise Türkiye Varlık Fonu ve Borsa İstanbul yöneticilerinin atanmasına daha önce itiraz ettiklerini hatırlattı. Özlale, bu kadar çok tesadüfün üst üste gelmeyeceğini söyleyerek atamaların yeniden değerlendirilmesi çağrısı yaptı.

Faiz yükü ve bütçe açığı

Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu (CHP), faizin toplam harcamalardaki payının 2018'de yüzde 8,9 olduğunu, 2027'de yüzde 17,6'ya yükseleceğini belirtti. Bakırlıoğlu'na göre artık yatırım için değil, faiz ödemek için borçlanılıyor. Aynı milletvekili, fon krizinden 455 bin kişinin zarar gördüğünü öne sürdü.

Karabük Milletvekili Cevdet Akay (CHP) ise öngörülen bütçe açığının 3 trilyon 868 milyar lirayı bulduğunu, faiz giderlerinin 1 trilyon 150 milyar lira yükseleceğini söyledi.

DEM Parti: Kırılgan kesimler yok sayılıyor

Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya (DEM Parti), bütçenin dezavantajlı grupları gözetmediği görüşünü dile getirdi. Kaya, kırılgan kesimleri yok sayan ve ötekileştiren bir sistemin bütçesinin halkların bütçesi olamayacağını söyledi. Antalya Milletvekili Saruhan Oluç (DEM Parti) ise eğitime ayrılan payın yaklaşık yüzde 23, savunmaya ayrılanın ise yaklaşık yüzde 60 arttığını, yani eğitimin geride kaldığını belirtti.

KaynakToplumsal Haber
Son güncelleme28.10.2026 06:01
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

Kulis bilgilerine göre AK Parti'de fon krizi ve emeklilerin geçim sıkıntısı iktidarı sıkıştıran iki başlık olarak görülüyor. Erdoğan, emekliler için yıl sonuna kadar yasal düzenleme umduğunu söylemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın emekliler için yasal bir iyileştirme yapılacağını duyurması, AK Parti kulislerinde bu kesimdeki oy kaybının yeniden tartışılmasına yol açtı. Aktarılan kulis bilgilerine göre teşkilatlardan ve sahadan gelen gözlemler, emeklilerin geçim sıkıntısının derinleştiğine ve partiyle bağlarının gevşediğine işaret ediyor.

Erdoğan'ın açıklaması

Erdoğan, kabine toplantısının ardından konuştu. 2027 bütçesinde emekliler için mali alan açıldığını belirten Erdoğan, gerekli kanuni adımı adalet ve hakkaniyet ölçüsünde, Meclis'in takdirine bağlı olarak yıl bitmeden atmayı umduklarını söyledi. Ancak iyileştirmenin hangi emeklileri kapsayacağı ve miktarı kamuoyuna duyurulmadı.

Teşkilatlardan gelen geçim uyarısı

Kaynaklara göre iktidarın gündeminde emekli düzenlemesi varken parti içinde adımın siyasi nedenleri de tartışılıyor. Emekliler, AK Parti için geniş ve önemli bir seçmen tabanı olarak görülüyor. Teşkilatların sahadaki temaslarında ise enflasyon yüzünden geliri azalan emeklilerin geçim kaygısının ciddi bir hoşnutsuzluğa dönüştüğü gözleniyor.

Kulislerde bu ekonomik sıkıntının partiye bakışa da yansıdığı, emekli kesiminde bir uzaklaşma yaşandığı söyleniyor. Düzenleme çalışması bu tablodan ayrı düşünülmüyor. Sahadan gelen uyarılar, iktidarın emeklilerin gelirine dair somut bir adım atma gereğini büyütüyor.

Fon krizi ve emekliler birlikte öne çıkıyor

Önümüzdeki dönemde AK Parti'nin ağırlık vereceği başlıklar arasında emeklilerin durumu ile fon krizi ön planda. Kulislerde bu iki konunun iktidarı zora soktuğu dile getiriliyor. Fon krizi etrafındaki tartışmalar sürerken, emeklilerin geçim zorluğu da seçmen desteğini doğrudan etkileyen bir mesele olarak partinin gündeminde duruyor. Aktarılanlar kulis bilgisi niteliğinde olup konuya ilişkin AK Parti'den bir açıklama paylaşılmadı.

KaynaklarEge Postası, Cumhuriyet
Son güncelleme28.10.2026 06:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
Büyük Haber·1 gün önce

YENİ Parti kurmayları, fon krizinin AK Parti'ye anketlerde en az 6 puan kaybettirdiğini öne sürdü; soruşturmanın ayrıntılarını araştıracak milletvekili heyetleri kurulduğunu ve mutlak butlan kararının AİHM'e taşınacağını açıkladı.

YENİ Parti, borsadaki fon krizini siyasetin merkezine taşıyor. Özgür Özel başkanlığında 27 Ekim'de genel merkezde toplanan Merkez Yönetim Kurulu'nun (MYK) ardından konuşan parti kurmayları, krizin AK Parti'yi anketlerde en az 6 puan geriye düşürdüğünü öne sürdü. Kurmaylar, soruşturmanın bütün boyutlarını ortaya çıkarma işini iktidarın üstlenmediğini, bu boşluğu kendilerinin dolduracağını söyledi.

MYK'nın kalabalık gündemi

Fon krizinin son gelişmeleri, toplantının ilk maddeleri arasındaydı. Mekke Anlaşması da masaya geldi. Parti ayrıca Birinci Olağan Kurultay'ın 14-15 Kasım'daki toplantısı için hazırlıklarını gözden geçirdi ve tamamlanan kongre süreçlerini değerlendirdi. Gündemde bunların yanında güncel üye sayısı, TBMM grubunun faaliyetleri, 2027 Bütçesi ve parti örgütlenmesine ilişkin yeni model çalışması vardı.

Anketlerde 6 puanlık gerileme iddiası

Fon krizinin ardından ekonomi kurmaylarının katılımıyla bir fon krizi masası oluşturuldu ve masanın toplantıları sürüyor. Parti, krizin etkisini anketlerle de ölçtürdü. Kurmaylar, eylül ayından bu yana birinci parti olduklarını, ağustos anketlerinde ise kısa süre ikinci sırada kaldıklarını anlattı. Kararsızlar dağıtıldığında AK Parti ile aralarındaki farkın 3 puan olduğunu söyleyen kurmaylar, AK Parti'ye yakın araştırmacıların kendi çalışmalarında da 6 puanlık bir gerileme gördüğünü iddia etti. Altı aileden birinin krizden etkilendiğini, AK Parti'ye yakın seçmenin de ciddi tepki gösterdiğini savunan kurmaylar, bu tablonun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı rahatsız ettiğini öne sürdü.

BirGün'ün haberine göre kurmaylar, AK Parti'ye yönelik tepkinin geçici mi kalıcı mı olduğunu saha çalışmalarıyla belirleyeceklerini de söyledi.

Baskın seçim sorusuna yanıt

Erdoğan'ın emeklilere yönelik, yıl sonuna işaret eden sözlerinin erken seçim sinyali sayılıp sayılmayacağı soruldu. Kurmaylar, kriz bu kadar konuşulurken ve AK Parti anketlerde geriye giderken baskın seçime gidilmeyeceği görüşünü dile getirdi. Erdoğan'ın önce ekonomiyi toparlayıp sonra sandığa gitmek isteyeceğini belirten kurmaylar, ülkenin bir an önce seçime götürülüp yeni bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini savundu. BirGün, kurmayların Erdoğan'ın emekli zamlarına ilişkin açıklamalarını tabanın öfkesini almaya dönük bir girişim olarak değerlendirdiğini ve bunun işe yaramayacağını söylediklerini aktardı.

Fon krizi için milletvekili heyetleri

Soruşturmanın ayrıntılarını ortaya çıkarmak için 10 milletvekilinden oluşan bir kurul oluşturulmuştu. Kurmaylara göre heyet, soruşturmada tutuklu bulunanları cezaevlerinde ziyaret edip sorular yöneltecek. Görüşülecek kişilerin başka isimlere işaret edebileceğini söyleyen kurmaylar, iktidar konunun Meclis'te incelenmesine sıcak bakmasa da sorgulama çabasından vazgeçmeyeceklerini belirtti. BirGün ve Bianet ise bu adımdan alternatif bir araştırma komisyonu olarak söz etti. Habere göre komisyon, iki ayrı milletvekili grubundan oluşacak; gruplardan biri mağdur ailelerle, diğeri tutuklularla görüşecek.

Belediye operasyonları ve Halk TV tepkisi

Kurmaylar, Merkezefendi ve Bakırköy belediyelerine düzenlenen operasyonlara da değindi. "Her güne operasyonlarla uyanıyoruz" diyen kurmaylar, AK Partili bir belediyeye yapılmayanların kendilerine yapıldığını öne sürdü. Halk TV'nin kapatılmasından sonra seçmenlerinde travma oluştuğunu söyleyen kurmaylar, seçime kadar baskının artarak süreceğini öngördüklerini belirtti ve partiyi ve örgütü dinç tutmanın önemine dikkat çekti. Kurmaylardan biri iktidarın yargısıyla, kolluğuyla ve medyasıyla üzerlerine çöktüğünü savunarak "milletin bu bulutu sandıkta dağıtacağından şüphemiz yok" ifadesini kullandı.

Mutlak butlan kararı AİHM'e taşınıyor

Toplantının gündeminde CHP'ye ilişkin mutlak butlan kararının Strazburg'daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) götürülmesi de vardı. BirGün ve Bianet'in aktardığına göre söz konusu karar, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin olarak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin verdiği hüküm. Başvuru, iç hukuktaki yollar tamamlandıktan sonra yapılacak.

KaynaklarSözcü Gazetesi, Cumhuriyet, Bianet, Ege Postası ve +8 kaynak
Son güncelleme28.10.2026 06:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu