1 saat önce

Murat Çabas, İsrail'in güneyindeki üslere inen ABD nakliye uçaklarını ve Körfez'e gönderilen deniz gücünü, İran'a olası saldırının hazırlığı olarak yorumladı.

Yeni Mesaj yazarı Murat Çabas, köşe yazısında Washington'ın Tahran'a karşı hazırladığı saldırı senaryolarının yalnızca kâğıt üzerinde kalmadığını, sahadaki lojistik hareketliliğin bunu gösterdiğini savundu. Çabas, İsrail'in devlet kanalı KAN'dan aktardığı bilgilere göre bir günde Ovda ve Nevatim hava üslerine, Amerikan ordusuna ait en az 10 büyük nakliye uçağının iniş yaptığını yazdı; üsler İsrail'in güneyinde bulunuyor.

Hava köprüsü ve deniz gücü

Yazara göre Teksas'taki Fort Bliss'ten havalanan uçakların görevi, İsrail'in cephane envanterini tazelemek ve Patriot türü ilave savunma bataryalarını sevk etmekti. Çabas, bu hava köprüsünün Ürdün'deki, Suudi Arabistan'daki ve Katar'daki Amerikan üslerine de yayıldığını belirtti. USS Theodore Roosevelt uçak gemisi ile amfibi çıkarma gemilerinin Basra Körfezi'ne gönderildiğini, 9 bin ek askerle birlikte bölgedeki denizci ve deniz piyadesi sayısının 20 bini aştığını, yüzlerce savaş ve destek uçağının konuşlandırıldığını aktaran yazar, bölgede yirmi yıl içinde bu ölçekte bir yığınağın ancak birkaç kez görüldüğünü ekledi.

Ara seçim takvimi

Çabas'a göre Washington, bölgedeki müttefiklerini uyararak İran'a yönelik askerî harekâtın 3 Kasım ara seçimlerinin hemen sonrasında başlayabileceğini ve olası İran karşılığına hazırlıklı olunması gerektiğini iletti. Yazar bunu, savaş kararının Amerikan iç siyasetindeki takvime bağlı olduğunun işareti olarak yorumluyor. Trump yönetiminin seçim öncesinde gerilimi “soğuk” tutmaya çalıştığını, ancak İran gerilimiyle yükselen benzin fiyatlarının ve yüksek enflasyonun Cumhuriyetçi adayların kampanyalarını olumsuz etkilediğini yazdı. Yönetimin İsrail'in güvenlik önceliklerini Amerikan halkının çıkarlarının önüne koyduğu yönündeki eleştirilerin derinleştiğini de belirtti.

Hürmüz Boğazı'ndaki iddialar

Çabas'ın aktardığına göre İran Devrim Muhafızları Donanması, Hürmüz'ün güneyinde Tahran'ın yasakladığı güzergâhtan izinsiz geçmeye çalışan üç tankerin daha deniz mayınına çarparak yandığını açıkladı. İranlı yetkililer, gemilerin radar ve seyrüsefer sistemlerini kapatarak CENTCOM yönlendirmesiyle hareket ettiğini ileri sürdü. Devrim Muhafızları ayrıca boğaz üzerinde keşif uçuşu yapan MQM-170 tipi bir ABD insansız hava aracını elektronik harp yöntemiyle kontrol altına alıp karaya indirdiğini açıkladı. Yazar, İran ordusunun açıkladığı rakamlara dayanarak şimdiye dek 14 MQ-1 ve 54 MQ-9 tipi Amerikan insansız hava aracının vurulduğunu ya da devre dışı bırakıldığını da aktardı.

Yazara göre olası savaşın maliyeti

Çabas, 3 Kasım sonrasına işaret eden sevkiyatların bölgeyi daha sıcak bir çatışma evresine sürükleyebileceğini yazdı. Yazar, İran'ın Hürmüz'deki tutumunun ve elektronik harp alanındaki başarılarının, olası bir savaşı Washington için ağır maliyetli hale getireceğini savundu.

KaynakYeni Mesaj
Son güncelleme01.11.2026 06:14
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
24 dakika önce

Cumhuriyet'teki değerlendirme, İsrail seçiminin hükümet kurmaya yetmeyen sonucunu ve Avrupa ile Güney Asya'daki gençlik protestolarının sandığa farklı yansımalarını karşılaştırıyor.

Cumhuriyet'te yayımlanan bir değerlendirme, İsrail'deki seçim sonucunu Avrupa ve Güney Asya'daki gençlik hareketleriyle birlikte ele alıyor. Yazıya göre 27 Ekim'deki İsrail seçiminde Başbakan Binyamin Netanyahu'nun sağ bloku 120 koltuklu Knesset'te 53 sandalye aldı, Gadi Eisenkot'un başını çektiği muhalefet bloku 48'de kaldı. Filistinli İsrail yurttaşların partileri 19 sandalye kazandı; seçime katılım yüzde 77,9 olarak kaydedildi.

İsrail'de kimse 61'e ulaşamadı

Netanyahu'nun bloku önceki dönemde sahip olduğu 68 sandalyeden 53'e inerken muhalefet de çoğunluk için gereken 61'in altında kaldı. Netanyahu, koalisyon pazarlıkları sürerken geçici başbakan sıfatıyla görevde. Arap partilerinin sandalye sayısı 10'dan 19'a yükseldi; yeni hükümetin kurulması bu partilerin tutumuna bağlı olabilir, ama muhalefetin büyük kısmı onlarla birlikte hareket etmek istemiyor.

Yazı, iktidar değişse bile bölge politikasının köklü biçimde dönmeyeceğini savunuyor. Reuters'ın seçim öncesi karşılaştırmasına dayanan yazıya göre Netanyahu da Eisenkot da bağımsız Filistin devletine karşı ve Gazze'de İsrail'in güvenlik beklentilerinin sürmesinden yana. Eisenkot bazı yerleşim uygulamalarına itiraz etse de Batı Şeria'da geniş askeri denetimi savunuyor.

Fransa'da liselilerin başlattığı hareket

Değerlendirmenin ikinci kısmı Avrupa'daki genç protestolarına ayrılmış. Fransa'da eylülde liselerde başlayan eylemler; öğretmen açığı, kalabalık sınıflar, eğitim bütçesi ve Parcoursup adlı üniversite yerleştirme sistemine itirazla başladı, sonra yaşam pahalılığı ve hükümetin ekonomi politikası karşıtı genel bir harekete dönüştü. 6 Ekim'de yüz binlerce kişi yürüdü, gösteriler 17 ve 24 Ekim'de tekrarlandı. 24 Ekim'e ilişkin katılımcı sayısını İçişleri Bakanlığı 410 bin, sendikalar 800 bin olarak verdi. Yer yer yaşanan şiddet ve yağma olaylarında binlerce kişi gözaltına alındı.

Macron hükümeti ilk aşamada sert güvenlik önlemleri aldı, sonra taviz verdi: Parcoursup 2028'de değiştirilecek, yükseköğretimde 15 bin ek kontenjan açılacak, 836 kadroluk eğitim kesintisi iptal edilecek ve 500 öğretmen kadrosu eklenecek. Eylemler yine de dinmedi. 31 Ekim'deki gösteriler için 70 bin polis ve jandarma sahaya sürüldü, Paris'te bazı güzergâhlara yasak getirildi. Sendikalar 5 Kasım'ı yeni eylem günü olarak duyurdu.

Almanya'da ayrışan gençlik hareketi

Yazıya göre eylemler İtalya ve İspanya'ya da sıçradı. Almanya'da Gen Z regelt adlı oluşum 34 kentte gösteri çağırdı ve düzenleyicilere göre 160 binden fazla kişi kayıt oldu. Eğitime daha çok kaynak, düşük yaşam maliyeti ve zorunlu askerlik planlarının geri çekilmesi başlıca talepler. Öte yandan ulusal öğrenci temsilciliği bu oluşumdan uzak durdu ve 20 Kasım için ayrı bir eylem planladı.

Nepal ve Bangladeş'te iki farklı sonuç

Yazı, Nepal ve Bangladeş'te gençlerin başlattığı protestoların iki hükümeti düşürdüğünü, fakat oy sandığının iki ülkede farklı konuştuğunu hatırlatıyor. Nepal'de Eylül 2025'te sosyal medya yasağıyla alevlenen gösterilerde 77 kişi hayatını kaybetti ve Başbakan K. P. Sharma Oli çekildi. 5 Mart 2026 seçiminde eski rapçi ve Katmandu Belediye Başkanı Balendra Shah'ın öne çıktığı Rastriya Swatantra Partisi, 275 koltuklu mecliste 182 sandalye kazandı; Shah başbakan oldu.

Bangladeş'te 2024'teki öğrenci eylemlerinin ardından Şeyh Hasina ülkeyi terk etmiş, Nobel ödüllü Muhammed Yunus'un başında bulunduğu geçici yönetim kurulmuştu. Şubat 2026'daki seçimde ise önceden iktidarda olan Bangladeş Milliyetçi Partisi büyük çoğunluk elde etti. Öğrenci hareketinden çıkan Ulusal Yurttaş Partisi altı sandalyede kaldı, Cemaat-i İslami ana muhalefet partisi oldu. Yazı bu iki örnekten, sokakta hükümet düşürecek gücü bulmakla seçimde karşılık görmenin aynı şey olmadığı sonucunu çıkarıyor.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme01.11.2026 07:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu