1 saat önce

Sabah yazarı Melih Altınok, Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısındaki Mekke Anlaşması ve bölgesel güç vurgusunu değerlendirdi; yazara göre değişen dünya değil, Kılıçdaroğlu üzerindeki baskı.

Sabah gazetesi yazarı Melih Altınok bir yazısında, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun 3 Kasım'daki grup toplantısı konuşmasını ele aldı. Altınok, Kılıçdaroğlu'nun Mekke Anlaşması ve Osmanlı'ya ilişkin sözlerinin değişen bir dünyadan ya da değişen bir siyasetçiden değil, tabandan gelen baskının ortadan kalkmasından doğduğunu savundu.

Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısında söyledikleri

Altınok yazısına, Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından aktardığı satırlarla başladı. Kılıçdaroğlu bu bölümde egemen güçlerin Osmanlı'yı batırdığını söyledi, Türkiye Cumhuriyeti'nin güçlü bir devlet, hatta bulunduğu bölgenin en güçlü devleti olması gerektiğini vurguladı. Mekke Anlaşması'na neden evet dendiğini soranlara da yanıt veren Kılıçdaroğlu, bölgedeki baskın gücün ya Türkiye ya da başka bir ülke olacağını belirtti.

Kılıçdaroğlu bölgedeki ayrılan egemen güçlerin ve ortada kalan boşluğun görüldüğünü de ekledi. Ona göre terör olayının sona ermesi ve Ortadoğu'dan iki büyük emperyal gücün çekilmesi yeni bir boşluk doğurdu. Kılıçdaroğlu bu boşluğu kimin dolduracağını sorarak, Türkiye'nin gücünü ve çabasını göstermesinin bir zorunluluk olduğunu ifade etti; Mekke Anlaşması'na verilen desteğin gerekçesi de bu bölgesel güç tanımı üzerinden anlatıldı.

Altınok'un değerlendirmesi

Altınok, bu sözlerin dış politikaya partiler üstü bir bakışla yaklaşan Türk vatandaşlarının altına imza atabileceği ifadeler olduğunu öne sürdü. Yazar, "Kılıçdaroğlu mu değişti, dünya mı?" sorusunu yöneltti ve yanıtını kendisi verdi: "İkisi de değil."

Altınok'a göre ortada tek bir değişim var: Kılıçdaroğlu'nun üzerindeki taban baskısının kalkması ve onun özgürleşmesi. Yazar, bu baskının ana muhalefeti yalnızca iktidar karşıtlığı üzerinden, yani Erdoğan nefretiyle konumlanmaya ittiğini, Kılıçdaroğlu'nun ise nihayetinde ne uzayan ne kısalan bir histeriden kurtulduğunu savundu.

KaynakYeni Akit Gazetesi
Son güncelleme04.11.2026 12:52
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
Büyük Haber·20 saat önce

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu grup toplantısında anlaşmaya destek gerekçesini açıkladı; 2027 bütçesini faiz hesabıyla eleştirdi, fon soruşturmasında liste, istifa ve siyasi ahlak kanunu talep etti.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 3 Kasım'daki TBMM grup toplantısında Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na evet diyeceklerini yineledi ve bunun gerekçesini anlattı. Aynı konuşmada 2027 bütçesini faiz yükü üzerinden eleştirdi, fon soruşturmasına dair taleplerini sıraladı ve ahlaklı bir siyaset anlayışı vaat etti. Üç ülkenin ortak savunma mekanizmasına hukuki dayanak oluşturan anlaşma, 4 Kasım'da Genel Kurul'da ele alınacak.

Anlaşmaya destek: bölgedeki boşluk

Anlaşmaya neden evet dediklerini soranlara yanıt veren Kılıçdaroğlu, bölgenin baskın gücünün ya Türkiye ya da başka bir ülke olacağını söyledi. Eski güçlerin bölgeden çekilmesiyle bir boşluk oluştuğunu, Türkiye'nin bu boşlukta çaba göstermek zorunda olduğunu anlattı. Başlangıçtaki endişelerinin İran'la ayrışma ihtimaline ilişkin olduğunu, İran'la sorun yaşanmayacağı anlaşılınca olumlu oy kararı aldıklarını aktardı.

Kılıçdaroğlu'na göre terörün sona ermesi ve iki büyük emperyal gücün bölgeden ayrılmasıyla açılan boşluğu, ortak kültür, inanç ve akrabalık bağları nedeniyle Türkiye doldurmalı. Farklı mezheplerden olunsa da aynı kültürün paylaşıldığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin kendini dar sınırlarının içine hapsedemeyeceğini söyledi. "Bölgesel güç olmazsanız ezilirsiniz, yok olursunuz" diyen Kılıçdaroğlu, ekonomide ve kültürde de söz sahibi olunması gerektiğini belirtti. Türk dizilerinin dünyada izlendiğini hatırlatarak bir bölümünün Şam'da, Mekke'de, Azerbaycan'da, Özbekistan'da ve Balkanlar'da çekilmesini istedi.

Asker eleştirisine yanıt ve Yemen görüşmesi

Anlaşmayla Türkiye'nin oraya asker göndereceği yönündeki eleştirilere Kılıçdaroğlu, sözleşmede asker bulunmadığını söyleyerek karşılık verdi. Yemenli yetkililerle ve bir bakanla görüştüğünü, onlara Türkiye'nin bölgeye barış ve huzur için geleceğinden emin olmalarını söylediğini anlattı. Anlaşmayı oturup didik didik incelediklerini, belirli konulardaki itirazlarının da bulunduğunu ve bunları tutanaklara geçirdiklerini ekledi. Dünyadaki gelişmeleri, yeni dünya düzenini ve teknolojinin bu düzeni nasıl etkilediğini bilmeyenlerin kafadan konuştuğunu, büyük resmi görmeyenlerin CHP'yi anlayamayacağını söyledi.

Takvim'in haberine göre Kılıçdaroğlu, anlaşmaya şerh düşen YENİ Parti ve DEM Parti'ye de büyük resmi görmeleri çağrısını yöneltti. Dış politikanın millî olması gerektiğini, bu alanda iktidar ile muhalefet ayrımı yapılmayacağını ve Türkiye'nin çıkarlarının esas alınacağını söyledi. Takvim, 16 maddelik anlaşmayı Cumhur İttifakı'nın kutsal toprakların savunulmasına ilişkin tarihî ve manevi sorumluluk anlayışıyla birlikte ele aldı; Hürriyet ise Kılıçdaroğlu'nun Yemen görüşmesini Genel Kurul'daki görüşmeler öncesinde kaygıları gidermeye yönelik bir adım olarak aktardı.

Yeni siyaset, üretim ve kalkınma vurgusu

Konuşmasının girişinde Kılıçdaroğlu, "Türkiye'yi arındıracağız, Türkiye'yi güçlendireceğiz" dedi. Bunu tek başına değil, her yaştan kadın ve erkeğin birlikte çalışmasıyla gerçekleştireceklerini söyledi. Cumhuriyet'i otoriter yönetimlerle değil demokrasiyle taçlandıracaklarını, halk iradesine saygı göstereceklerini belirtti. CHP'nin bir çıkar ya da menfaat partisi olmadığını, insanların huzur içinde yaşamasını ve kalkınmayı isteyen bir parti olduğunu ifade etti. Ülkenin ihtiyacını kendi üretimiyle karşılaması, burada büyümesi ve istihdam yaratması gerektiğini, bunun CHP'nin yaklaşımı olduğunu anlattı.

2027 bütçesi ve faiz hesabı

Kılıçdaroğlu, 2027 bütçe teklifinin üreticiye, memura, işçiye, çiftçiye, fındık, portakal ve üzüm üreticisine ya da besiciye hizmet etmediğini, yalnızca tefecilere hizmet ettiğini öne sürdü. Bütçeden 2026'da 3 trilyon liralık faiz ödendiğini belirten Kılıçdaroğlu, bu tutarı zamana bölerek anlattı: ayda 331 milyar, haftada 76 milyar, günde 11 milyar, saatte 453 milyon, dakikada 7,5 milyon ve saniyede 126 bin lira. Toplumsal Haber'in aktardığına göre Kılıçdaroğlu, Meclis'e gelen bütçede yaklaşık 4 trilyon liralık bir ödemeden de söz etti.

Tefecilerle mücadelenin nasıl verileceğini anlamak için Cumhuriyet'in tarihine bakılması gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, saray iktidarının parayı vatandaştan toplayıp tefecilere aktardığını savundu; ayrıca Cumhuriyet'in Osmanlı borçlarını son kuruşuna kadar ödeyerek kurulduğunu, bugün ise dışarıdan birkaç milyar dolar için yalvarır noktaya gelindiğini iddia etti. Karadeniz ile Orta Anadolu'da güçlü bir milliyetçi damar olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, milliyetçiliğin emperyal güçlere teslim olmamak anlamına geldiğini söyledi.

Fon soruşturması: liste, iade ve görevdeki isimler

Fon soruşturmasını değerlendiren Kılıçdaroğlu, siyasetçilerle bürokratların el ele vererek vatandaşı soyduğunu, olayın Erdoğan sonrası hesaplarla da bağlantılı olduğunu öne sürdü. Resmi açıklamalarda vurgunun 187 milyar 653 milyon lira olarak belirtildiğini, bunun Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunu olduğunu söyledi. Erdoğan'ın sorumlulara gereğinin yapılacağı sözünü hatırlatan Kılıçdaroğlu, konuyu izleyeceklerini söyledi.

Kılıçdaroğlu, Bakanlığın haksız kazanç elde ettiğini belirttiği 214 kişinin listesinin açıklanmasını istedi. Kamu şirketi Türkiye Sigorta'dan 15 milyar liranın üzerinde para çıkarıldığını öne sürdü ve Borsa İstanbul'da bazı hisselerin beş ayda yüzde 1424 arttığına, konunun yabancı derecelendirme kuruluşlarının uyarılarının ardından gündeme geldiğine dikkat çekti. Kimliğine ve partisine bakılmaksızın herkesin listelerinin açıklanmasını ve bu kişilerin örgütlü suç kapsamında yargılanmasını talep etti.

İktidarın küçük tasarruf sahiplerine bir milyon liraya kadar ödeme sözü verdiğini, ancak kişi başı ortalama ödemenin 250 bin lirada kaldığını savundu. Para iade eden 37 kişinin toplamda 18 milyar lira ödediğini belirten Kılıçdaroğlu, haksız kazancın geri verilmesinin sorumluluğu sona erdirmeyeceğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, Borsa İstanbul, BDDK, Takasbank ve Merkezi Kayıt Kuruluşu yöneticilerinin görevlerini sürdürmesini eleştirerek sorumluların istifa etmesi gerektiğini savundu. Borsa İstanbul Genel Müdürü'nün rüşvet ve suç örgütü üyeliği suçlamalarıyla gözaltına alındığını anımsatarak iddialarla bağlantılı siyasetçilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını istedi. Son Dakika ve Olay Gazetesi Bursa'nın aktardığı sözlere göre Kılıçdaroğlu, konuşmasında "Kirli siyasetçilerle kirli bürokratlar el ele verdiler" ifadesini kullandı.

Siyasi ahlak kanunu çağrısı

Kılıçdaroğlu, yolsuzluk yapanların Meclis çatısı altında yeri olmaması gerektiğini söyleyerek siyasi partilerin genel başkanlarına seslendi ve bir siyasi ahlak kanunu çıkarılmasını istedi. Yolsuzluk iddiası bulunanların parti rozeti taşımaması ve istifa etmesi gerektiğini, yolsuzluk yapan bir belediye başkanının CHP logosunu kullanmaması gerektiğini belirtti. Burası Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu bir meclisse, halkı soyanların bu çatının altında yeri olmaması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, konuşmasında Atatürk'e ve Kıbrıs'a giden Bülent Ecevit'e de değindi. Siyaset kirlilikten arınırsa herkesin kazanacağını söyledi. Meclis'te bu konuda güzel bir siyasi ahlak kanunu çıkarılması için hep birlikte hareket edilmesini istedi.

Köşe yazılarında değerlendirme

Sabah gazetesinde ve A Haber'de yayımlanan bir köşe yazısı, Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını partisi içindeki baskının hafiflemesine bağladı. Yazı, dış politikada partiler üstü bir bakışın benimsendiğini savundu; Muharrem İnce, Deniz Baykal ve Yılmaz Özdil örneklerini anarak muhalefetin tabanından gelen baskının siyasetçilerin söylemini belirlediğini öne sürdü ve Özgür Özel'in de zamanla benzer bir çizgiye yaklaşacağını öngördü.

Kaynaklarhibya.com, Yeni Akit Gazetesi, A Haber, Sabah ve +10 kaynak
Son güncelleme03.11.2026 17:16
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu