1 saat önce

Konutlarda yıllık tüketim sınırı 4 bin kWh'den 3 bin kWh'ye düştü. YENİ Parti'den Deniz Yavuzyılmaz, sınırı aşanların 1 Ocak 2027'den itibaren değişken tarifeye geçeceğini söyledi.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), konutlardaki elektrik desteğini daralttı. Karara göre desteğe erişebilecek mesken abonelerinin yıllık tüketim sınırı 4 bin kilovatsaatten 3 bin kilovatsaate indirildi. Yıllık tüketimi bu sınırı aşan konut aboneleri destekli tarifeden çıkarılacak.

Yeni sınır nasıl uygulanacak

Yeni sınır, aylık ortalama 250 kilovatsaat tüketime denk geliyor. Ancak uygulamada belirleyici olan aylık değil, yıllık toplam tüketim olacak. Bir ayda 250 kilovatsaatin üzerinde elektrik kullanmak, aboneyi tek başına destek kapsamının dışına çıkarmayacak; 250 rakamı, yıllık sınırın aylara bölünmesiyle bulunan bir ortalama olarak kullanılıyor. Dönemsel dalgalanması olan hanelerde değerlendirme yıl içindeki toplama göre yapılacak.

Sınırı aşan aboneler, maliyetin daha fazla yansıtıldığı tarifeye geçirilecek. Yıl boyunca 3 bin kilovatsaatin altında kalan haneler ise bugünkü destekli tarifede kalacak. Değişikliğin en çok elektrik kullanan hanelerin faturasında hissedilmesi bekleniyor.

Yavuzyılmaz: Son iki ay kritik

YENİ Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Son Kaynak Tedarik Tarifesi'nin kapsamının genişletilmesini eleştirdi. Yavuzyılmaz, "AKP vatandaşa elektrik faturalarında 2027 model yeni bir tuzak kuruyor" diyerek tedbir almak için iki ay kaldığını söyledi.

Yavuzyılmaz'a göre EPDK, 1 Ocak 2027'den itibaren geçerli olmak üzere 2026'daki toplam elektrik tüketimi 3 bin kilovatsaati aşan, yani yıllık fatura toplamı 9 bin 864 lirayı geçen konut abonelerinin tarifesini değiştiriyor. Bu aboneler sabit fiyat tarifesinden çıkarılıp piyasa takas fiyatının geçerli olduğu değişken fiyat tarifesine alınacak. Yavuzyılmaz, aynı uygulamanın 2025'te yıllık tüketimi 5 bin, 2026'da ise 4 bin kilovatsaati aşan abonelere de uygulandığını hatırlattı.

Fatura örnekleri

Milletvekili, aylık 250 kilovatsaat tüketen bir konut aboneliğinin 822 liralık faturasının 2027'de bin 676 liraya çıkacağını, bunun yüzde 104 zam anlamına geldiğini savundu. Bin 226 liralık faturanın ise 2 bin 233 liraya yükseleceğini belirten Yavuzyılmaz, bu örnekte zam oranını yüzde 82 olarak verdi. Yavuzyılmaz, 2026'da yıllık 3 bin ile 4 bin kilovatsaat arasında tüketen abonelerin 2027 faturalarında bu aralıkta artış beklediğini söyledi.

Yavuzyılmaz, bu durumdan kaçınmanın yolunun 2026 yılı toplam tüketimini 3 bin kilovatsaatin altında tutmak olduğunu belirterek vatandaşlara Kasım ve Aralık aylarındaki tüketimlerini düşürme çağrısı yaptı.

KaynaklarCumhuriyet, Anka Haber
Son güncelleme31.10.2026 14:38
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 saat önce

YENİ Parti İzmir Milletvekili Arslan, tüketim sınırının 3 bin kilovatsaate indirilmesini eleştirdi; dağıtım bedelinin kilovatsaat başına 0,33 liradan 2,42 liraya çıktığını savundu.

İzmir Milletvekili Ednan Arslan (YENİ Parti), Son Kaynak Tedarik Tarifesi'nin kapsamının genişletilmesine ve sınırın 3 bin kilovatsaate çekilmesine yazılı bir açıklamayla itiraz etti. Arslan, iktidarın "sübvansiyon" anlatısı sürerken vatandaşın faturasının büyüdüğünü, enerji şirketlerinin kazancının ise güvence altına alındığını savundu.

Sınır 5 bin kilovatsaatten 3 bine indi

Arslan'a göre tarifede yıllık tüketim sınırının önce 5 bin kilovatsaatten 4 bine, şimdi de 3 bin kilovatsaate indirilmesi bu politikanın yeni adımı. Milletvekili, ortada vatandaşa sağlanan gerçek bir destek bulunmadığını öne sürdü. Daha önce kamuoyuyla paylaştıkları örneği hatırlatan Arslan, 239 kilovatsaat elektrik kullanan bir meskenin yaklaşık 774 liralık faturasının 580 lirasının dağıtım bedeli olduğunu söyledi. Ödenen her 100 liranın yaklaşık 75 lirasının dağıtım bedeline gittiğini söyledi.

Dağıtım bedeli yüzde 633 arttı

Arslan, aralık 2022'de kilovatsaat başına 0,33 lira olan dağıtım bedelinin bugün 2,42 liraya çıktığını, artışın yüzde 633 olduğunu söyledi. Emeklinin aylığının ve işçinin ücretinin bu oranda artmadığını vurgulayan Arslan, dağıtım şirketlerine ödenen bedelin ise katlandığını savundu.

Tarifenin hesabını da anlatan Arslan, her ay oluşan piyasa takas fiyatı ortalamasına o ay için öngörülen YEKDEM maliyetinin eklendiğini, toplamın 1,05 katsayısıyla çarpıldığını söyledi. Yani enerji maliyetine yüzde 5 ekleme yapıldığını, dağıtım bedeli ve vergilerin bunun üzerine geldiğini aktardı. Arslan'a göre bu formülde vatandaşın gelirinin ve ödeme gücünün karşılığı yok.

Fatura iki katını aşıyor

Bu sınırın aylık ortalama 250 kilovatsaate karşılık geldiğini anlatan Arslan, hazırladıkları tabloya dayanarak örnekler verdi. Ulusal tarifede 239 kilovatsaat tüketen bir mesken yaklaşık 774 lira, 249 kilovatsaat tüketen bir mesken yaklaşık 822 lira ödüyor. Tarife kapsamındaki bir meskenin 250 kilovatsaat tüketimi için hesaplanan fatura ise bin 675 lirayı buluyor. Arslan, birbirine yakın tüketimlerde tarife değişince faturanın iki katını aştığını söyledi.

Arslan, aylık değişen bir tarifenin vatandaşa dayatılmasını kamunun öngörülebilir ve karşılanabilir fiyatla enerji sağlama sorumluluğundan çekilmesi olarak niteledi. Vatandaşın özel şirketlerin tarifelerini ve sözleşmelerini takip etmeye zorlandığını ileri sürdü.

Çağrı: Dağıtım bedellerini geri çekin

Arslan, 21 dağıtım şirketinin de içinde bulunduğu özel şirket düzeninin korunduğunu savunarak, enerjinin kamu eliyle sunulması gereken bir hizmet olduğunu söyledi. Hükümete seslenen Arslan, "Yüksek dağıtım bedellerini geri çekin" çağrısı yaptı ve mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti.

KaynakAnka Haber
Son güncelleme31.10.2026 14:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
3 saat önce

Yeni Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, yedek pistte Aletli İniş Sistemi bulunmadığı için uçuşların yeniden aksadığını söyledi ve Bakan Uraloğlu'nu verdiği sözü hatırlatarak sorumluluğa çağırdı.

Yeni Parti'li Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır Havalimanı'nın önünde yaptığı konuşmada uçuşların yeniden aksadığını duyurdu. Diyarbakır milletvekili Tanrıkulu'ya göre ana pist bakıma girdi, yedek pistte ise Aletli İniş Sistemi (ILS) olmadığından uçaklar kente inemiyor ve başka havalimanlarına gönderiliyor.

Aynı sorun 2025'te de yaşandı

Tanrıkulu, benzer bir tablonun 2025'te de çok ağır biçimde yaşandığını hatırlattı. Kötü hava nedeniyle yüzlerce seferin iptal edildiğini veya başka kentlere yönlendirildiğini, yolcuların büyük sıkıntı çektiğini anlattı. O dönemde Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu'na soru önergeleri verdiğini; yedek piste cihazın neden önceden konulmadığını, kaç uçağın yönlendirildiğini ve eksikliğin neden giderilmediğini sorduğunu söyledi.

Bakanın verdiği tarih geçti

Tanrıkulu'nun aktardığına göre Uraloğlu, yanıtında cihazın 2026'nın ilk yarısında kurulmasının planlandığını yazmıştı. Bu dönemin haziranda bittiğine, takvimin ise bugün 31 Ekim'i gösterdiğine dikkat çeken Tanrıkulu, aradan dört ay geçtiği hâlde cihazın yerinde olmadığını söyledi. 2025'te maliyeti de sorduğunu, yaklaşık 1 milyon dolar dendiğini belirten Tanrıkulu, asıl sorunun para olmadığını, Diyarbakır'ın sorunlarının sahipsiz kaldığını savundu.

Bakana soru ve çağrı

Tanrıkulu, Uraloğlu'na yönelttiği soruların başında verilen yanıtın kendisine ait olup olmadığını ve uçakların bugün neden kente inemediğini sıraladı. Gecikmenin nedenini ve sorumluyu öğrenmek istediğini belirten milletvekili, uçuş saatlerini, gecikmeleri ve yönlendirmeleri izleyip halka bilgi vermek zorunda kaldıklarını söyledi. Bakanın aksaklıkların nedenlerini araştırmasını, sorumlular hakkında gereken işlemi yapmasını, sözünü tutmasını ve kamuoyunu bilgilendirmesini talep etti. Diyarbakır halkının ve yolcuların bu mağduriyetle yalnız bırakılmaması gerektiğini de ekleyen Tanrıkulu, kimsenin sorumluluk üstlenmemesine ve planlamaların zamanında yapılmamasına da tepki gösterdi; sorunun bir an önce çözülmesini istedi.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme31.10.2026 12:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
3 saat önce

Yeni Parti Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum, Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan ve eşinin tutuklanmasına tepki gösterdi. Horzum, delil bulunmadığını öne sürdü ve hesap sorulacağını söyledi.

Yeni Parti Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum, Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan'ın tutuklanmasına sert tepki gösterdi. Merkezefendi Belediyesi'ne yönelik soruşturmada Doğan, eşi Mehmet Ali Doğan ve üç kişi tutuklanmıştı. Tutuklananlar arasında iki bürokrat ile bir işveren de bulunuyordu. Horzum, kararı somut delile dayanmayan bir "hukuk garabeti" olarak niteledi.

Duyumla iş yapıldığı eleştirisi

Horzum, tutuklamanın tek bir belgeye ya da somut delile dayanmadığını öne sürdü. Merkezefendi Belediyesi'ni kazandıkları dönemde belge ve delillerle yaptıkları suç duyurularının aradan yedi yıl geçmesine rağmen ilerlemediğini, Büyükşehir Belediyesi hakkındaki suç duyurularının da aynı akıbete uğradığını söyledi. Buna karşılık bugün duyumlar üzerinden işlem yapıldığını savunan Horzum, bunun hukuk ya da adalet olmadığını, siyasi hesaplaşmaya adaletin ortak edilmesi anlamına geldiğini dile getirdi.

Cezalandırılanın seçmen iradesi olduğu iddiası

Horzum'a göre bu operasyonlarla cezalandırılan, seçmenin iradesi. Siyasi hesaplaşmayı sandıkta yapmaya cesaret edemeyenlerin, sandıkta ağzının payını alanların, şimdi hukuku bir sopa gibi kullanarak Merkezefendi halkından intikam almaya çalıştığını öne sürdü.

Hesap sorma vurgusu

Adaletin bir gün herkese lazım olacağını, en çok da bu uygulamaları yapanlara lazım olacağını söyleyen Horzum, "Bunlar kantarın ayarını iyice bozdular" diyerek sözlerini sürdürdü ve ayarını bozdukları kantarla kendilerinin de tartılacağını savundu. Yeni Parti'nin kendilerine yapılanlar için hesap sormaktan geri adım atmayacağını, ancak karşı tarafa aynı uygulamayı yapmayacağını belirten Horzum, bu uygulamaları yapanlarla birebir hesaplaşma yaşanacağını ifade etti.

Yeni Parti'nin ülkeye demokrasiyi ve adaleti yeniden getirecek bir parti olarak yola çıktığını anlatan Horzum, partinin bugün her kesimin beğenisini kazandığını ve iktidarın bunu gördüğü için şaşkına döndüğünü iddia etti. Horzum, tutuklananların hukuken bugün cezaevinde olabileceğini kabul etti; ancak halkın vicdanında yargılananların tutuklamayı yapanlar ya da talimat verenler olduğunu söyledi ve bunun zamanla görüleceğini belirtti.

Soruşturmanın arka planı

Horzum'un tepkisi, Denizli'deki Merkezefendi Belediyesi'ne yönelik soruşturmada belediye başkanının, eşinin ve üç kişinin sabah saatlerinde tutuklanmasının ardından geldi. Horzum, açıklamasında tutuklamayı siyasi hesaplaşma olarak değerlendirdi ve partisinin bu tabloyu unutmayacağını söyledi. Horzum, sandıkta kazanılan belediyelerin yargı yoluyla hedef alındığını savundu; kendilerinin de bu süreçte yapılanların hesabını soracağını yineledi ve halkın teveccühünü arkalarında gördüklerini belirtti.

KaynaklarEgeyön Haber, Evrensel, Anka Haber
Son güncelleme31.10.2026 12:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
4 saat önce

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Bakırköy ve Merkezefendi belediyelerine yönelik gözaltıların nedeninin parti için duyulan korku olduğunu öne sürdü.

Murat Emir, Bakırköy ve Merkezefendi'deki operasyonlara sosyal medya hesabından tepki gösterdi; YENİ Parti'nin grup başkanvekili olan Emir, gözaltıların altında partinin halk desteğinden duyulan rahatsızlığın yattığını öne sürdü.

İstanbul'da Bakırköy Belediyesi'ne bağlı dört başkan yardımcısı, yani Cemalettin Özdemir, Uğur Dündar, Nurcan Alan ve Arda Karadağ gözaltındaydı. Denizli'de ise Belediye Başkanı Şeniz Doğan eşiyle birlikte Merkezefendi soruşturması kapsamında gözaltına alınmıştı.

Emir'in paylaşımı, iki belediyeye yönelik gözaltıların ardından siyasi tepkilerin sürdüğü bir günde geldi. Açıklamada, belediye başkanından eşine ve kardeşten ağabeye uzanan gözaltıların bir kuşatma olduğu ifade edildi.

Emir, açıklamasında iktidara seslenerek şafak operasyonlarıyla ve ailelere yönelik uygulamalarla YENİ Parti'nin durdurulamayacağını söyledi. Gözaltıları "kirli kuşatma" olarak niteleyen Emir, sandığın geleceğini ve bu düzenin yıkılacağını ifade etti.

KaynakToplumsal Haber
Son güncelleme31.10.2026 11:11
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
5 saat önce

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Tüzün, Merkezefendi ve Bakırköy belediyelerine yönelik gözaltıları eleştirerek masumiyet karinesinin yok sayılmaması gerektiğini söyledi.

YENİ Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Tüzün, Denizli'deki Merkezefendi ve İstanbul'daki Bakırköy belediyelerine yönelik operasyonları sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla eleştirdi. Tüzün, Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan'ın evinde arama yapılarak gözaltına alınmasının ve Bakırköy'de belediye başkan yardımcıları ile meclis üyelerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişiye gözaltı uygulanmasının hukuk devleti ilkeleri açısından ciddi sorular doğurduğunu söyledi.

Tüzün, seçilmiş isimlerin sabah erken saatlerde gözaltına alınmasının gerekliliğinin sorgulanması gerektiğini belirtti. Yargılama yapılmadan insanların kamuoyu önünde suçlu ilan edilmesine, masumiyet karinesinin ve lekelenmeme hakkının yok sayılmasına izin verilmemesi gerektiğini ifade etti.

YENİ Parti'nin süreci yakından izleyeceğini kaydeden Tüzün, seçilmişlerin haklarını, adil yargılanma ilkesini ve halkın demokratik iradesini savunmaya devam edeceklerini söyledi. Tüzün, adaletin siyasi hesaplaşmaların aracı olarak kullanılamayacağını savundu.

KaynakToplumsal Haber
Son güncelleme31.10.2026 10:10
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
7 saat önce

Sabah yazarı Salih Tuna, Mustafa Sarıgül hakkındaki iddialara rağmen muhalefetin Erdoğan karşısında kazanma ihtimaline bakacağını savundu ve Sarıgül'ün geçmiş seçim oy oranlarını sıraladı.

Sabah yazarı Salih Tuna, köşesinde muhalefetin Mustafa Sarıgül'e bakışını eleştirdi. Tuna'ya göre bir kamuoyu araştırması Sarıgül'ün Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan belirgin biçimde fazla oy alacağını gösterse, bugün ondan uzak duran çevreler hemen onun peşine düşer. Yazar, bu kesimin Erdoğan karşıtlığının esiri olduğunu öne sürdü.

Gündemdeki iddialar ve yazarın tespiti

Tuna, Sarıgül hakkında kara para aklama, yolsuzluk, rüşvet ile cinsel taciz ve istismar iddialarının gündeme geldiğini hatırlattı. Yazara göre Erdoğan'a karşı kazanma ihtimali ortaya çıktığında bu iddiaların hiçbiri umursanmaz, geriye kalanlar "teferruat" sayılır. Tuna, eğer böyle bir ihtimal bulunmasaydı aynı iddiaların siyasi olduğu gerekçesiyle yok hükmünde sayılacağını da savundu.

Yazar, iddiaların birçoğunun bilinmediğini söylemenin doğru olmadığını belirtti. Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın yolsuzluk iddialarını kürsülerden dile getirdiğini örnek gösterdi.

Sarıgül'ün seçim sonuçları

Tuna, Sarıgül'ün seçim geçmişini rakamlarla anlattı ve iddiaların bilinmesine rağmen ne olduğunu sorarak sandık sonuçlarını sıraladı. Sarıgül 1999'da yüzde 38 oyla Şişli Belediye Başkanı seçildi, 2004'te oyunu yüzde 65'e çıkardı. Baykal'ın kendisini CHP'den uzaklaştırması üzerine DSP'den aday olduğu 2009'da yüzde 56 oy aldı; aynı seçimde CHP'nin adayı yüzde 17'de kaldı.

Sarıgül 2014'te CHP'nin İstanbul adayı olduğunda yüzde 40 oy aldı. Tuna'nın aktardığına göre 2009'daki İBB seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu yüzde 36 almıştı. Yazar, Ekrem İmamoğlu'nu bugün destekleyen HDP'nin 2014'te Sarıgül'ün karşısına Sırrı Süreyya Önder'le çıktığını ve yaklaşık yüzde 5 oy aldığını da hatırlattı.

Tuna yazısını, muhalefetin Erdoğan karşısında Sarıgül'ün galip geleceğine inanması halinde iddiaları siyasi ilan edeceğini ve "En Kahramanın Yolculuğu" adıyla kitap bile yazacağını söyleyerek bitirdi.

KaynaklarA Haber, Sabah
Son güncelleme31.10.2026 08:10
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
7 saat önce

Sabah yazarı Murat Yılmaz, CHP ve Yeni Parti'nin kurultay sancılarını ve İzmir ile İstanbul baro seçimlerini değerlendirerek muhalefetin liderlik ve güvenilirlik sorunlarını aşamadığını savundu.

Sabah yazarı Murat Yılmaz, köşesinde muhalefet partilerinin kurultay süreçlerini ve ekim ayında yapılan baro seçimlerini ele aldı. Yılmaz'a göre muhalefet partileri, lider ve çevresindeki kadronun denetimindeki kapalı yapılara dönüşerek seçmenden kopuyor. Yazar, partilerin seçim kazanmaktan önce liderin ve çevresinin iktidarını korumaya yöneldiğini savundu.

Muhalefet bunalımı tespiti

Yılmaz, yeni kadro ve fikirlerin partilere giremediğini, partiler lider, kadro ve ideoloji düzeyinde yenilenmedikçe güç kaybedeceğini ve yeni oluşumların önünün açılacağını belirtti. Oy verme davranışının partilerin lider, kadro ve ideoloji bakımından karşılaştırılmasıyla şekillendiğini hatırlatan yazar, muhalefetin bu konuda ciddi bir başarısızlık yaşadığını ancak bunu kabul etmediğini söyledi.

Yazar, sol kökenli Hüseyin Ergun'un 2007'de Yeni Şafak'a verdiği demeci örnek gösterdi. Ergun o demeçte "Türkiye'de bugün iktidar bunalımı yok, aksine muhalefet bunalımı var" demişti. Yılmaz'a göre aradan geçen 19 yıla rağmen bu bunalım aşılamadı.

CHP ve Yeni Parti değerlendirmesi

Yılmaz, ana muhalefet partisinin bölündüğünü hatırlattı. Yazara göre CHP, Kemal Kılıçdaroğlu ekibi tarafından arındırılarak olağan bir parti haline getirilmeye çalışılıyor ve güvenlik, dış politika ile laiklik alanlarında demokratik ve milli bir dil kurmaya uğraşıyor. CHP'den kopan Yeni Parti ise Yılmaz'ın ifadesiyle yeni olmayı başaramadı ve art arda yaşanan olumsuzluklarla sarsılıyor; Özgür Özel liderlik, tutarlılık ve güvenilirlik sorunlarını aşamıyor. İki partinin de önünde kurultaylar bulunuyor.

Baro seçimleri ve laiklik tartışması

Yılmaz, ekim ayında İstanbul ve İzmir baro seçimlerinde ulusalcı listelerin kazandığını, ancak seçimlerde kullanılan siyasi dilin sorunlu olduğunu söyledi. İstanbul Baro Başkanlığına seçilen Prof. Dr. Ümit Kocasakal'ın çizgisini terörsüz Türkiye, demokrasi, özgürlükler ve sivilleşme konularında sakıncalı bulduğunu belirtti. Önceki yönetimlerin yolsuzluktan yargılanan Ekrem İmamoğlu'na desteğini de eleştiren yazar, barolardaki hâkim dilin anayasal devlet ve hukuk devleti bakımından endişe verici olduğunu savundu.

Yazar, siyasi kültürün toplumsal sorunları resmi bir ideolojik filtreden geçirdiğini, bunun laiklik ve cumhuriyet elden gidiyor söylemini doğurduğunu öne sürdü. Faik Ahmet Barutçu'nun Siyasi Hatıralar kitabından, İsmet İnönü'nün çok partili hayata geçişte laikliğin demokrasi çerçevesinde yorumlanması gerektiği yönündeki görüşünü aktardı. Yılmaz'a göre aradan 80 yıl geçmesine rağmen barolar, gazeteler ve siyasetçiler hâlâ İnönü'nün gerisinde. Yazı, barolardaki sert havanın siyaseti ve muhalefeti olumsuz etkilememesi temennisiyle sona erdi.

KaynakSabah
Son güncelleme31.10.2026 08:10
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
Büyük Haber·9 saat önce

Denizli'deki rüşvet ve ihaleye fesat soruşturmasında Belediye Başkanı Şeniz Doğan ile eşi tutuklandı, 8 şüpheliye adli kontrol uygulandı. YENİ Parti Denizli İl Başkanı Horzum, dosyada somut delil bulunmadığını savundu.

Denizli'de yürütülen soruşturmanın merkezindeki Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, eşi Mehmet Ali Doğan ile birlikte tutuklandı. Toplam 5 kişi cezaevine gönderilirken, 8 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi. YENİ Parti yöneticileri kararı siyasi olarak niteledi.

Adliyede gece boyu süren işlem

YENİ Partili Doğan ile eşi, 27 Ekim'de gözaltına alınan şüpheliler arasındaydı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan isimler Denizli Adliyesi'nde savcılık ifadesine çıkarıldı. Savcı, Şeniz Doğan, Mehmet Ali Doğan, Gökhan Sarıkaya, Abdullah Hülagü, Yurdagül Okkacı ve Hüdai Tirit için tutuklama talep etti; 7 şüpheliyi ise adli kontrol istemiyle sulh ceza hakimliğine sevk etti.

Hakimlik, Doğan çiftinin yanı sıra Hülagü, Okkacı ve Tirit'in tutuklanmasına karar verdi. Sarıkaya adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Savcının talebi doğrultusunda diğer 7 şüpheli için de adli kontrol uygulandı; böylece adli kontrol altındaki şüpheli sayısı 8'e çıktı. Soruşturma rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve imar mevzuatına aykırı davranma suçlamalarıyla yürütülüyor.

Adliye önündeki ilk açıklama

Karar beklenirken YENİ Parti yöneticileri ve üyeleri adliye önünde toplandı. Tutuklamaların ardından saat 04.30'da ilk açıklamayı YENİ Parti Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum yaptı. Horzum, Doğan'ın 2024 yerel seçimlerinde yaklaşık yüzde 60 oyla seçildiğini hatırlatıp işlemlerin siyasi olduğunu söyledi; siyasi hesaplaşmayı sandıkta yapmaya cesaret edemeyenlerin yargıyı araç hâline getirdiğini ileri sürdü. Aynı zamanda, hiç kimsenin yargılanmaktan muaf olmadığını, ancak herkesin adil yargılanma hakkı bulunduğunu belirtti.

Horzum, "cezalandırılan Merkezefendi halkının, bu milletin iradesidir" diyerek Doğan, eşi, iki belediye bürokratı ve bir iş insanı hakkında tutuklama kararı verildiğini söyledi. Dosyanın duyumlara ve dolaylı anlatımlara dayandığını, tek bir belge ya da somut delil bulunmadığını öne sürdü. Merkezefendi Belediyesi'ni kazandıklarında ve Büyükşehir Belediyesi'nde yaptıkları suç duyurularının, belgelerle desteklenmesine rağmen yıllardır işleme konmadığını savundu.

Yazılı açıklamada sert eleştiri

Horzum'un sosyal medyadan da paylaştığı yazılı açıklamada, tutuklamaların delile ve belgeye değil beyanlara dayandırıldığı ileri sürüldü. Açıklamada halkın iradesini sandıkta elde edemeyenlerin yargı yoluna başvurduğu iddia edildi. Horzum, "Kimse soruşturulamaz değildir" diyerek ancak delil ortaya konmadan ve yargılama tamamlanmadan kimsenin suçlu ilan edilemeyeceğini, tutuklamanın bir cezalandırma yöntemi olmadığını söyledi.

Açıklamada hukuku siyasete alet edenlerden ve adaleti kişisel ya da siyasi hesaplaşmalara malzeme yapanlardan hukuk önünde hesap sorulmasının isteneceği belirtildi. Horzum, gücü makamlardan değil milletten aldıklarını vurguladı. Horzum, Doğan ve çalışma arkadaşlarının adil yargılanma hakkının sonuna kadar korunmasını talep etti. Gece geç saatlere kadar Denizli Adalet Sarayı önünde Doğan'a destek veren Horzum, tutuklamaların hukuk devleti ve demokrasi açısından ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirtti; hukukun kişiye, makama ve siyasi kimliğe göre değişemeyeceğini söyledi. Doğan'ın yerel seçimlerde yüzde 60 oyla seçildiğini yinelerken, bugün dünden daha güçlü olduklarını ifade etti.

İlçe başkanı: Somut delil yok

YENİ Parti Merkezefendi İlçe Başkanı Müjdat İlhan ise hakimliğin kararının açıklanmasının ardından ANKA Haber Ajansı'na konuştu. İlhan, tutuklu yargılamayı bir yana bırakıp şüpheliler hakkında soruşturma yürütmeyi gerektirecek somut bir delil bulunmadığını öne sürdü. Beyana dayanan suçlamaların yargılama konusu yapıldığını savunan İlhan, "Yargının seçilmiş insanlar üzerindeki tahakkümü devam etmektedir" dedi.

KaynaklarCumhuriyet, Rudaw, velev, Denizli Yeni Olay Haber ve +3 kaynak
Son güncelleme31.10.2026 06:14
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
11 saat önce

Sinan Burhan, tv100'de Sarıgül soruşturmasına dair yeni bilgiler paylaştı; muhtarın ifadesinde gençlik kamplarının düzenlenmesi ve eğitmenlik görevi anlatılıyor.

Gazeteci Sinan Burhan, tv100'deki canlı yayında, Mustafa Sarıgül ve ailesine dönük soruşturmada yeni ayrıntılar paylaştı. Burhan'ın anlattığına göre gözaltı kararı çıkarılanların arasında Sarıgül'ün Ankara'da çalışmış eski şoförü ve bir muhtar yer alıyor.

Burhan, muhtarın ifadesini soruşturma bakımından kritik buldu. Aktardığı ifadeye göre muhtar, Sarıgül'le 1999'da tanıştığını söyledi. Muhtarın, kamp düzeni ile kendi eğitmenliğine ilişkin başka bilgiler de verdiği ifade edildi. Gençlik kamplarının fiziki organizasyonunu, ifadede baş harfiyle geçen bir kişinin çalıştığı firmanın yürüttüğünü; kendisinin ise o kamplarda eğitmen olarak görev aldığını belirtti.

Burhan'a göre soruşturmanın ana eksenlerinden biri, bu kamplarda oluşan ilişkiler. İddiaya göre muhtar, kamplarda tanıştığı kimi kişileri Sarıgül'le buluşturuyordu. Dosyaya giren farklı ifadelerde de lise öğrencilerinin kamplar vasıtasıyla Sarıgül'le tanıştığı anlatılıyordu. Aktarılan bilgiler iddia niteliğinde.

KaynakHaberhergün
Son güncelleme31.10.2026 03:39
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
16 saat önce

Köşe yazarı Nihat Kaşıkcı, Yeni Parti'nin Mustafa Sarıgül'ün üyeliğini sonlandırırken tutuklu belediye başkanları ve İmamoğlu konusunda farklı davrandığını savundu; partiye adaylık sorusu da yöneltti.

Nihat Kaşıkcı, kaleme aldığı yazıda Yeni Parti'nin tutumunu sorgulayan bir dizi soru sıraladı. Yazar, parti çevresinde hatların bulanıklaştığını öne sürerek, tutuklanan isimlerden bazılarına sahip çıkılırken bazılarının kaderine bırakıldığını savundu. Kaşıkcı'ya göre tartışmanın merkezinde Mustafa Sarıgül'ün durumu ile Ekrem İmamoğlu'nun partideki yeri var.

Sarıgül'e uygulanan formül

Kaşıkcı yazısına, daha önce "siyasi operasyon" denilerek sahip çıkılan isimlere dikkat çekerek başladı; Muhittin Böcek'ten Tunç Soyer'e uzanan bir liste sıraladı ve Sarıgül'e neden aynı şekilde sahip çıkılmadığını sordu.

Yazıda aktarılana göre Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Sarıgül'le görüşmüş. Sarıgül, hakkındaki ağır suçlamalar nedeniyle üyeliğinin askıya alınmasını istemiş. Kaşıkcı, Özel'in ihraç için somut delile ihtiyaç duyduklarını ama tartışmaların partiye zarar verdiğini anlattığını yazdı. Üyeliği askıya almanın yasal karşılığı bulunmadığı için talebin istifa sayıldığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirim yapıldığı ve üyeliğin sona erdiği de yazıda yer alan ifadeler arasında.

Kaşıkcı bu noktada Özel'e seslendi: Sarıgül için işletilen yol İmamoğlu için neden işletilmiyor? Yazara göre İmamoğlu hakkındaki suçlamalar, mahkeme kararına dönüşmeye yaklaşacak kadar ağır. Kaşıkcı, Manavgat'taki bir olay için partinin hâlâ "kumpas" dediğini hatırlatıp, bu iddiayı destekleyecek görüntünün ortaya konamadığını öne sürdü.

Tutuklu belediye başkanları tartışması

Yazar, kökeni CHP'ye dayanan en az 37 belediye başkanının tutuklandığını, bunların birçoğunun şu anda Yeni Parti çatısı altında bulunduğunu yazdı. Kaşıkcı'ya göre CHP'den ayrılmak zorunda kalan ya da çıkarılan bazı isimlere kapıların kapatılması yeterli bir hesaplaşma değil. İmamoğlu dışındaki isimler için destek mitingi düzenlenmemesini ise ironik biçimde ilerleme olarak niteledi. İtirafçıların suçlamalarının yalnızca Sarıgül'le sınırlı kalmadığını da iddia etti.

İmamoğlu hangi partinin adayı

Yazının son bölümü adaylık sorusuna ayrılmış. Kaşıkcı, İmamoğlu'nun şu anda hangi partinin cumhurbaşkanı adayı olduğunu sordu. "15-20 milyon vatandaşın adayı" cevabının yetmeyeceğini söyleyen yazar, İmamoğlu'nun CHP üyesi olmadığını, Yeni Parti üyesi olup olmadığından da emin olmadığını belirtti. Yeni Parti'nin hangi önseçimle İmamoğlu'nu aday ilan ettiğini de sorgulayan Kaşıkcı, Mansur Yavaş'ın durumunu da gündeme getirerek Yavaş'ın artık CHP'ye ait olmadığını, Yeni Parti ile bağının belirsiz kaldığını yazdı.

Kaşıkcı, Silivri'deki davada İmamoğlu hakkında karar çıktığında tartışmanın zeminin çok farklı olacağını öne sürerek yazısını bitirdi.

Kaynakeurovizyon
Son güncelleme30.10.2026 22:56
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
22 saat önce

Hapiste olduğunu söyleyen İbrahim Kömür, Silivri'yi örnek göstererek Yeni Parti'nin kongre süreçlerini eleştirdi; Özel'i överken Kılıçdaroğlu'na seslendi.

Hapiste olduğunu söyleyen İbrahim Kömür, Silivri Hürhaber'de yayımlanan 12. mektubunda Yeni Parti'nin ilçe kongre süreçlerini eleştirdi. Uzun yıllar parti yöneticiliği yaptığını anlatan Kömür, kongrelerde parti içi ayak oyunlarının sürdüğünü ve bazı kişilerin partiyi yönlendirmeye çalıştığını öne sürdü. Mektubunda bu kesimi "Neocanlar" diye adlandırdı.

Kongre sürecine yönelik eleştiriler

Kömür, Özgür Özel önderliğinde kurulan Yeni Parti'nin adaletsizlik ve hukuksuzluğa direnmeyi felsefe edinerek yola çıktığını belirtti. Kuruluş aşaması tamamlanıp ilçe kongrelerine geçilmesinin ardından bu süreçte de olumsuz gelişmeler duyduğunu ve gördüğünü yazdı.

Çok sayıda milletvekilinin, parti meclisi üyesinin, il ve ilçe başkanının, meclis üyesinin ve sade üyenin başka partilerden ayrılıp Yeni Parti'ye katıldığını hatırlatan Kömür, buna rağmen parti içi hesaplaşmaların sürdüğünü savundu. Kömür'e göre bazı kişiler CHP'de kalmayı sürdürerek Yeni Parti'nin ilçe ve il kongrelerini, ardından da kurultayı kendi planlarına göre şekillendirmeye çalışıyor.

Özel'e övgü, Kılıçdaroğlu'na çağrı

Siyasi yaşamında SHP'de Erdal İnönü, Aydın Güven Gürkan, Murat Karayalçın ve Hikmet Çetin; CHP'de ise Deniz Baykal, Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel ile çalıştığını yazan Kömür, bütün bu süreçte parti mutfağında görev aldığını söyledi. Özel'i yakından tanıdığını belirten Kömür, onu emeği ve çalışmasıyla öne çıkan bir lider olarak niteledi. Özel'in her hafta bir İstanbul ilçesinde, hafta sonlarında ise bir ya da iki ilde miting yaptığını, oy oranını yüzde 35'in üzerine taşıyan genel başkan olduğunu yazdı.

Kömür, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na da seslendi. 70 yaşında olduğunu ve ömrünün 40 yılını bir talep olmaksızın sosyal demokrat bir iktidar için harcadığını belirten Kömür, bundan pişmanlık duymadığını söyledi. Tabanı aynı olan CHP ile Yeni Parti'nin bütünleşmesi için il ve ilçe başkanlarının da üzerine düşeni yapacağına inandığını, düşüncelerini hem Kılıçdaroğlu'na hem Özel'e ayrıca yazdığını ekledi.

Tutukluluğa itiraz

Kömür, hakkında bir suç unsuru ya da ispata dayalı belge bulunmadığını öne sürdü. Savcılığın delil toplama gerekçesiyle kendisini hapiste tuttuğunu iddia eden Kömür, delil karartma ve kaçma şüphesi gerekçelerine de karşı çıktı. Var olmayan delillerin nasıl karartılacağını sordu; ülkesine bağlı olduğunu söyleyerek kaçmayacağını belirtti.

Silivri ilçe kongresi

Kömür, Silivri'de Yeni Parti ilçe kongresinin yapıldığını anımsattı. Eylül 2025 sonunda yapılan CHP ilçe kongresinde başkan seçilen Doruk Bulut ile yönetim kurulunun topluca Yeni Parti'ye geçtiğini aktardı. Hâlâ CHP'de görevi bulunan bazı isimlerin kongreye müdahale ettiğini öne süren Kömür, mevcut başkan ve yönetimin yeniden seçilmesi ilkesi benimsenmişken yönetim kurulu üyelerinden bazılarının listeye neden alınmadığını sordu. Bunun, CHP ile Yeni Parti'nin önünü tıkama girişimi olup olmadığını da sorguladı.

KaynakSilivri Hürhaber
Son güncelleme30.10.2026 17:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu