2 saat önce

MHP'nin 19 yeni il öngören planı, Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar'ın daha önce önerdiği Bakırçay ili fikrini yeniden gündeme taşıdı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin duyurduğu "100 İl 1000 İlçe Projesi" kapsamında 19 yeni il ve 78 yeni ilçe kurulması önerisi, İzmir'in kuzeyinde Aliağa merkezli bir il fikrini yeniden gündeme getirdi. Aliağa Medya'nın haberine göre bölgede önerilen yeni ilin adı "Bakırçay".

Bahçeli, Türkgün gazetesine yaptığı açıklamada projeyi "Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın idari vizyonu" olarak tanımladı. Nüfusun artmasının, hızlanan şehirleşmenin ve çeşitlenen kamu hizmeti taleplerinin merkezi yönetim ile yerel idarelerin yapısının yeniden ele alınmasını gerektirdiğini söyledi. Mevcut 81 il ve 922 ilçenin, yeni birimlerle 100 il ve 1000 ilçeye tamamlanması hedefleniyor.

Acar'ın önerisi

Haberde, çıkışın İzmir'in tek MHP'li belediyesi olan Aliağa'nın Belediye Başkanı Serkan Acar'ın daha önce dile getirdiği öneriyi yeniden gündeme taşıdığı belirtildi. Acar, Aliağa'nın sanayisi, limanları ve konumuyla il olmaya hazır olduğunu söylemişti. Konuyu geçen Kasım ayındaki ziyaretinde Bahçeli ile de görüştüğünü açıklamıştı. Acar, Aliağa'nın sanayi ve lojistik gücünü, Bergama'nın tarihi ve tarımsal yapısını, Foça ile Dikili'nin turizm potansiyelini birleştirecek yeni il için "Bakırçay" adını önermişti.

Havza modeli

Habere göre kriterler arasında nüfus büyüklüğü, gelişme potansiyeli, coğrafi durum, stratejik konum ve kamu hizmetlerine erişim yer alacak. Kuzey Ege'deki Bakırçay Havzası, en güçlü adaylar arasında gösteriliyor. Haberde adı geçmeyen uzmanlara atıfla, Kınık'tan Çandarlı Körfezi'ne uzanan hatta Kınık, Bergama, Aliağa, Foça ve Dikili'nin tek idari yapıda yönetilmesini öngören bir "bütünleşik havza ili" modeli öneriliyor. Bu modelde tarımsal sulama, kuraklıkla mücadele ve çevre koruma çalışmalarındaki bürokratik engellerin aşılması amaçlanıyor; Aliağa'nın yeni ilin merkezi olması hedefleniyor.

Aliağa'nın ürettiği katma değerin Bergama ve Kınık'taki tarım faaliyetlerine, Foça ve Dikili'deki turizm yatırımlarına kaynak aktaracağı, sanayi, tarım ve turizm temelinde kendi kendine yetebilen bir "süper il" kurulabileceği ifade ediliyor. UNESCO Dünya Mirası listesindeki Bergama ise kültür, tarım ve turizm aksı olarak konumlandırılıyor.

Sıradaki adım

Haberde, MHP'nin ilerleyen dönemde konuyu TBMM gündemine getirmesi beklenen bir kanun teklifiyle taşıyacağı ve yeni illerin bu yolla netleşeceği belirtildi. İl sayısı, 1999'da Düzce'nin il olmasıyla 81'e yükselmişti ve 27 yıldır değişmedi.

KaynakAliağa Medya
Son güncelleme01.11.2026 23:10
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
48 dakika önce

Akdeniz Gerçek'teki köşe yazısında yazar, Anıtkabir'deki kol kola görüntünün abartıldığını, İYİ Parti tabanındaki rahatsızlığın anlaşılır olduğunu ancak gündemin asıl sorunlara çevrilmesi gerektiğini savundu.

Akdeniz Gerçek'te yayımlanan bir köşe yazısında yazar, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda Anıtkabir'de İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye merdivenlerden inerken yardım etmesinin bazı çevrelerce siyasi bir krize çevrildiğini savundu. Yazara göre bir nezaket görüntüsü, olduğundan çok daha büyük bir anlam yüklenerek tartışma malzemesi yapıldı.

Nezaket mi, siyasi mesaj mı

Yazar, rakip partilerin liderleri arasında insani ilişkilerin korunmasını demokratik siyasetin gereği sayıyor. Farklı görüşlerin birbirini sert biçimde eleştirmesinin kişisel düşmanlık anlamına gelmediğini, devlet adamlığının yalnızca kürsüde sert konuşmaktan ibaret olmadığını yazıyor. Dervişoğlu'nun siyasi yakınlaşma amacıyla Bahçeli'nin koluna girdiği görüşünde olmadığını belirten yazar, bir liderin diğerine yardım etmesinin onun politikalarını benimsediği anlamına gelmeyeceğini söylüyor. Aksi bir strateji izlense Dervişoğlu'nun şimdiye dek söylediklerinin boşa düşeceğini de ekliyor. Yazara göre siyasi rekabeti düşmanlığa dönüştüren taraf Bahçeli ve çevresi. Yazar, demokratik siyasette bugünün rakiplerinin yarının ortakları olabileceğini, makamların ve unvanların geçici, nezaket ile vicdanın ise kalıcı değerler olduğunu da hatırlatıyor.

İYİ Parti tabanındaki rahatsızlık

Yazı, görüntünün İYİ Parti seçmeninin bir bölümünde gönül kırıklığı yarattığını da kabul ediyor. Yazar bu tepkiyi gereksiz alınganlık saymanın siyasi psikolojiyi anlamamak olacağını belirtiyor ve partinin kuruluş hikâyesini, MHP ile yaşanan geçmişi hatırlatıyor. İYİ Parti'nin son olarak Çerçeve Yasa sürecinde de her kademede mücadele verdiğini yazan yazar, parti kurmaylarının böyle bir görüntünün oluşmasını önlemesi gerektiğini düşünüyor.

Yazar, Erhan Usta'nın tepkisini demokratik bir tutum sayıyor. Ali Güngör'e yapılan muamelenin Usta'ya yapılmamasını umduğunu söyleyen yazar, İYİ Parti'nin ayrışmaya değil birleşmeye ihtiyaç duyduğunu savunuyor.

Asıl gündem sorusu

Yazının ikinci yarısında vurgu, tartışmanın ölçüsüne kayıyor. Yazar; emeklinin geçim sıkıntısını, asgari ücretlinin hayat pahalılığıyla mücadelesini, gençlerin gelecek kaygısını, çiftçinin üretim maliyetlerini ve esnafın durgunluktan şikâyetini sıralıyor. Ardından bir kola girme görüntüsünün siyasi krize çevrilmesinden kimin yarar sağladığını soruyor. Olayın magazinleştirildiğini, toplumun dikkatinin ekonomiden, hukuktan ve yönetim sorumluluğundan uzaklaştırıldığını öne sürüyor.

Dervişoğlu'nun siyasi tercihlerinin elbette eleştirilebileceğini yazan yazar, bir insanın diğerine yardım etmesinin hesaplaşma konusu yapılmasını doğru bulmuyor. Tartışmayı "Cambaza bak, cambaza!" sözüyle özetleyen yazı, sert muhalefetin mümkün olduğunu ama nezaketsizliğin zorunlu olmadığını vurguluyor ve "İnsanlık siyasetten büyüktür" cümlesiyle bitiyor.

KaynakAkdeniz Gerçek
Son güncelleme02.11.2026 01:12
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu