49 dakika önce

Yurtsever'de yayımlanan köşe yazısı, Erdoğan'ın benimsediği Rabia işaretinin kökenini ve AK Parti'nin 24 yıllık iktidar pratiğini ele aldı. Yazara göre işaret, gündemi değiştirme işlevi gördü.

Yurtsever'de yayımlanan bir köşe yazısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi simge dağarcığına eklediği Rabia işaretini ve AK Parti'nin yirmi dört yıllık iktidar pratiğini değerlendirdi. Yazar, siyasetin yalnızca söylemler ve politikalarla değil, simgelerle de yürütüldüğünü savundu.

Siyasi akımların el işaretleri

Yazar, parti logolarından kıyafet tercihlerine, hatta bıyık biçimine kadar pek çok unsurun siyasal kimliği ele verebildiğini söyledi. Yazıda farklı siyasi gelenekleri temsil eden işaretler sıralandı. Yazara göre sol gelenekte yumruk belirleyici bir simge; komünistler emeğin simgesi saydıkları eli yumruk halinde havaya kaldırıyor; bu duruş kararlılık ve güç anlamı taşıyor. Zafer anlamına gelen "V" işareti Türkiye'de daha çok Kürt siyasetinin taraftarlarınca kullanılıyor. Milliyetçi hareketin simgesi ise bozkurt işareti. Necmettin Erbakan'ın başparmağını kaldıran selamı ile Turgut Özal'ın başının üstünde kenetlediği elleri de liderlerin kişisel imzaları olarak anıldı.

Rabia işaretinin kökeni

Yazar, Erdoğan'ın bu repertuvara Rabia işaretini kattığını belirtti. İşaret, başparmağın içeri katlanıp dört parmağın açık tutulmasıyla yapılıyor. Yazıya göre simge Mısır kaynaklı: Sisi yönetimini protesto eden Müslüman Kardeşler mensupları, Kahire'de Rabia Meydanı'nda bu işareti kullandı. Yazar, AK Parti'nin işareti buradan alıp önce İslamcı siyasetin gereği olarak kullandığını, ardından Türkiye'nin iç siyasi diline uyarlayıp "tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet" sloganıyla birlikte simgeleştirdiğini öne sürdü. Bu doğrultuda 2017'de parti tüzüğünün dördüncü maddesinin de değiştirildiğini ekledi.

Yazara göre iktidar pratiği

Yazar, partinin iktidara gelirken yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadeleyi temel vaat olarak sunduğunu hatırlattı. Aradan geçen sürede ise bu vaatlerin tersi bir tablo oluştuğunu öne sürdü. Yazıda, parti içinden onlarca yolsuzluk vakasının ortaya çıktığı, buna karşın gündemin her sıkıştığında başka alanlara çekildiği iddia edildi. Yazar örnek olarak türban meselesini ve Ayasofya'nın camiye çevrilmesini gösterdi; Rabia işaretinin de benzer biçimde düzeni örtme işlevi gördüğünü savundu.

Yazar ayrıca fon yolsuzluklarına ve yasaklara dikkat çekti. Gerçekleri açığa çıkaran gazetecilerin tutuklandığını, televizyon kanallarının karartıldığını öne sürdü. Enflasyonun emekçileri ezdiğini, yoksulluk ve işsizliğin arttığını da ekledi. Yazı, yirmi dört yıllık iktidarın sorgulanması gerektiği çağrısıyla sürdü; yazar bunu ülkenin bugün içinde bulunduğu durumun zorunlu kıldığını savundu.

KaynakYurtsever
Son güncelleme02.11.2026 14:52
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 saat önce

AK Parti Genel Başkanvekili Ala, iktidarın 24. yıl dönümünde AA'ya konuştu. Anayasa metni üzerindeki çalışmaların tamamlandığını, Cumhurbaşkanı'na sunumun ardından siyasi partilerle görüşmelerin başlayacağını söyledi.

AK Parti Genel Başkanvekili Ala, partisinin iktidara gelişinin 24. yıl dönümü öncesinde AA muhabirine konuştu. Ala, 3 Kasım 2002'den bugüne yapılan reformları değerlendirdi ve yeni, sivil bir anayasanın zamanının geldiğini savundu. Partisinin anayasa çalışmalarını tamamladığını söyleyen Ala, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sunumun ve nihai değerlendirmelerin ardından toplum kesimleri ve siyasi partilerle görüşmeye başlanacağını bildirdi.

"AK Parti demek siyasal istikrar demektir"

Ala, AK Parti'nin kuruluşundan bir yıl sonra iktidara geldiğini hatırlatarak Erdoğan'ın "AK Parti'yi millet kurdu, biz tabelasını astık" sözünü andı. Kendisine göre kendinden önceki hükümetlerin ortalama ömrü yaklaşık 1,5 yıldı; AK Parti ise 24 yıldır kesintisiz iktidarda. Ala, AK Parti'nin siyaseti vesayetin üstüne çıkardığını, iradenin idareye hâkim olmasının adının AK Parti olduğunu söyledi.

Anayasa gerekçesi: kalıcılık

Ala'ya göre Erdoğan'ın liderliği ve partinin çalışma disipliniyle önemli başarılara imza atıldı; ancak bunların kalıcı olması için anayasa değişikliğini çok önemli görüyorlar. Hak ve özgürlüklerde "sessiz devrimler" yapıldığını söyleyen Ala, yeni anayasanın bunları geri dönülemez biçimde güvenceye almanın ilk adımı olduğunu vurguladı. Sistemin siyaseti taşıyıp güvenceye alması ve gençlerin fırsatlarla buluşabileceği bir siyasal iklimin oluşması gerektiğini ifade etti. Ülkenin siyasi altyapısı ve toplumsal beklentisinin yeni bir sivil anayasaya elverişli olduğunu söyledi.

2007 referandumu ve 28 Şubat anısı

Ala, kendi değerlendirmesine göre en önemli değişikliğin, Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesini sağlayan 2007 anayasa referandumu olduğunu söyledi. Bu adımdan sonra diğer değişikliklerin mümkün hale geldiğini anlattı. Ardından 28 Şubat düzenlemelerine son veren 13 Aralık 2010 tarihli genelgeyi anımsadı. Kararı Başbakanlık Müsteşarı olarak kendisinin, Başbakan olarak Erdoğan'ın imzaladığını belirten Ala, o gece saat 02.30'da Erdoğan'la yaptığı telefon görüşmesini unutamadığını söyledi ve anlatırken duygulandı.

Terörsüz Türkiye süreci ve dış politika

Ala, "Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge" sürecinin öngörüldüğü biçimde ilerlediğini, herhangi bir duraksama bulunmadığını söyledi. Yasanın çıkarıldığını, bir kurulun ve alt kurulların oluşturulduğunu, bu kurulların sahada çalışmaya başladığını aktardı. Suriye ve Irak'taki gelişmelerin de sürecin yolunda olduğunu gösterdiğini savundu.

Dış politikaya da değinen Ala, Türkiye'nin insani ve erdemli bir dış politika izlediğini, Erdoğan'ın liderler diplomasisini en etkin kullanan isimlerden biri olduğunu söyledi. Tahıl krizi ve Gazze konusunda Erdoğan'ın yürüttüğü diplomasiyi örnek gösterdi. Türkiye'nin dünyanın en gelişmiş 10 ülkesi arasına girme hedefini yakalayacağını söyleyen Ala, silahlı kuvvetlerin kendi işiyle uğraştığını ve savunma sanayisinin dünyada söz sahibi olduğunu da ekledi.

KaynaklarKonhaber.com, Anadolu Ajansı
Son güncelleme02.11.2026 14:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu