Yeni Şafak'taki yazıda yazar, fon krizinin ardından kararsız seçmen sayısının arttığını savundu; finans, piyasa ve emekli reformları ile katılım finans kanunu çağrısı yaptı.
Yeni Şafak'ta yayımlanan bir yazıda yazar, anketlere yansıyan kararsızlığın seçmenin kime oy vereceğini bilmemesinden değil, güven tazelemekte tereddüt etmesinden kaynaklandığını savundu. Yazar, yerel seçimlerden bilindiği gibi kararsızlığın sandığa gitmemeye dönüşebildiğini hatırlatarak, anketlere göre ciddi sayıda seçmenin bu kez “seçmenlik kariyerini” bırakmayı düşündüğünü yazdı.
Kararsızlığın nedeni
Yazara göre bu tereddüdün kaynağı, devletin, partilerin, piyasanın ve şirketlerin içinde yuvalanmış bir yapı tarafından dolandırıldığı hissi. Fon krizinden sonra ülkenin bir daha eskisi gibi olmayacağını söyleyen yazar, buna rağmen ileriye dönük hikâyenin baştan yazılabileceğini hatırlatmak için yazdığını belirtti. Yazar, 2023 seçimlerinin Batı basınında yılın en önemli seçimi olarak gösterildiğini, bu nedenle Türk seçmeninin dünyanın en önemli seçmenleri arasında sayıldığını da ekledi. Güven sarsıntısının yalnızca paranın kaybıyla sınırlı olmadığını, toplumun ağır bir yara aldığını söyledi.
Cumhurbaşkanı'ndan beklenen adım
Yazara göre Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinin ve iradesinin çok daha iyi anlaşılacağı bir dönemden geçiliyor; yazar, fon krizini Erdoğan için bir afet olarak gören yorumlara karşın bunu bir fırsat olarak okuyor. Yazı, bugünlerin yüzyılın en kritik anı olduğunu öne sürüyor; yazara göre bu dönemde atılacak adımlar yüzyılın kaderini belirleyecek. Yazar, bugünlerin nasıl ele alınacağının sonrasını belirleyeceğini, liderin sorumluluklarının arasında hesap görmenin, hakları iade etmenin ve yarını risklerden korumanın bulunduğunu yazdı. Cumhurbaşkanı'na yakınındaki ve uzağındaki ekiplerden kurtulma olanağı tanındığını savunan yazar, toplumun fırsatın kullanılmasını beklediğini, anketlerin de bunu gösterdiğini öne sürdü.
Reform çağrısı
Yazar, anketlerin siyasi değil ekonomik bir bulgu sunduğunu, seçmeni yeniden sandığa götürebilecek şeyin kampanya değil reform olduğunu belirtti. Cumhuriyetin de özünde ekonomik bir mesele olduğunu, kendi yazısının bir ekonomik teşhis niteliği taşıdığını ekledi. Finans reformu, piyasa reformu, emekli reformu, çarşı-pazar reformu ve vergi reformu sıraladı. Katılım finans kanununa da değinen yazar, yaklaşık 200 milyar dolara ulaşan bir katılım finans endüstrisi bulunduğunu, bu endüstrinin sahibi olmadığını ve potansiyelinin akışa dönüştürülemediğini yazdı. Kanunun 10 yıllık süreçte engellendiğini belirten yazar, kanun çıkarsa fon krizindeki rolleri bilinen engelleyenlerin temizlenmiş olacağını, ileriye dönük hikâyenin değiştiğini böylece anlayacağını söyledi.