Akdeniz Gerçek'teki köşe yazısında yazar, Anıtkabir'deki kol kola görüntünün abartıldığını, İYİ Parti tabanındaki rahatsızlığın anlaşılır olduğunu ancak gündemin asıl sorunlara çevrilmesi gerektiğini savundu.
Akdeniz Gerçek'te yayımlanan bir köşe yazısında yazar, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda Anıtkabir'de İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye merdivenlerden inerken yardım etmesinin bazı çevrelerce siyasi bir krize çevrildiğini savundu. Yazara göre bir nezaket görüntüsü, olduğundan çok daha büyük bir anlam yüklenerek tartışma malzemesi yapıldı.
Nezaket mi, siyasi mesaj mı
Yazar, rakip partilerin liderleri arasında insani ilişkilerin korunmasını demokratik siyasetin gereği sayıyor. Farklı görüşlerin birbirini sert biçimde eleştirmesinin kişisel düşmanlık anlamına gelmediğini, devlet adamlığının yalnızca kürsüde sert konuşmaktan ibaret olmadığını yazıyor. Dervişoğlu'nun siyasi yakınlaşma amacıyla Bahçeli'nin koluna girdiği görüşünde olmadığını belirten yazar, bir liderin diğerine yardım etmesinin onun politikalarını benimsediği anlamına gelmeyeceğini söylüyor. Aksi bir strateji izlense Dervişoğlu'nun şimdiye dek söylediklerinin boşa düşeceğini de ekliyor. Yazara göre siyasi rekabeti düşmanlığa dönüştüren taraf Bahçeli ve çevresi. Yazar, demokratik siyasette bugünün rakiplerinin yarının ortakları olabileceğini, makamların ve unvanların geçici, nezaket ile vicdanın ise kalıcı değerler olduğunu da hatırlatıyor.
İYİ Parti tabanındaki rahatsızlık
Yazı, görüntünün İYİ Parti seçmeninin bir bölümünde gönül kırıklığı yarattığını da kabul ediyor. Yazar bu tepkiyi gereksiz alınganlık saymanın siyasi psikolojiyi anlamamak olacağını belirtiyor ve partinin kuruluş hikâyesini, MHP ile yaşanan geçmişi hatırlatıyor. İYİ Parti'nin son olarak Çerçeve Yasa sürecinde de her kademede mücadele verdiğini yazan yazar, parti kurmaylarının böyle bir görüntünün oluşmasını önlemesi gerektiğini düşünüyor.
Yazar, Erhan Usta'nın tepkisini demokratik bir tutum sayıyor. Ali Güngör'e yapılan muamelenin Usta'ya yapılmamasını umduğunu söyleyen yazar, İYİ Parti'nin ayrışmaya değil birleşmeye ihtiyaç duyduğunu savunuyor.
Asıl gündem sorusu
Yazının ikinci yarısında vurgu, tartışmanın ölçüsüne kayıyor. Yazar; emeklinin geçim sıkıntısını, asgari ücretlinin hayat pahalılığıyla mücadelesini, gençlerin gelecek kaygısını, çiftçinin üretim maliyetlerini ve esnafın durgunluktan şikâyetini sıralıyor. Ardından bir kola girme görüntüsünün siyasi krize çevrilmesinden kimin yarar sağladığını soruyor. Olayın magazinleştirildiğini, toplumun dikkatinin ekonomiden, hukuktan ve yönetim sorumluluğundan uzaklaştırıldığını öne sürüyor.
Dervişoğlu'nun siyasi tercihlerinin elbette eleştirilebileceğini yazan yazar, bir insanın diğerine yardım etmesinin hesaplaşma konusu yapılmasını doğru bulmuyor. Tartışmayı "Cambaza bak, cambaza!" sözüyle özetleyen yazı, sert muhalefetin mümkün olduğunu ama nezaketsizliğin zorunlu olmadığını vurguluyor ve "İnsanlık siyasetten büyüktür" cümlesiyle bitiyor.