1 saat önce

Gazeteci Nagehan Alçı, MHP'li kaynakların fon krizindeki adımları yetersiz bulduğunu ve açıklanmamış bir listede dikkat çekici isimler olabileceğini düşündüğünü aktardı.

Gazeteci Nagehan Alçı, fon krizi konusunda MHP'li kaynakların görüşlerini aktardı. Alçı'nın anlattığına göre MHP cephesi, süreçte atılan adımları kamuoyunu ikna edecek netlikte görmüyor ve kamuoyuna açıklanmamış bir listenin varlığına dikkat çekiyor. Haber, 29 Ekim'de soL Haber'de yer aldı.

Alçı'nın aktardığı değerlendirme

Alçı, MHP kaynaklarına gidişatın tatmin edici olup olmadığını ve atılan adımların yeterli bulunup bulunmadığını sorduğunu, aldığı yanıtlarda bir soru işareti gördüğünü söyledi. Aktardığına göre MHP'li kaynaklar bir listeden söz ediyor. Kaynaklar, bu listede büyük ve dikkat çekici isimlerin bulunduğunu düşündüklerini, ancak listenin henüz ortaya çıkmadığını belirtiyor. Alçı'nın ifadesiyle kaynakların kurduğu cümle şöyle başlıyor: "Bir liste var."

Beklenti: netlik

Alçı'ya göre MHP cephesi bazı adımların atıldığını kabul ediyor, ancak bunların kamuoyunu tatmin edecek açıklıkta olmadığını düşünüyor. Aktarılan değerlendirmede MHP'nin, netlik taşıyan yeni adımların atılmasını beklediği vurgulanıyor. Haberde, söz konusu listenin içeriğine ya da isimlerine dair somut bir bilgi yer almıyor; değerlendirme, Alçı'nın MHP'li kaynaklardan aktardığı izlenimle sınırlı kalıyor.

Haberde Alçı'nın, iktidara yakınlığıyla bilinen bir gazeteci olduğu da not edildi.

KaynaksoL Haber
Son güncelleme29.10.2026 10:52
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
31 dakika önce

Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan'ın sert yazısını ve Hüseyin Likoğlu'nun listeye ilişkin satırlarını değerlendirdi; açıklanmayan listenin farklı yorumlara yol açtığını söyledi.

Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, fon krizine ilişkin tartışmaların iktidarın yakın çevresinden gelen seslerle yeni bir boyut kazandığını söyledi. Çakır, yayında Yeni Şafak'tan Yusuf Kaplan'ın tepkisini ve gazetenin yayın yönetmeni Hüseyin Likoğlu'nun kaleme aldığı yazıyı irdeledi.

Çakır'ın genel değerlendirmesi

Yayına Cumhuriyet Bayramı'nı kutlayarak başlayan Çakır, Cumhuriyet'in demokrasiyle taçlandırılması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin bugünkü rejimini otokratik olarak niteleyen Çakır, bu düzenin ne kadar süreceğinin, daha da sertleşip sertleşmeyeceğinin ya da ülkenin çoğulcu demokrasiye dönüp dönmeyeceğinin merak konusu olduğunu belirtti. Fon krizinin bu açıdan anlamlı olduğunu ifade etti.

Çakır, muhalefet saflarındaki kimi çevrelerin krizi önemsiz bulduğunu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sorunu bir şekilde çözüp hatta kazançlı çıkacağını düşündüğünü aktardı. Bu yaklaşımı "öğrenilmiş çaresizlik" diye adlandırdı. Krizin ilk gününden itibaren iktidar cephesinin içinde de eleştiri getirenlerin bulunduğunu, bunun süreceğini de söyledi.

Kaplan'ın uyarısı

Çakır, Yusuf Kaplan'ın "Fon rezaletinde millet burnundan soluyor" başlığıyla yazdığı yazıya dikkat çekti. Aktardığına göre Kaplan, kusurlu bulunanlar hemen en yüksek cezayla karşılaşmazsa ülkenin kargaşaya sürükleneceğini savundu ve sözünü bir dua ifadesiyle bağladı.

Çakır, benzer bir cümleyi hükümetin dışındaki bir gazeteci kurmuş olsaydı ne olacağını sorarak durumun dikkat çekici olduğunu vurguladı. Yine de bu sözlerin önemli olduğunu, not edilmesi gerektiğini belirtti. Kaplan tarafından sosyal medyada engellendiğini söyleyen Çakır, bunu kendisi açısından olumlu bir gelişme olarak gördüğünü anlattı. Karşısına çıkan paylaşımı ekran görüntüsüyle kendi hesabında yayımladığını, bazı takipçilerin de bu yazarın parasını mı kaptırdığını sorduğunu aktardı.

Açıklanmayan liste tartışması

Çakır, kriz başladığından bu yana sorulan listede kimlerin bulunduğu sorusunu yineledi. Listenin açıklanmamasının farklı biçimlerde yorumlandığını söyleyen Çakır, bu yorumlardan birinin Likoğlu'nun Size kim gel gel dedi başlıklı yazısında yer aldığını belirtti.

Çakır'ın aktardığına göre farklı kesimlerin, aralarında YENİ Parti ve İYİ Parti üyelerinin de bulunduğu isimlerin tartıştığı bölümde Likoğlu, yaptığı işten pişmanlık duymak bir yana, oğlunu tutuklayacak kişinin henüz doğmadığı ya da bunu yalnızca kendisinin yapmadığı yönündeki sözlerin kulaktan kulağa dolaştırıldığını yazdı. Likoğlu bu söylemleri hadsiz konuşmalar olarak niteledi. Kaynak metinde bu cümlelerin kime ait olduğu belirtilmiyor.

KaynakMedyascope
Son güncelleme29.10.2026 11:48
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 saat önce

Yılbaşından 27 Ekim'e kadar 14 şirketin TL borçlanma araçlarında 60 ödeme aksaklığı yaşandı; vadesinde ödenemeyen anapara geçen yılın 36 katını aştı, TCMB ise vadesi yıl sonuna kadar gelen ödemeler için kredi istisnası tanıdı.

Fon krizinin gölgesinde özel sektör borçlanma araçlarında ödeme sıkıntısı büyüyor. Aposto'nun derlemesine göre 14 şirket, yıl başından 27 Ekim'e dek TL cinsi tahvil, bono ve kira sertifikalarında toplam 60 kez ödeme aksatmaya düştü. Vadesinde ödenemeyen anapara 12 milyar 697 milyon lirayı buldu. Geçen yıl yalnızca iki şirket, toplam 346,3 milyon liralık anaparayı geciktirmişti; yani bu yılın ilk on ayındaki gecikme 2025'in 36 katından fazla.

Sorun tek tek şirketlerden sektöre yayıldı

Yılın ilk aylarında az sayıda şirkete özgü görünen tablo, Mayıs'tan itibaren genişledi. Önce Kontrolmatik (Mayıs), ardından Fikret Petrol ile Turk İlaç (Temmuz) ve Alves Kablo (Ağustos) ödeme güçlüğüne düştü. Aksaklık adedi Ağustos'ta yediydi, Eylül'de sekize çıktı; Ekim'in 27 gününde 16'ya ulaştı.

Tek kalemde en büyük gecikme Tera Yatırım Bankası'ndan geldi. Banka, Nisan ayında piyasaya sürdüğü 5 milyar liralık bononun hem anaparasını hem faizini zamanında karşılayamadı. SPK ise 27 Ekim'de Tera Yatırım Menkul Değerler'in bütün faaliyet izinleriyle yetki belgesini iptal etti; banka ile aracı kurumun yatırımcılarına tazminat ödenmesine ve şirketlerin kademeli tasfiyesine hükmetti.

Tera'yı saymazsak 13 şirketin geciken anaparası 7 milyar 697 milyon lira tutuyor. Listenin başında 1 milyar 555 milyon lirayla Borlease var; onu 1 milyar 378 milyon lirayla Fikret Petrol, 996 milyon lirayla Turk İlaç, 950 milyon lirayla Kontrolmatik ve 798 milyon lirayla Alves Kablo takip ediyor. Zorlu Enerji de yurt dışındaki 1,1 milyar dolarlık tahvilinin 23 Ekim'de dolan 60,5 milyon dolarlık faiz ödemesini 23 Nisan 2027'ye bırakmak için yatırımcılardan onay talep etti.

Yeni ihraç sayısı yarıya indi

Aposto, SPK'nın yedi portföy yönetim şirketinin 131 fonunu tasfiye etme kararından sonra piyasanın hızla daraldığını yazdı. Borsa İstanbul verilerine göre haftalık ortalama ihraç adedi, 5 Ocak-11 Eylül arasındaki 36,2'den 21 Eylül-23 Ekim arasında 17,4'e geriledi; haftalık nominal ihraç hacmi de 28,2 milyar liradan 17,2 milyar liraya çekildi. Düşüş adette yüzde 51,9, tutarda yüzde 39,1 oldu. Sorunlu 15 borçlunun fon krizinden önceki 37 günde topladığı 855,8 milyon lira, krizden sonraki 37 günde 175 milyon liraya indi.

Merkez Bankası devrede, uzmanlar temkinli

TCMB, 26 Ekim'de bankacılık dışındaki şirketlerin yıl bitmeden itfa edilecek TL borçlanma araçlarının ödemesi için kullanacağı kredileri ticari kredi büyüme sınırının dışında bıraktı. Eralp Ersoy'a göre, Lex Strategic Advisory'nin kurucusu olarak değerlendirdiği bu adım krizin yayılmasını yavaşlatır ama yalnızca yıl sonuna kadarki itfaları kapsadığı için kalıcı çözüm değildir. Ersoy, güvenin zedelendiğini, piyasanın kat ettiği yolun birkaç yıl kadar gerisine düştüğünü söyledi.

Prof. Dr. Evren Bolgün ise para piyasası fonlarından çıkışın 800 milyar lirayı aşıp 1 trilyon liraya yaklaştığını, bunun ÖST yenilemelerini güçleştirdiğini anlattı. KOBİ kredilerinde takibe dönüş oranının yüzde 5'i geçtiğini belirten Bolgün, temerrüdün kabaca 50 milyar liraya varabileceğini söyledi; bunun sayısal bir analize dayanmayan basit bir hesap olduğunu da ekledi.

KaynakAposto
Son güncelleme29.10.2026 10:52
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
2 saat önce

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nden Dr. Yunus Emre Aydınbaş, Yeni Şafak'taki yazısında fon krizi sonrası için likidite, gözetim ve yasal çerçeve önerileri sıraladı.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nden Dr. Yunus Emre Aydınbaş, Yeni Şafak'ın Düşünce Günlüğü sayfasında yayımlanan yazısında fon krizinin tek tek teknik sorunlardan çok finans sisteminin tasarımına dair bir soru olduğunu savundu. Aydınbaş'a göre kriz, tasarruf sahibinin güveninin hangi yapısal koşullarda aşındığını gösteriyor: Eylül 2026'da 131 fon tasfiye sürecine girdi ve 455 bin 758 yatırımcı parasına bir süre erişemedi. Bu fonlar yedi portföy yönetim şirketine bağlıydı.

Dünyadan dört örnek

Yazar, benzer tabloların başka ülkelerde de yaşandığını hatırlattı. Yazıda ilk örnek Güney Kore. Lime Asset Management adlı şirket, 2019'da 1,6 trilyon won civarındaki bir fonunda geri ödemeleri durdurdu; portföyde nakde kolay dönmeyen özel borçlanma kâğıtları ve kaldıraçlı swap işlemleri bulunuyordu. Kore yönetimi bunun ardından, varlıklarının yarıdan fazlası likit olmayan açık uçlu fonlara izin vermedi; bu fonları pazarlayan bankalara ve saklamacılara da izleme sorumluluğu yükledi. Aynı yıl Birleşik Krallık'ta işlemleri durdurulan Woodford fonunda ise 3,7 milyar sterlinlik portföyün sadece yüzde 8'i bir hafta içinde satılabilecek durumdaydı.

Hindistan'da Franklin Templeton, altı borçlanma fonunu 2020'de kapatırken kararı yatırımcıların oyuna sundu; varlıklar bağımsız bir kurum eliyle telaşsız biçimde elden çıkarıldı ve yatırımcılar yaklaşık üç yıldan uzun bir sürede anaparalarını tamamen geri aldı. ABD'de 2008'deki Reserve Primary Fund tasfiyesinde ise mahkeme, iade sırasına bakmadan oransal dağıtımı benimsedi. Aydınbaş'ın çıkardığı ders şu: iade sözü varlığın likiditesiyle uyumlu olmalı, kriz anında kime hangi sırayla ödeme yapılacağı önceden belli olmalı.

Finans neye hizmet ediyor

Aydınbaş, asıl tartışmanın finansın reel üretimi beslemesi gerektiği noktasında düğümlendiğini belirtti. Ona göre fonların toplam büyüklüğü, 2023 sonundaki 1,8 trilyon liradan 2026 Ağustos'ta 11 trilyon liraya yaklaştı. Sığ hisselerde fon alımları fiyatı, fiyat getiriyi, getiri de yeni girişleri besledi. Yazara göre ikincil piyasada el değiştiren bir hisse için ödenen bedel şirketin kasasına girmediği için bu döngü yeni yatırım sermayesi yaratmıyor. Aydınbaş, 2015 tarihli bir araştırmaya atıfla, özel sektöre açılan kredilerin gayrisafi hasılaya oranı yüzde 100'ü bulunca finansal derinliğin büyümeyi yavaşlatmaya başladığını da aktardı.

Teşvik, likidite ve gözetim önerileri

Yazar, yeni düzenlemelerin ölçütünün fonların gerçek ekonomiye ne ölçüde kaynak aktardığı olması gerektiğini söyledi. Önerisi, vergi avantajını portföyünün belirli bir bölümünü girişim sermayesi, halka arz, bedelli sermaye artırımı ve şirket borçlanma araçlarına ayıran fonlara tanımak; kısa vadeli alım satımı ise fonu ne kadar uzun tutulursa o kadar düşen kademeli bir stopajla caydırmak. Yazara göre her fon, reel sektöre aktardığı kaynağın payını ve portföyünü ne sıklıkla değiştirdiğini kamuoyuyla paylaşmalı, kısa vadeli borçla ayakta duran yapılardan ilave sermaye talep edilmeli.

Aydınbaş, geri ödeme süresinin portföyün likiditesiyle ilişkilendirilmesini ve Finansal İstikrar Kurulu'nun Aralık 2023 tavsiyeleri doğrultusunda fonların likidite düzeyine göre sınıflandırılmasını da öneriyor. Likit olmayan varlıkları yarıdan fazla olan fonlar günlük iadeye kapatılabilir. Halka açıklık oranı düşük hisselerde fonların payı, fiilen dolaşımdaki miktara ve işlem hacmine bakılarak sınırlanmalı; değerlemeleri bağımsız yapılmalı ve fiyatlara likidite indirimi yansıtılmalı. Yazar, ilişkili taraflara güvencesiz kaynak aktarılmasının da büsbütün yasaklanmasını istiyor. Kurumlar arası koordinasyon için SPK, Borsa İstanbul, Merkezi Kayıt Kuruluşu, Takasbank ve Merkez Bankası'nın ortak kullanacağı, işlemlerin zaman damgasıyla izlendiği bir veri platformu ile fonlara düzenli stres testi önerisi de yazıda yer aldı.

Kanuna fon bölümü çağrısı

Aydınbaş, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na fonlara özgü bir bölüm eklenmesini savundu. Bu bölümde iade işlemlerinin hangi koşullarda durdurulabileceği, paranın oransal dağıtımı, bağımsız tasfiye memuru, tasfiye kararında yatırımcı oylaması ve durdurma öncesindeki ayrıcalıklı iadelerin geri alınması düzenlenebilir. Uygun olmayan satışlarda dağıtıcıya tazminat sorumluluğu yüklenmesi, bir fonun para piyasası unvanını kullanabilmesi için sıkı vade ve kalite şartları aranması, nitelikli yatırımcı sınırının enflasyonla güncellenmesi ve mahkeme dışında çalışan hızlı bir uyuşmazlık birimi de yazarın paketinde yer alıyor. Yazar, tasfiyede öngörülen en uzun sürenin altı ay olduğunu hatırlatarak aynı sürenin taslakların hazırlanıp kamuoyunun görüşüne açılması için de yeteceğini yazdı.

KaynakYeni Şafak
Son güncelleme29.10.2026 09:55
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
5 saat önce

Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, 15 Eylül ile 26 Ekim arasında Türkiye Varlık Fonu'nun borsadaki altı şirketinin değerinin 1,01 trilyon liradan 887 milyar liraya indiğini hesapladı.

Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, köşesinde fon krizinin yalnızca portföylerinde fon bulunan yatırımcıları değil, kamu varlıklarını da vurduğunu savundu. Terkoğlu, fon vurgunundan 455 bin kişinin etkilendiğini hatırlatırken, fon almayanların da bedelini ödediğini öne sürdü. Bu iddiasını, bir iktisatçı arkadaşıyla birlikte yaptığı hesaba dayandırdı.

Türkiye'nin en büyük fonu: Varlık Fonu

Yazara göre Türkiye'nin en büyük fonu TERA ya da Pusula değil, başkanlığını cumhurbaşkanının yaptığı Türkiye Varlık Fonu. Fon 2016'da kuruldu; çatısı altında yedi sektörden 36 şirket, iki lisans ve en az 46 taşınmaz bulunuyor. Terkoğlu, PTT'den Ziraat Bankası'na, THY'den İzmir Alsancak Limanı'na uzanan varlıklara dikkat çekti. Fonun 2025 sonu tablolarındaki toplam aktifi 19 trilyon lira. Ancak Ziraat Bankası, BOTAŞ, TPAO ve Borsa İstanbul gibi borsada işlem görmeyen kuruluşların değeri yalnızca üç aylık veya yıllık finansal tablolarla yenilendiği için günlük değer hesabı mümkün değil.

Altı şirketin 40 günlük bilançosu

Bu nedenle Terkoğlu, fonun borsada işlem gören altı şirketine baktı: Türkiye Sigorta, Halkbank, Vakıfbank, THY, Turkcell ve Türk Telekom. Krizin arifesi olan 15 Eylül ile 26 Ekim karşılaştırıldığında bu şirketlerin toplam değeri 1,01 trilyon liradan 887 milyar liraya geriledi. Kayıp 123,1 milyar lirayı, yani yüzde 12,2'yi buldu. Bunun 84,7 milyar lirası, 16 Ekim'den 26 Ekim'e kadar uzanan son yedi işlem günü içinde silindi.

En sert düşüş yüzde 37,6 ile Türkiye Sigorta'da yaşandı; şirketin genel müdürü ve yardımcısı fon soruşturması kapsamında tutuklanmıştı. Türk Telekom'da kayıp yüzde 14,7, Vakıfbank'ta yüzde 10,9 oldu; THY yüzde 9,5, Turkcell ise yüzde 9,1 geriledi. Halkbank'taki düşüş yüzde 6,8'de kaldı.

Dolar bazında 3 milyar dolarlık düşüş

Dolar kurunun 48,62 liradan 49,76 liraya çıktığını da hesaba katan Terkoğlu, altı şirketin değerinin 20,8 milyar dolardan 17,8 milyar dolara indiğini yazdı. Dolar cinsinden kayıp yüzde 14,2 oldu. Bu dönemde BIST 100 endeksi ise yüzde 19,7 geriledi; yani fonla bağlantısı olmayan varlıklar da değer yitirdi.

Terkoğlu, fon mağdurlarının alacaklarının iade ya da el koyma yoluyla tamamen karşılanacağına inanmadığını belirtti. Ödeme tamamlansa bile kamu ekonomisine verilen zararın çok daha büyük olduğunu, bedeli halkın ve çocuklarının ödeyeceğini savundu.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme29.10.2026 07:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
6 saat önce

ASAL Araştırma'ya göre katılımcıların yüzde 26,5'i fon ve borsa krizini ekonominin en önemli sorunu olarak gösterdi. MAK Başkanı Kulat, fonun siyasete etkisinin kendisinden büyük olduğunu söyledi.

Fon krizi, yaklaşık 456 bin yatırımcıyı vuran bir süreç olarak ekonomik sorunlar listesinin en üstüne yerleşti. ASAL Araştırma, 4-10 Ekim 2026 arasında 28 ilden 2 bin 20 kişiye ulaştı. Katılımcıların yüzde 26,5'i, Türkiye ekonomisindeki en büyük derdin fon ve borsa krizi olduğunu söyledi.

Sıralamada gıda fiyatlarının yerini kriz aldı

Enflasyon yüzde 22,2 ile listenin ikinci sırasında yer aldı. Gıda fiyatlarındaki artış ise yüzde 13 ile üçüncü oldu. Aynı kurumun haziran ayında yaptığı araştırmada tablo farklıydı: o dönem gıda fiyatları yüzde 21 ile birinci sıradaydı. Haziran sıralamasıyla kıyaslandığında ilk sırayı gıda fiyatları kaybetti, fon ve borsa krizi ise listenin başına yerleşti.

Tasfiye kararı ve yatırımcı sayısı

Krizin eylülde büyümesinin ardından SPK, 131 fonu tasfiye etme kararı aldı. MKK kayıtları, tasfiye edilecek bu fonlarda toplam 455 bin 758 yatırımcının yer aldığını gösteriyor.

Kulat: Siyasi etki daha büyük

Sonuçları yorumlayan MAK Araştırma'dan Mehmet Ali Kulat, sahadaki verilerin açık bir tablo çizdiğini söyledi. Kulat'a göre fonun siyasete etkisi, fonun kendisinden çok daha büyük. Kulat, vatandaşın tek talebinin şeffaflık ile herkes için aynı işleyen bir yargı olduğunu da ekledi.

KaynakYeni Asya
Son güncelleme29.10.2026 06:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
10 saat önce

Para Analiz'deki yoruma göre fon krizi AKP ve MHP kulislerinde oy kaybı, bürokrasinin sorumluluğu ve açıklanmayan isim listesi başlıklarında tartışılıyor.

Para Analiz'in yayımladığı bir yorum, fon krizinin siyasi sonuçlarının muhalefetle sınırlı olmadığını öne sürüyor. Yazıya göre iktidara yakın kalemlerin ve eski bir AK Parti milletvekilinin sözleri, hesap sorulması talebinin Cumhur İttifakı çevresinde de yükseldiğini gösteriyor. Yorumun çıkış noktası üç soru: Ekonomi yönetimindeki bürokratlar neden yeterince denetlenmedi, kriz sırasında kazanç elde edenlerin adları neden kamuoyuyla paylaşılmıyor ve zarar görenlerin kaybı nasıl telafi edilecek?

Kulislerde asıl endişe oy kaybı

Yorumda, NEFES yazarı Nuray Babacan'ın aktarımına geniş yer verildi. Babacan'a göre AKP grubu ile genel merkezdeki toplantılarda kriz, en çok seçim sandığına yansıyabilecek etkisi bakımından konuşuluyor. Aynı aktarımda, bazı bürokratların yalnızca görevlerini ihmal etmediği, sistemi kendi çıkarları için de kullanmış olabileceği yönünde eleştiriler yapıldığı belirtildi. Para Analiz, bu iddiaların henüz mahkeme kararıyla doğrulanmadığını da not etti.

Liste neden açıklanmıyor

Babacan'ın haberine göre bir kısım AKP milletvekili, isimlerin saklanmasının bazı kişilerin korunduğu algısı yarattığı kanaatinde. Hukuk kökenli vekiller ise nihayetinde adların kendiliğinden ortaya çıkacağını düşünüyor. Aynı değerlendirmede, kazancı geri verenlerle vermeyenlerin hukuki konumunun ayrışabileceği, ödeme yapmayanlar için suç duyurusu yolunun açık olduğu söyleniyor.

Emekli kaygısı

Yorum, Cumhuriyet gazetesinden Merve Kılıç'ın haberine de başvurdu. Habere göre Erdoğan'ın emekliler için yıl sonunu işaret etmesinin ardında, saha ve teşkilatlardan gelen geçim sıkıntısı bildirimleri bulunuyor. AKP kulislerinde emeklilerin iktidardan uzaklaştığına dair yorumlar dolaşıyor.

Likoğlu: Kapanı kimin kurduğu bulunmalı

Yeni Şafak yazarı Hüseyin Likoğlu, soruşturmanın ilerlemesine direnen çevreler bulunduğunu savundu ve olayı "Ekonominin 15 Temmuz'unu yaşıyoruz" diyerek tarif etti. Likoğlu'na göre paranın mağdurlara dönmesi tek başına yetmiyor; sistemin nasıl kurulduğu ve parasını geri getirenlerin kimler tarafından yönlendirildiği de araştırılmalı. Aksi halde benzer düzenekler yeniden ortaya çıkabilir. Yorum, Likoğlu'nun aktardığı kulis sözlerinin sahiplerinin belli olmadığını ve doğruluğunun bağımsız biçimde teyit edilmediğini vurguladı.

MHP çevresindeki yankı

Para Analiz, rahatsızlığın MHP cephesine de uzandığını ileri sürdü. Gazeteci Nagehan Alçı'nın MHP kaynaklarından edindiği bilgilere dayandırdığı aktarım, açıklanmayan listenin bu kanatta da gündemde olduğuna işaret ediyor. Yorum ayrıca Şamil Tayyar'ın sosyal medya paylaşımını, krizin halk arasındaki yankısını gösteren bir örnek olarak andı.

KaynakPara Analiz
Son güncelleme29.10.2026 01:40
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
12 saat önce

AK Parti'nin eski milletvekili Şamil Tayyar, akaryakıt istasyonunda yaşadığı bir sohbeti paylaşarak fon vurgununun dar ve sabit gelirlilerde ağır bir iz bıraktığını, mağduriyetin giderilmesi kadar hesap sorulmasının da önemli olduğunu yazdı.

AK Parti'nin eski milletvekili Şamil Tayyar, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda fon vurgununun toplumdaki yansımasını kendi yaşadığı bir anı üzerinden anlattı. Tayyar'a göre olay, özellikle geliri düşük ve sabit olan vatandaşlarda derin bir tahribata yol açtı.

Akaryakıt istasyonundaki sohbet

Tayyar, Başkentte olduğunu belirten Tayyar, eve giderken Eskişehir yolundaki bir akaryakıt istasyonuna girdiğini yazdı. Pompadaki görevli, daha önce aynı istasyonda gördüğü Tayyar'a arabayı değiştirip değiştirmediğini sordu. Tayyar, o aracın eşine ait olduğunu ve satıldığını söyleyince görevli gülmeye başladı ve parasını fona yatırıp yatırmadığını sordu. Tayyar, görevlinin yüzündeki muzip ifadeye dikkat çekti.

Görevli bir yandan da "Sizin mücadelenizi biliyoruz" diyerek Tayyar'ı teselli etti. Ardından sözü fon vurguncularına getirdi: bu kadar paranın nasıl yendiğini, insanın hiç doymayıp doymadığını sordu. Tayyar bu sohbeti "Hem yakıt aldık hem ders aldık" cümlesiyle özetledi ve anlatabileceği benzer örneklerin çok olduğunu ekledi.

Tayyar'ın değerlendirmesi

Tayyar'a göre vurgun, geliri düşük ve sabit olan kesimlerde ciddi bir travmaya yol açmış durumda. Bu hasarın giderilmesinin mümkün olduğunu, fakat bunun için çok çaba gerektiğini belirtti.

Tayyar, görevlinin sözlerini aktardıktan sonra konuya ilişkin kendi değerlendirmesini yaptı. Paylaşımın vurgusu iki başlıkta toplandı. Birincisi mağduriyetin telafi edilmesi. İkincisi sorumlulardan hesap sorulması. Tayyar, zararların giderilmesi kadar hesap sorulmasının da aynı derecede önemli olduğunu, ayrıca yaşanan zorlukların aşılmasının da bir o kadar gerekli olduğunu yazdı.

Sözcü'nün haberine göre paylaşım, fon krizine ilişkin tartışmaların sürdüğü sırada geldi. Tayyar anısını, vatandaşın fon vurguncularına yönelik tepkisini ve mağduriyetin boyutunu göstermek için örnek olarak kullandı.

KaynakSözcü Gazetesi
Son güncelleme29.10.2026 00:10
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
17 saat önce

TBMM Başkanlığı bütçesi görüşülürken YENİ Parti'den Özlale ve Arı ile İYİ Parti'den Poyraz söz aldı; fon krizindeki denetim eksikliği, müfettiş uygulamaları ve milletvekillerine müdahale tartışıldı.

Plan ve Bütçe Komisyonu, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş'un yönetiminde toplanarak 2027 bütçesi kapsamında TBMM Başkanlığı, Kamu Denetçiliği Kurumu ve Sayıştay harcamalarını görüştü. Oturumda muhalefet vekilleri fon krizindeki denetim eksikliğini, belediyelerdeki müfettiş uygulamalarını ve Meclis'in saygınlığını tartışmaya açtı.

Özlale: Kamu otoritesi denetim yapmadı

YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, "fon vurgunu" adını verdiği sürecin iki ayrı krizden oluştuğunu söyledi. İlkinin sorunlu şirket tahvilleri olduğunu belirten Özlale, Türkiye Varlık Fonu'nun da bu kâğıtlardan satın aldığını ileri sürdü. Eski düzende Sayıştay'ın bu tür bir vurguyu büyümeden yakalayabileceğini savunan Özlale, daha sıkı denetlenen Varlık Fonu'nun bugün Ziraat Bankası'ndan Türkiye Sigorta'ya kadar uzanan bir tablonun merkezinde kaldığını anlattı.

Özlale, Kamu Başdenetçisi Mehmet Akarca'ya da seslendi. Kurumun, vatandaşların başvurularını inceleyen bir yapı olduğunu hatırlatan Özlale, borsa ve SPK gibi kurumlar hakkında bu süre içinde hiç şikâyet gelip gelmediğini sordu. Krizin başlıca nedenini kamu otoritesinin denetimi yerine getirmemesi olarak tanımladı.

Arı: Müfettişler belediyelerde söz sahibi

YENİ Parti Antalya Milletvekili ve Komisyon Sözcüsü Cavit Arı, mülkiye müfettişlerinin belediyeler üzerinde baskı kurduğunu öne sürdü. Antalya Büyükşehir'de bir müfettişin yaklaşık bir buçuk yıldır görev yaptığını söyleyen Arı, bazı müfettişlerin meclis kararlarının nasıl alınacağı konusunda belediye başkanlarını yönlendirdiğini, talimata uymayanlara farklı işlemler yapılacağını hissettirdiğini iddia etti.

Arı'nın gündeme getirdiği ikinci başlık ihracattı. Uluslararası taşımacılık yapan TIR sürücülerinin Schengen vizesi sorunu nedeniyle sınır kapılarında beklediğini söyleyen Arı, bu sorunun hızla çözülmesini istedi.

Poyraz: Yargılanma sözünün anlamı

İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, daha önce dile getirdiği "Yargılanacaksınız" uyarısını açıkladı. Poyraz'a göre bu söz, iktidar el değiştirirse eski dönemden hesap sorulacağı anlamına gelmiyordu; yürürlükteki yasalar terör propagandasını ve suçu ya da suçluyu övmeyi cezalandırdığı için, bu fiillere karışanların suç tarihindeki mevzuat geçerli olduğu sürece yargılanabileceğini belirtmek istemişti.

Terörsüz Türkiye sürecinin niyetinin samimi olabileceğini kabul eden Poyraz, uygulamanın ise terör suçlularına af getirmiş gibi bir görüntü yarattığını savundu. Bu çerçevede Selahattin Demirtaş'ın terör propagandasından hâlâ tutuklu bulunduğunu ve mahkûmiyet aldığını da hatırlattı.

Meclis'in itibarı ve milletvekillerine müdahale

Poyraz, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un Meclis'in saygınlığına verdiği önemi bildiğini, ancak milletvekillerinin çeşitli engellemelerle karşılaştığını söyledi. Örnek olarak Can Atalay'ın tutukluluğunu, Mustafa Yeneroğlu ile Selçuk Türkoğlu'nun yaşadığı olayları gösterdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun iki yıl önce herkese açık bir etkinlikte tehdit edildiğini öne süren Poyraz, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu konuda adım atmadığını iddia etti. Kürsüde konuşan vekillere fiziki müdahale edilmesini kabul edilemez bulduğunu, siyasi tartışmanın sertleşebileceğini ama güç kullanımının devreye girmemesi gerektiğini belirtti. Konuşmasını gençlere de bağlayan Poyraz, bugünün gençlerinin örnek aldığı figürlerin mafya babaları ve internet fenomenleri olduğunu söyledi.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme28.10.2026 19:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
17 saat önce

Plan ve Bütçe Komisyonu'nda 2027 bütçesi görüşülürken Yeni Yol'dan Kısacık, fon krizi için Meclis araştırması istedi; CHP'li Kılıç ise Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasını hatırlattı.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi görüşmeleri sürerken salon, muhalefetin grup önerileri ve fon krizi etrafında bir kez daha ısındı. AK Parti, CHP, Yeni Yol ve diğer gruplardan milletvekilleri art arda söz alarak hem Meclis'in işleyişini hem de denetim yetkisini tartıştı.

