1 saat önce

Mehmet Biten, Milli Gazete'deki yazısında fon krizini yalnızca borsa meselesi olarak görmenin yetmediğini savundu; uzun iktidar döneminin kurumsal denetime etkisine ve siyasi sorumluluğa dikkat çekti.

Milli Gazete yazarı Mehmet Biten, fon krizinin yalnızca borsadaki olağan dışı hareketler, yatırımcı kayıpları ya da denetim eksiklikleri üzerinden okunamayacağını savundu. Yazara göre ortaya çıkan tablo, Türkiye'de sermayenin nasıl hareket ettiğini, kamu kaynaklarının hangi kanallardan dolaşıma girdiğini ve finansal araçların kimler tarafından, hangi ilişkiler ağı içinde kullanıldığını sorgulamayı gerekli kılıyor.

Küçük yatırımcıdan kurumsal zemine

Biten, pandemi döneminde borsaya yönelen küçük yatırımcı sayısındaki artışın, halka arzların yaygınlaşmasının ve yatırım fonlarının genişleyen etkisinin finansal piyasaları toplumun geniş kesimleri için gündelik hayatın parçası haline getirdiğini yazdı. Birikimini enflasyona karşı korumaya çalışan yurttaşın, esnafın ve küçük işletmenin finansal araçlara daha fazla yöneldiğini belirten yazar, bazı hisselerde görülen olağan dışı fiyat hareketlerinin ve fonlar arasındaki ilişkilerin piyasanın işleyişine dair ciddi soru işaretleri doğurduğunu savundu. Yazara göre asıl üzerinde durulması gereken, bu büyüklükte bir yapının hangi koşullarda oluşabildiği; finansal piyasalar toplumdan ve siyasetten bağımsız değil, hukuki düzenlemelerle, kamu denetimiyle ve siyasi kararlarla biçimleniyor.

Uzun iktidar dönemi ve siyasi sorumluluk

Biten, tartışmanın merkezine yaklaşık çeyrek asırlık iktidar döneminin yönetim modelini yerleştirdi. Uzun süreli iktidarın kurumların işleyişini, denetim anlayışını ve karar alma süreçlerini de biçimlendirdiğini, tek parti iktidarının belirleyici olduğu bu dönemde güç merkezlerinin daraldığını ve kurumsal denetimin zayıfladığını öne sürdü. Siyasi sorumluluğun, bir skandal ortaya çıktığında açıklama yapmak ya da soruşturma başlatmakla sınırlı olmadığını belirten yazar, kamu kaynaklarının kullanımından piyasa denetimine, bağımsız kurumlardan hukukun eşit uygulanmasına kadar uzanan bir sorumluluktan söz etti. Bunu dile getirmenin kimseyi peşinen suçlamak anlamına gelmediğini, demokratik hesap verebilirliği hatırlatmak olduğunu ekledi.

Ekonomik etki ve adalet tartışması

Yazar, krizin etkisinin doğrudan para kaybeden yatırımcılarla sınırlı kalmadığını; piyasalara duyulan güvenin sarsılmasının tasarrufları, işletmelerin nakit akışını, borçların ödenmesini ve üretim kararlarını etkileyebileceğini kaydetti. Geçim sıkıntısıyla mücadele eden milyonların karşısında kaynağı ve denetimi yeterince açıklığa kavuşmamış büyük para hareketlerinin bulunmasının ekonomik adalet tartışmasını kaçınılmaz kıldığını yazdı.

Bağımsız soruşturma çağrısı

Biten, finansal suç iddialarının borsa verileriyle aydınlatılamayacağını; para hareketlerinin, şirket ilişkilerinin, kredi bağlantılarının ve olası uluslararası transferlerin bütünlüklü biçimde araştırılması gerektiğini belirtti. Bunun için siyasi etkilerden uzak, uzmanlaşmış bir soruşturma yürütülmesini ve bulguların kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmasını istedi. İddiaların kanıtlanmasının hukuk düzeninin, sürecin güvenilirliğinin sağlanmasının ise kamu otoritesinin işi olduğunu söyledi.

KaynakMilli Gazete
Son güncelleme03.11.2026 06:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
38 dakika önce

Ege Alternatif'in aktardığı verilere göre Borsa İstanbul'un piyasa değeri ağustos sonundan ekim sonuna kadar 173 milyar 505 milyon dolar geriledi. Düşüş, 2008 küresel krizindeki kaybı aştı.

Fon krizinin ardından Borsa İstanbul'un toplam değeri iki ayda 173,5 milyar dolar geriledi. Ege Alternatif'in aktardığı hesaplamaya göre bu kayıp, 2008 küresel finans krizinde borsada yaşanan yaklaşık 170 milyar dolarlık düşüşü geride bıraktı.

Ağustos sonundan ekim sonuna rakamlar

Borsanın piyasa değeri ağustos sonunda 479 milyar 218 milyon dolara, yani 23 trilyon 37 milyar liraya ulaşmıştı. Ekim sonunda değer 305 milyar 713 milyon dolara, yani 15 trilyon 193 milyar liraya indi. Lira cinsinden azalış 7,8 trilyon lirayı buldu. Haberde, piyasa değerinin nisanda 504 milyar dolara kadar çıktığı hatırlatılarak o seviyeye göre kaybın 200 milyar dolara yaklaştığı belirtildi. BIST 100 endeksi, 1987'den bu yana ilk kez arka arkaya yedi hafta düştü.

Kıyas için verilen örneklerde 2008'de borsanın değerinin 290 milyar dolardan 120 milyar dolara gerilediği ve kaybın yüzde 60'a yaklaştığı yer aldı. Piyasa değerinin 100 milyar doları aşacak biçimde azaldığı bir başka yıl olarak 2011 anıldı.

Dünyada en çok kaybettiren varlık

Habere göre 2026'da yatırımcısına en fazla kaybettiren varlık türü Borsa İstanbul oldu. Amerikan, Avrupa ve Asya borsaları değer kazanırken BIST 30 dolar cinsinden yüzde 5 değer yitirdi. Diğer yaklaşık 600 şirketin hisselerinde düşüş yüzde 40'ı aştı; soruşturmada adı geçen bazı şirketlerde kayıp yüzde 90'ı geçti. BIST 100 dünkü seansı yüzde 1,88 artışla 10 bin 961 puandan kapattı.

Analist Mustafa Kemal Eski, kaybın geri alınmasında işlem hacminin, fon piyasasına yeni girişlerin, enflasyon oranlarının ve tasfiyedeki fonların yarattığı satış baskısının belirleyici olacağını söyledi. Eski'ye göre bu koşullar oluşmazsa karışıklığın 2027'nin ikinci yarısına uzanması güç olmaz. Eski, 12 ay sonrası için BIST 100 beklentisini 19 binlerden 15 binlere çektiğini de aktardı.

Babacan'ın dört maddelik önerisi

DEVA Partisi lideri Ali Babacan, kaybın büyümemesi için dört adımlık bir yol haritası sundu. Babacan; fon listesinin kamuoyuna duyurulmasını, Meclis'te araştırma komisyonu kurulmasını, ilgili kurumların yöneticilerinin görevden alınmasını ve süreci yönetecek tam yetkili bir görev gücünün oluşturulmasını talep etti. Babacan, halka açık şirketlerin toplam değerinin iki ayda 479 milyar dolardan 306 milyar dolara indiğini belirterek "Cumhuriyet tarihinin en büyük piyasa dolandırıcılığıyla karşı karşıyayız" dedi.

KaynakEge Alternatif
Son güncelleme03.11.2026 07:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu