50 dakika önce

Amerikalı siyaset bilimci Finkelstein, Serbestiyet'e konuştu; İsrail seçimini, diasporadaki eleştirel tutumu ve ABD'de azalan desteği değerlendirdi.

ABD'li siyaset bilimci Norman G. Finkelstein, Serbestiyet'e verdiği röportajda İsrail'in uluslararası konumunu, dünya Yahudileriyle ilişkisini, 27 Ekim seçimlerini ve ABD'deki destek eğilimini değerlendirdi. Finkelstein'ın Beyond Chutzpah adlı kitabı, Timaş Yayınları tarafından Küstahlığın Ötesinde: Antisemitizm Sektörü ve Tarihin Suistimali adıyla Türkçeye kazandırıldı; çeviriyi Samet Özgüler yaptı.

Kitabın konusu

Finkelstein, İsrail'in Filistin siyasetinin ve antisemitizm ithamlarının politik çıkar için işletilmesinin en sert eleştirmenleri arasında sayılıyor. Kitap, İsrail'in insan hakları karnesini, bu ithamların İsrail'e itiraz edenleri susturmak için nasıl kullanıldığını ve Yahudi tarihinin siyasi amaçla suistimalini inceliyor.

Hukuk ve askerî güç

Finkelstein'a göre İsrail kuruluşundan beri bölgesel üstünlüğünü esas olarak askerî güce dayandırdı. Değişen tek şeyin, ülkenin artık uluslararası hukuka uyuyormuş gibi görünme gereği duymaması olduğunu söyleyen Finkelstein, İsrail'i küresel bir nükleer yangını tetikleyebilecek güce sahip, hukuk tanımayan bir devlete dönüşmüş olarak tanımladı.

Diasporayla kopuş

Kopuşun en az 15 yıldır sürdüğünü belirten Finkelstein, 2012'de bu konuda Knowing Too Much adlı bir kitap yazdığını anımsattı. Ona göre ayrışma artık çok daha görünür. ABD'deki Yahudilerin yüzde 30 ila 40'ının Gazze'de soykırım yürütüldüğüne inandığını öne süren Finkelstein, kendisinin artık cemaat içinde marjinal sayılmadığını, İsrail'e dair sert yargıların özellikle gençler arasında yaygınlaştığını ifade etti.

7 Ekim sonrası düşmanlık

Finkelstein, 7 Ekim sonrasında Yahudi karşıtı duyguların geniş bir kesime yayıldığını söyledi, ancak bunu tam anlamıyla antisemitizm olarak nitelemedi; çünkü antisemitizmin temel unsurlarından birinin irrasyonellik olduğunu belirtti. Mevcut olumsuz bakışın bütünüyle akıl dışı olmadığını, kendini “Yahudi devleti” olarak tanımlayan ve resmî Yahudi kuruluşlarının desteklediği bir devletin eylemlerinden beslendiğini savundu.

Seçim ve ABD'deki destek

Netanyahu'nun 27 Ekim seçiminde açık çoğunluğu sağlayamadığı hatırlatılan Finkelstein, sorunun Netanyahu ya da Gadi Eisenkot ile sınırlı olmadığını, İsrail toplumunun kendisinde yattığını söyledi. ABD'ye ilişkin olarak Demokrat Parti içinde İsrail desteğinin ciddi biçimde eridiğini, genç Cumhuriyetçiler arasında da gerilediğini belirtti. Bu eğilimin Washington'ın politikasında mutlaka bazı değişikliklere yol açacağını, ancak değişimin ne kadar ileri gideceğinin henüz belli olmadığını ekledi.

KaynakSerbestiyet
Son güncelleme01.11.2026 06:14
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
50 dakika önce

Murat Çabas, İsrail'in güneyindeki üslere inen ABD nakliye uçaklarını ve Körfez'e gönderilen deniz gücünü, İran'a olası saldırının hazırlığı olarak yorumladı.

Yeni Mesaj yazarı Murat Çabas, köşe yazısında Washington'ın Tahran'a karşı hazırladığı saldırı senaryolarının yalnızca kâğıt üzerinde kalmadığını, sahadaki lojistik hareketliliğin bunu gösterdiğini savundu. Çabas, İsrail'in devlet kanalı KAN'dan aktardığı bilgilere göre bir günde Ovda ve Nevatim hava üslerine, Amerikan ordusuna ait en az 10 büyük nakliye uçağının iniş yaptığını yazdı; üsler İsrail'in güneyinde bulunuyor.

Hava köprüsü ve deniz gücü

Yazara göre Teksas'taki Fort Bliss'ten havalanan uçakların görevi, İsrail'in cephane envanterini tazelemek ve Patriot türü ilave savunma bataryalarını sevk etmekti. Çabas, bu hava köprüsünün Ürdün'deki, Suudi Arabistan'daki ve Katar'daki Amerikan üslerine de yayıldığını belirtti. USS Theodore Roosevelt uçak gemisi ile amfibi çıkarma gemilerinin Basra Körfezi'ne gönderildiğini, 9 bin ek askerle birlikte bölgedeki denizci ve deniz piyadesi sayısının 20 bini aştığını, yüzlerce savaş ve destek uçağının konuşlandırıldığını aktaran yazar, bölgede yirmi yıl içinde bu ölçekte bir yığınağın ancak birkaç kez görüldüğünü ekledi.

Ara seçim takvimi

Çabas'a göre Washington, bölgedeki müttefiklerini uyararak İran'a yönelik askerî harekâtın 3 Kasım ara seçimlerinin hemen sonrasında başlayabileceğini ve olası İran karşılığına hazırlıklı olunması gerektiğini iletti. Yazar bunu, savaş kararının Amerikan iç siyasetindeki takvime bağlı olduğunun işareti olarak yorumluyor. Trump yönetiminin seçim öncesinde gerilimi “soğuk” tutmaya çalıştığını, ancak İran gerilimiyle yükselen benzin fiyatlarının ve yüksek enflasyonun Cumhuriyetçi adayların kampanyalarını olumsuz etkilediğini yazdı. Yönetimin İsrail'in güvenlik önceliklerini Amerikan halkının çıkarlarının önüne koyduğu yönündeki eleştirilerin derinleştiğini de belirtti.

Hürmüz Boğazı'ndaki iddialar

Çabas'ın aktardığına göre İran Devrim Muhafızları Donanması, Hürmüz'ün güneyinde Tahran'ın yasakladığı güzergâhtan izinsiz geçmeye çalışan üç tankerin daha deniz mayınına çarparak yandığını açıkladı. İranlı yetkililer, gemilerin radar ve seyrüsefer sistemlerini kapatarak CENTCOM yönlendirmesiyle hareket ettiğini ileri sürdü. Devrim Muhafızları ayrıca boğaz üzerinde keşif uçuşu yapan MQM-170 tipi bir ABD insansız hava aracını elektronik harp yöntemiyle kontrol altına alıp karaya indirdiğini açıkladı. Yazar, İran ordusunun açıkladığı rakamlara dayanarak şimdiye dek 14 MQ-1 ve 54 MQ-9 tipi Amerikan insansız hava aracının vurulduğunu ya da devre dışı bırakıldığını da aktardı.

Yazara göre olası savaşın maliyeti

Çabas, 3 Kasım sonrasına işaret eden sevkiyatların bölgeyi daha sıcak bir çatışma evresine sürükleyebileceğini yazdı. Yazar, İran'ın Hürmüz'deki tutumunun ve elektronik harp alanındaki başarılarının, olası bir savaşı Washington için ağır maliyetli hale getireceğini savundu.

KaynakYeni Mesaj
Son güncelleme01.11.2026 06:14
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu