Mahmut Övür yazısında, İmamoğlu davasındaki tanık ifadelerini ve Özgür Özel'e yönelik para iddialarını sıralayarak YENİ Parti'nin yeni bir siyaset üretemediğini savundu.
Sabah yazarı Mahmut Övür, Riskli adaylar üreten parti başlıklı yazısında ABD'deki ara seçim sonucundan yola çıkarak Türkiye'de siyasetin derin bir değişimin eşiğinde olduğunu savundu. Övür'e göre AK Parti kendini sürekli yenileyerek 25 yıldır iktidarda kalırken MHP de terörün sona erdirilmesi konusunda ezber bozan bir siyaset izleyerek değişim örneği verdi. Yazar, aynı cesareti ana muhalefet partisi CHP'nin gösteremediğini, Kemal Kılıçdaroğlu'nun bugünlerde şaşırtıcı çıkışlar yaptığını ancak YENİ Parti'yi kuranlar için aynı şeyin söylenemeyeceğini yazdı.
İmamoğlu davası tanıkları
Övür, Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel'in değişim sloganıyla yola çıktığını, ancak ne yeni bir siyaset üretebildiklerini ne de yolsuzluk iddialarından kurtulabildiklerini öne sürdü. İmamoğlu'nun suç örgütü lideri olarak yargılandığını, hakkında binlerce yıl ceza istendiğini hatırlatan yazar, duruşmalarda onlarca müteahhit ve bürokratın rüşvet verdiklerini anlattığını yazdı. Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut'un da Şişli'deki bir proje için 4 milyon doları çanta içinde teslim ettiğini söylediğini aktardı.
Özel'e yönelik para iddiaları
Yazar, bir siyasi parti genel başkanının çanta ya da poşetle para almakla suçlanmasını ilk kez gördüğünü belirtti. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ile Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın ifadelerinde Özel'e ödeme yaptıklarını söylediğini yazan Övür, bu isimlerin yanına Emir Sarıgül'ün de eklendiğini kaydetti. Sarıgül'ün ifadesinde anlattığı ödemelerden biri, YENİ Parti'nin kuruluş döneminde genel merkez tefrişatı için bir restoran çıkışında Özel'in aracına bırakılan 250 bin dolardı.
Övür, Özel'in bu iddialar karşında yeri göğü inletmediğini, kendisine göre anlaşılması güç bir yanıt verdiğini savundu. Özel'in sözlerinden yalnızca "Ağustos ayında Vakko'da atkı satılıyor mu sorsunlar" cümlesini alıntılayan yazar, atkı satılıyor olmasının parayı almış olmak anlamına gelip gelmediğini sordu. Yazısını, para zaafı olan riskli isimlerin aynı partide buluşmasının tesadüf olup olmadığı sorusuyla bitirdi.
