1 gün önce

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Gaziantep'teki erken seçim açıklamasının ardından Hürriyet yazarı Selvi, milletvekili sayısı ve cumhurbaşkanı adayı üzerine görüşlerini yazdı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep'te yaptığı açıklamada "Bir, iki ay da olsa erken seçime varız" dedi. Açıklama, erken seçim tartışmalarını gündemde tuttu.

Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi, 27 Ekim tarihli köşesinde konuyu ele aldı. Selvi, AK Parti'nin erken seçim için gereken sayıya ulaştığı yönünde yorumlar yapıldığını belirtti. Selvi'ye göre AK Parti'nin milletvekili sayısı 360'a ulaştı; CHP de erken seçim yönünde oy kullanırsa bu sayı 376'ya çıkacak.

Selvi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın erken seçim konusunu şansa bırakacak bir lider olmadığını söyledi. AK Parti'ye geçmek için bekleyen milletvekilleri bulunduğunu, bir kısmı için rezerv konulduğunu ve bu rezervlerin kaldırılması için çaba gösterenlerin olduğunu öne sürdü. Selvi, Kılıçdaroğlu'nun erken seçim sözlerinin arkasında duracağını düşündüğünü, bunun da Erdoğan'ın cumhurbaşkanı adaylığının önündeki engelleri kaldıracağını ifade etti.

Yazar, CHP'nin cumhurbaşkanı adayına ilişkin de CHP kulislerinden edindiği izlenimi aktardı. Kılıçdaroğlu'nun adaya ilişkin sorulara "Şimdi zamanı değil" yanıtı verdiğini hatırlatan Selvi, Kılıçdaroğlu'nun bazı isimleri şimdiden düşündüğünü öne sürdü. Selvi, Ekrem İmamoğlu'nun adaylığına artık İmamoğlu'nun da inanmadığını savundu; bu durumda Özgür Özel ile Mansur Yavaş'ın kaldığını söyledi.

Selvi'nin aktardığına göre Mansur Yavaş CHP'den istifa etti ve Kılıçdaroğlu bu istifaya üzüldüğünü söyledi. Selvi, Kılıçdaroğlu'nun konuyla ilgili çevresine de bir değerlendirme yaptığını, zamanı geldiğinde bunları aktaracağını belirtti. Yazar ayrıca Özel ya da Yavaş'ın adaylığının desteklenmeyeceğinin konuşulduğunu, Kılıçdaroğlu'nun toplumda karşılığı olan, bilinmeyen biri olmayan bir ismi aday göstereceğinin söylendiğini ifade etti. Selvi, Gürsel Tekin'in de CHP'nin bir cumhurbaşkanı adayı olduğunu söylediğini hatırlattı.

KaynakHaber 7
Son güncelleme28.10.2026 16:43
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
Büyük Haber·11 saat önce

CHP MYK toplantısı sonrası konuşan Müslim Sarı, adaylık tartışmasını erken buldu, kurultay takviminin başlangıcını 15 gün öteleyen gerekçeyi anlattı ve Mekke Anlaşması'na 'evet' vurgusu yaptı.

CHP Merkez Yönetim Kurulu, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında genel merkezde toplandı. Yaklaşık iki saat süren toplantının ardından basın karşısına çıkan Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Müslim Sarı; erken seçim, cumhurbaşkanı adaylığı, kurultay takvimi ve dış politika başlıklarında açıklamalar yaptı.

Adaylık tartışmasına 'erken' yanıtı

Sarı, cumhurbaşkanı adaylarına ilişkin partinin bir değerlendirmesi bulunmadığını söyledi. CHP'nin yetkili kurumlarında aday profilinin nasıl olacağı ya da kimlerin aday olabileceği konusunda bir görüşme yapılmadığını belirten Sarı, bu tartışmayı şimdilik erken bulduklarını ifade etti.

Erken seçim sorusuna net çizgi

Sarı, Kılıçdaroğlu'nun erken seçime ilişkin sözlerini de yorumladı. Seçimin 2028'e kadar uzaması halinde bunu erken seçim saymadıklarını anlatan Sarı, “2028 yılına sarkmış bir seçimi erken seçim olarak görmüyoruz” dedi. Sürenin son bir ay, iki hafta ya da iki ay kalması fark etmeksizin yapılacak seçimin CHP açısından erken seçim olmadığını, partinin bunu desteklemediğini söyledi.

Yine de Genel Başkan'ın mesajının, muhalefet partisi olarak seçimin ne zaman yapılırsa yapılsın ondan kaçılmayacağı anlamına geldiğini aktardı. Sarı'ya göre seçim bir ay, iki ay ya da bir yıl kala yapılsa da CHP sandığa hazır.

Kurultay takvimi 15 gün kaydı

Partinin olağan kurultayının ertelendiği iddialarını da yanıtlayan Sarı, kurultay takviminin başlangıç gününün 28 Ekim olduğunu ve bu tarihte üye listelerinin askıya çıkmasının planlandığını anlattı. Son günün ise 14 Şubat olduğunu belirten Sarı, bu tarihe kadar il ve ilçe kongrelerinin tamamlanıp Parti Meclisi'nin toplanacağını, kurultay tarihinin de o toplantıda belirleneceğini söyledi.

Sarı'ya göre tedbir kararının geri çekilmesi süreci henüz netleşmedi ve tamamlanmadı. Hukuki tartışmaya fırsat vermemek için başlangıç tarihi 15 gün ileri alındı. Sarı, mahkemenin bu 15 gün içinde karar vereceğini değerlendirdiklerini, bazı hukukçuların ise mahkeme kararı kesinleşmeden listelerin askıya çıkarılmasını gereksiz bir tartışma kaynağı olarak gördüğünü aktardı. İl kongreleri için ilan edilen takvimde değişiklik olmadığını, yalnızca sürenin daraltıldığını ekledi.

Emeklilere yönelik iktidar çıkışı

Sarı, iktidarın emeklilere ilişkin son açıklamalarını da eleştirdi. Son dört beş yılda emeklilerin açlık sınırının altındaki ücretlere mahkûm edildiğini, bunu defalarca dile getirdiklerini ancak AK Parti'nin dinlemediğini söyledi. Cumhurbaşkanı Yardımcısının sözlerinden, iktidarın bu sesi 2027'den itibaren duymaya başladığının anlaşıldığını belirten Sarı, “hayırdır, seçim mi var” diye sordu.

Mekke Anlaşması'na destek sürecek

Sarı, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın belirsizlikler taşıdığını kabul etti. Buna karşın anlaşmanın, bölgede ortaya çıkacak jeopolitik boşlukların Türkiye tarafından doldurulması açısından ulusal çıkarlara aykırı olmadığını düşündüklerini söyledi. CHP'nin eleştirilerine ve işaret ettiği risklere rağmen anlaşmaya 'evet' oyu verdiğini hatırlatan Sarı, aynı değerlendirmeyi Genel Kurul aşamasında da yapacaklarını duyurdu.

KaynaklarHabertürk, Haber 7, CNN Türk, Hürriyet ve +3 kaynak
Son güncelleme28.10.2026 18:52
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
12 saat önce

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, MYK sonrası en düşük emekli aylığının Ocak'tan itibaren yüzde 70 artırılarak 40 bin lirayı aşmasını önerdi; 2027 bütçesini 'seçim bütçesi' olarak niteledi.

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, Merkez Yönetim Kurulu toplantısının ardından Genel Merkez'de düzenlediği basın toplantısında emeklilere yönelik somut bir rakam açıkladı. Parti, en düşük emekli aylığının Ocak ayından geçerli olmak üzere yüzde 70 oranında artırılıp 40 bin lirayı aşmasını istiyor. Sarı, bugün 23 bin 552 lira olan aylığın açlık sınırının çok altında kaldığını söyledi.

Erken seçim sorusuna yanıt

Basın toplantısında erken seçim de gündeme geldi. Sarı, 2028'e yaklaşmış bir tarihte yapılacak seçimin partileri için erken seçim sayılmadığını, son bir ay ya da iki ay kala sandığa gidilmesini desteklemediklerini belirtti.

Emeklilere yönelik ilk işaretler

Sarı, iktidarın emeklilerin sorununu yıllardır duymadığını öne sürdü. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın son iki günde yaptığı açıklamaları da bu çerçevede değerlendirdi. Yılmaz'ın, bütçede hedef enflasyonun üzerinde emekli zammı için imkân bulunduğunu söylediğini hatırlatan Sarı, bunu bir seçim hazırlığı olarak yorumladı ve "Hayırdır? Seçim mi var?" diye sordu. Daha önce 2027 bütçesinin seçim bütçesi olduğunu söylediğini, transfer harcamalarının enflasyonun iki katı kadar artırıldığını anımsatan Sarı, Yılmaz'ın bunu doğruladığını savundu.

CHP Sözcüsü, zam sözünü sevindirici bulduklarını ama yetersiz kalacağını düşündüklerini ifade etti. Sarı'ya göre açlık sınırı 37 bin 800 lira civarında ve milyonlarca emekli bu rakamın çok altındaki aylıkla ay sonunu getirmeye çalışıyor. Ocak'ta açlık sınırı daha da yükseleceği için partinin hedefi 40 bin liranın üstü; Sarı, emekliler masaya yatırılırken bu önerinin dikkate alınmasını istedi.

İşsizlikte manşetin ardındaki tablo

Sarı konuşmasının büyük bölümünü işsizlik verilerine ayırdı. Eylül ayında işsizlik oranı yüzde 8,4'e, işsiz sayısı 2 milyon 967 bine çıktı; ağustosa göre artış yaklaşık 200 bin kişi. Kadınlarda artış daha sert: erkeklerde işsizlik 0,5 puan yükselirken kadınlarda 1,1 puan arttı.

Sarı, gerçek tablonun bundan kötü olduğunu savundu. Muhalefetin ve toplumsal baskının sonucunda TÜİK'in geniş tabanlı işsizlik oranını da açıklamak zorunda kaldığını söyleyen Sarı, bu oranın yüzde 31,2 olduğunu, yani çalışabilir çağdaki her üç kişiden birinin işsiz sayılabileceğini belirtti.

Demografik fırsat penceresi uyarısı

CHP Sözcüsü'ne göre asıl yapısal sorun istihdam oranının düşüklüğü. Türkiye'de 32 milyon 445 bin kişi istihdamda; iş gücüne katılım oranı yüzde 52. Sarı, 15-64 yaş nüfusa bakıldığında ekonominin çalışabilir kişilerin yarısından azına iş verebildiğini söyledi.

Sarı, Türkiye'nin demografik fırsat penceresinin 2040'tan itibaren kapanacağını, önümüzdeki yaklaşık 15 yılın iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa Birliği'nde kişi başına gelirin 45 bin dolar dolayında olduğunu, Türkiye'nin gelecek yıl bunun yarısına ulaşacağını hatırlatan Sarı, yüzde 4-5 büyümeyle farkın kapatılabileceğini, bunun için istihdam politikalarının yeniden ele alınması gerektiğini dile getirdi.

KaynaklarHaber 1, Son Dakika
Son güncelleme28.10.2026 18:08
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
13 saat önce

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş, gündemlerinde erken seçim olmadığını söyledi. Büyükgümüş, TBMM 360 oyla karar alırsa Erdoğan'ın yeniden aday olabileceğini belirtti.

AK Parti'nin Genel Başkan Yardımcısı olan Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş, parti olarak erken seçimin gündemlerinde bulunmadığını söyledi. Yalova'da yayımlanan bir söyleşide konuşan Büyükgümüş, buna rağmen teşkilatların kesintisiz bir tempoyla sahada çalıştığını anlattı. Büyükgümüş'e göre AK Parti kadroları, "her Pazar seçim yapılabilecekmiş gibi" vatandaşa hesap verecek etkinliklerle çalışmalarını sürdürüyor.

Büyükgümüş, sahadaki varlıklarının seçimin o hafta yapılıp yapılmamasından etkilenmediğini de ekledi.

Hükümet sisteminin istikrar vurgusu

Konuşmasında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne dikkat çeken Büyükgümüş, Türkiye'nin 1980'ler ve 1990'larda erken seçim tartışmaları ile siyasi çalkantılar yüzünden zorlandığını hatırlattı. O dönemde vesayetin siyasete damgasını vurduğunu belirten AK Parti'li isim, yeni sistemle hedeflenen en önemli kazanımın görev süresi bakımından öngörülebilirlik olduğunu söyledi.

Büyükgümüş'e göre bir Pazar günü sandık kurulsa iktidarın kimde olduğu ve milletin cumhurbaşkanı olarak kimi seçtiği ortada. Hem 2018'de hem 2023'te Recep Tayyip Erdoğan lehine bir irade çıktığını anlatan Büyükgümüş, Erdoğan'ın bu süreçlerde kabinesini kurup gerekli bürokratik atamaları yaparak göreve başladığını söyledi. Seçimlerin zamanında yapılmasını esas aldıklarını vurguladı.

Muhalefetin erken seçim söylemine yanıt

Büyükgümüş, muhalefetin erken seçim yönündeki söylemlerini daha çok kendi iç tartışmalarıyla ilişkilendirdi. Seçim kararının Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yetkisinde olduğunu hatırlatan Büyükgümüş, Meclis 360 oyla seçim kararı aldığında tarihi belirlemenin de Meclis'in iradesine kalacağını ifade etti. Hukuki açıdan bakıldığında Meclis'in mevcut takvim içinde ya da daha erken bir tarihte irade gösterebileceğini kaydetti.

Erdoğan'ın adaylığı

Seçim tarihinin Meclis tarafından kesinleştirilmesi halinde Erdoğan'ın aday olabileceğini söyleyen Büyükgümüş, 360 oyla Meclis'in Erdoğan'ın yeniden aday olmasına imkân tanıyan bir irade göstermesinin de mümkün olduğunu dile getirdi. Konuyla ilgili şahsi görüşünü de paylaşan AK Parti'li isim, Erdoğan'ın hizmete devam etmesinin hem Türkiye hem de dünyadaki mazlumlar için büyük hayır taşıdığına inandığını belirtti. Büyükgümüş sözlerini şöyle bağladı: "Adayımız Recep Tayyip Erdoğan'dır."

KaynakYalovamız
Son güncelleme28.10.2026 16:32
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
16 saat önce

ASAL Araştırma'nın Ekim 2026 anketinde katılımcıların yüzde 57,2'si erken genel seçim istedi. Karşı çıkanların oranı yüzde 33,5'te kaldı.

Türkiye'de her on kişiden altısına yakını sandığın öne çekilmesinden yana: ASAL Araştırma ve Danışmanlık'ın Ekim 2026 anketinde yüzde 57,2'lik kesim erken genel seçimden yana tavır koydu. Seçimlerin erkene alınmasına karşı çıkanların oranı yüzde 33,5 oldu. Yüzde 9,3'lük kesim ise fikir belirtmedi ya da soruyu yanıtsız bıraktı.

Nisandan bu yana yükseliş

Katılımcılara "Sizce erken genel seçim yapılmalı mı?" sorusu yöneltildi. Erken seçim talebi, nisan ayında ölçülen yüzde 54,5'e kıyasla 2,7 puan yükseldi. Buna karşın oran, Mart 2026'daki yüzde 58,9'luk seviyenin 1,7 puan altında kaldı. Yani talep mart ayından sonra gerilemiş, ekimde yeniden toparlanmış ama önceki zirveye ulaşmamış durumda.

Serinin seyri

ASAL'ın önceki ölçümleri, iki yıllık bir yükseliş çizgisini gösteriyor. Erken seçim isteyenlerin oranı Ekim 2024'te yüzde 42,6'ydı. Ocak 2025'te yüzde 50,3'e, Ocak 2026'da yüzde 54,4'e çıktı, Mart 2026'da yüzde 58,9'a ulaştı.

Karşı çıkanlarda ise tablo ters yönde ilerledi. Ekim 2024'te yüzde 51,5 ile erken seçim isteyenlerin önünde olan bu kesim, Ocak 2025'te yüzde 40,6'ya, Ocak 2026'da yüzde 38'e, Mart 2026'da yüzde 36,6'ya geriledi. Nisan 2026'da yüzde 35 olan oran, son ölçümde yüzde 33,5'e indi.

Araştırmanın yöntemi

Çalışma 4-10 Ekim 2026 tarihlerinde Türkiye'nin 28 ilinde, 18 yaş ve üzerindeki 2 bin 20 kişiyle yapıldı. Veriler bilgisayar destekli telefon anketi yöntemiyle toplandı. Araştırmanın yüzde 95 güven düzeyinde, artı eksi yüzde 2,41 hata payı bulunduğu belirtildi.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme28.10.2026 13:55
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
20 saat önce

Bianet'te yayımlanan bir yazı, 2027 bütçesinde vergi gelirlerinin ağırlığının ücretlilere bindiğini savunuyor. Yazar, bütçe gelirindeki yüzde 41,92'lik hedef artışı olası bir erken seçimin mali hazırlığı olarak yorumluyor.

Bianet'te yayımlanan bir yazıda, 2027 Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi hem vergi yükünün dağılımı hem de erken seçim ihtimali açısından değerlendirildi. Yazar, bütçenin bu yıl bir basın bilgilendirme toplantısıyla kamuoyuna anlatılmasını, iktidarın teklifin kamuoyunda öne çıkmasına geçmiş yıllara kıyasla daha fazla değer verdiğinin işareti sayıyor. Yazara göre aynı günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın emekli maaşlarının iyileştirileceğini ve on binlerce işsizin istihdam edileceğini söylemesi de bu tabloyla birlikte okunmalı.

Takvim

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki bütçe görüşmeleri 27 Ekim'de başladı ve 27 Kasım'da bitecek; komisyon yaklaşık bir ay boyunca hemen hiç ara vermeden çalışacak. Yazar, bütçenin hem iktidarın hem muhalefetin diliyle ülke gündeminde yer alacağını belirtiyor.

Vergi yükü kimde?

Yazının verdiği rakamlara göre bütçe gelirleri 25 trilyon 436 milyar lira olarak öngörülüyor; bunun yüzde 87,04'ü, yani 22 trilyon 139 milyar lirası vergiden gelecek. Vergi gelirlerinin yüzde 35,93'ü gelir ve kazanç üzerinden alınan vergilerden, yani yaklaşık 7 trilyon 955 milyar liradan oluşuyor. Yazar, bu kalemin yalnızca yüzde 29,8'inin şirketlerin ödeyeceği kurumlar vergisi olduğunu, yani 2 trilyon 371 milyar liralık tutarın şirketlerden bekleneceğini, geri kalan 5 trilyon 583 milyar liranın yüzde 70'ten fazlasının ise ücretlilerden toplanacağını yazıyor. Karşılaştırma için 2022'yi veriyor: o yıl kurumlar vergisinin payı yüzde 59,1, ücretlilerin payı yüzde 40,9 idi. Yazara göre bu değişim, AKP döneminde şirketler lehine yapılan düzenlemelerin göstergesi.

Yazar, vergi gelirlerinin yüzde 42,06'sını, yani yaklaşık 9 trilyon 312 milyar lirayı oluşturan KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerin de büyük ölçüde emekçilerden tahsil edileceğini savunuyor. Uluslararası ticaretten alınan vergiler (3 trilyon 439 milyar lira) ile kurumlar vergisi birlikte toplam vergi gelirinin yüzde 26,21'ini oluşturuyor. Bu iki kalem dışarıda bırakıldığında yaklaşık 16 trilyon 337 milyar liralık kısım, yani vergi gelirinin yüzde 73,79'u, çalışmak zorunda olanlardan gelecek. Yazar bunu iktidarın "sınıfa saldırısı"nın kanıtı olarak niteliyor.

"Erken seçim" yorumu

Cumhurbaşkanlığı, 2027 için bütçe gelirini 25 trilyon 436 milyar lira olarak açıkladı; bu rakam 2026'da 17 trilyon 923 milyar liraydı. Enflasyon hesaba katılmadan bakıldığında hedeflenen artış yüzde 41,92. 2026 bütçesinde 2025'e göre artış hedefi ise yüzde 20,26 idi. Yazar, farkı 2027 ya da 2028 başında bir erken genel seçimin mali hazırlığı olarak yorumlamanın mümkün olduğunu söylüyor. Bütçenin tek başına erken seçim işareti sayılamayacağını, ancak en güçlü göstergelerden biri olduğunu kabul ediyor; muhalefetin sosyalist ve sosyal demokrat kesimlerinin "baskın seçime" yakalanmamasını diliyor.

KaynakBianet
Son güncelleme28.10.2026 09:50
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

Serbestiyet'te yayımlanan bir yazı, Atina'da 2017'den beri süren yayalaştırmanın ticarette çeşitlilik getirmediğini, Türkiye'de ise yayanın kaldırımda ve yolda aynı anda daraldığını savunuyor.

Kentlerin göz bebeği sayılan yaya sokakları, kâğıt üzerindeki hedeflerinden uzaklaşıyor olabilir. Serbestiyet'te yayımlanan bir yazı, Yunanistan'dan gelen bir tartışmayı Türkiye'ye taşıyarak çarpıcı bir soru soruyor: Yaya sokaklarında asıl dolaşanlar yayalar mı, yoksa bu alanlar fiilen yeme-içme mekânlarının terasına mı çevriliyor? Yazıya göre kentsel yaşamı iyileştirmek için benimsenen bu planlama aracı, özellikle merkezlerde giderek yalnızca yemek-içmek ve turizm üzerine kurulu tek boyutlu bir gelişmeyi besliyor.

Atina'da canlılık geldi, çeşitlilik gelmedi

Yazı, Yunan Kathimerini gazetesinde çıkan bu konuyu irdeleyen bir yazıya dayanıyor. Tartışmanın merkezinde Atina'daki Sintagma, Monastiraki ve Omonia meydanları arasında kalan ticaret üçgeni var. Dar ve düzensiz sokaklardan oluşan bölgede 2017'den bu yana yayalaştırma uygulanıyor. Amaç, eski ticareti canlandırmanın yanında mimarlara, tasarımcılara ve sanatçılara da alan açmaktı.

Yaklaşık on yıl sonra bölgeye hareket gelmiş olsa da hedeflenen çeşitlilik sağlanamamış. Yeme-içme ve konaklama bölgedeki neredeyse tek faaliyet haline gelmiş. Esnaf derneğinin başkanı Tsangaris, Atina'nın durmadan çoğalan barlardan oluşan bir kente dönüşme riski taşıdığı uyarısını yapıyor; ona göre kaybedilen şey kültür, tarih ve özgün kimlik, bu da hem yerlileri hem turistleri ilgilendiriyor.

Londra'da da benzer bir soru var

Yazıda Londra'daki Oxford Caddesi de örnek gösteriliyor. Orada yayalaştırma, çevrimiçi satışlar ve AVM'ler yüzünden zayıflayan ticareti toparlama aracı olarak değerlendiriliyor. Fakat kapanan mağazaların yerini şeker ve Harry Potter temalı ürün satan işletmeler alınca, yazara göre geriye "hangi ticaret?" sorusu kalıyor.

Türkiye için uyarı: yaya iki taraftan sıkışıyor

Yazar, Türkiye'deki sorunun Yunanistan ve diğer Avrupa ülkelerine kısmen benzediğini, kısmen ayrıştığını belirtiyor. Ona göre Galata Kulesi çevresi gibi birkaç özel bölge dışında yayalaştırma Türkiye'de Avrupa kentlerindeki kadar öne çıkmıyor. Motorlu taşıt trafiği ile yeme-içme işletmelerinin işgal ettiği alan eş zamanlı genişliyor. Yolu otomobil ve otopark, kaldırımı ise işletmeler kullanınca yayaya iki yönden dar bir alan düşüyor. Yazarın değerlendirmesine göre Türkiye, Avrupa'daki tablonun daha sert bir halini yaşıyor.

Yazar, bir sokağa gelenlerin tek amacı yiyip içmek ve fotoğraf çektirmekse, günlük ihtiyaç esnafı ile sürekli oturanlar da oradan ayrılıyorsa canlı görünen ama tek amaca hizmet eden bir ortam doğacağını savunuyor. Eczane, manav ve gazete bayiinin yerini lüks kafeler ile turistik eşya dükkânlarının alması bu sürecin işareti olarak sayılıyor. Yazara göre yayalaştırma bazı durumlarda bu dönüşümü engellemek yerine hızlandırıyor.

"Yanlış yayalaştırma" uyarısı

Yazıya göre yayalaştırmayı salt taş döşeme işi saymak yanlış bir sonuca götürür. Atinalıların da dediği gibi hatalı uygulamanın bedelini yalnızca ticaret değil, kentin hafızası ve kendine özgülüğü de öder. Yazar, insanların yürüyebilmesi, oturabilmesi ve orada yaşayabilmesi için sokağın önce gerçekten insana bırakılması gerektiğini savunuyor. Aksi halde yayalaştırma, yaya kalmak anlamına geliyor.

KaynakSerbestiyet
Son güncelleme28.10.2026 02:40
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

İsrail'de 27 Ekim'de yapılan genel seçimin çıkış anketleri, Netanyahu ve Eisenkot bloklarından hiçbirinin hükümet kurmaya yetecek çoğunluğu sağlayamadığını gösterdi.

İsrail'de 27 Ekim'de yapılan genel seçimin ardından yayımlanan sandık çıkış anketlerine göre, ne Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ne de muhalefetin başındaki eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot'un bloğu, 120 sandalyeli Knesset'te hükümet kurmak için gereken 61 milletvekilliğine ulaştı.

Ülkenin önde gelen televizyon kanallarının anketlerine göre Eisenkot'un öncülük ettiği muhalefet bloğunun 52 ile 53 arasında, Netanyahu'nun sağcı ve aşırı sağcı partilerden oluşan ittifakının ise yaklaşık 50 sandalye kazanması bekleniyor. Hiçbir bloğa dahil olmayan Arap partilerinin 17 ile 18 arasında milletvekilliği elde edeceği öngörülüyor.

Kanal 12'nin anketinde Netanyahu'nun Likud Partisi 24, Eisenkot'un Yaşar Partisi 22 sandalye aldı. Kamu yayıncısı Kanal 11'in anketinde ise Likud 25, Yaşar 21 sandalyede göründü. Netanyahu yanlısı Kanal 14'ün çıkış anketi ise iktidar bloğunun 60 sandalye kazanabileceğini göstererek diğer kanallardan farklı bir tablo çizdi.

Muhalefet lideri Yair Lapid, anketlerin ardından yaptığı açıklamada Netanyahu bloğunun seçimlerde ağır bir yenilgi aldığını savundu. Lapid, bu bloğun çöktüğünü ve halkın onlara evlerine dönmelerini söylediğini öne sürdü.

Seçimde Filistinli seçmenlerin katılımının yüksek olduğu belirtildi. Arap partilerinin oluşturduğu Ortak Liste'nin seçim merkezinde çıkış anketlerinin açıklanmasının ardından sonuçlar alkışlarla karşılandı. Anketlere göre Arap partileri yeni parlamentonun oluşumunda önemli bir siyasi ağırlık elde etti. Buna karşın Eisenkot'un öncülük ettiği muhalefet ittifakındaki bazı partilerin Arap partileriyle koalisyon kurmaya karşı çıkması, hükümet kurma sürecindeki başlıca engeller arasında gösteriliyor.

KaynaklarKıbrıs Postası, Haber Kıbrıs, NTV Haber
Son güncelleme28.10.2026 00:39
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu