1 saat önce

Evrensel'in bütçe incelemesine göre bakanlığın 2027 hedeflerinde çocuk işçilikle mücadele sınırlı kalırken işveren prim teşviki 2026 düzeyinde korunuyor. Bütçe komisyonda görüşülecek.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 2027 yılı bütçesi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda 3 Kasım'da görüşülecek. Evrensel gazetesinin bütçe teklifine ilişkin incelemesi, kalemlerin işveren desteklerine ağırlık verdiğini, çocukların korunması ve iş sağlığı alanındaki hedeflerin ise düşük kaldığını öne sürüyor.

Çocuk işçilikte hedef 32 bin

Habere göre TÜİK'in 2024'te açıkladığı ve güncellenmeyen verilerde kayıtlı çocuk işçi sayısı 1 milyon 373 bin. Bunların 869 bini 15-17 yaş grubunda çalışırken 503 bin 962'si MESEM programları kapsamında çalışıyor. Çocuk işçilik üzerine çalışan akademisyen ve kurumların hesaplarına göre kayıt dışı çalıştırılanlarla birlikte bu rakam 4 milyonu aşıyor. Bütçe teklifinde çocuk işçiliğiyle mücadele kapsamında 2025'te ulaşılan çocuk sayısı 45 bin 854 olarak yer alıyor. Bakanlığın 2026 hedefi 30 bine düşürülmüş, 2027 hedefi ise 32 bin olarak belirlenmiş.

Evrensel, çocukların korunması ve gelişiminin sağlanması için üç yıl boyunca hiç kaynak ayrılmadığını yazdı. Aynı haberde Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinde mesleki eğitim için işverenlere 2027'de ayrılması istenen kaynağın 285,8 milyar lira olduğu belirtildi.

İşveren teşvikleri

Bütçedeki "işveren prim teşviki" kapsamında ulaşılan kişi sayısı 2026'da 11,8 milyon olarak hedeflenmişti; 2027 için de rakam değişmeyerek 11 milyon 794 bin 962 kişi olarak yazıldı. Ar-Ge prim teşvikinden yararlanan işveren sayısı 2025'te 173 bin 584 iken 2026'da 182 bin 171'e çıktı, 2027 için hedef 174 bin 594.

Personel giderleri ve emekli ikramiyesi

Bütçede 2027 için işçi giderlerinde yüzde 43,86, memur giderlerinde yüzde 26,38, sözleşmeli personel giderlerinde yüzde 14,54 ve toplam personel giderlerinde yüzde 27,24 artış öngörülüyor. Evrensel, bu oranların iktidarın işçi ve memur ücretlerine yapmak istediği zam hakkında da ön bilgi verdiğini yazdı.

Bayram ikramiyesi alan emekli sayısı 2025'te 15 milyon 909 bin 844 olurken 2026 yıl sonu tahmini 16 milyon 104 bin 380, 2027 hedefi ise 16 milyon 410 bin. Bu, 2026 tahminine göre 305 bin 620 kişilik, yaklaşık yüzde 1,9'luk bir artışa denk geliyor. Haberde ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu gelirlerinin giderleri karşılama oranında ciddi bir düşüş beklendiği belirtildi.

İş sağlığı ve güvenliği hedefleri

Yetkilendirilmiş kurum denetim sayısı 2025'te 614, 2026'da 673 olarak planlanırken 2027 hedefi 757. İş sağlığı ve güvenliğinin yaygınlaştırılmasına yönelik etkinlik ve proje sayısı 2025'te 150 iken 2026'da ve sonraki üç yıl boyunca 75'e düşürülecek. Kaza önleme ve çalışma koşullarının iyileştirilmesine yönelik faaliyet sayısı 2025'teki 1121'den 2027'de 886'ya inecek. Ölümlü iş kazası oranının 2026'da 6,4, 2027'de 6,3, 2028 ve 2029'da 6,2 olacağı öngörülüyor; 2025 oranı ise bütçe teklifinde açıklanmamış.

KaynakEvrensel.net
Son güncelleme03.11.2026 06:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 saat önce

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, Berlin'deki yuvarlak masada Almanya ve AB'den savunma, ticaret ve Gümrük Birliği alanında stratejik işbirliği bekledi.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay başkanlığındaki TBMM heyeti, Berlin'de Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı'nın (SETA) Berlin temsilciliği ile Alman Yakın ve Orta Doğu Derneği'nin (NUMOV) düzenlediği "Türkiye-Almanya İlişkilerinde Ortak Bir Dış Politika Gündeminin Güçlendirilmesi: Parlamenter Diplomasinin Rolü" başlıklı yuvarlak masa toplantısına katıldı. Heyette AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, AK Parti Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak, Yeni Parti Düzce Milletvekili Talih Özcan, DEM Parti Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp ve MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir de yer aldı.

Küresel düzen ve Gazze

Toplantıda konuşan Oktay, uluslararası düzenin derin ve hızlı bir dönüşümden geçtiğini, küresel güç merkezlerinin kaydığını söyledi. İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan çok taraflı kurumların yetersizliklerinin her gün daha fazla görüldüğünü belirten Oktay, kaba kuvvetin uluslararası hukuku ve diplomatik normları giderek daha fazla çiğnediğini, yapay zekanın ve yeni teknolojilerin bu belirsizliği hızlandırdığını ifade etti. Gazze'deki insani trajediyi küresel ahlaki çöküşün en somut kanıtı olarak niteleyen Oktay, uluslararası hukukun mağdurun ya da failin kimliğine göre uygulandığı an inandırıcılığını yitireceğini savundu.

Rusya-Ukrayna, Orta Koridor ve Zengezur

Türk dış politikasının barış, güvenlik ve istikrarı amaçlayan bir yaklaşıma dayandığını söyleyen Oktay, dış müdahaleler yerine "bölgesel sahiplenme" ilkesine inandıklarını belirtti. Rusya-Ukrayna savaşına değinerek Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi rejimini koruduğunu, Ukrayna'nın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü desteklediğini vurguladı; İstanbul Süreci, Tahıl Koridoru ve esir takaslarını Türkiye'ye duyulan güvenin göstergesi olarak andı.

Oktay, Çin'den Avrupa'ya uzanan Orta Koridor yatırımlarına ve Çerkezköy-Kapıkule Demiryolu Projesi'ne önem verdiklerini söyledi. Zengezur Koridoru'nun açılması ve Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış için yoğun diplomasi yürüttüklerini, Gürcistan ve İran gibi ülkelerin dışlanmayacağı bir model için çalıştıklarını anlattı.

Orta Doğu ve İsrail eleştirisi

Oktay, ABD seçimleri sonrasında bölgedeki dinamiklerin değiştiğini belirterek İsrail-İran ekseninde çatışma riskine dikkat çekti. Bölgedeki istikrarsızlığın en çok Netanyahu hükümetinin politikalarına alan açtığını savunan Oktay, Türkiye'nin Hürmüz Boğazı'nın açık tutulması ve tüm aktörlerin diyalog masasına dönmesi için her iki tarafla da görüşebilen nadir ülkelerden biri olarak çaba gösterdiğini söyledi.

Almanya ve AB'ye çağrı

Oktay, NATO müttefikleri olarak Avrupa'nın güvenliğinde ortak sorumluluk paylaşıldığını, Türkiye'nin askeri yeteneklerinin ve savunma sanayisinin ortak üretim, hava ve füze savunması ile insansız sistemler alanlarında Almanya için fırsat sunduğunu söyledi. Almanya'nın Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olduğunu hatırlatarak ekonomik politikanın da bu stratejik netliği yansıtması gerektiğini ifade etti. Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin yapısal dengesizlikleri gidereceğini, "Made in Europe" gibi girişimlerin Türk üreticileri değer zincirinin asli ortağı olarak kucaklaması gerektiğini belirtti.

Savunma ve güvenlikte yakın işbirliği aranırken ekonomik entegrasyon ve tam üyelikte çifte standart uygulanmasının mantıklı olmadığını söyleyen Oktay, "Avrupa, Türkiye'yi bir tampon bölge olarak değil hayati, stratejik bir Avrupa ortağı olarak görmelidir" dedi. Parlamenter diplomasinin rolünü de vurgulayan Oktay, meclislerin ve dışişleri komisyonlarının bürokratik engelleri aşarak yanlış algıları gidermede sorumluluk taşıdığını kaydetti.

KaynakTBMM
Son güncelleme03.11.2026 06:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu