1 saat önce

Cumhuriyet yazarı Mine Esen, fon krizinin ekonomik göstergelerdeki bozulmayla birlikte ele alınması gerektiğini, demokrasinin anahtarının hukuk devleti ilkesi ve sandığa saygı olduğunu yazdı.

Cumhuriyet yazarı Mine Esen, 2 Kasım tarihli yazısında fon krizinin henüz dibe vurmadığını, kriz sürerken yurttaşın geçim mücadelesinin de ağırlaştığını savundu. Esen, kriz tablosunu açlık sınırı, güven endeksi ve iflas verileriyle anlatırken çıkış yolunun hukuk devleti ilkesinde ve seçmen iradesine saygıda yattığını yazdı.

Verilerle ekonomik tablo

Yazar, TÜRK-İŞ verilerine göre ekimde dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 38 bin 24 liraya çıktığını hatırlattı. Yazar, bu tutarın asgari ücretle yan yana konduğunda emekli ve emekçinin geçinmek için nasıl zorlandığını gösterdiğini belirtti. Esen, TÜİK'in geçen hafta yayımladığı verilere göre tüketici güven endeksinin ekimde bir önceki aya kıyasla yüzde 7,7 gerilediğini de aktardı.

Yazıda, küresel bir alacak sigortası şirketinin 44 ülkede yaptığı araştırmaya göre Türkiye'nin 2026'da iflasların oransal olarak en çok arttığı ilk üç ülke arasında yer aldığı belirtildi. Esen, bireysel kredi borçlarındaki artışın artık herkesin bildiği bir gerçek olduğunu da ekleyerek bunu tablonun parçası olarak sıraladı.

Yatırımcının kaybı ve özelleştirme tartışması

Esen'e göre gözler yargı süreçlerinin yanı sıra parasını, birikimini kaybeden küçük ve orta ölçekli yatırımcının zararını nasıl telafi edeceği sorusunda. Yazar, olmayan varlıkların şişirildiği, balon patlamadan önce büyük kârla çıkanların bulunduğu bir düzenin yıllarca işletildiğini öne sürdü. İktidara yakın isimlerin de karıştığını savunduğu fon dosyası karşısında hükümetin arazi ve binalara dönük özelleştirmeleri hızlandırmasının tartışma konusu olduğunu yazdı.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun elektrik fatura tarifelerindeki tüketim limitini aşağı çeken yeni kararı ise yazıda "örtülü zam" habercisi olarak yorumlandığı biçiminde aktarıldı. Esen, çiftçinin tarım politikalarından kaynaklanan sıkıntılarına ve okullarda hâlâ bir öğün ücretsiz yemek verilememesine de dikkat çekti.

Demokrasi ve hukuk devleti vurgusu

Yazar, eleştiriye karşı iktidarın sert ve baskıcı bir tutum aldığını, muhalefete ve basına yönelik operasyonların ve gözaltıların hız kesmediğini savundu. Katılımcı demokrasilerin güçler ayrılığı ilkesini koruması, eleştiriye açık olması ve süreçleri şeffaf yürütmesi gerektiğini yazan Esen, seçimle kazanılamayan yerlerde kayyıma ve operasyona başvurmanın demokrasi kapısını aralamayacağını söyledi.

Yazının sonunda Esen, toplumu ayrıştıran ve kutuplaştıran siyasetten uzak durulmasını isteyerek demokrasinin anahtarının hukuk devleti ilkesinde, sandığa ve seçmen iradesine saygıda olduğunu belirtti.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme02.11.2026 06:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 saat önce

Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı, borsa yöneticisinin gözaltı gerekçesinin 'suç işlemek amacıyla örgüt kurmak' olmasını İBB davasındaki suçlamayla karşılaştırdı ve soruşturmanın genişleyip genişlemeyeceğini sorguladı.

Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı, fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan borsa yöneticisine yöneltilen "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçlamasını köşesine taşıdı. Bursalı, bu gerekçenin fon soygunu için ilk kez kullanıldığını yazdı ve soruşturmanın diğer kurumlara uzanıp uzanmayacağını sorguladı.

İBB davasıyla karşılaştırma

Yazar, gözaltı gerekçesinin kendisine yabancı gelmediğini belirtti. Bursalı'ya göre aynı suçlama Ekrem İmamoğlu ile çalışma arkadaşlarına, ayrıca İstanbul'daki pek çok muhalif ilçe belediye başkanına ve çalışanına yöneltildi; Başsavcılığın 4 bin sayfalık iddianamesi de bu mantık üzerine kuruldu. Yazar, belediyelerdeki iş bölümünü baştan örgüt yapısı gibi sunmanın mantığı olmadığını savundu.

Bursalı, bir hafta önce, 26 Ekim'de kaleme aldığı yazıda Adalet Bakanı hakkında suç duyurusu çağrısı yaptığını hatırlattı. O yazısında, İBB'ye yöneltilen suçlamanın 20 milyar dolarlık fon vurgunu için de geçerli olduğunu, ancak Adalet Bakanlığı'nın bunu bu dosyaya uygulamakta çekingen davrandığını savunduğunu aktardı.

"Tek kişilik suç örgütü olmaz"

Yazar, suçlamanın şimdi borsa yöneticisi için yapılabilmesini dikkat çekici buldu. Bursalı'ya göre tek kişilik bir suç örgütü olamayacağından, soruşturmanın genişlemesi ve örgütün diğer üyelerinin de çağrılması gerekiyor. Eğer gözaltı göstermelikse yöneticinin kısa sürede bırakılacağını, ciddiyse soruşturmanın kapsamının büyüyeceğini yazdı.

Yazar, 900 milyar liralık vurgunun denetim görevini yapmayan ya da göz yuman bürokratlar ve siyasetçiler olmadan gerçekleşemeyeceğini öne sürdü. Bursalı, şirketlerin defter değerinin 10 liradan 1000 liraya çıkarıldığını gören ve susanların da ortak çıkar çevresinin parçası olabileceğini belirtti. Borsanın bugün tarihinin en büyük çöküşünü yaşadığını da ekledi.

BDDK'ye dönük işaretler

Bursalı, Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan'ın BDDK ve başkanını 10 soruyla hedef almasının tesadüf olmayabileceğini yazdı. Yazarın aktardığına göre Sayan, BDDK başkanının vurgunun ilk belirtileri ortaya çıktığında makamında, baş figür olarak nitelediği kişiyle pazarlığa oturduğunu ve 20 milyar lira rüşvet talep ettiğini iddia etti. Bursalı bu nedenle sıranın BDDK'de olduğu kanaatini dile getirdi; amacın cumhurbaşkanını konudan uzak tutmak olabileceğini de yazdı.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme02.11.2026 06:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu