1 saat önce

Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan, AK Parti milletvekili Hulusi Şentürk'ün yeni kitabındaki siyasetin finansmanına dair satırları fon krizine gönderme olarak okudu.

Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan, kaleme aldığı yazıda AK Parti milletvekili Hulusi Şentürk'ün yeni çıkan "Devlet, Siyaset ve Fıkıh" adlı kitabındaki bazı bölümlerin, AK Parti'li siyasetçi ve bürokratların karıştığı öne sürülen fon yolsuzluğuna gönderme olarak okunması gerektiğini savundu. Pehlivan, kitabı kendisine üniversiteden bir arkadaşının önerdiğini anlattı.

Kitap ve yazarı

Pehlivan'a göre üç dönemdir milletvekilliği yapan Şentürk'ün yirmiden fazla kitabı bulunuyor. Pozitif Yayınları'ndan çıkan son eser, toplumsal düzende devletin yerini anlatıyor; Müslümanlara siyaset yapma biçimi konusunda bir yol haritası çiziyor.

Siyasetin finansmanı

Pehlivan'ın aktardığına göre Şentürk, siyaseti kirleten en önemli unsurlardan birinin finansman olduğunu yazıyor. Kitapta, rekabetin kızıştığı dönemlerde partilerin ihtiyaç duyduğu parayı farklı kaynaklardan sağlamaya çalıştığı, bunun da finansman sağlayanlara haksız kazanç yolunda tavizler verilmesine yol açabileceği belirtiliyor. Şentürk bu konuyu abdest benzetmesiyle işliyor; temiz olmayan kaynaktan sağlanan finansmanla yapılan siyaseti geçerli bir abdestin bulunmadığı duruma benzetiyor. Aynı bölümde bazı siyasetçilerin kendi imkânları yetersiz kaldığında temiz olmayan kaynaklara yöneldiği ve makama geldiklerinde finansman sağlayanların çıkarları doğrultusunda hareket etme riskiyle karşılaştıkları ifade ediliyor.

İktidar ve kamu kaynakları

Pehlivan, Şentürk'ün iktidarın ve siyasetin kimse için menfaat devşirme alanı olmadığını vurguladığını yazdı. Kitapta hiçbir Müslümanın yanlış yapan kişiye "benim hırsızım" ya da "benim rüşvetçim" diyerek sahip çıkamayacağı belirtiliyor. Kamu kaynaklarının yalnızca toplumun yararı için kullanılabileceği, hediye almayı bile kabul etmeyen bir anlayışın kamu kaynaklarının kişisel çıkar için kullanılmasını hiç kabul etmeyeceği de kitaptaki görüşler arasında.

Pehlivan, Şentürk'ün lüks ve israf içinde yaşayan siyasetçileri de eleştirdiğini aktardı. Kitapta, fakir fukara varken şatafat içinde yaşamanın toplum nezdinde olumsuz karşılanacağı, bir siyasetçinin giyiminde, yemesinde ve ulaşımında toplumun genelinin makul görmesinin esas olduğu yazılı.

Pehlivan'a göre asıl mesele kitapta bunların yazılı olması değil. Yazar, yönetenlerin bu cümlelerle ne ölçüde hesaplaşacağını, abdest benzetmesinin bugünkü fon ve yolsuzluk tartışmalarına denk düşüp düşmediğini sorguladı.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme04.11.2026 06:09
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 saat önce

Yeni Şafak'ta yayımlanan köşe yazısı, AK Parti'nin 2002 zaferini mahalle ve ev ziyaretlerine bağlıyor; aynı yöntemin Brezilya ve Sırbistan'daki seçimlerde de sonuç verdiğini savunuyor.

Yeni Şafak'ta yayımlanan bir köşe yazısında yazar, AK Parti'nin 3 Kasım 2002 seçimindeki zaferinin arkasında yüz yüze iletişimin ve kapı kapı dolaşan kampanyanın bulunduğunu savundu. Yazar, aynı yöntemin bugün dünyanın farklı ülkelerinde yeniden sonuç verdiğini öne sürdü.

2002'nin sonucu

Yazara göre 4 Kasım 2002 sabahı gazete "Milletin zaferi" manşetiyle çıkmıştı. O seçimde Ecevit, Yılmaz, Bahçeli ve Çiller'in partileri Meclis dışında kalmış, Başbakan Ecevit'in DSP'si yüzde 1'e düşmüştü. 1983'te yüzde 45 oy alan ANAP ise yüzde 5 düzeyine inmişti. Henüz 15 aylık olan AK Parti oyların yüzde 34,28'ini alarak 363 milletvekiliyle tek parti olarak hükümeti kurmuştu. Yazar, Erdoğan'ın seçim gecesi zaferi "Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir" sözüyle değerlendirdiğini hatırlattı.

Kadın kollarının rolü

Yazıya göre o dönemin ekibi seçmeni Refah Partisi yıllarından biliyordu ve elindeki seçmen listeleriyle mahalle, sokak ve apartman ölçeğinde çalışıyordu. Kampanyanın en görünmez ama en etkili ayağını kadın kolları oluşturdu; partili kadınlar kapıyı çalıp çay içerken insanların dertlerini dinledi. Yazar, her kapıdan oy çıkmasa da kurulan bağların kopmadığını, kapıdaki yüzlerin yolsuzluk, koalisyon kavgaları ve batık bankalarla anılmadığını yazdı.

Mamdani, Lula ve Sırbistan örnekleri

Yazar, geçen yıl New York seçimlerinden önce Zohran Mamdani'yi yazdığını hatırlattı. Ona göre Mamdani'nin yüz binden fazla gönüllüsü üç milyonu aşkın kapıyı çalarak dengeleri değiştirdi. Yazar bu benzetmeyi Mamdani'yi övmek için kurmadığını, yöntemin konuşulması gerektiğini belirtti.

Brezilya'da 25 Ekim'deki ikinci turu yüzde 51,8 ile Lula'nın kazandığını aktaran yazar, "Lula'nın Ordusu" adlı WhatsApp kanalının ilk turdan sonraki 60 bin dolayındaki takipçisinin seçim gününe doğru 11 milyona yaklaştığını yazdı. Kanala katılanlardan üç arkadaşını getirmesi isteniyordu.

Sırbistan'da ise 14 yıldır iktidarda olan Aleksandar Vuciç'in aynı gece "Öğrenci Listesi kazandı" dediğini belirten yazar, listenin yüzde 52,7 oy aldığını yazdı. Hikâyenin, 2024'te Novi Sad'da tren istasyonundaki beton sundurmanın çökmesi ve 16 kişinin ölmesiyle başladığını anlattı. Öğrencilerin köylere gidip pazar yerlerinde stant kurduğunu, kararlarını açıkça tartışarak aldığını kaydetti. Yazar, sosyal medya her yeri kuşatsa da insanları dinlemenin ve güven kurmanın değerinin değişmediği sonucuna vardı.

KaynakYeni Şafak
Son güncelleme04.11.2026 06:09
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu