1 saat önce

Cumhuriyet yazarı Bedri Baykam, İBB davasında İmamoğlu'nun savunmasından seçtiği bölümleri aktardı; İmamoğlu bilirkişi raporlarını, tutuklamaları ve itirafçı ifadelerini eleştirdi.

Cumhuriyet yazarı Bedri Baykam, köşesinde İBB davasında Ekrem İmamoğlu'nun savunmasının üçüncü ve dördüncü günlerinden seçtiği bölümleri okurlarına aktardı. Baykam'a göre binlerce sayfalık iddianameye verilen yüzlerce sayfalık bu yanıtı herkes okuyamıyor; İmamoğlu'nun temel fikirlerinin önyargısız öğrenilmesi gerekiyor. Yazar, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanmadığı bir dönemde bu savunmayı adalet kavramının korunması açısından hayati buluyor.

İmar ve arsa alımları üzerine rakamlar

Baykam'ın aktardığı bölümlerde İmamoğlu, yalnızca 33 dosyanın bedelinin 2,5 milyar dolar olduğunu söyledi. Bir arsa alımında kamu zararının 11,5 milyon dolar olduğunu, Fatih Belediyesi'nden 13 milyon dolara alınan bir taşınmazın İBB'ye 119 milyon dolara satıldığını ve toplam zararın 106 milyon doları aştığını anlattı. İmamoğlu, 2007-2009 sonrasından 2019'a kadar yapılan imar değişikliklerinin kamu adına 85 milyar dolarlık bir kayıp doğurduğunu öne sürdü. Kendi yönetimlerinin yedi yılında parsel bazlı imar değişikliği sayısının 69 olduğunu, imar artışı sağlayan tek bir plan değişikliği yapılmadığını savundu.

Bilirkişi raporu ve itirafçı ifadeleri

İmamoğlu, savcılığın 10 Nisan 2025 tarihli yazısında bilirkişilerden usulsüzlüğün varlığının sorulmadığını, doğrudan tespit edilmesinin istendiğini söyledi. Bu yaklaşımı eleştirerek "o artık bilirkişi değil kâtiptir" dedi. MASAK'ın bir sanık için bulabildiği tek para hareketinin 810 lira olduğunu, iddianamede ise 810 bin lira olarak geçtiğini belirtti. Reklam ihaleleriyle ilgili raporu yazan bilirkişinin sonradan Sayıştay üyeliğine seçildiğini hatırlatan İmamoğlu, kimseyi itham etmediğini, iki olguyu yan yana koyduğunu söyledi.

İtirafçı ifadelerine de değinen İmamoğlu, birinin savcılık ifadesinin yaklaşık 14 saat sürdüğünü, bir diğerinin akşam 19.30'da başlayıp ertesi sabaha uzandığını, iki ayrı itirafçının farklı günlerde virgülüne kadar aynı beyanı verdiğini anlattı.

Tutuklamalar ve savunma hakkı

İmamoğlu, iddianamedeki usulsüzlük anlatısına karşı bir de karşılaştırma yaptı: kendi dönemlerinde yoktan var edildiğini söylediği bir yolsuzluk suçlaması söz konusuyken, AK Parti dönemindeki somut delillere dayalı yolsuzluk dosyalarının kaybolduğunu, savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiğini ya da İçişleri Bakanlığı'nın incelemeyi üstlendiğini öne sürdü. Bu tabloyu "ahtapotun kolları" diye niteledi.

İmamoğlu, davanın hâkimleri konusunda da konuştu. Hâkimi değiştirilmemiş ya da sürülmemiş tek bir davasının bulunmadığını, mahkemenin kendisi için kurulmuş bir mahkemeye dönüştüğünü ve verilecek kararın kariyerleri belirleyeceğini söyledi. Ankara 2 No'lu Baro Başkanı'nın iki yıl içinde 70 baro üyesini hâkim ve savcı yaptıklarına dair sözlerini de eleştirdi.

İmamoğlu, savunma hakkına müdahalenin 19 Haziran 2025'te avukatı Mehmet Pehlivan'ın tutuklanmasıyla başladığını söyledi. Dosyadaki 336 tutuklamanın toplamda 90 bin gün hapis anlamına geldiğini belirten İmamoğlu, tutuksuz yargılamanın esas olduğunu vurguladı.

Köşe yazısını okuyun
KaynakCumhuriyet
Son güncelleme05.11.2026 06:16
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
Büyük Haber·7 saat önce

İBB davasında dinlenen eski Kültür AŞ avukatı Selman Narman, açık hava reklam ihalelerinin formalite olduğunu öne sürdü; gizli tanıklar ise bazı iddialarda doğrudan görgüleri olmadığını söyledi.

Ekrem İmamoğlu'nun da yargılandığı, 436 sanıklı ve 46'sı tutuklu İBB davasının 104. duruşmasında tanıklar ifade verdi. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Silivri'de, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yaptığı oturumda, Kültür AŞ'de eskiden avukatlık yapan Selman Narman, açık hava reklam alanı ihalelerinin kazananının ve bedelinin önceden belli olduğunu öne sürdü. Duruşma ertesi gün saat 10.00'a ertelendi.

Narman: İhaleler formaliteydi

Narman'a göre Kültür AŞ, açık hava reklam alanı ihalelerini üstlendikten sonra bölümlere ayırıp alt firmalara dağıttı. Narman, bu ihalelerin formalite olarak yapıldığını söyledi; hatırladığı kadarıyla üçünün İBB'den, ikisinin Medya AŞ'den alındığını, bunlardan ikisinin 2020'de, birinin 2021'de gerçekleştiğini belirtti. Tepe noktada belirleyenlerin İmamoğlu ve Murat Ongun olduğunu söyleyen Narman, bunu kendi gözlemiyle değil, amirlerinin talimat aktarımlarıyla bildiğini vurguladı.

Saraçhane toplantısı anlatımı

Narman'ın aktardığına göre ihalelerin üstlenilmesinden iki üç hafta sonra dönemin Genel Müdürü sanık Serdal Taşkın çalışanları toplantıya çağırdı; Genel Müdür Yardımcısı sanık Doğan Hamit Doğruer de oradaydı. Telefonların toplanıp çekmeceye bırakıldığını söyleyen Narman, ardından "Saraçhane'ye gidiyoruz, nihayet karar verildi" denildiğini, hangi bölümün hangi firmaya hangi bedelle verileceğinin paylaşıldığını ve alt dosyaların hazırlanması talimatının verildiğini anlattı.

Müfettiş ifadeleri ve Murat Ongun

Narman, müfettişlere verilen ifadelerin tek tip hazırlanıp imzalatıldığını, "imzalamayan sonucuna katlanır" talimatı bulunduğunu ileri sürdü. Süreci Doğruer'in yürüttüğünü, talimatın ise iştirakler koordinasyon biriminden geldiğini bildiğini söyledi. Bir e-postasında dile getirdiği şeyin terfi talebi değil, usulsüz işlere bulaştırılmaktan duyduğu rahatsızlık olduğunu, bu nedenle Müze Müdürlüğü'ne geçmek istediğini belirtti. Tutuklu sanık Murat Ongun'a ilişkin soruya Narman, belediye camiasındaki bilginin Ongun'un "başkandan sonraki ikinci adam" olduğu yönünde olduğunu söyledi. İmamoğlu'nun ya da Ongun'un Taşkın, Kağan Sürmegöz veya Doğruer'e doğrudan talimat verdiğini görmesinin mümkün olmadığını, bunu yalnızca talimatı alanların aktarımıyla bildiğini de ekledi.

Tanık Yalçınkaya: Çekleri teslim ettim

Tanık Furkan Yalçınkaya, organizasyon şirketi sahibi tutuksuz sanık Ahmet Çiçek'le 3-4 yıl önce tanıştığını anlattı. Çiçek'in kendi üstüne şirket kurmak istediğini, her şeyin yasal olacağını söylediğini aktaran Yalçınkaya, bankalar üzerinden firmasına çek verildiğini, bu çekleri tahsil edip yeniden teslim ettiğini ve Çiçek'in yönlendirmesiyle hareket ettiğini belirtti. Sanık Murat Kapki'yi ise yalnızca bir kez ofisinde gördüğünü, orada şirketlerle ilgili sözleşmelerin imzalandığını söyledi.

Gizli tanıklar doğrudan görgüleri olmadığını söyledi

SEGBİS üzerinden bağlanan gizli tanıklar Gürgen ve Zeytin, mahkemenin soruları üzerine bazı iddialara ilişkin doğrudan görgü ve şahitliklerinin bulunmadığını söyledi. Ağaç AŞ alımlarını anlatan Gürgen, hâkimin önceki ifadesindeki rakamları hangi belgelere dayandırdığını sorması üzerine ihale evraklarını tam hatırlamadığını belirtti. Murat Or'un para teslim aldığına ilişkin soruya ise "Gördüğüm yok ama konuşulanlar hep öyleydi başkanım" yanıtını verdi.

Davanın kapsamı

İBB'ye yönelik soruşturma kapsamında 11 Kasım 2025'te 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede örgüt lideri olduğu öne sürülen İmamoğlu'na örgüt kurma, rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma, kamu zararına dolandırıcılık, suç gelirlerinin aklanması ve kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi gibi suçlamalar yöneltiliyor. İmamoğlu'nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

KaynaklarSabah, Hürriyet, Milliyet, Posta ve +7 kaynak
Son güncelleme05.11.2026 00:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu