Sabah yazarı Murat Yılmaz, CHP ve Yeni Parti'nin kurultay sancılarını ve İzmir ile İstanbul baro seçimlerini değerlendirerek muhalefetin liderlik ve güvenilirlik sorunlarını aşamadığını savundu.
Sabah yazarı Murat Yılmaz, köşesinde muhalefet partilerinin kurultay süreçlerini ve ekim ayında yapılan baro seçimlerini ele aldı. Yılmaz'a göre muhalefet partileri, lider ve çevresindeki kadronun denetimindeki kapalı yapılara dönüşerek seçmenden kopuyor. Yazar, partilerin seçim kazanmaktan önce liderin ve çevresinin iktidarını korumaya yöneldiğini savundu.
Muhalefet bunalımı tespiti
Yılmaz, yeni kadro ve fikirlerin partilere giremediğini, partiler lider, kadro ve ideoloji düzeyinde yenilenmedikçe güç kaybedeceğini ve yeni oluşumların önünün açılacağını belirtti. Oy verme davranışının partilerin lider, kadro ve ideoloji bakımından karşılaştırılmasıyla şekillendiğini hatırlatan yazar, muhalefetin bu konuda ciddi bir başarısızlık yaşadığını ancak bunu kabul etmediğini söyledi.
Yazar, sol kökenli Hüseyin Ergun'un 2007'de Yeni Şafak'a verdiği demeci örnek gösterdi. Ergun o demeçte "Türkiye'de bugün iktidar bunalımı yok, aksine muhalefet bunalımı var" demişti. Yılmaz'a göre aradan geçen 19 yıla rağmen bu bunalım aşılamadı.
CHP ve Yeni Parti değerlendirmesi
Yılmaz, ana muhalefet partisinin bölündüğünü hatırlattı. Yazara göre CHP, Kemal Kılıçdaroğlu ekibi tarafından arındırılarak olağan bir parti haline getirilmeye çalışılıyor ve güvenlik, dış politika ile laiklik alanlarında demokratik ve milli bir dil kurmaya uğraşıyor. CHP'den kopan Yeni Parti ise Yılmaz'ın ifadesiyle yeni olmayı başaramadı ve art arda yaşanan olumsuzluklarla sarsılıyor; Özgür Özel liderlik, tutarlılık ve güvenilirlik sorunlarını aşamıyor. İki partinin de önünde kurultaylar bulunuyor.
Baro seçimleri ve laiklik tartışması
Yılmaz, ekim ayında İstanbul ve İzmir baro seçimlerinde ulusalcı listelerin kazandığını, ancak seçimlerde kullanılan siyasi dilin sorunlu olduğunu söyledi. İstanbul Baro Başkanlığına seçilen Prof. Dr. Ümit Kocasakal'ın çizgisini terörsüz Türkiye, demokrasi, özgürlükler ve sivilleşme konularında sakıncalı bulduğunu belirtti. Önceki yönetimlerin yolsuzluktan yargılanan Ekrem İmamoğlu'na desteğini de eleştiren yazar, barolardaki hâkim dilin anayasal devlet ve hukuk devleti bakımından endişe verici olduğunu savundu.
Yazar, siyasi kültürün toplumsal sorunları resmi bir ideolojik filtreden geçirdiğini, bunun laiklik ve cumhuriyet elden gidiyor söylemini doğurduğunu öne sürdü. Faik Ahmet Barutçu'nun Siyasi Hatıralar kitabından, İsmet İnönü'nün çok partili hayata geçişte laikliğin demokrasi çerçevesinde yorumlanması gerektiği yönündeki görüşünü aktardı. Yılmaz'a göre aradan 80 yıl geçmesine rağmen barolar, gazeteler ve siyasetçiler hâlâ İnönü'nün gerisinde. Yazı, barolardaki sert havanın siyaseti ve muhalefeti olumsuz etkilememesi temennisiyle sona erdi.