Edirne Cezaevi'ndeki Selahattin Demirtaş, QAD-Barış Meydanı'na yazdığı yazıda Öcalan'ın rolünü yerine getirebileceği koşulların netleşmesini ve PKK'nin silahsızlanmayı hızlandırmasını istedi.
Edirne Cezaevi'nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, QAD-Barış Meydanı'nda yayımlanan 3 Kasım tarihli yazısında barış sürecinin tüm aktörlerine sorumluluklarını hatırlattı. Demirtaş'a göre sürecin ilerlemesi, Abdullah Öcalan'ın rolünü yerine getirebileceği koşulların oluşturulmasına, PKK'nin silahsızlanmayı hızlandırmasına ve toplumun sürecin öznesi hâline gelmesine bağlı.
İki sorumluluk, iki ayrı alan
Demirtaş yazısına, devletin demokratikleşme, hukuki güvenceleri oluşturma ve özgürlüklerin önünü açma sorumluluğuyla örgütün silahsızlanmayı ilerletme sorumluluğunun birbirinin yerine geçemeyeceği tespitiyle başladı. Çatışma çözümü ve silahsızlanma süreçlerinin her aşamasının kendine özgü zorluklar ve fırsatlar barındırdığını söyleyen Demirtaş, bunun aşılması için aktörlerin iş birliği geliştirmesi gerektiğini belirtti. Sürecin tıkanmasının nedenlerinden birini, değişimi ilerletmek isteyenlerle buna direnen anlayışların sürekli karşı karşıya gelmesi olarak gösterdi. Demirtaş'a göre ilkeli siyaset gerçekçi siyasetin gerçeklerini görmezden gelmemeli, ancak ona teslim de olmamalı.
Öcalan'ın rolü ve acil adım
Demirtaş, Öcalan'ın silahlı mücadelenin zamana yenildiğinin uzun süredir farkında olduğunu savundu. Ona göre Öcalan hem örgütü hem devleti değişime çağırıyor ve adımların birbirini tamamlayacağı yeni bir siyasi zemin oluşturmaya çalışıyor. Sürecin en acil ihtiyacının Öcalan'ın rolünü oynayabileceği statü, imkân ve çalışma koşullarının netleşmesi olduğunu söyleyen Demirtaş, bu adımın gecikmesinin sürecin gelgitler yaşamasına yol açacağını kaydetti. Demirtaş'a göre Öcalan'ın çalışma ve iletişim koşulları yalnızca kendisini ilgilendirmiyor; silahsızlanma kararının uygulanması, çıkabilecek sorunların çözümü ve aktörler arasında sağlıklı iletişim için de gerekli.
Güven, dil ve toplumsal destek
Demirtaş, geçmişteki kırılmaların ve yerine getirilmeyen sözlerin yarattığı güvensizliğin yalnızca iyi niyet çağrılarıyla aşılamayacağını yazdı. Katılımcıların birbirinden peşinen güven beklemek yerine güveni birlikte üretecek koşullara katkı vermesi gerektiğini savundu. Sorunların çözümünde izlenen dilin ve üslubun da önemli olduğunu belirten Demirtaş, bu konuda henüz yeterli olgunluğa ulaşılamadığını söyledi. Bu koşulların oluşması için DEM Parti başta olmak üzere muhalefetin yapıcı bir siyaset izlemesini, PKK'nin ise daha cesur ve kararlı davranarak silahsızlanma aşamasını hızlandırmasını istedi.
Demirtaş'a göre çözümün kalıcı olması için toplumsal destek güçlendirilmeli; geçmişin yarattığı korku ve güvensizlik aşılmalı, toplumun geleceğe dair umudu büyütülmeli. Barışın yalnızca sürecin doğrudan aktörleri tarafından kurulamayacağını vurguladı. Sürecin başarısı hâlinde ortaya çıkacak siyasi, ekonomik ve jeostratejik fırsatların Türkiye'nin, tüm Kürtlerin ve Orta Doğu halklarının ortak kazanımına dönüşmesi gerektiğini belirten Demirtaş, yazısını "Önce riskleri beraber göğüsleyelim" çağrısıyla tamamladı.