2 saat önce

Yazar Burhan Kurtulmuş, baro seçimlerindeki başarıyı ABD karşıtı gruplarla ilişkilendirdi; bu kesimlerin hiçbir muhalefet partisinde yer bulamadığını, Erdoğan'ın ise kapıyı aralayabileceğini öne sürdü.

Bursa Saati gazetesinde yazan Burhan Kurtulmuş, baro seçimlerinde öne çıkan grupları ele aldığı köşe yazısında, kendi ifadesiyle ABD karşıtı ve milli karakterli kesimlerin yerel düzeydeki başarılarının bu grupların varlığını gösterdiğini savundu. Kurtulmuş'a göre baro seçimlerinin ardından benzer etkiler başka alanlarda da görülecek.

Yazar, Türkiye'de sandık kültürünün yerleştiğini, kesintilere rağmen seçimlerin er ya da geç hep yapıldığını belirterek söze girdi. Özgür Özel'in partisinin ısrarla erken seçim istediğini hatırlatan Kurtulmuş, muhalefetin bu talepte haklı olduğunu, hiçbir siyasi grubun kaybedeceğini düşünerek sandığa gitmediğini yazdı. Hesaplar net görünse bile sonucun sandıktan çıkana kadar belli olmayacağını da ekledi.

Meclis dışında kalan gruplar

Kurtulmuş, 1990'lardan bu yana ABD karşıtı mücadele çevresinde kümelenen milli karakterli grupların oluştuğunu, ancak bu iklimi yaratan liderliğin açık biçimde başarısız olduğunu savundu. Yazara göre son seçimlerle Meclis'te temsil edilen parti sayısı arttı ve üye sayısı yüz bini bulmayan partiler bile kürsüye çıkabilir hale geldi. Buna karşın ABD ve AB karşıtı duruşuyla tanınan gruplar Meclis'in dışında kaldı.

Kurtulmuş bu kesimlerin örgütsüz olduğunu, temel siyasette hiçbir partide buluşamadığını, milletvekillerinin, partilerinin ve liderlerinin bulunmadığını yazdı. Buna rağmen baro seçimlerinin yanı sıra ticaret ve sanayi odalarının seçimlerinde de etkili olduklarını öne sürdü.

Muhalefet partilerindeki konumları

Yazara göre bu gruplar, güçlerini kaybetmemek için muhalefet partilerindeki mevcut yöneticilere tahammül ediyor. Baro seçimi gibi alanlara odaklandıklarında ise başarı kazanabildikleri görüldü. Kurtulmuş, Kemal Kılıçdaroğlu'nun son bir yılda kaleme aldığı bazı makalelerdeki uluslararası konumlanışın da bu gruplarla zaman zaman paralellik gösterdiğini kaydetti.

Yazı, grupların Özel'in, Dervişoğlu'nun ve Özdağ'ın partilerinde yer bulacaklarına inanmadığını anlatıyor. Kurtulmuş, Kılıçdaroğlu'nun CHP'sinin gelecekte bunu başarıp başaramayacağına bugün ihtimal veren çıkmadığını yazdı.

Erdoğan'ın açtığı kapı

Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD'nin Türkiye'ye yönelik tavrını sertleştirdiği bir dönemde bu grupların öne çıkan isimlerini partisine davet ederek siyasette yeni bir kapı açtığını öne sürdü. Yazara göre bu isimlerden bazıları milletvekili oldu, bazıları devletin farklı kademelerinde görev aldı.

Meslekleri üzerinden örgütlenen gençlerin ise hayallerini ve milli çıkarları iktidarın içinde görebildiğini savunan Kurtulmuş, yazısını Erdoğan'ın bu kapıyı biraz daha açıp açmayacağı sorusuyla bitirdi.

KaynakBursa Saati Gazetesi
Son güncelleme02.11.2026 13:09
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
17 saat önce

Talip Atalay, 6 Aralık seçiminde adaylardan istenen üç yıllık ikamet belgesinin muhtarlar tarafından nasıl doğrulanacağının belirsiz olduğunu söyledi; YSK'dan açıklama istedi.

KKTC'de 6 Aralık 2026 tarihli erken genel seçim yaklaşırken, aday olacaklardan istenen ikamet belgesi tartışma konusu oldu. YDP Milletvekili Talip Atalay, belgenin nasıl düzenleneceğine dair bulanıklığa işaret etti; son üç yıllık yerleşim bilgisinin devlet kayıtlarından teyit edilebildiği dijital bir altyapı kurulması çağrısı yaptı.

Aynı ülkede yaşamak, aynı mahallede yaşamak değil

Atalay'ın aktardığına göre Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 11 No'lu Duyuru ile aday olanlardan geçen üç yıl boyunca KKTC'de kalıcı olarak yaşadıklarını gösteren bir muhtar belgesi talep etti. Atalay, üç yıl boyunca ülkede oturmakla üç yıl boyunca tek bir köyde ya da mahallede oturmanın aynı anlama gelmediğine dikkat çekti. Bu süre içinde birkaç farklı yerleşim biriminde yaşamış birinin geçmişini şu anki muhtarın hangi resmî belgeye bakarak teyit edeceği ise açık değil.

Muhtarların elindeki kayıtlar sorgulandı

Milletvekili, muhtarların nüfus, göç ve eski adres kayıtlarına ulaşıp ulaşamadığını sordu. Devletin kendi veri tabanlarından teyit etmesi gereken bir bilginin sorumluluğunun muhtarlara yüklenemeyeceğini söyleyen Atalay, muhtarların sağlayamadıkları bir doğrulamaya dayanarak belge verip hukuki yükümlülük altına girmemesi gerektiğini savundu.

Atalay'a göre yaşanan sorun, e-Devlet'in ve dijital dönüşümün neden önemli olduğunu yeniden gösteriyor. Kurumlar arasında güvenli veri alışverişi kurulamayınca, hem yurttaşlar hem de görevliler gereksiz güçlüklerle karşılaşıyor.

YSK ve İçişleri'nden beklentiler

Atalay, YSK'nın üç yıllık oturma şartının hangi yolla kanıtlanacağını, birden fazla yerleşimde geçen sürelerin nasıl teyit edileceğini ve muhtarların sorumluluğunun nerede biteceğini netleştirmesini istedi. İçişleri Bakanlığı'ndan ise adres geçmişinin resmî verilerle sorgulanabileceği bir dijital sistem kurmasını ve o zamana dek işe yarar geçici bir yöntem belirlemesini bekledi.

Atalay, hedeflerinin yurttaşın seçilme hakkını korumak, muhtarları hukuki riskten uzak tutmak ve kamu hizmetine güveni sağlamak olduğunu söyledi. Dijitalleşmenin yalnızca evrak yükünü azaltmakla sınırlı olmadığını; yurttaşın hakkını, görevlinin hukuki güvenliğini ve devlete duyulan güveni de güçlendirdiğini ekledi.

KaynakKıbrıs Postası
Son güncelleme01.11.2026 22:12
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu