1 saat önce

Ege Alternatif'in aktardığı verilere göre Borsa İstanbul'un piyasa değeri ağustos sonundan ekim sonuna kadar 173 milyar 505 milyon dolar geriledi. Düşüş, 2008 küresel krizindeki kaybı aştı.

Fon krizinin ardından Borsa İstanbul'un toplam değeri iki ayda 173,5 milyar dolar geriledi. Ege Alternatif'in aktardığı hesaplamaya göre bu kayıp, 2008 küresel finans krizinde borsada yaşanan yaklaşık 170 milyar dolarlık düşüşü geride bıraktı.

Ağustos sonundan ekim sonuna rakamlar

Borsanın piyasa değeri ağustos sonunda 479 milyar 218 milyon dolara, yani 23 trilyon 37 milyar liraya ulaşmıştı. Ekim sonunda değer 305 milyar 713 milyon dolara, yani 15 trilyon 193 milyar liraya indi. Lira cinsinden azalış 7,8 trilyon lirayı buldu. Haberde, piyasa değerinin nisanda 504 milyar dolara kadar çıktığı hatırlatılarak o seviyeye göre kaybın 200 milyar dolara yaklaştığı belirtildi. BIST 100 endeksi, 1987'den bu yana ilk kez arka arkaya yedi hafta düştü.

Kıyas için verilen örneklerde 2008'de borsanın değerinin 290 milyar dolardan 120 milyar dolara gerilediği ve kaybın yüzde 60'a yaklaştığı yer aldı. Piyasa değerinin 100 milyar doları aşacak biçimde azaldığı bir başka yıl olarak 2011 anıldı.

Dünyada en çok kaybettiren varlık

Habere göre 2026'da yatırımcısına en fazla kaybettiren varlık türü Borsa İstanbul oldu. Amerikan, Avrupa ve Asya borsaları değer kazanırken BIST 30 dolar cinsinden yüzde 5 değer yitirdi. Diğer yaklaşık 600 şirketin hisselerinde düşüş yüzde 40'ı aştı; soruşturmada adı geçen bazı şirketlerde kayıp yüzde 90'ı geçti. BIST 100 dünkü seansı yüzde 1,88 artışla 10 bin 961 puandan kapattı.

Analist Mustafa Kemal Eski, kaybın geri alınmasında işlem hacminin, fon piyasasına yeni girişlerin, enflasyon oranlarının ve tasfiyedeki fonların yarattığı satış baskısının belirleyici olacağını söyledi. Eski'ye göre bu koşullar oluşmazsa karışıklığın 2027'nin ikinci yarısına uzanması güç olmaz. Eski, 12 ay sonrası için BIST 100 beklentisini 19 binlerden 15 binlere çektiğini de aktardı.

Babacan'ın dört maddelik önerisi

DEVA Partisi lideri Ali Babacan, kaybın büyümemesi için dört adımlık bir yol haritası sundu. Babacan; fon listesinin kamuoyuna duyurulmasını, Meclis'te araştırma komisyonu kurulmasını, ilgili kurumların yöneticilerinin görevden alınmasını ve süreci yönetecek tam yetkili bir görev gücünün oluşturulmasını talep etti. Babacan, halka açık şirketlerin toplam değerinin iki ayda 479 milyar dolardan 306 milyar dolara indiğini belirterek "Cumhuriyet tarihinin en büyük piyasa dolandırıcılığıyla karşı karşıyayız" dedi.

KaynakEge Alternatif
Son güncelleme03.11.2026 07:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
23 dakika önce

Mahmut Övür, Sabah'taki yazısında fon krizinin Türkiye'nin dış politikadaki atılımlarını gölgelememesi gerektiğini savundu; Özel yönetimini yolsuzluk soruşturmalarına tutumu nedeniyle eleştirdi.

Sabah yazarı Mahmut Övür, "Okyanusu geçip 'fon'da boğulmamak" başlıklı yazısında fon krizini ve yerel yönetimlere yönelik yolsuzluk soruşturmalarını ele alarak Türkiye'nin iç temizliğini ihmal edemeyeceğini savundu. Övür, dünyanın büyük bir değişim ve belirsizlik içinden geçtiğini, Türkiye'nin de bu dönüşümü sancılı biçimde yaşadığını yazdı. Övür, Francis Fukuyama'nın kitabına atıf yaparak kurumların değişen şartlara cevap veremediği yerde çürümenin başladığını belirtti.

Dış politikadaki atılım, içerideki sınav

Övür'e göre Türkiye, "eski"nin her alanda tasfiye edildiği derin bir iç hesaplaşmadan geçiyor. Türkiye, yazara göre darbe girişimlerini geride bıraktı, vesayetin etkisini azalttı ve hükümet sistemini değiştirdi; ülkeyi içeriden zayıflatan yapılara karşı da adımlar attı. Dış politikada Suriye, Libya, Somali ve Pakistan'la kurulan ilişkilerin, Mavi Vatan anlayışının, enerji yatırımlarının ve savunma sanayiindeki gelişmelerin yeni bir ufuk oluşturduğunu savundu. Yazara göre dışarıdaki bu iddianın içeride de güçlü bir ahlaki temele oturması şart; çünkü siyasi çürümenin açtığı gedik, dışarıdan gelen tehditlerden daha yıkıcı olabilir.

Siyasete yönelik eleştiri

Övür, kamu görevini kişisel servetin aracına çeviren anlayışla hesaplaşılmadan temiz bir toplum kurulamayacağını yazdı. Organize suç örgütlerine, uyuşturucu ağlarına ve kamu kaynaklarını kötüye kullandığı öne sürülen yapılar üzerindeki operasyonları devletin kendi düzenini koruma mücadelesi olarak niteleyen yazar, bu mücadelenin en hassas cephesinin siyaset olduğunu savundu. Makamın imkânını kendi menfaatine kullanan kişinin yalnızca bütçeye değil, vatandaşın devlete güvenine de zarar verdiğini ekledi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi eksenli soruşturmayı ve son günlerde YENİ Parti'nin kurucu milletvekili Mustafa Sarıgül'ün dosyasını bu çerçevede andı. Yazara göre Özgür Özel ve yönetimi her soruşturmayı baştan "siyasi operasyon" diye niteledi, "Kim yanlış yaptıysa hesabını versin" diyemedi ve bir fırsatı kaçırdı.

AK Parti'ye çağrı

Övür, AK Parti'nin şimdi fon konusunda sınandığını yazdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ilk günden tepki gösterdiğini ve sorumlulardan hukuk önünde hesap sorulacağını söylediğini belirten yazar, bunun parti için tarihi bir fırsat olduğunu savundu. Övür'e göre "Yaparsa AK Parti yapar" sözü, siyasetin kendi içindeki yanlışlarla hesaplaşmasında karşılık bulabilir; bunun yolu birkaç kişinin itibarını korumak uğruna milyonların güvenini riske atmamaktır.

Yazar, 15 Temmuz'da halkın ve AK Parti tabanının ağır bedeller ödediğini, bu fedakârlığın siyasette daha yüksek bir ahlakı zorunlu kıldığını yazdı. Okyanusu geçen bir ülkenin "fon"da boğulmasını bekleyenlere verilecek cevabın şeffaf soruşturma, kararlı siyaset ve istisnasız hesap sorma olduğunu belirtti.

KaynakSabah
Son güncelleme03.11.2026 08:10
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu