Nefes yazarı Nuray Babacan, AK Parti içindeki toplantılarda sürecin iyi yönetilmediği eleştirisinin yükseldiğini, fon mağdurları yasasının gerekirse değiştirilmesi gerektiği görüşünün dile getirildiğini yazdı.
Nuray Babacan, Nefes gazetesindeki köşesinde AK Parti içinde süren fon tartışmasını kulis bilgileriyle anlattı. Babacan'ın yazdığına göre partide seçim bölgelerinde ve Ankara'daki toplantılarda yapılan değerlendirmelerin ortak noktası, sürecin iyi yönetilmediği ve vatandaşın henüz ikna olmadığı yönünde. Yazıda aktarılan görüşlerden biri şöyle: süreç hızlı ve doğru yönetilmezse partinin inandırıcılığını kaybedebileceği.
Yeni haftanın iki başlığı
Babacan'a göre TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki 2027 Bütçe görüşmeleri bir yana bırakılırsa siyasi tempo yavaşladı. Yeni haftanın gündemini ise fon mağdurlarına yönelik yasa ile DEVA lideri Ali Babacan'ın gündeme taşıdığı "Kasım krizi" uyarısı belirliyor. Yazar, her iki konunun AK Parti'nin toplantılarında da konuşulduğunu belirtiyor. Tartışmalar yasanın yetersizliği ile ekonomiye verilen zararı giderecek Mali Piyasaların Düzenlenme Yasası'nın vakit kaybetmeden yasalaşması etrafında yoğunlaşıyor.
Muhalefet milletvekilleri ise yazıya göre, FETÖ operasyonunda olduğu gibi siyasetçilerin korunup faturanın yalnızca bürokratlara çıkarıldığını öne sürüyor ve siyasi sorumluluğun ortaya konmasını istiyor.
Yasadaki "ana para" sorunu
Babacan, AK Parti'deki değerlendirmelerin işten en az hasarla çıkmayı hedeflediğini yazıyor. Aktardığına göre partide, fon mağdurları yasasında bir sıkıntı bulunduğu düşünülüyor. Yasayı hazırlayanların ana para tanımı ile vatandaşın beklentisi örtüşmüyor: vatandaş ödemenin parayı yatırdığı dönemdeki tutar üzerinden yapılacağını bekliyor, yasa ise bugünkü değeri esas alıyor. Yazara göre bu fark yeni tartışmaları beraberinde getirecek ve gerekirse yasa değiştirilmeli.
Piyasada güven kaybı
Yazıda, fon krizinin yarattığı güvensizliğin borsadaki kayıplarla sınırlı kalmayacağı, hem yerli hem yabancı yatırımcıyı etkileyeceği savunuluyor. Babacan, sağlıklı bir ekonomide finansmanın yaklaşık yüzde 60'ının piyasa araçlarından, yüzde 40'ının mevduat kaynaklı araçlardan oluşması gerektiğini, krizle birlikte bu yönde atılan adımların boşa çıktığını yazıyor. Altın, emlak ve dövizin öne çıktığı sığ bir yapıya geri dönüldüğünü, tahvil, hazine bonosu ve şirket bonosu gibi sağlıklı bir ekonominin araçlarına duyulan güvenin ortadan kalktığını, dönüşümün ciddi zarar gördüğünü ekliyor.
Yazara göre finansmanın zaten zor ve pahalı olduğu bir dönemde bu tablo krizi daha da derinleştirebilir; takipteki alacakların, iflasların ve konkordatoların artması beklenmeli. Babacan, mali piyasa düzenlemesine ilişkin çalışmaların bir an önce bitirilmesi gerektiğini yazarak, uluslararası kuruluşların talep ettiği ve yatırımcıya güven verecek düzenlemelerin zaman kaybetmeden çıkarılmasını istiyor.