Gazeteci Hakkı Özdal, SPK'nın Ağustos'taki kısıtlamalarının krizi tetiklediğini savundu; iktidar elitlerinin geniş kesimi soyduğunu öne sürdü, krizin üretim ve istihdama yayılacağını söyledi.
Gazeteci Hakkı Özdal, ANF'ye verdiği değerlendirmede fon krizinin ani bir gelişme olmadığını, uzun süredir uyarıları yapılan bir düzenin dış müdahaleyle çöküşe sürüklendiğini savundu. Kamuoyunda "fon krizi" diye anılan sürecin ekonomik ve siyasi etkileri tartışılırken bazı verilerde kaybın 2,7 trilyona ulaştığı ileri sürülüyor. Özdal'a göre ortada, ülkenin geniş bir kesimini ilgilendiren büyük bir hasar var.
SPK kısıtlamaları krizi tetikledi
Özdal, uluslararası finans kuruluşlarının yazın başlarından bu yana Ankara'daki yetkililere dönük uyarılarını artırdığını anlattı. Bunun ardından SPK'nın para piyasası fonlarına ve serbest fonlara 28 Ağustos'ta yürürlüğe giren sıkı sınırlamalar getirdiğini hatırlatan Özdal, krizin bu adımdan sonra "adeta bir tsunami gibi" geldiğini söyledi. Ona göre iktisatçıların ve gazetecilerin zaten gördüğü bir balon patladı.
Küçük tasarruf sahipleri de fonlara yöneldi
Özdal, para piyasası fonlarındaki yüksek kazançtan asıl yararlananların siyasi ve ekonomik iktidar çevreleri olduğunu öne sürdü. Sekiz yıla yaklaşan yüksek enflasyon döneminde ücretli çalışanların birikimlerini korumak için bu fonlara başvurduğunu belirtti. Kredi ve ucuz finansmana ulaşamayan küçük ve orta ölçekli sanayici, tüccar ve esnafın da kısa vadeli finansman ihtiyacı için fonlara para yatırdığını söyledi. Özdal'a göre büyük vurgunlar bu kitlesel katılımla mümkün oldu ve iktidar elitleri geniş bir kesimi açıkça soydu.
Hasar reel ekonomiye yayılacak
Özdal, kriz patlak verdikten sonra iktidarın müdahale etmekten başka seçeneği kalmadığını belirtti. Ortaya çıkan zararın 100 milyar doların üzerinde olduğu konusunda neredeyse uzlaşma bulunduğunu söyleyen Özdal, sıkıntının finans piyasalarında kalmayacağını, üretime ve ticarete sıçrayacağını savundu. İflasların, tasfiyelerin ve işten çıkarmaların bireysel dramlarla birlikte geleceğini, bedelin sosyal ve siyasi boyutunun da olacağını ifade etti.
Erdoğan'ın açıklamaları ve uluslararası çerçeve
Özdal, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son sözlerinin krizin siyasi maliyetini küçültüp sınırlı bir alana hapsetmeyi hedeflediğini savundu. Soruşturmalarda iktidar partisiyle bağlantılı isimlerin, bu arada en son kazanılan seçimin kampanyasını kurgulayan Ertan Aydın'ın da anılmasının iktidarı zor durumda bıraktığını söyledi. Erdoğan'ın açıklamalarının yalnızca seçmen tabanında değil teşkilatta da rahatsızlık bulunduğunu gösterdiğini ekledi.
Krizin muhalefetin müdahale gücünü aşan bir yönü olduğunu da belirten Özdal, olayı İran savaşından, İsrail'in bölgedeki hamlelerinden, Karadeniz ve Doğu Akdeniz'deki gerilimlerden ve Azerbaycan'la yaşanan son krizden ayrı düşünmemek gerektiğini söyledi. Uluslararası mali sermayenin Türkiye'nin attığı adımları yakından izlediğini kaydetti.
Seçime doğru beklenti
Özdal, etkilerin önümüzdeki günlerde daha görünür olacağını, "daha yeni başlıyoruz" diyerek vurguladı. Önünde 15-16 ay sonra yapılacağını düşündüğü bir seçim bulunduğunu belirten Özdal, rejimin finansmanı için gerekli zeminin ciddi hasar almış olabileceğini ve iktidarın yeni mali kaynak aramak zorunda kalabileceğini söyledi.