49 dakika önce

Cumhuriyet'in aktardığına göre sosyal medyada paylaşılan dekontlar, tasfiye hesaplarının esaslarını ve kalan alacakların akıbetini gündeme taşıdı; YENİ Partili Bakırlıoğlu iktidardan açıklama istedi.

Fon tasfiyelerinde ilk ödemelerin yapılmasının ardından sosyal medyada paylaşılan dekontlar tartışma başlattı. Cumhuriyet'in aktardığına göre bir kullanıcı fonda 17 milyon lirası olduğunu söyleyerek hesabına yalnızca 250 bin lira geçtiğini iddia etti. Bir diğeri, 2 milyon liralık anaparası için yine 250 bin lira yatırıldığını öne sürdü.

Ödemeler arasındaki farklar

Fonda yaklaşık 150 bin lirası bulunan üçüncü bir kullanıcı ise hesabına 150 bin 287 lira 94 kuruş geçtiğini belirtti. Cumhuriyet'e göre bu farklılıklar, tasfiyedeki hesabın hangi ölçütlerle yapıldığı sorusunu ve yatırımcıların geriye kalan alacaklarını ne zaman alabileceği meselesini yeniden gündeme taşıdı. Düzenlemenin TBMM'deki komisyon ve Genel Kurul görüşmeleri sırasında muhalefet partileri, yatırımcıların paralarının tamamını alamayacağını savunmuştu.

Bakırlıoğlu: Kalan para ne olacak

YENİ Parti Manisa Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, yasa görüşülürken defalarca uyarıda bulunduklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın ekimde 1 milyon liraya varan bir anapara ödemesi yapılacağını duyurduğunu anımsatan Bakırlıoğlu, hesaplara geçen tutarların bu sözle uyuşmadığını savundu. Dekontlarda “ara ödeme” yerine “fon tasfiye bedeli ödemesi” ifadesinin yer aldığını vurgulayan Bakırlıoğlu, bu tutarın ilk taksit mi yoksa alınabilecek paranın tümü mü olduğunu sordu.

Yıllarca çalışıp 2 milyon lira biriktiren bir kişinin hesabına 250 bin lira yatırıldığını, geriye kalan 1 milyon 750 bin liranın akıbetinin belirsiz olduğunu söyleyen Bakırlıoğlu, bu belirsizliğin kabul edilemez olduğunu belirtti. İktidarın kanun teklifinin geldiği günden bu yana “koca bir yalan” anlattığını öne süren Bakırlıoğlu, ödemelerle dosyanın kapatılıp yüz binlerce mağdurun kaderine terk edilip edilmeyeceğini sordu.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme01.11.2026 06:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
49 dakika önce

Veysel Ulusoy, enflasyonla erimeye başlayan birikimlerin yatırım fonlarına yönelmesini, KKM'nin ve para piyasası fonlarının cazibesini ve fon krizinde risklerin kime aktarıldığı sorusunu ele aldı.

Cumhuriyet yazarı Veysel Ulusoy, köşesinde Türkiye'de enflasyon tartışmasında bir dönüşüm yaşandığını yazdı. Ulusoy'a göre bir zamanlar ENAG verilerini kabul etmeyip resmî rakamlara sahip çıkan bazı hükümete yakın çevreler artık aynı verilerden söz ediyor ve toplumun yoksullaşmasını bunlar üzerinden konuşuyor.

Enflasyon, tasarruf ve fonlar

Yazar, yüksek enflasyonun sonuçlarının artık herkesin hayatında hissedildiğini, satın alma gücü kayıplarının, gelir dağılımındaki bozulmanın ve derinleşen yoksullaşmanın hanehalkının tasarruf alışkanlıklarını değiştirdiğini belirtti. Birikimlerinin reel değeri eriyen insanların bunları korumak için yeni finansal araçlara yöneldiğini, borsa ve yatırım fonlarının, eskiden bu piyasalardan uzak duran geniş kesimlerin de gündelik hayatına girdiğini yazdı. Ulusoy'a göre resmî enflasyon verilerine duyulan güven de burada önem taşıyor: Hanehalkı, markette, kirada ve ulaşımda gördüğü fiyatlarla açıklanan oranlar tutmadığında geleceğe ilişkin hesabını kendi tecrübesine göre yapıyor.

Yazar, yüksek enflasyonun hanehalkını sermaye piyasalarına yönelttiğini, risk algısını değiştirdiğini ve yatırım davranışında kalıcı izler bıraktığını gösteren akademik çalışmalara atıfta bulundu. Merkez Bankası'nın 2024 raporunun da getiri avantajlarının ve vergi politikalarının tasarrufların yönünü etkilediğini doğruladığını yazdı.

KKM'den fonlara örtük güvence sorusu

Ulusoy, kur korumalı mevduatın tasarruf sahiplerine kur artışına karşı koşullu bir kamu güvencesi sağladığını, sonrasında yüksek TL faizlerinin ve nispeten sakin seyreden döviz kurunun TL araçlarını çekici kıldığını, para piyasası fonlarının da günlük nakde dönüş imkânı ve getirisiyle öne çıktığını hatırlattı. Kamu destekli uygulamaların, yüksek getirinin bir güvenceyle sunulduğu algısını yaratmış olabileceğini ve KKM'deki koruma beklentisinin, hukuken böyle bir teminatı bulunmayan yatırım fonlarına da yansıyıp yansımadığını sordu. Bu soruların yanıtını bilmediğini kaydeden yazar, finans literatüründeki örtük garanti kavramının böyle bir beklentinin risk alma davranışını etkileyebileceğini gösterdiğini yazdı.

Denetim ve risk sorusu

Yazara göre faiz, kur, vergi ve finansal mevzuat kararları belli bir politika çerçevesinde birbirini etkiliyor ve bu etkileşim, piyasa gücü yüksek oyuncular lehine bir gelir transferi doğuruyor. Ulusoy, bugün fonlarda yaşanan sorunlar değerlendirilirken denetim sorumluluğunun, risklerin kimlere aktarıldığının ve tasarruf sahiplerinin nasıl korunduğunun ya da korunmadığının da sorgulanması gerektiğini belirtti. Yazısını, bu düzenin daha ne kadar sürdürülebileceği sorusuyla ve Ponzi düzenini andıran çarkın dönmeye devam edebileceği tespitiyle bitirdi.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme01.11.2026 06:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu