1 saat önce

AK Parti eski milletvekili Şamil Tayyar, X'te yayımlayıp sonradan kaldırdığı mesajda Berat Albayrak'a özel rol önerisini savundu ve karar süreçlerinde “dev bir boşluk” bulunduğunu öne sürdü.

Gazeteci Şamil Tayyar, X'te yayımlayıp kısa süre sonra kaldırdığı bir mesajda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yakın çevresindeki karar işleyişini eleştirdi. AK Parti'de milletvekilliği yapmış olan Tayyar, geçmişte Berat Albayrak'a iktidar düzeni içinde özel bir görev verilmesini önerdiğini anımsattı ve bu fikrin yanlış anlaşıldığını savundu.

Önerinin gerekçesi

Tayyar'a göre öneri sulandırıldı, bazı çevreler onu Erdoğan sonrasına dönük bir plan gibi yorumladı, bazıları ise farklı yönlere çekti. Oysa niyetinin, Cumhurbaşkanı'nın yoğun gündemini ve yorgunluğunu fırsat bilerek kendi hesabını görenlerin ve gücü kötüye kullananların etkisini kırmak olduğunu söyledi. Bakanlık tarif etmediğini, etkili bir danışmanlığın da düşünülebileceğini belirten Tayyar, önerisinin yalnızca Erdoğan'la irtibat noktasında bir “ara istasyon” oluşturmaktan ibaret olduğunu anlattı.

“Dev bir boşluk” iddiası

Tayyar, fon krizinin ve süren sürecin kendilerini haklı çıkardığını öne sürdü. Karar mekanizmasında büyük bir boşluk bulunduğunu, bu düzenin istismarına son verilemediğini savundu. Çelişkili kararlar alındığını, kamuoyu algısının bozulduğunu ve süreç yönetiminde zorluklar yaşandığını ileri süren Tayyar, reformların gecikip radikal kararların alınamadığını, konumlarını korumak isteyenlerin direndiğini de söyledi. Cumhurbaşkanı'nı her fırsatta yakalayıp etkilemeye çalışanların birbiriyle yarıştığını iddia etti.

Tartışma konusu model

Sorun üreten sistemin açıkları kapanana kadar “emin bir elin regülasyonu” önem taşıyor, diyen Tayyar'a göre masada tartışılması gereken kişi değil, kurulacak düzen. İhtiyacı kabul edenlerin başka bir isim de önerebileceğini belirtti; ortada bir istismar sorunu bulunduğunu, bunun çaresinin aranması gerektiğini söyledi.

Paylaşım, sonradan Tayyar'ın hesabından silindi. Haberde, mesajın en dikkat çeken bölümlerinin karar mekanizmasındaki boşluk, çelişkili kararlar ve geciken reformlara ilişkin ifadeler olduğu belirtildi.

KaynakTR724
Son güncelleme01.11.2026 06:14
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 saat önce

Veysel Ulusoy, enflasyonla erimeye başlayan birikimlerin yatırım fonlarına yönelmesini, KKM'nin ve para piyasası fonlarının cazibesini ve fon krizinde risklerin kime aktarıldığı sorusunu ele aldı.

Cumhuriyet yazarı Veysel Ulusoy, köşesinde Türkiye'de enflasyon tartışmasında bir dönüşüm yaşandığını yazdı. Ulusoy'a göre bir zamanlar ENAG verilerini kabul etmeyip resmî rakamlara sahip çıkan bazı hükümete yakın çevreler artık aynı verilerden söz ediyor ve toplumun yoksullaşmasını bunlar üzerinden konuşuyor.

Enflasyon, tasarruf ve fonlar

Yazar, yüksek enflasyonun sonuçlarının artık herkesin hayatında hissedildiğini, satın alma gücü kayıplarının, gelir dağılımındaki bozulmanın ve derinleşen yoksullaşmanın hanehalkının tasarruf alışkanlıklarını değiştirdiğini belirtti. Birikimlerinin reel değeri eriyen insanların bunları korumak için yeni finansal araçlara yöneldiğini, borsa ve yatırım fonlarının, eskiden bu piyasalardan uzak duran geniş kesimlerin de gündelik hayatına girdiğini yazdı. Ulusoy'a göre resmî enflasyon verilerine duyulan güven de burada önem taşıyor: Hanehalkı, markette, kirada ve ulaşımda gördüğü fiyatlarla açıklanan oranlar tutmadığında geleceğe ilişkin hesabını kendi tecrübesine göre yapıyor.

Yazar, yüksek enflasyonun hanehalkını sermaye piyasalarına yönelttiğini, risk algısını değiştirdiğini ve yatırım davranışında kalıcı izler bıraktığını gösteren akademik çalışmalara atıfta bulundu. Merkez Bankası'nın 2024 raporunun da getiri avantajlarının ve vergi politikalarının tasarrufların yönünü etkilediğini doğruladığını yazdı.

KKM'den fonlara örtük güvence sorusu

Ulusoy, kur korumalı mevduatın tasarruf sahiplerine kur artışına karşı koşullu bir kamu güvencesi sağladığını, sonrasında yüksek TL faizlerinin ve nispeten sakin seyreden döviz kurunun TL araçlarını çekici kıldığını, para piyasası fonlarının da günlük nakde dönüş imkânı ve getirisiyle öne çıktığını hatırlattı. Kamu destekli uygulamaların, yüksek getirinin bir güvenceyle sunulduğu algısını yaratmış olabileceğini ve KKM'deki koruma beklentisinin, hukuken böyle bir teminatı bulunmayan yatırım fonlarına da yansıyıp yansımadığını sordu. Bu soruların yanıtını bilmediğini kaydeden yazar, finans literatüründeki örtük garanti kavramının böyle bir beklentinin risk alma davranışını etkileyebileceğini gösterdiğini yazdı.

Denetim ve risk sorusu

Yazara göre faiz, kur, vergi ve finansal mevzuat kararları belli bir politika çerçevesinde birbirini etkiliyor ve bu etkileşim, piyasa gücü yüksek oyuncular lehine bir gelir transferi doğuruyor. Ulusoy, bugün fonlarda yaşanan sorunlar değerlendirilirken denetim sorumluluğunun, risklerin kimlere aktarıldığının ve tasarruf sahiplerinin nasıl korunduğunun ya da korunmadığının da sorgulanması gerektiğini belirtti. Yazısını, bu düzenin daha ne kadar sürdürülebileceği sorusuyla ve Ponzi düzenini andıran çarkın dönmeye devam edebileceği tespitiyle bitirdi.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme01.11.2026 06:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu