1 saat önce

Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı, borsa yöneticisinin gözaltı gerekçesinin 'suç işlemek amacıyla örgüt kurmak' olmasını İBB davasındaki suçlamayla karşılaştırdı ve soruşturmanın genişleyip genişlemeyeceğini sorguladı.

Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı, fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan borsa yöneticisine yöneltilen "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçlamasını köşesine taşıdı. Bursalı, bu gerekçenin fon soygunu için ilk kez kullanıldığını yazdı ve soruşturmanın diğer kurumlara uzanıp uzanmayacağını sorguladı.

İBB davasıyla karşılaştırma

Yazar, gözaltı gerekçesinin kendisine yabancı gelmediğini belirtti. Bursalı'ya göre aynı suçlama Ekrem İmamoğlu ile çalışma arkadaşlarına, ayrıca İstanbul'daki pek çok muhalif ilçe belediye başkanına ve çalışanına yöneltildi; Başsavcılığın 4 bin sayfalık iddianamesi de bu mantık üzerine kuruldu. Yazar, belediyelerdeki iş bölümünü baştan örgüt yapısı gibi sunmanın mantığı olmadığını savundu.

Bursalı, bir hafta önce, 26 Ekim'de kaleme aldığı yazıda Adalet Bakanı hakkında suç duyurusu çağrısı yaptığını hatırlattı. O yazısında, İBB'ye yöneltilen suçlamanın 20 milyar dolarlık fon vurgunu için de geçerli olduğunu, ancak Adalet Bakanlığı'nın bunu bu dosyaya uygulamakta çekingen davrandığını savunduğunu aktardı.

"Tek kişilik suç örgütü olmaz"

Yazar, suçlamanın şimdi borsa yöneticisi için yapılabilmesini dikkat çekici buldu. Bursalı'ya göre tek kişilik bir suç örgütü olamayacağından, soruşturmanın genişlemesi ve örgütün diğer üyelerinin de çağrılması gerekiyor. Eğer gözaltı göstermelikse yöneticinin kısa sürede bırakılacağını, ciddiyse soruşturmanın kapsamının büyüyeceğini yazdı.

Yazar, 900 milyar liralık vurgunun denetim görevini yapmayan ya da göz yuman bürokratlar ve siyasetçiler olmadan gerçekleşemeyeceğini öne sürdü. Bursalı, şirketlerin defter değerinin 10 liradan 1000 liraya çıkarıldığını gören ve susanların da ortak çıkar çevresinin parçası olabileceğini belirtti. Borsanın bugün tarihinin en büyük çöküşünü yaşadığını da ekledi.

BDDK'ye dönük işaretler

Bursalı, Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan'ın BDDK ve başkanını 10 soruyla hedef almasının tesadüf olmayabileceğini yazdı. Yazarın aktardığına göre Sayan, BDDK başkanının vurgunun ilk belirtileri ortaya çıktığında makamında, baş figür olarak nitelediği kişiyle pazarlığa oturduğunu ve 20 milyar lira rüşvet talep ettiğini iddia etti. Bursalı bu nedenle sıranın BDDK'de olduğu kanaatini dile getirdi; amacın cumhurbaşkanını konudan uzak tutmak olabileceğini de yazdı.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme02.11.2026 06:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 saat önce

Cumhuriyet'te yayımlanan bir yazıda, fon vurgunundan sonra nitelikli yatırımcı tanımının 10 milyon liradan 50 milyon liraya çıkarılmasının küçük tasarruf sahiplerini serbest fonlardan uzaklaştırdığı savunuldu.

Cumhuriyet'te 2 Kasım'da yayımlanan bir yazıda fon vurgununun ardından küçük yatırımcının tasarruf seçeneklerinin daraldığı, bu zararın büyük ölçüde yurttaşa yüklendiği savunuldu. Yazıda, nitelikli yatırımcı tanımının değiştirilmesi ve para piyasası fonlarına getirilen düzenlemeler eleştirildi.

Güven bunalımı

Yazara göre uzun süren ekonomik sıkıntı, para kazanma beklentisini geriletti. Küçük yatırımcı ve tasarruf sahipleri ise sarsılmış durumda. Fon vurgunu öncesinde görevini yapmayanların belli olduğu, bunu artık iktidarı savunan çevrelerin de yüksek sesle dile getirdiği yazıda belirtildi. Yazar, vurgunun zihinlerde ağır hasar bıraktığını, insanların birikimlerini mevduata, altına ya da dövize yatırma konusunda karar veremediğini yazdı. Memur ve işçinin yaşlılığında rahat edebilmek için yaptığı tasarrufun artık güvence altında görülmediği vurgulandı.

Nitelikli yatırımcı sınırı

Yazıda dikkat çeken düzenleme, nitelikli yatırımcı tanımının değiştirilmesi oldu. Yazarın aktardığına göre bu sınır 10 milyon liradan 50 milyon liraya yükseltildi. Bu tutarın altında birikimi olanlar niteliksiz yatırımcı sayılıyor ve serbest fon alamıyor. Nitelikli yatırımcı sayısının 500 binlerden 15 binlere düştüğü belirtildi. Yazar, yetkilileri "yasakla kurtul" mantığıyla hareket etmekle eleştirdi.

Para piyasası fonları ve vergi

Yazıya göre iktidar her hatanın bedelini küçük yatırımcıya yüklüyor. Yatırımların para piyasası fonlarında yoğunlaşması üzerine vergi artırıldı ve devlet tahvili zorunluluğu getirildi; yazar bu uygulamanın para piyasası fonlarını eksi getiriye taşıdığını savundu. Ardından risk düzeyi para piyasası fonlarıyla aynı, yani 1 olan serbest fonlar oluşturuldu. Yazarın aktardığına göre bu fonların para piyasası fonlarından tek farkı bünyelerinde devlet tahvili bulunmaması. Mehmet Şimşek'in her türlü parayı vergi olarak gördüğünü öne süren yazar, 50 milyon lira sınırıyla küçük yatırımcının bu fonlara da giremeyeceğini yazdı.

Yazı, küçük tasarruf sahibinin kaçacak yerinin kalmadığı, herkese payına düşen zararın ödetileceği değerlendirmesiyle sona erdi.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme02.11.2026 06:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu