CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç, Basmane Çukuru'nda imzalanan protokollerin kamu zararı riski taşıdığını öne sürerek Cemil Tugay hakkında görevi kötüye kullanma suçlamasıyla başsavcılığa başvurdu.
CHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, İzmir'deki Basmane Çukuru için imzalanan protokoller nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay hakkında suç duyurusunda bulundu. Kılıç, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesi kapsamında görevi kötüye kullanma ve tespit edilecek diğer suçlar nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurduğunu açıkladı.
Basın toplantısı, Cumhuriyet'in ilanının 103. yılı ve Basmane Çukuru başlıklarıyla yapıldı. Kılıç konuşmasına Cumhuriyet'e dair değerlendirmelerle başladı, ardından İzmir gündemine geçti.
Cumhuriyet vurgusu
Kılıç, hukuk fakültesine girebilmesini, avukatlık cübbesi giymesini ve milletin oyuyla Meclis'e gelmesini Cumhuriyet'in açtığı yola bağladı. Cumhuriyet'in aynı zamanda bir kadın devrimi olduğunu söyleyen Kılıç, 103. yılda kendilerine de sorular sormak gerektiğini belirtti. Çocukların, gençlerin, annelerin, emeklilerin ve kadınların karşılaştığı sorunları sıralayan Kılıç, Cumhuriyet'in adalet, eşitlik, liyakat ve özgürlük anlamına geldiğini savundu.
Basmane Çukuru'nda neler iddia edildi
Konak'ın İsmet Kaptan Mahallesi'ndeki yaklaşık 21 dönümlük alanın, tarihi dokusu ve kültür parkıyla bütünlüğü içinde İzmir'in ortak değeri olduğunu söyleyen Kılıç, belediyenin hukuki süreçte önemli kazanımlar elde ettiği bir aşamada kentlilerin haklarının protokollerle feda edildiğini iddia etti.
Kılıç'ın aktardığına göre İzmir Büyükşehir Belediyesi daha önce sözleşmenin geriye etkili feshi, tapuların iadesi ve teminatların irat kaydedilmesi talepleriyle dava açtı. İzmir 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki dosyada alınan üç bilirkişi raporu, yüklenici firmaların kusurlu olduğunu ve tapuların tamamının tazminatsız belediyeye iade edilmesi gerektiğini ortaya koydu. Kılıç, Sayıştay'ın 2023 ve 2024 raporlarında da taşınmazın tamamının kamuya kazandırılması için hukuki süreçlerin takip edilmesinin istendiğini söyledi.
Buna karşın Tugay yönetiminin imzaladığı protokollerle yalnızca yüzde 30'a razı olduğunu, kalan yüzde 70 üzerindeki haklardan vazgeçildiğini öne sürdü. Niyet protokolünün 5.1 maddesinde tapu iptal ve tescil davalarının geri alınması ile ihtiyati tedbirlerin kaldırılması, 5.2 maddesinde ise milyonlarca dolarlık banka teminatı takiplerinden ve nakit alacaklardan vazgeçilmesi taahhüdü bulunduğunu savundu.
Meclis yetkisi ve imar tartışması
Kılıç, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 16 Ocak 2026 tarihli kararıyla belediye başkanına, içeriği görülmemiş bir nihai protokol için geniş yetki verildiğini hatırlattı. Ona göre 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 18. ve 38. maddeleri taşınmaz tasarrufu ve sulh yetkisine sınır koyuyor; meclisin yetkileri sınırsız biçimde devredilemez. Protokolün 4.6 maddesindeki, henüz ortada olmayan projelere göre imar planlarının acilen değiştirilmesi taahhüdünü de eleştiren Kılıç, imar planlama yetkisinin özel şirketlerle pazarlık konusu olamayacağını söyledi.
Nihai protokolün 10 Eylül 2026'da imzalandığının açıklandığını, TMSF'nin ise 26 Ekim'de alanı 75 milyon dolar muhammen bedelle ihaleye çıkardığını da aktaran Kılıç, İçişleri Bakanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılığı'nı 4483 sayılı Kanun ve TCK kapsamında işlem yapmaya, yargı organlarını da telafisi güç kamu zararını önleyecek koruma tedbirlerini değerlendirmeye çağırdı. Süreci kişisel olarak da takip edeceğini söyleyen Kılıç, sonuna kadar izleyeceklerini belirtti. Tugay'ın iddialara yanıtı kaynak haberde yer almadı.