1 saat önce

BirGün'ün haberine göre vakıf bağışların fona yatırıldığı iddialarını reddediyor; üç üst düzey görevlinin görevden alınması ve fetva tartışması Diyanet içinde rahatsızlık yarattı.

BirGün'ün haberine göre vakıf yönetiminde yapılan görevden almalar, Diyanet Vakfı'nın Gazze için toplanan bağışları fona yatırdığı yönündeki iddiayı daha da tartışmalı hale getirdi. Vakıf, bağışların fona yatırıldığı yönündeki iddiaları reddediyor; görevden alınan isimler ise kararın bu iddialarla ilgisi olmadığını savundu.

Fetva tartışması

Habere göre vakıf ile Din İşleri Yüksek Kurulu “fon fetvası” konusunda karşı karşıya geldi. Kurulun 2022'de bağış ve zekât gelirlerinin kâr amacıyla fona konulmasını uygun bulmayan bir fetva yayımladığı hatırlatıldı. Buna karşın vakfın fona yatırım yapmak için Kurul'dan görüş aldığı yönünde bir iddia ortaya atıldı. Vakıf kaynaklarından bazıları ise fetvanın Kurul'dan değil, kurum dışından alındığını söyledi.

Yurttaşların soruları

BirGün'ün aktardığına göre Gazze bağışlarının fona yatırıldığı iddiası vakfın telefonlarını yoğun biçimde meşgul etti. Çok sayıda yurttaş ALO Fetva hattına ve vakfa ulaşarak fona yatırılan tutarın içinde bağış paralarının bulunup bulunmadığını sordu. Bazı yurttaşların, Gazze için gönderdikleri paranın fona gittiğini düşünerek yeniden bağış yapmaları gerekip gerekmediğini öğrenmek istediği belirtildi.

Başkanlık kaynaklarından eleştiri

Haberde Diyanet İşleri Başkanı ve vakfın Mütevelli Heyeti Başkanı Safi Arpaguş'un sessizliğine dikkat çekildi. Başkanlık kaynakları, Arpaguş'un kamuoyuna inandırıcı bir açıklama yapması gerektiğini söyledi. Kaynaklar, merkez ve taşra örgütünde yönetimden duyulan büyük bir rahatsızlık olduğunu, iddialar gündeme geldiğinde Arpaguş'un Amerika'ya gittiğini belirterek çalışanlar adına yönetimi Diyanet'in onurunu korumaya çağırdı. Aynı kaynaklar, bağışların fona yatırılıp yatırılmadığının, yatırıldıysa nedeninin, fon krizi patlak verince fondan neden aceleyle çıkıldığının ve vakfın elde ettiği kârın neden açıklanmadığının yanıtlanması gerektiğini dile getirdi. Üç üst düzey görevlinin görevden alınmasının bu iddiaların kabulü anlamına gelip gelmediği de kaynakların sorduğu sorular arasında yer aldı.

Kaynakbirgun.net
Son güncelleme01.11.2026 06:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 saat önce

Veysel Ulusoy, enflasyonla erimeye başlayan birikimlerin yatırım fonlarına yönelmesini, KKM'nin ve para piyasası fonlarının cazibesini ve fon krizinde risklerin kime aktarıldığı sorusunu ele aldı.

Cumhuriyet yazarı Veysel Ulusoy, köşesinde Türkiye'de enflasyon tartışmasında bir dönüşüm yaşandığını yazdı. Ulusoy'a göre bir zamanlar ENAG verilerini kabul etmeyip resmî rakamlara sahip çıkan bazı hükümete yakın çevreler artık aynı verilerden söz ediyor ve toplumun yoksullaşmasını bunlar üzerinden konuşuyor.

Enflasyon, tasarruf ve fonlar

Yazar, yüksek enflasyonun sonuçlarının artık herkesin hayatında hissedildiğini, satın alma gücü kayıplarının, gelir dağılımındaki bozulmanın ve derinleşen yoksullaşmanın hanehalkının tasarruf alışkanlıklarını değiştirdiğini belirtti. Birikimlerinin reel değeri eriyen insanların bunları korumak için yeni finansal araçlara yöneldiğini, borsa ve yatırım fonlarının, eskiden bu piyasalardan uzak duran geniş kesimlerin de gündelik hayatına girdiğini yazdı. Ulusoy'a göre resmî enflasyon verilerine duyulan güven de burada önem taşıyor: Hanehalkı, markette, kirada ve ulaşımda gördüğü fiyatlarla açıklanan oranlar tutmadığında geleceğe ilişkin hesabını kendi tecrübesine göre yapıyor.

Yazar, yüksek enflasyonun hanehalkını sermaye piyasalarına yönelttiğini, risk algısını değiştirdiğini ve yatırım davranışında kalıcı izler bıraktığını gösteren akademik çalışmalara atıfta bulundu. Merkez Bankası'nın 2024 raporunun da getiri avantajlarının ve vergi politikalarının tasarrufların yönünü etkilediğini doğruladığını yazdı.

KKM'den fonlara örtük güvence sorusu

Ulusoy, kur korumalı mevduatın tasarruf sahiplerine kur artışına karşı koşullu bir kamu güvencesi sağladığını, sonrasında yüksek TL faizlerinin ve nispeten sakin seyreden döviz kurunun TL araçlarını çekici kıldığını, para piyasası fonlarının da günlük nakde dönüş imkânı ve getirisiyle öne çıktığını hatırlattı. Kamu destekli uygulamaların, yüksek getirinin bir güvenceyle sunulduğu algısını yaratmış olabileceğini ve KKM'deki koruma beklentisinin, hukuken böyle bir teminatı bulunmayan yatırım fonlarına da yansıyıp yansımadığını sordu. Bu soruların yanıtını bilmediğini kaydeden yazar, finans literatüründeki örtük garanti kavramının böyle bir beklentinin risk alma davranışını etkileyebileceğini gösterdiğini yazdı.

Denetim ve risk sorusu

Yazara göre faiz, kur, vergi ve finansal mevzuat kararları belli bir politika çerçevesinde birbirini etkiliyor ve bu etkileşim, piyasa gücü yüksek oyuncular lehine bir gelir transferi doğuruyor. Ulusoy, bugün fonlarda yaşanan sorunlar değerlendirilirken denetim sorumluluğunun, risklerin kimlere aktarıldığının ve tasarruf sahiplerinin nasıl korunduğunun ya da korunmadığının da sorgulanması gerektiğini belirtti. Yazısını, bu düzenin daha ne kadar sürdürülebileceği sorusuyla ve Ponzi düzenini andıran çarkın dönmeye devam edebileceği tespitiyle bitirdi.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme01.11.2026 06:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu