HABERLER

GündemHaberleri

Gündem ile ilgili son haberler ve gelişmeler.

Gündem Haberleri
Konuyla ilgili haberler, en yeniden eskiye
En yeni
Haberleri okumak için kaydır
Büyük Haber·10 saat önce

Cumhuriyet'in 103. yılında Özel, Yavaş, Bahçeli, Dervişoğlu ve Özdağ mesaj yayımladı. Özel ve Yavaş geleceği ve hizmeti öne çıkarırken Özdağ siyasi sürece yönelik eleştirilerini sıraladı.

Cumhuriyet'in ilanının 103. yıl dönümünde siyasi isimler art arda mesaj yayımladı. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel video paylaştı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş iki ayrı metinle seslendi, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ise daha uzun açıklamalar yaptı. Mesajların ortak noktası Atatürk'ün ve bağımsızlık mücadelesi kahramanlarının anılmasıydı; vurgular ise isimden isme değişti.

Özel: Gelecek kuşaklara sorumluluk

Özel, sosyal medya hesabından yayımladığı videoyu "Yarın milletindir" ifadesiyle duyurdu. Paylaşımında Atatürk'e ve tüm kahramanlara saygı ve minnetini dile getirdi. Videoda Cumhuriyet'in kuruluşundaki mücadele ve sonraki kuşaklara bırakılan miras anlatıldı. Kurucuların kıt imkânlara rağmen vazgeçmediği, bunu hiç tanımadıkları torunları için yaptığı vurgulandı. Atatürk'ün Cumhuriyet'in ilanından bir gün önceki sözü hatırlatılan videoda, yarının hiçbir makamın ya da imtiyazın değil milletin olduğu mesajı verildi.

Yavaş: İki ayrı metin

Yavaş, sosyal medyadan yaptığı kısa paylaşımda Cumhuriyet'i, kendisine dayatılan esarete boyun eğmeyen bir milletin iradesi ve bağımsızlıktan asla geri adım atmayan karakteri olarak tanımladı. Paylaşımı "Dün olduğu gibi bugün de sonsuza dek Cumhuriyet!" sözleriyle sürdürdü.

Büyükşehir Belediyesi adına yayımladığı daha uzun mesajda ise Cumhuriyet'in kazandırdığı değerlerin yalnızca tarihsel bir miras değil, bugünkü görev ve sorumluluklara yön veren ilkeler olduğunu söyledi. Yavaş, çağdaşlık ve eşitlik idealini hizmetlerine yansıtarak Ankaralılar için daha yaşanabilir bir başkent hedeflediklerini, hizmetlerin toplumun her kesimine eşit ulaşması gerektiğine inandıklarını belirtti.

Bahçeli: Türkiye Yüzyılı hedefi

Bahçeli, mesajında Türkiye Cumhuriyeti'ni İstiklal Harbi'nin imtihanlarından süzülerek yükselen millî iradenin eseri olarak nitelendirdi. Bu mukaddes emaneti fikri, irfanı ve vicdanı hür nesillerle birlikte Türkiye Yüzyılı hedefine, aydınlık ufuklara taşımaya kararlı olduklarını söyledi. Atatürk'ü, Millî Mücadele komutanlarını, ilk Meclis üyelerini, şehitleri ve vefat eden gazileri rahmet ve minnetle andı.

Dervişoğlu: Cumhuriyet bir emanet

Dervişoğlu, işgal altındaki bir ülkede bağımsızlık ateşini yakan kahramanların ilan ettiği Cumhuriyet'in 103 yaşına girdiğini belirtti. Cumhuriyet'in bir yönetim biçiminden öte hukukun üstünlüğü, eşitlik ve insan onurunun güvencesi olduğunu söyledi. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete verilmesini demokrasinin ışığı olarak niteleyen Dervişoğlu, bugün düşen en büyük sorumluluğun, millet iradesini hepsinin önüne koymak ve adalet konusunda taviz vermemek olduğunu ifade etti. Cumhuriyet'in kurucu felsefesinin Türk milliyetçiliği olduğunu savunan Dervişoğlu, milliyetçiliği yok sayan bir cumhuriyetçiliğin sığ, Cumhuriyet'e sırtını dönen bir milliyetçiliğin ise hükümsüz kaldığını söyledi.

Özdağ: Kutlama ve endişe

Özdağ, Atatürk'ün umut vurgusundan güç aldıklarını belirten bir mesaj yayımladı. Paylaştığı videoda ise Türk milletinin endişeli olduğunu, Cumhuriyet'in "ameliyat masasına yatırılmış" durumda bulunduğunu öne sürdü. Terörsüz Türkiye sürecini eleştiren Özdağ, Abdullah Öcalan'ın artık hapishanede olmadığını, kendisi için yapılan bir villada yaşadığını öne sürdü. 10 Ağustos'ta Meclis'ten geçen düzenlemeyle PKK'lıların serbest kaldığını söyleyen Özdağ, bu oylardan AK Parti, MHP, CHP, DEM ve YENİ Parti'yi sorumlu tuttu.

Özdağ ayrıca bazı DEM Parti'li isimlerin anayasanın belirli maddelerinde değişiklik yönündeki açıklamalarına dikkat çekti. Hukuk devleti kimliğinin yitirildiğini, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını ve muhalif siyasetçilere farklı bir hukuk uygulandığını savundu. Yedi yıldır süren ekonomik buhranın halkı yoksullaştırdığını da sözlerine ekledi.

KaynaklarKısa Dalga, İlke TV, Ege Postası, Boyoz Haber ve +4 kaynak
Son güncelleme29.10.2026 06:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

Türk Devletleri Teşkilatı zirvesi öncesinde Azerbaycan'daki başörtüsü yasağını eleştiren dört kişi hakkında soruşturma açıldı. Bakü, Türkiye'den eleştirenlere tutuklama kararı ve giriş yasağıyla karşılık vermişti.

Ankara'da 29-30 Ekim'de yapılacak Türk Devletleri Teşkilatı zirvesi öncesinde, Azerbaycan'ın başörtüsü yasağına Türkiye'de sokakta ve sosyal medyada tepki gösteren dört kişi hakkında soruşturma açıldı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in zirveye katılıp katılmayacağı ise hâlâ belirsiz. Soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar arasında Köklü Değişim Medya'nın yöneticileri de var.

Gözaltılar ve ifadeler

Medya kuruluşunun İstanbul temsilcisi 27 Ekim gecesi, Hatay temsilcisi ise 28 Ekim sabahı gözaltına alındı. İstanbul temsilcisi, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ndeki sorgusunda yabancı devlet büyüklerini aşağılama suçlaması çerçevesinde ifade verdi ve sabaha doğru serbest kaldı. Temsilcinin sosyal medyada Aliyev'e "tiran" dediği, Bakü'nün İstanbul Başkonsolosluğu'nun önünde yaptığı konuşmada ise "diktatör" nitelemesini kullandığı belirtiliyor.

Aktarıldığına göre temsilci ifadesinde, ailesinin 28 Şubat döneminde başörtüsü mağduru olduğunu, bu nedenle Azerbaycan'daki aynı durumdaki kadınların yanında durduğunu söyledi. Sözlerinin siyasi eleştiri olduğunu savunan temsilci, Aliyev'in başörtüsü yasağıyla baskıcı yönünü ortaya koyduğunu, muhalefete nefes aldırmadığını kaydetti. Türkiye'de iktidar yöneticilerinin de Netanyahu için ağır nitelemeler kullandığını anımsattı.

Ankara'da ifade veren iki kişi

Sosyal medyadan Azerbaycan'ı eleştiren bir kişi, Ankara Emniyeti'nde şüpheli sıfatıyla ifade verdi. Sorguda ona Aliyev'in yanı sıra Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Binali Yıldırım hakkındaki başörtüsü yasağıyla ilgili paylaşımlar da soruldu; ardından serbest bırakıldı. Ankara'da gözaltına alınan bir kişi de ifadesinin sonrasında serbest bırakıldı.

Köklü Değişim ve Hizb-ut Tahrir

Köklü Değişim, Hizb-ut Tahrir'in Türkiye'deki yayın organı olarak biliniyor. Grup 27 Temmuz 2025'te AKP Genel Merkezi'nden Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne bir Gazze yürüyüşü düzenlemişti. Azerbaycan'daki başörtüsü yasağını da 13 Ekim'de Azerbaycan Büyükelçiliği ve Başkonsolosluğu önünde protesto etti. Hilafeti savunan örgüt, Türkiye'de daha önce yargı tarafından terör örgütü sayılıyor ve üyeleri hakkında mahkûmiyet kararları veriliyordu. Anayasa Mahkemesi ise 2018'de verdiği bir kararda, terör örgütü nitelemesinin hukuken yeterli olmadığına hükmetmişti.

Bakü'nün sert tepkisi

Türkiye'de iktidar cephesinden ve İslami çevrelerden gelen eleştirilere Bakü sert yanıt verdi. Azerbaycan Cumhuriyet Başsavcılığı, yasağı Türkiye'den eleştiren yedi kişi hakkında 16 Ekim'de tutuklama kararı verdi ve kırmızı bülten çıkardı. Bu kişiler anayasal düzeni zorla değiştirmeye yönelik açık çağrı yapmak, dinî nefreti şiddet yoluyla kışkırtmak ve dinî aşırılığı teşvik eden materyal hazırlayıp yaymakla suçlandı.

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı da 21 Ekim'de, aralarında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Yahya Uğraş, DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ve gazeteci-yazar Yusuf Kaplan'ın bulunduğu 31 Türkiye vatandaşının ülkeye girişini yasakladı. Bakü'nün tepkisini çeken Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ise 26 Ekim'de görevinden istifa ettiğini duyurdu.

KaynakDW.com
Son güncelleme28.10.2026 13:54
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

Dışişleri Komisyonu'nda anlaşmayı kabul ettiren görüşmelerin ardından konuşan Oktay, yapının kurumsal ayrıntılarını anlattı. Anlaşmanın saldırıyı değil caydırıcılığı hedeflediğini söyledi.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı onaylamaya yönelik kanun teklifi, Meclis'in Dışişleri Komisyonu'nda beş saate yakın süren müzakerenin sonunda oylandı ve kabul edildi. Evet oyu veren partiler AK Parti, MHP ve CHP oldu; ret oyu ise DEM Parti, İYİ Parti ve YENİ Parti sıralarından geldi. Teklifin sıradaki durağı TBMM Genel Kurulu olacak.

Oktay: Konuşma süresine sınır konmadı

Komisyon toplantısının ardından gazetecilere konuşan Oktay, tek maddelik gündemle toplandıklarını, görüşmelerin saat 11'de başladığını ve verimli geçtiğini söyledi. Oktay'a göre Dışişleri Komisyonu'nun tartışmaların seviyeli ve içerik bakımından zengin yürümesi gibi bir ayrıcalığı var; bu kez de konuşma süresine herhangi bir sınırlama getirilmedi. Lehte ve aleyhte hemen herkes görüşünü dile getirdi, Bakanlık ve ilgili kurumlar sorulara açık biçimde yanıt verdi. Son değerlendirme aşamasında ek söz isteyen çıkmadı. Oktay, zamanın bol olduğu bir ortamda konunun etraflıca ele alındığını, tüm siyasi grupların görüşlerini rahatlıkla ifade ettiğini ve Dışişleri Komisyonu'nun anlaşmayı kabul ederek Genel Kurul'a taşıdığını anlattı. Kabul kararının ardından da "hayırlı olsun" temennisinde bulundu.

Genel sekretarya ve kurumsal yapı

Anlaşmanın bir saldırı değil savunma anlaşması olduğunu vurgulayan Oktay, metnin herhangi bir üçüncü ülkeye karşı yapılmadığını ve başka ülkelerin katılımına açık olduğunu söyledi. Çekirdek taraflar Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye; yeni katılımın nasıl olacağına dair usul ve esaslar ise üzerinde çalışılan konular arasında. Kurumsal yapının oluşturulması için daha önce bir komisyon kurulmuştu ve bu alandaki çalışmalar da sürüyor; Oktay, bu komisyonla birlikte bir genel sekretarya oluşturulduğunu ifade etti. Oktay, Pakistan ve Suudi Arabistan'da onay sürecinin tamamlandığını, Türkiye'de ise sürecin komisyon kararıyla fiilen başladığını belirtti.

Oluşturulacak genel sekretaryanın merkezi Suudi Arabistan'da olacak, anlaşma çerçevesinde ilk genel sekreter ise Pakistan'dan belirlenecek.

"Amaç caydırıcılık"

Oktay, anlaşmanın Türkiye'nin dış politikadaki bütünlüğünü bozmayacağını söyledi. Oktay, anlaşmanın bölgesel istikrarın yeniden tesisinde yeni ve güçlü bir başlangıç olmasını umduğunu belirterek şöyle konuştu: "Buradaki amaç caydırıcılıktır." Saldırı amacı taşımadığını yineleyen Oktay, sürecin ardından Türkiye'nin hem fiilen hem resmen yerini alacağını da sözlerine ekledi ve anlaşmanın barışa, bölgenin refahına ve kalkınmasına vesile olmasını ve uygulamanın bu yönde ilerlemesini umduklarını ekledi.

KaynakTokat Haber 60
Son güncelleme28.10.2026 09:50
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
Büyük Haber·1 gün önce

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki ortak savunma anlaşması TBMM Dışişleri Komisyonu'ndan geçti. AKP, MHP ve CHP kabul, dört muhalefet partisi ret oyu verdi; sıra Genel Kurul'da.

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ı karşılıklı savunma yükümlülüğüyle bağlayan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı Meclis'e taşıyan kanun teklifi, 27 Ekim'de TBMM Dışişleri Komisyonu'ndan geçti. Oylamada AKP, MHP ve CHP kabul oyu verdi; İYİ Parti, Yeni Parti, DEM Parti ve Yeni Yol ret yönünde oy kullandı. Teklifin yasalaşması için artık Genel Kurul'un onayı gerekiyor.

Anlaşmanın içeriği

Anlaşma 7 Ağustos 2026'da imzalandı; metni Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman imzaladı. Düzenleme, üç ülke arasındaki askerî işbirliğini karşılıklı savunma yükümlülüğüne çeviriyor.

İkinci madde, üç ülkeden birine dışarıdan gelecek silahlı saldırıyı hepsine yönelmiş sayıyor. Ancak bu, diğer ülkelerin otomatik olarak savaşa gireceği anlamına gelmiyor. TBMM'ye sunulan gerekçeye göre karşılık, ülkelerin anayasal yükümlülükleri gözetilerek ve danışmalar sonunda verilecek ortak kararlarla biçimlenecek.

On altı maddelik metin; terörle mücadele, istihbarat paylaşımı ve ortak tatbikatların yanında silah sanayisinde ortak üretim, teknoloji, mühimmat ve lojistik desteğini düzenliyor. Genelkurmay başkanları ile dışişleri ve savunma bakanlarından oluşan bir Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi kurulacak, kalıcı sekreterya Riyad'da olacak. Anlaşma yürürlüğe girdikten sonra on yıl boyunca taraflar çekilme hakkını kullanamayacak.

Komisyonda sorular ve yanıtlar

Tartışmanın merkezinde Yemen ve on yıllık bağlılık şartı vardı. İYİ Parti Milletvekili Metin Ergun, anlaşmanın hangi güvenlik açığını kapatacağını sordu. Yeni Parti Milletvekili Utku Çakırözer, Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın Yemen'deki çatışmalarına sürüklenebileceğini söyleyerek "Yemen çöllerinde ne işimiz var?" diye sordu. Çakırözer ayrıca düzenlemenin Suudi hanedanı ile petrol tesislerinin korunmasını hedeflediğini, karşılığında Türkiye'ye Suudi kaynaklı finansman ve savunma sanayii yatırımı sağlamayı amaçladığını savundu.

Evet oyu veren CHP'den Oğuz Kaan Salıcı ise on yıllık şarta atıf yaparak CENTO deneyimini hatırlattı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Levent Gümrükçü, anlaşmanın hiçbir ülkeyi hedef almadığını ve NATO'nun yerini tutmadığını söyledi. Gümrükçü, Pakistan'ın nükleer silahlarıyla ilgili herhangi bir madde bulunmadığını da aktardı. Komisyon Başkanı Fuat Oktay ise ortaya "kolektif bir caydırıcılık kalkanı" çıkacağını belirtti.

Uzmanlar ne diyor

Carnegie Uluslararası Barış Vakfı'ndan Azeema Cheema ve Mohanad Hage Ali, 13 Ağustos tarihli değerlendirmelerinde ittifakın farklı ihtiyaçların kesişmesinden doğduğunu öne sürdü. Onlara göre ABD'nin güvenlik garantilerine güveni azalan Suudi Arabistan alternatif ortak arıyor; Pakistan askerî kapasitesini Suudi finansmanıyla güçlendirmeyi, Türkiye ise savunma sanayisine yatırım çekmeyi ve ihracat fırsatı yakalamayı umuyor.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) ise üç başkentin tehdit algısının aynı olmadığını vurguluyor: Pakistan için başlıca rakip Hindistan, Suudi Arabistan için İran ve Yemen'deki Husiler, Türkiye için Suriye, Irak ve Doğu Akdeniz. Middle East Institute uzmanı Ferid Belhaj ise NATO'nunkine benzer gelişmiş bir ortak komuta ve eşgüdüm mekanizmasının henüz kurulmadığını hatırlatıyor. Carnegie'den Alper Coşkun ve Amr Hamzawy'ye göre ortaklık, Washington'dan kopuşu değil, ABD'nin güvenlik güvencelerine olan bağımlılığı azaltma çabasını gösteriyor.

İlk adımlar ve Tahran teması

İlk somut adımlar Riyad'ın taleplerine göre atıldı. 31 Ağustos'ta İstanbul'da ortak üretim ve askerî koordinasyon masaya yatırıldı; 5 Ekim'de toplanan olağanüstü Riyad toplantısında ise Suudi Arabistan'a askerî imkânların çabucak sevk edilebilmesi için hazırlık yapılması kararlaştırıldı.

Komisyon oylamasından önceki gün, 26 Ekim'de Tahran'da İran yönetimiyle bir görüşme yapıldı; masada Suudi Savunma Bakanı Halid bin Selman, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ve MİT Başkanı İbrahim Kalın vardı. Görüşmede ABD-İran geriliminin büyümesini önleme çabası, Yemen ve Hürmüz Boğazı'ndaki krizler konuşuldu.

KaynaklarTokat Haber 60, Memleket, Milliyet, Hürriyet ve +3 kaynak
Son güncelleme28.10.2026 03:26
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu