Küçük Saat yazarı Kılınç, Emrah Kozay'ın tutuklanmasının ardından yapılan başkanvekili seçimini yorumladı; CHP yönetiminin belediyeleri kendi başarısı gibi sunduğunu savundu.
Küçük Saat'te yayımlanan "İbretlik Manzaralar" başlıklı yazısında Hacı Hüseyin Kılınç, Emrah Kozay'ın tutuklanmasının ardından Çukurova Belediyesi meclisinde yapılan başkanvekilliği seçimini değerlendirdi. Kılınç'a göre oylama, Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP'nin Cumhur İttifakı'ndaki partilerle günden güne artan yakınlığının artık açık bir iş birliğine dönüştüğünü ortaya koydu.
Operasyonlar ve CHP'nin sessizliği
Yazar, iktidarın tabelasında CHP yazan belediyelere günaşırı hukuksuz operasyonlar düzenlediğini, mevcut CHP yönetiminin ise buna tepki bile vermediğini öne sürdü. Kılınç bunu, yönetimin bu belediyeleri şeklen partiye ait, özde ise kendinden olmayan yerler olarak görmesine bağladı. Yazı, Çukurova'da yaklaşık 10 gün önce bir operasyon yapıldığını, belediyenin eski ve yeni başkanları ile onlarca çalışanın tutuklandığını aktarıyor. Kılınç'a göre eski başkan CHP'nin genel sekreter yardımcısıydı ve parti yönetimi adını anmıyor. Yazar, muhalif kitlenin Cumhuriyet'in kalesi saydığı bir belediyenin bu yolla alınmasının zafer sayılamayacağını, gerçek hasımlarla mücadele edilmediğini savundu.
31 Mart 2024 tartışması
Kılınç, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP'nin birinci parti çıkmasında Kılıçdaroğlu'nun ve bugünkü yönetimin hiçbir payı bulunmadığını savundu. Yazara göre bu başarının kökeninde, 14-28 Mayıs 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki yenilginin ardından partinin Kasım 2023 kurultayında genel başkanı değiştirebilmesi yatıyor. Kılınç, muhalif seçmenin bunu bir tür öz eleştiri olarak gördüğünü, sandıktan uzaklaşmak yerine enerjisini sandığa taşıdığını yazdı. Genel başkan değişmeden seçime gidilseydi sonucun büyük bir hayal kırıklığı olacağını öne sürdü. Kılınç'a göre 31 Mart 2024'te kazanılan belediyelerle bugünkü CHP yönetiminin artık bir bağı kalmadı.
'Tabela' eleştirisi
Yazar, CHP'ye tarihsel özünü verenin Cumhuriyet Devrimi'ne bağlılık olduğunu, bunun da laiklik ve anti-emperyalizmde somutlaştığını yazdı. Bu değerlerin çiğnenmesine seyirci kalan ve iktidar güçlerinden destek bekleyen bir partinin yalnızca tabela ya da zarfa dönüştüğünü savundu. Kılınç'a göre böyle bir parti, kuruluş ve kurtuluşun partisi sıfatını taşıyamaz; yazar bu durumu partinin özüne yabancılaşması olarak yorumladı. Kılınç, mevcut yönetimin kazanılmasına katkı yapmadığı belediyeleri büyük bir mücadeleyle geri almış gibi sevinçle karşılamasını eleştirdi ve "Kime karşı zafer kazandınız?" diye sordu. Kılınç, insanın yas tutmasını, geçmişin mirasına saygılı olmasını ve sevincini bastırmasını bilmesi gerektiğini de yazdı. Yazı, partiye "kendinize gelin" çağrısıyla bitiyor.