Grup önerileri üzerinden usul tartışması

AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş, muhalefetin getirdiği grup önerilerinin yasama faaliyetini aksattığını öne sürdü. Güneş, bu önerilerin haftada yalnızca bir gün, Salı günleri verilmesini istedi. Güneş ayrıca yoklamanın, beş dakikalık bekleme süresi dolduktan sonra yeniden istenmesine itiraz etti.

CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu ise yanıtında, çerçeve yasanın milletvekillerinin eleştirileri ve katkılarıyla birlikte 467 oyla kabul edildiğini hatırlattı. Berberoğlu'na göre Meclis, Türkiye'nin en büyük sorunu sayılan Kürt meselesinde farklı partileri ve itiraz edenleri bile aynı sürecin içine alabildi. Hayır oyu veren bir milletvekilinin de Meclis'e gelip yasayı beğenmediğini söylemesinin demokratik bir faaliyet olduğunu belirtti.

Kısacık: Araştırma komisyonu kurulmalı

Yeni Yol Grubu Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, fon krizini “100 yılın vurgunu” diye niteledi. Krize rağmen Meclis Araştırma Komisyonu'nun hâlâ kurulmamasına dikkat çeken Kısacık, denetimi o halde kimin yaptığını sordu.

Kısacık, TBMM'nin gelecek yıl için ayrılan ödeneğinin 33 milyar 787 milyon lira olduğunu hatırlatarak piyasa manipülasyonlarıyla 800 milyar liralık bir kaynağın götürüldüğünü öne sürdü. Bu tutarın Meclis bütçesinin kabaca yirmi beş katına denk geldiğini vurgulayan Kısacık, “Neredeyse Meclis bütçesinin 25 katını çalmışlar” dedi. Böyle bir olayı araştırmayacaksa milletvekillerinin neden var olduğunu soran Kısacık, Meclis'in denetim görevinin şu anda sınandığını savundu ve araştırma komisyonunun kurulması çağrısı yaptı.

Kılıç: Anayasa Mahkemesi kararları bağlayıcı

CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç, Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Can Atalay'ın Anayasa Mahkemesi kararına rağmen hâlâ cezaevinde bulunduğunu anımsattı. Kılıç, mahkemenin kararlarının ısrarla hayata geçirilmediğini, Hatay halkının temsil hakkının da göz göre göre yok sayıldığını söyledi. Kılıç, Atalay'ın düşüncelerinin savunulmasını beklemediklerini, ancak Anayasa'nın ve millet iradesinin savunulmasını istediklerini ifade etti. Anayasa'nın 153. maddesine atıf yapan Kılıç, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını bağladığını hatırlattı.

Kaynakİlke TV
Son güncelleme28.10.2026 18:51
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

Fon soruşturmasında tutuklu sayısı 118'e ulaştı. Resmi Gazete'de yayımlanan 7596 sayılı yasa ise muhalefet ve hukukçular tarafından geriye yürüme ve mülkiyet hakkı gerekçesiyle eleştiriliyor.

Borsa İstanbul'u eylülde sert biçimde sarsan fon krizi, hem soruşturma hem de yasama cephesinde sürüyor. Soruşturma kapsamında tutuklananların sayısı 27 Ekim itibarıyla 118'e ulaştı. Aynı gün Resmi Gazete'de yayımlanan yeni yasa ise Meclis dışında da tartışma konusu oldu.

Gözaltı ve tutuklama süreci

Gözaltı ve tutuklama işlemleri 19 Eylül'de başladı. 23 Eylül'de Pusula Holding ve Tera Yatırım Holding yönetim kurulu başkanları ile üç holding yöneticisi tutuklandı; tutuklu sayısı 9'a çıktı. 24 Eylül'de adliyeye sevk edilen 20 şüpheliden Sulh Ceza Hakimliği 14'ünün tutuklanmasına karar verirken üç kişiyi adli kontrolle serbest bıraktı. 25 Eylül'de de gözaltındaki 21 şüpheliden 19'u tutuklandı; bunların arasında Merkez Bankası'nın eski başkan yardımcısı Erkan Kilimci de vardı.

Siyasi ve bürokratik cephe

Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin açıklamalarının ardından, kriz kapsamında adı geçen AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, kendisi ve eşinin hisse işlemlerine ilişkin iddialar üzerine görevinden affını istedi. AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Erdoğan'ın istifayı kabul ettiğini duyurdu. Kaya, 6 Ekim'de yatırımlarının ana para dışındaki kısmını TMSF'ye iade ettiklerini açıkladı. Kaya yatırım kararında yönlendirme veya özel bilgi bulunmadığını savunuyor, suçlamaları kabul etmiyor ve hakkında henüz bir yargı kararı bulunmuyor.

19 Ekim'de SPK Başkanı Mahmut Sütcü'nün sağlık nedeniyle istifa ettiği, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik'in de emeklilik dilekçesi verdiği öğrenildi. Ertesi günkü Resmi Gazete'de ise Sütcü'nün istifa değil, Cumhurbaşkanı kararıyla görevden alındığı görüldü. İki SPK üyesi ve dört daire başkanı da görevden uzaklaştırıldı.

Soruşturmanın son halkasında eski AKP milletvekili Ertan Aydın yer aldı. Hakkında ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağı kararı verilmişti; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı karara itiraz etti, Aydın gözaltına alınıp yeniden sevk edildi ve tutuklandı. Altınbaş Holding yöneticisi Nusret Altınbaş'ın tutuklanmasıyla toplam sayı 118'e yükseldi. Gazeteciler Şaban Sevinç ile Mustafa Balcı ise fon haberleri ve paylaşımları nedeniyle 'halkı yanıltıcı bilgiye alenen yayma' suçlamasıyla 10 Ekim'de tutuklandı.

Yasa neden tartışılıyor

TBMM'de 22 Ekim'de kabul edilen 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun, 27 Ekim'de Resmi Gazete'de yayımlandı. Muhalefet ve anayasa hukukçuları, yasanın 17 Eylül 2026'dan itibaren geçerli sayılmasının geriye yürümezlik ilkesine aykırı olduğunu savunuyor.

Muhalefet ayrıca son dakika önergesiyle eklenen bir maddeye itiraz ediyor. Madde, fon çıkış emri verdiği halde parası bloke kalan yatırımcıları tasfiye sürecine ortak ediyor; muhalefet bunun en az 250 bin yatırımcının mülkiyet hakkını çiğnediğini öne sürüyor. Manipülasyonla ya da içeriden bilgiyle elde edilen kazancın enflasyondan arındırılmış fazlasını iade edenlere idari koruma tanıyan düzenleme ise muhalefetin gözünde iktidara yakın isimleri korumaya yönelik. Muhalefet sözcüleri, Anayasa Mahkemesi'ne iptal başvurusuna hazırlanıyor.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme28.10.2026 11:56
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

Financial Times, 131 fonda 450 binden fazla yatırımcıyı etkileyen krizin siyasi sonuçlarını yazdı. Fatma Betül Sayan Kaya istifa etti; hükümet ise krizin sınırlı kalacağını savunuyor.

Financial Times (FT), Türkiye'de yaklaşık 18 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan fon krizinin siyasi ve ekonomik faturasını inceledi. Gazetenin değerlendirmesine göre 450 binden fazla yatırımcıyı vuran olay, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın üzerindeki baskıyı büyütüyor ve hükümet hasarın yayılmasını önlemeye çalışıyor.

Erdoğan'ın mesajı

FT'nin aktardığına göre Erdoğan, pazartesi günü kabinenin uzun süren toplantısı bittikten sonra yaptığı konuşmada ekonominin sağlam olduğunu söyledi. Manipülasyonla kazanç sağlayanların hukuk önünde hesap vereceğini belirten Erdoğan, aynı tür bir olayın bir daha yaşanmaması için hazırlık yapıldığını da ifade etti. Gazete, yetkililerin saadet zinciri benzeri bir yapı olarak tanımladığı oluşumun bu ay dağılmasıyla patlak veren krizin, bir üst düzey hükümet yetkilisinin yakınlarını da içine alan soruşturmaya evrildiğini yazdı.

İstifa ve yakalama kararı

Krizin siyasi ayağı, eski Aile Bakanı ve parti yöneticisi Fatma Betül Sayan Kaya'nın pazar günü görevini bırakmasıyla ağırlaştı. Bir muhalefet siyasetçisi, Kaya ve eşinin skandalla ilişkilendirilen bir şirketin hisse işlemlerinden milyonlarca dolar kazandığını öne sürmüştü. Kaya ise istifa dilekçesini Erdoğan'a verdiğini, soruşturma devam ederken makamının konuşulmasını istemediğini açıkladı.

Atilla Yeşilada, FT'ye yaptığı değerlendirmede Erdoğan'ın ya da çevresindeki isimlerin manipülasyondan haberi olduğu yönündeki izlenimin giderek kökleştiğini, istifanın da bu izlenimi güçlendirdiğini söyledi. FT, yıllardır enflasyon ve düşen reel ücretlerle boğuşan seçmenin, yatırımcıların uğrayacağı zararlar yüzünden Erdoğan'dan daha fazla uzaklaşabileceğini yazdı.

Savcılar pazartesi günü İskender Balcı için yakalama kararı verdi. Balcı, krizle bağlantılı şirketlerden birinde yakın zamana dek bağımsız yönetim kurulu üyeliği yapmıştı ve aynı gün kendiliğinden yetkililere gitti. Gazete, Balcı'nın BDDK'nın eski bir yönetim kurulu üyesinin oğlu, Osman Çelik'in (Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı) damadı olduğunu not düştü. Balcı, yürütmede görevi olmayan bir üye sayılacağını, şirketin günlük işleyişi ve hisse alım satımı üzerinde söz hakkı bulunmadığını, bazı fiyat oynaklıklarını fark edince kaygısını yönetime birçok kez ilettiğini ve sonunda ayrıldığını söyledi. FT, yönetim kurullarında bir üniversite rektörü ile eski bir büyükelçinin de yer aldığını yazdı.

Fonlar, tasfiye ve borsa

Tera Portföy'ün yönettiği bazı fonlar yatırımcıların para çıkış taleplerini ödeyemeyince kriz başladı; sıkıntı sonra diğer portföy şirketlerine de yayıldı. Toplamda 131 fondaki 450 bini aşkın yatırımcı bu sarsıntıdan etkilendi. Hükümet, riskli fonların tasfiyesini ve elde edilen paranın yatırımcılara aktarılmasını İş Bankası ile Ziraat Bankası'na verdi. Tasfiyenin altı aya kadar uzayabileceği, yatırımcıların ne kadar kaybedeceğinin ve paralarına ne zaman ulaşacaklarının ise belirsiz olduğu belirtiliyor.

Pazartesi seansında BIST 100 yüzde 2 geriledi; satış dalgasının hız kazandığı iki hafta öncesinden bu yana birikmiş değer kaybı yüzde 11'e dayandı. Buna karşın tasarruf sahiplerinin dolara hücum ettiğine dair bir işaret yok.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise cumartesi günü iş insanlarına, ekonomide sorun olmadığını söyledi. Yılmaz, krizi dar bir alanla sınırlı, geçici bir aksaklık olarak değerlendirip Türkiye'nin sermaye piyasalarının bu süreçten güçlenerek çıkacağını savundu.

KaynakPara Analiz
Son güncelleme28.10.2026 09:50
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu