28 dakika önce

Takvim'in aktardığı analizde Prof. Giwoong Jung, Erdoğan-Lee görüşmesinin ardından savunma, ticaret ve teknoloji alanlarında atılacak adımları sıraladı.

Erdoğan'ın Güney Kore'nin başkenti Seul'e yaptığı ziyaret, Takvim'in aktardığına göre Güney Kore'de kaleme alınan bir analizle değerlendirildi. Hankuk Yabancı Diller Üniversitesi Uluslararası Bölge Çalışmaları Merkezi öğretim üyesi Prof. Dr. Giwoong Jung, zirvenin ikili ilişkiler açısından anlamını inceledi. Ziyarette bilim ve teknoloji, doğal kaynaklar ve madencilik, enerji ve nükleer proje finansmanı alanlarında dört mutabakat zaptı imzalanmıştı.

"Önümüzdeki görev net"

Jung, 3 Kasım'da Erdoğan ile Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung arasında yapılan zirvenin ilişkilere ortak üretim ve teknolojik işbirliği ekseninde daha net bir yön kazandırdığını yazdı. Diplomatik ilişkilerin 2027'de 70. yılına yaklaştığını hatırlatan Jung'a göre asıl görev, Seul'de verilen sözlerin elle tutulur projelere çevrilmesi, bu projeler için takvim konulması ve konunun sürekli gündemde tutulması.

Jung, Kore Savaşı'na dayanan dostluğun güçlü bir temel oluşturduğunu, Koreli turistlerin ve "Kore dalgası"nın bağları pekiştirdiğini belirtti. Ancak kardeşliğe en büyük katkının ortak refahı getirecek ortaklıklar olacağını ifade etti.

Savunmada fırsat, ekonomide karşılıklılık

Jung'a göre en önemli fırsat savunma alanında. Erdoğan'ın Fırtına obüsü ve ALTAY tankını başarılı örnekler olarak andığını, Lee'nin ise ortak üretim, teknolojik işbirliği ve üçüncü ülke pazarlarına girişin sıradaki adım olduğunu söylediğini aktaran Jung, bu gündemin karşılıklı alımların ötesine geçtiğini yazdı.

Ekonomik alanda serbest ticaret anlaşmasının güncellenmesinin yatırımı ve tedarikçi entegrasyonunu teşvik etmesi gerektiğini savunan Jung, Koreli üreticilerin daha fazla Türk tedarikçiye yeterlilik kazandırabileceğini, elektrikli araç bileşenleri ile batarya geri dönüşümünün Türkiye'nin katma değerini artırabileceğini ekledi. Bilim ve teknoloji anlaşmasının ortak araştırma hibelerini ve üniversite-sanayi laboratuvarlarını desteklemesini; endüstriyel yapay zekâ, robotik ve güç elektroniğini başlangıç alanları olarak önerdi.

Güvenlik ve düzenli istişare

Jung, güvenlik alanındaki işbirliğinin aynı politikaları benimsemeyi değil karşılıklı anlayışı gerektirdiğini belirtti. Seul'ün Kuzey Kore tehdidiyle, Ankara'nın ise Karadeniz ve Orta Doğu çevresindeki güvensizlikle uğraştığını hatırlatan analizde, Türkiye'nin Seul'ün Kuzey Kore politikasına desteğini yinelemesinin daha yakın istişareler için zemin oluşturduğu savunuldu.

Liderlerin G20 veya BM Genel Kurulu gibi platformlarda yıllık istişare toplantıları yapabileceğini ve süreci bakanlar düzeyinde düzenli değerlendirmelerle destekleyebileceğini öneren Jung, Seul'ün Kazakistan ve diğer Orta Asya ortaklarıyla konuşup Türkiye'yi ayrı bir bilgilendirme toplantısına çağırabileceğini de yazdı.

KaynakTakvim
Son güncelleme04.11.2026 16:50
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
2 saat önce

ABD'de Cumhuriyetçiler Temsilciler Meclisi'nde ve Senato'da çoğunluğu kaybetti; Sinan Ülgen'e göre Ankara'nın savunma beklentileri zorlaşsa da kapı tamamen kapanmış değil.

ABD'de ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin hem Temsilciler Meclisi'nde hem Senato'da çoğunluğu kaybetmesi, Başkan Donald Trump'ın görev süresinin kalan iki yılını zorlaştıracak. DW Türkçe'ye değerlendirmede bulunan EDAM Direktörü Sinan Ülgen'e göre sonucun Türkiye'ye yansımaları da olacak. Ankara'nın CAATSA yaptırımlarını kaldırtma ve savunma sanayisindeki hedeflerinde yalnızca Beyaz Saray'ın değil, Kongre'nin de onayı gerekiyor.

Kongre'nin ağırlığı artıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Trump arasındaki doğrudan iletişim, Ankara'nın Washington'daki sorunlara çözüm ararken en çok güvendiği kanallardan biri. Ancak savunma alanında liderler arasında varılacak bir uzlaşının hayata geçmesi ABD mevzuatına ve Kongre'nin duruşuna bağlı. Ülgen, bu nedenle Demokratların kaç sandalye aldığı kadar, dış politika ve savunma komisyonlarının liderliğine hangi isimlerin geleceğinin de önem taşıdığını söylüyor.

Ülgen'e göre silah satışlarında iki meclisin dış ilişkiler komitelerini yöneten isimler ve muhalefet tarafının o komitelerdeki en kıdemli üyeleri belirleyici. Ülgen'e göre Ankara, bu isimlerle resmi kanallardan temas kurarak ikna çalışması yürütebilir. Türkiye'nin geçmişte her iki partiden farklı siyasetçilerle de temas yürüttüğünü hatırlatan Ülgen, "Türkiye'nin Amerikan siyasi sisteminde daha geniş bir diplomasi yürütmesi icap edecek" görüşünde.

CAATSA, F-35 ve KAAN motorları

Türkiye'nin Washington'dan başlıca beklentileri arasında Rusya'dan alınan S-400 hava savunma sistemleri nedeniyle uygulanan CAATSA yaptırımlarının kaldırılması da var. Ülgen, yeni dönemde çözümü zorlaşabilecek üç başlığı CAATSA yaptırımlarının kaldırılması, F-35 programına dönüş ve milli muharip uçak KAAN'ın motorlarının tedariki olarak sıralıyor. F-35 konusunda Türkiye'nin yeni bir alım talebinin Kongre sürecinden geçmesi gerekecek.

ABD, Türkiye'yi 2019'da F-35 programından çıkarmış, 2020'de de CAATSA kapsamında Savunma Sanayii Başkanlığı'na ve bazı yetkililere yaptırım uygulamıştı. Trump, Temmuz ayında Ankara'daki NATO zirvesi sırasında yaptırımların kaldırılacağını söylemiş ve F-35 satışını değerlendirebileceklerini belirtmişti. Ancak bu açıklamalar satışın önündeki yasal engelleri kaldırmadı; ABD yasaları Türkiye'nin S-400'lere sahip olmaya devam etmesini F-35 transferinin önünde engel sayıyor.

Ülgen, "Daha kolay bir konjonktürün fırsat penceresi kapandı muhakkak ki" diyor. Aynı zamanda Demokratların çoğunluğu kazanmasının bu dosyalarda ilerleme ihtimalini tamamen ortadan kaldırmadığını, "Doğrudan 'Artık bu iş bitti' demenin" de doğru olmadığını vurguluyor.

İnsan hakları ve demokrasi başlıkları

Demokratların Kongre'yi kontrol etmesiyle Türkiye'deki demokrasi ve hukuk devleti sorunları ikili ilişkilerde daha fazla yer bulabilir. Kongre komisyonları Türkiye'deki gelişmeler üzerine oturumlar düzenleyebilir, Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden yönetimin tutumunu açıklamalarını isteyebilir. Ülgen, Demokratlardan bu konularda daha fazla hassasiyet beklediğini, ancak bunun pratikte açıklamaların ötesine gitmeyebileceğini söylüyor.

Trump'ın son iki yılı

Seçim sonucu Trump'ın başkanlığını sona erdirmiyor; görev süresi Ocak 2029'a kadar sürecek. Ancak yasa çıkarmak ve bütçe önceliklerini hayata geçirmek için artık Demokratlarla uzlaşması gerekecek. Demokratlar komisyonlar aracılığıyla yönetimi daha yakından denetleyebilecek; bakanları ve yetkilileri oturumlara çağırabilecek, belge talep edebilecek. Trump ise veto yetkisini kullanabilecek, vetonun aşılması için iki kanatta da üçte iki çoğunluk gerekecek.

Ülgen, iç politikada hareket alanı daralan Trump'ın dış politikaya daha fazla yöneleceğini düşünüyor. Ona göre seçim yenilgisi Trump'ı dış politikada durgun bir aktöre çevirmeyecek. Ülgen ayrıca ara seçim sonuçlarının 2028 başkanlık seçiminin sonucuna dair kesin bir gösterge sayılmaması gerektiği görüşünde.

KaynakDW.com
Son güncelleme04.11.2026 15:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu