2 saat önce

BDDK verilerine göre batık kredilerin kredi stokuna oranı yüzde 2,5'ten yüzde 3,4'e yükseldi; Prof. Dr. Ramazan Aktaş haciz ve iflas dalgasına, YENİ Partili Zeybek reel sektöre yayılma riskine dikkat çekti.

Fon krizinin ardından batık krediler hızla artıyor; bir akademisyen ve YENİ Partili bir milletvekili haciz ve iflasların çoğalabileceği, sorunun reel sektöre sıçrayıp ekonominin tamamını riske atabileceğini söyledi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) günlük bültenine göre batık kredi tutarı 13 Ekim itibarıyla 963 milyar liraya çıktı. Haberde aktarılan verilere göre fon krizi döneminde batık kredilerde 118 milyar liralık büyüme yaşandı.

Rakamlar ne gösteriyor

Batık krediler 2025'te yüzde 101 artmıştı. Bu yıl ise 2025 sonuna göre artış yüzde 66,6'ya ulaştı. Batık kredilerin toplam kredi stokuna oranı yüzde 2,5'ten yüzde 3,4'e yükseldi.

Prof. Dr. Aktaş: Haciz ve iflaslar artabilir

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ramazan Aktaş, bankaların asıl görevinin likit kalarak piyasaya kredi akıtmak olduğunu hatırlattı. Aktaş, borçların ödenememesinin bankaları daha sık haciz ve yasal takip yoluna iteceğini söyledi. Aktaş'a göre bankaların elinde ev, araba ve tesis gibi varlıklar birikecek, borçlu vatandaş sahip olduklarını yitirecek. Bankaların bu varlıkları değerinin altında satacağını da belirten Aktaş, sürecin sonunda servetlerin eriyeceği uyarısında bulundu.

Aktaş, bankaların batıkları gerekçesiyle kredi musluğunu kapatmasının sağlıklı ve kârlı işletmeleri bile likidite sıkıntısına sokabileceğini, bunun bütün ekonomide sistemik risk yaratabileceğini söyledi. Büyük işletmelerin yaşadığı sıkıntıyı alt tedarikçilere yansıtacağını, zincirin en altındaki KOBİ'lerin ve yeni kurulan işletmelerin ise en çok zarar göreceğini ifade etti. Aktaş'a göre maliyet baskısına dayanamayan küçük işletmeler çalışanlarını işten çıkarmak zorunda kalacak.

Zeybek: Borsa ve reel sektör zarar görebilir

YENİ Parti İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek de fon vurgunu olarak nitelediği sürecin hem borsaya hem reel sektöre büyük zarar verebileceğini söyledi. Zeybek'e göre fon skandalının ardından şirketler finansmana ulaşmakta, borçlarını ödemekte ve nakit akışını yönetmekte zorlanmaya başladı; ödemeler aksarsa tedarik zinciri bozulabilir, üretim ve istihdam zarar görebilir.

Zeybek'in paylaştığı verilere göre eylülde yatırım fonlarının toplam portföy değeri 1 trilyon 740 milyar lira, para piyasası fonlarının portföy değeri ise 570 milyar lira geriledi. Aynı dönemde sanayi sektörünün portföy değeri yüzde 23,24, teknoloji sektörünün yüzde 27,78 azaldı. BIST 100 endeksi eylülde yüzde 16,65, ekimde yüzde 9,94 değer kaybetti; iki aylık toplam düşüş yüzde 24,94'e ulaştı.

KaynakYENİ ASYA
Son güncelleme02.11.2026 05:11
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
57 dakika önce

Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı, borsa yöneticisinin gözaltı gerekçesinin 'suç işlemek amacıyla örgüt kurmak' olmasını İBB davasındaki suçlamayla karşılaştırdı ve soruşturmanın genişleyip genişlemeyeceğini sorguladı.

Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı, fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan borsa yöneticisine yöneltilen "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçlamasını köşesine taşıdı. Bursalı, bu gerekçenin fon soygunu için ilk kez kullanıldığını yazdı ve soruşturmanın diğer kurumlara uzanıp uzanmayacağını sorguladı.

İBB davasıyla karşılaştırma

Yazar, gözaltı gerekçesinin kendisine yabancı gelmediğini belirtti. Bursalı'ya göre aynı suçlama Ekrem İmamoğlu ile çalışma arkadaşlarına, ayrıca İstanbul'daki pek çok muhalif ilçe belediye başkanına ve çalışanına yöneltildi; Başsavcılığın 4 bin sayfalık iddianamesi de bu mantık üzerine kuruldu. Yazar, belediyelerdeki iş bölümünü baştan örgüt yapısı gibi sunmanın mantığı olmadığını savundu.

Bursalı, bir hafta önce, 26 Ekim'de kaleme aldığı yazıda Adalet Bakanı hakkında suç duyurusu çağrısı yaptığını hatırlattı. O yazısında, İBB'ye yöneltilen suçlamanın 20 milyar dolarlık fon vurgunu için de geçerli olduğunu, ancak Adalet Bakanlığı'nın bunu bu dosyaya uygulamakta çekingen davrandığını savunduğunu aktardı.

"Tek kişilik suç örgütü olmaz"

Yazar, suçlamanın şimdi borsa yöneticisi için yapılabilmesini dikkat çekici buldu. Bursalı'ya göre tek kişilik bir suç örgütü olamayacağından, soruşturmanın genişlemesi ve örgütün diğer üyelerinin de çağrılması gerekiyor. Eğer gözaltı göstermelikse yöneticinin kısa sürede bırakılacağını, ciddiyse soruşturmanın kapsamının büyüyeceğini yazdı.

Yazar, 900 milyar liralık vurgunun denetim görevini yapmayan ya da göz yuman bürokratlar ve siyasetçiler olmadan gerçekleşemeyeceğini öne sürdü. Bursalı, şirketlerin defter değerinin 10 liradan 1000 liraya çıkarıldığını gören ve susanların da ortak çıkar çevresinin parçası olabileceğini belirtti. Borsanın bugün tarihinin en büyük çöküşünü yaşadığını da ekledi.

BDDK'ye dönük işaretler

Bursalı, Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan'ın BDDK ve başkanını 10 soruyla hedef almasının tesadüf olmayabileceğini yazdı. Yazarın aktardığına göre Sayan, BDDK başkanının vurgunun ilk belirtileri ortaya çıktığında makamında, baş figür olarak nitelediği kişiyle pazarlığa oturduğunu ve 20 milyar lira rüşvet talep ettiğini iddia etti. Bursalı bu nedenle sıranın BDDK'de olduğu kanaatini dile getirdi; amacın cumhurbaşkanını konudan uzak tutmak olabileceğini de yazdı.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme02.11.2026 06:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu