YENİ Parti'nin Kobani davası için verdiği Meclis araştırması önerisi Genel Kurul'da görüşüldü. Tanrıkulu, Meclis'in Demirtaş'ın özgürlüğünü çaldığını savundu; İYİ Parti, CHP ve DEM Parti de AİHM kararlarının uygulanmasını istedi.
TBMM Genel Kurulu, 4 Kasım'da YENİ Parti'nin Kobani davası için sunduğu Meclis araştırması önergesini ele aldı. Gerekçeyi sunan Diyarbakır Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu, Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ'ın hukuka göre değil, siyasi nedenlerle tutuklu bulunduğunu savundu.
Önergenin kapsamı
Önergede Kobani davasının hukuki ve anayasal yönlerinin değerlendirilmesi isteniyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kararlarını uygulama konusundaki aksaklıklar ile kamu kurumlarının sorumlulukları da araştırma kapsamında. Önerge ayrıca uluslararası yükümlülükler doğrultusunda alınması gereken hukuki ve kurumsal tedbirlerin belirlenmesini amaçlıyor.
Tanrıkulu: Siyasi irade tahliyeyi de belirleyecek
Tanrıkulu, Kobani davasını siyasi bir dava olarak tanımladı. Kesinleşmiş bir mahkûmiyet olmadan on yıldır cezaevinde tutulan başka kimsenin bulunup bulunmadığını sordu ve iktidar sıralarındaki hukukçulara seslendi. Dokunulmazlıkların siyasi bir talep doğrultusunda kaldırıldığını belirten Tanrıkulu, tahliyenin de siyasi iradeyle gerçekleşeceğini söyledi. Demirtaş ve arkadaşlarının soruşturmaya sonradan eklendiğini ileri süren milletvekili, bunu o dönemde başsavcılık yapan ve bugün Yargıtay üyesi olan isme bağladı.
Tanrıkulu, Demirtaş ile Sırrı Süreyya Önder'in aynı mahkemede görülen davada aynı gün hüküm giydiğini, kararların da aynı gün kesinleştiğini anlattı. Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuruların ise farklı sonuçlandığını söyledi: Önder tahliye edilmiş, Demirtaş'ın dosyası henüz incelenmemişti. Tanrıkulu, AİHM'in Demirtaş kararıyla Türkiye'yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 18. maddesinden mahkûm ettiğini, bunun siyasetçilerin siyasi saiklerle tutuklandığı anlamına geldiğini savundu. İstinaf mahkemesinin tahliye talebine olumlu ya da olumsuz bir karar vermemesini de eleştirdi.
Konuşmasının en çok öne çıkan bölümünde Meclis'in sorumluluğunu hatırlattı: "Selahattin Demirtaş 43 yaşında hapse girmiştir, bugün 53 yaşındadır ve bu Parlamento onun özgürlüğünü çalmıştır." Tanrıkulu, ileride gerçek bir demokrasiye kavuşulduğunda kişisel özürlerle yetinilemeyeceğini, Meclis'in kamusal bir özür yasası çıkarması gerektiğini ekledi.
Diğer partilerden destek
İYİ Parti İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, mahkeme kararlarının uygulanmamasını kabul edilemez bulduğunu söyledi; Kobani davasının yanı sıra İBB ve fon davalarını da sayarak ülkede hukukun ve adaletin zeminini yitirdiğini savundu.
CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, Anayasa'nın 90. maddesine dikkat çekti ve uluslararası sözleşmelerle kanunlar arasında çelişki olduğunda sözleşme hükümlerinin esas alınması gerektiğini belirtti. Durmaz'ın değerlendirmesine göre mahkeme kararlarının bağlayıcılığı siyasi makamların takdirine bırakılamaz. Anayasa Mahkemesi'nin Can Atalay ve Enis Berberoğlu kararlarını, AİHM'in Demirtaş hakkındaki ihlal kararlarıyla birlikte anan Durmaz, hukukun kişinin kimliğine ya da siyasi görüşüne göre değişmemesi gerektiğini vurguladı.
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren ise 4 Kasım 2016'daki gözaltıların üzerinden 10 yıl geçtiğini hatırlattı. Dokunulmazlıkların kaldırıldığı 20 Mayıs 2016 oturumunu anımsatan Eren, Kobani davasında yargılananların beraat ettiğini, ancak özgürlüklerine kavuşamadığını söyledi.