1 saat önce

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, partisinde düzenlediği basın toplantısında 2026 bütçesindeki faiz ödemesiyle çiftçi desteğini kıyasladı ve tarımda dışa bağımlılığa dikkat çekti.

CHP Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki tarım politikalarını bugünkü tabloyla karşılaştırdı. CHP genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen Sarıbal, iki dönem arasındaki farkı özetlerken "Bugünkü Cumhuriyet; dışa bağımlı bir Cumhuriyet" ifadesini kullandı.

Cumhuriyet'in içinin doldurulması çağrısı

Sarıbal konuşmasına Cumhuriyet'in 103. yılını kutlayarak başladı. Cumhuriyet'in özünün laik, demokratik, sosyal hukuk devleti olduğunu söyleyen Sarıbal, bu değerlerin hayata geçip geçmediğine bakılması gerektiğini belirtti. Özellikle iktidar mensuplarının cumhuriyeti anmakla yetinmeyip içini doldurması gerektiğini savundu.

Bütçedeki faiz ve çiftçi desteği

Sarıbal, Atatürk'ün köylüyü anlatan sözlerini hatırlattıktan sonra bugünkü uygulamalara geçti. İlk yıllarda yaşanan sıkıntıya rağmen aşar vergisinin kaldırıldığını anımsatan Sarıbal, bugün 2026 bütçesinden faize 3 trilyon lira ayrıldığını, çiftçiye ise 168 milyar liralık destek verildiğini söyledi. Mazot üzerinden alınan ÖTV ve KDV'ye de dikkat çekti.

Şeker, kooperatif ve kamu kurumları

Sarıbal'a göre ilk dönemde kurulan yaklaşık 36 şeker fabrikası bugün özelleştirildi; özel sektör pancar ekimine kota koyuyor, fiyatı kendisi belirliyor ve çiftçiye bedava dağıtılan posa artık ihaleyle satılıyor. Tarım Kredi Kooperatifi'nin 1935'te, Ziraat Bankası'na buğday alma yetkisinin 1932'de, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin ise 1938'de çiftçiyi korumak için devreye girdiğini hatırlatan Sarıbal, tarım satış kooperatiflerinin sonradan devlet güvencesinden çıkarıldığını, TMO'nun da bugün ithalat yapan bir kuruma dönüştüğünü söyledi.

Süt, et ve yem kurumlarının özelleştirildiğini belirten Sarıbal, AK Parti iktidarının 24 yılda 75 milyar dolarlık özelleştirme yaptığını öne sürdü.

Nazilli örneği ve portakal

Sarıbal, basın toplantısına getirdiği portakalı göstererek 1934'te Nazilli tekstil fabrikasının Rusya ile yapılan kredi anlaşmasıyla kurulduğunu, borcun narenciyeyle ödendiğini anlattı. Bugün Mersin, Antalya ve Adana'da dalında kalan narenciyeyi, tarımın ihmal edilişinin örneği olarak gösterdi.

Gübre, yem ve ithalat rakamları

Sarıbal'ın aktardığına göre yaklaşık 1980'de gübrede yüzde 80 yerli üretim varken bugün yerli payı yüzde 30'a, ithalat payı yüzde 70'e çıktı. Yemde hammaddenin yarısından fazlasının ithal edildiğini, 30 milyon tonluk yem üretiminin 15 milyon tonundan fazlasının ithalata dayandığını söyledi. Sarıbal, ilk 8-9 ayda 500 milyar liranın üzerinde ithalat yapıldığını da ekledi.

Kırılma noktaları

Sarıbal, tarıma bakışta temel kırılmaları 1945 Toprak Reformu'nun hayata geçirilememesi, 12 Eylül 1980 darbesi ve AK Parti döneminde Avrupa Birliği entegrasyonu, gümrük anlaşmaları ile serbest piyasaya hızlı geçiş olarak sıraladı. Bu kırılmalar görülmeden bugünkü durumun anlaşılamayacağını söyleyen Sarıbal, kutlamanın tek başına yetersiz kaldığını, bu değerler için mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.

KaynakAnka Haber
Son güncelleme30.10.2026 13:44
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 saat önce

Belediye Başkanı Emrah Kozay'ın tutuklanmasının ardından toplanan Çukurova meclisinde dördüncü turda Keskin 19, YENİ Parti adayı Oran 17 oy topladı. BirGün'e göre AK Partili ve MHP'li üyeler Keskin'e oy verdi.

Adana'nın Çukurova Belediyesi'nde başkanvekilliği koltuğuna CHP'nin adayı Sıtkı Keskin oturdu. Dört tur süren oylamanın sonunda Keskin 19 oya ulaştı; rakibi YENİ Parti adayı Feramuz Oran'ın oyu 17'de kaldı. BirGün'ün haberine göre son turda AK Partili ve MHP'li üyeler de CHP adayına oy verdi.

Seçim neden yapıldı

Belediye Başkanı Emrah Kozay'ın tutuklanıp görevden uzaklaştırılması üzerine meclis, yeni başkanvekilini belirlemek için toplandı. Oturum Meclis Salonu'nda sabah 10.00'da açıldı ve seçim 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 45. maddesine göre yapıldı. Adaylık için CHP Sıtkı Keskin'i, YENİ Parti Feramuz Oran'ı öne sürdü. Cumhur İttifakı ise kendi adayını çıkarmadı.

Dört turun sonuçları

Açılış turunda Oran 18 oyla öndeydi, Keskin'in sandıktan çıkan oyu 8'di. Dokuz oy boştu, bir oy da geçersiz sayıldı. İkinci turda fark kapandı ama sıralama değişmedi: Oran 15, Keskin 11 oy topladı; dokuz boş oyun yanında bir geçersiz oy daha çıktı. Üçüncü turda Oran'ın oyu 16'ya yükseldi, Keskin 11'de kaldı ve dokuz boş oy çıktı. Geçersiz oy yoktu. Üç turda da toplam 36 oy kullanıldı. Hiçbir aday seçilmek için gereken 20 oya yaklaşamayınca dördüncü tura geçildi.

Son turda tablo değişti

Dördüncü turda da 36 oy kullanıldı. Bu kez ibre Keskin'e döndü: 19 oy aldı, Oran'ın oyu 17'de kaldı. İki oyluk farkla öne geçen Keskin, Çukurova Belediyesi'nin başkanvekili oldu.

KaynaklarTV5 Haber, Diken, Evrensel.net, birgun.net
Son güncelleme30.10.2026 13:56
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
7 saat önce

BBC News Türkçe'nin derlemesine göre 31 Mart 2024'te 26 ilçeyi kazanan CHP'nin 16 belediye başkanı soruşturma ve tutuklamalarla görevden alındı. Beş ilçede başkanvekilliğini AKP'li adaylar kazandı, iki ilçeye kayyum atandı.

BBC News Türkçe'nin hazırladığı dökümde, İstanbul'un 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden bu yana değişen belediye haritası ilçe ilçe ele alındı. Seçimde 39 ilçenin 26'sını CHP adayları kazanmıştı. Derlemeye göre bu 26 başkandan 16'sı yolsuzluğun da aralarında olduğu farklı suçlamalar nedeniyle tutuklanıp görevden uzaklaştırıldı. Boşalan koltuklar için başkanvekilliği seçimleri yapıldı, iki belediyeye ise kayyum atandı.

Başkanvekilliği seçimlerinin bilançosu

BBC'nin aktardığına göre beş ilçede başkanvekilliği seçimini Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayları aldı. Başka iki ilçede koltuk CHP'de kaldı ama başkanvekilleri sonradan AKP saflarına geçti. Çekmeköy ve Tuzla'da ise seçilmiş CHP'li başkanlar AKP'ye katıldı. Şişli ve Esenyurt, terör soruşturmaları gerekçe gösterilerek hâlâ kayyumla yönetiliyor.

Esenyurt'tan İBB'ye soruşturma dalgaları

Soruşturma sürecinin ilk durağı, 30 Ekim 2024'te Esenyurt oldu. Görevden alınan Ahmet Özer'in yerine kayyum olarak Vali Yardımcısı Can Aksoy atandı; Özer terör suçlamasından beraat edip tahliye edilse de görevine iade edilmedi. Bu ayın içinde, yani Ekim 2026'da kayyum yönetimindeki belediyenin başkan yardımcısı Yusuf Ulutaş yolsuzluk iddiasıyla tutuklandı; Aksoy'un görevine son verildi ve yerine Ulaş Akhan getirildi.

Yolsuzluk kapsamındaki ilk soruşturma 2025'te Beşiktaş'a başlatıldı; Rıza Akpolat 17 Ocak'ta tutuklandı, başkanvekili seçilen isim CHP'li Ömer Rasim Şişman oldu. Beykoz'da Alaattin Köseler 3 Mart 2025'te tutuklandı; başkanvekili seçilen CHP'li Özlem Vural Gürzel Eylül 2025'te AKP'ye katıldı ve Böylece Beykoz, İstanbul'da AKP yönetimine geçen ilk ilçe belediyesi oldu. 19 Mart 2025'te İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan gözaltına alındı. Şişli'ye kayyum atandı; Şahan sonradan bu soruşturmadan tahliye edildi ama yönetim kayyumda kaldı.

2025 ve 2026'daki yeni gözaltılar

31 Mayıs 2025'te Avcılar, Büyükçekmece ve Gaziosmanpaşa belediye başkanları gözaltına alındı. Avcılar ve Büyükçekmece CHP'de kalırken Gaziosmanpaşa'nın yönetimi AKP'ye devredildi. Şile, Beyoğlu ve Bayrampaşa başkanları Temmuz, Ağustos ve Eylül 2025'te gözaltına alındı; Şile ile Bayrampaşa AKP'ye kaydı, Beyoğlu CHP'de kaldı.

2026'da Ataşehir (18 Nisan), Silivri (12 Haziran), Adalar (19 Haziran), Üsküdar (29 Temmuz) ve Eyüpsultan (2 Ekim) belediye başkanları gözaltına alındı. Ataşehir'de seçilen başkanvekili Murat Güneş de gözaltına alındı ve ardından yapılan seçimle yönetim AKP'ye geçti. Adalar ve Üsküdar da AKP'ye geçerken Silivri ve Eyüpsultan CHP'de kaldı.

Bakırköy operasyonu ve Yeni Parti'ye geçişler

Bakırköy Belediyesi'ne yönelik ihale ve ruhsat soruşturmasında 27 Ekim 2026'da operasyon yapıldı; beş başkan yardımcısının da bulunduğu pek çok kişi gözaltına alındı. Aynı dönemde Bakırköy, Küçükçekmece, Çatalca ve Kadıköy'ün belediye başkanları ile Büyükçekmece Başkanvekili Yeni Parti saflarına geçti.

KaynakBBC
Son güncelleme30.10.2026 07:44
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
21 saat önce

Mersin'in Mut ilçesinde CHP İlçe Başkanı Abdurrahman Günay ve yönetim kademesi, oy birliğiyle aldıkları kararla partiden istifa edip Yeni Parti'ye geçtiklerini duyurdu.

Mersin'in Mut ilçesinde CHP örgütü, topluca partiden ayrılıp Yeni Parti'ye geçme kararı aldı. İlçe Başkanı Abdurrahman Günay, yönetim kademesinin tamamının, Kadın Kolları yönetiminin ve çok sayıda partilinin CHP'den istifa ettiğini 29 Ekim'de düzenlenen basın toplantısında duyurdu.

Oylamada tek ses çıktı

Karar, parti binasında bir araya gelen üyelerin önünde oylamaya sunuldu. Günay, yaşanan süreci anlattıktan sonra partililere istifa edilip edilmeyeceğini sordu. Toplantıya katılanların hepsi istifadan yana oy kullandı. Oy birliğiyle çıkan sonuç, ardından Günay'ın yaptığı basın açıklamasıyla kamuoyuna duyuruldu.

İstifa edenler arasında ilçe başkanı ile yönetimdeki asil ve yedek isimler, ayrıca Kadın Kolları başkanı ve kurul üyeleri bulundu. Duyurunun ardından salonda partililer "İktidar" sloganları attı; bazı katılımcıların duygusal anlar yaşadığı gözlendi.

Günay: Özel'in çağrısı beklenmişti

Günay konuşmasında CHP'nin yakın geçmişini hatırlattı. Özgür Özel'in 38. Olağan Kurultay'da genel başkan seçildiğini, ardından yerel seçimlerde partinin birinci parti olduğunu ve çok sayıda belediye başkanlığı kazandığını söyledi. 39. Olağan Kurultay'da da delegelerin neredeyse tamamının oyunu alan Özel'in yeniden genel başkan seçildiğini belirtti.

Günay'a göre bu tablo, partiyi iktidara karşı yurttaşların umudu haline getirdi. Ancak "hukuksuz bir yargı kararı" olarak nitelediği mutlak butlan kararıyla partinin ele geçirildiğini savundu. Genel Merkez'e çok sayıda polis eşliğinde girildiğini, partisine sahip çıkmak isteyen üyelere karşı biber gazı ve plastik mermi kullanıldığını öne sürdü.

Resim indirilmedi, istifa ertelendi

Mut İlçe Yönetimi'nin karara tepkisini aynı gün gösterdiğini anlatan Günay, bugüne kadar Özel'in fotoğrafını parti binasından indirmediklerini söyledi. Yönetimin, mutlak butlan kararıyla genel başkanlığa gelen Kemal Kılıçdaroğlu'nu genel başkan olarak tanımadığını da açıkça dile getirdiğini kaydetti.

Buna rağmen istifaya şimdiye kadar gidilmemesinin nedeni, Özel'in "Kılıçdaroğlu ve ekibi tarafından görevden alınmayan örgütler istifa etmesin" çağrısıydı. Günay, Özel'in grup toplantısında yaptığı Yeni Parti çağrısının ardından bu bekleyişin sona erdiğini anlattı. Yönetim ve partililer, Özel'in genel başkanlığını yürüttüğü Yeni Parti çatısı altında toplanma kararı aldıklarını açıkladı.

CHP'de yaprak dökümü sürüyor

Haberde, Yeni Parti'nin kurulmasından bu yana milletvekilleri, belediye başkanları, meclis üyeleri ve birçok ilçe örgütüyle üyenin CHP'den ayrıldığı hatırlatıldı. Mut'taki toplu istifa da bu dalganın son halkası olarak aktarıldı.

Mersin'de herkes aynı yolu izlemiyor. Edinilen bilgiye göre, CHP Mersin İl Başkanı Koral Ömür ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Vahap Seçer partide kalacak.

KaynakMERSİN MUT HABERLERİ - Mersin Mut Haberleri
Son güncelleme29.10.2026 18:17
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Cumhuriyet Bayramı mesajında laiklik, eğitim birliği ve yargı bağımsızlığının korunması gerektiğini söyledi; ekonomik bağımsızlığa da dikkat çekti.

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Cumhuriyet'in 103. yıl dönümü için paylaştığı mesajda kurucu ilkelerin kamusal hayatta savunulması gerektiğini söyledi. Karaca'ya göre 29 Ekim, Türk milletinin kaderini kendi iradesiyle çizeceğini dünyaya duyurduğu tarih.

Egemenliğin millete geçişi

Karaca, Atatürk önderliğinde elde edilen ulusal bağımsızlığın ardından, egemenliği millete bırakan yeni bir devlet düzeninin kurulduğunu söyledi. Bu düzenin temelinde ulus bilincinin bulunduğunu belirten Karaca, Cumhuriyet devrimini toplumsal hayatı akıl ve bilimle yeniden şekillendirmeyi amaçlayan bir aydınlanma hamlesi olarak tanımladı.

Karaca'nın sıraladığı kazanımlar arasında laiklik, eğitimde birlik, kadın hakları ve hukuk devleti yer aldı. Bunların birbirini tamamlayan adımlar olduğunu belirten Karaca, bireyin özgürleşmesi, kadınların hayatın her alanında eşit biçimde yer alması, halkın bilgiye ve kültüre erişmesi için korunup geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Eğitim ve ekonomik bağımsızlık

Karaca, Atatürk'ün bağımsızlık anlayışının siyasi iradeyle sınırlı kalmadığını, ülkenin ekonomik kaynaklarını ve üretim kapasitesini de içerdiğini hatırlattı. Nitelikli, bilimsel ve laik eğitimin her çocuğa ulaşmasının önemine değinen Karaca, doğum yerinin ya da ailenin gelirinin bir çocuğun geleceğini belirlemediği bir ülke hedefini öne çıkardı.

Karaca, çalışanın emeğinin karşılığını aldığı, düşüncenin özgürce geliştiği ve kadınların eşit ve güvende yaşadığı bir Türkiye için mücadele verdiklerini de söyledi.

Kurucu ilkelerin savunulması

Karaca, Cumhuriyet'e bağlılığın, kurucu ilkelerin kamusal alanda ne ölçüde savunulduğuyla anlaşılacağını belirtti. Meclis'in yetkilerini, yargının bağımsızlığını, yurttaşların haklarını ve ülkenin ortak mal varlığını korumayı bu savunmanın parçası olarak sıraladı. Ulusal birliğin, herkesin eşit haklardan yararlandığı ve geleceğe birlikte güven duyduğu bir ortamda güçleneceğini söyleyen Karaca, CHP'nin tarihsel sorumluluğu gereği Cumhuriyet'in demokratik, sosyal bir hukuk devleti olma özelliğini pekiştirmek için çalışmayı sürdüreceğini kaydetti.

Mesajın sonunda Atatürk'ü, Kurtuluş Savaşı kahramanlarını, şehitleri ve gazileri anan Karaca, sözlerini bağımsızlık, laiklik ve halk egemenliği vurgusuyla bitirdi.

KaynakDenizli Pamukkale Haber
Son güncelleme29.10.2026 11:48
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

AK Parti Kars İl Kadın Kolları üyeleri adliyeye giderek CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında, kurultay ve grup toplantılarındaki konuşmaları gerekçesiyle suç duyurusu dilekçesi verdi.

Kars'taki AK Parti kadın kolları üyeleri, il yöneticilerinin eşliğinde adliyeye giderek Kemal Kılıçdaroğlu hakkında dilekçe verdi. Başvuruda, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun kurultayda ve grup toplantılarındaki konuşmalarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiği öne sürüldü.

Adliye önünde basın açıklaması

Dilekçenin ardından adliye önünde açıklama yapan AK Parti Kars İl Kadın Kolları Başkanı Nurgül Güner, yüzde 52 oyla seçilen Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk halk tarafından seçilmiş Cumhurbaşkanı'na yönelik sözlerin yalnızca Erdoğan'ı ve ona oy verenleri değil, devleti, milleti ve bin yıllık devlet geleneğini de hedef aldığını savundu. Güner, Cumhuriyet'in en üst noktada temsil edildiği değerlere yönelik saldırıyı kabul edilemez bulduklarını söyledi.

Anayasa ve Türk Ceza Kanunu iddiası

Güner, Kılıçdaroğlu'nun bu tavrıyla kendi partisinin temel ilkeleri olan Altı Ok'u da çiğnediğini öne sürdü. Sözleriyle Anayasa'yı, Türk Ceza Kanunu'nu ve bireyin maddi ile manevi varlığını güvence altına alan uluslararası sözleşmeleri çiğnediğini savunan Güner, Kılıçdaroğlu'nu Erdoğan'a yönelik hakaretlere son vermeye ve Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm kutsal değerlerine saygılı olmaya çağırdı. Güner'in açıklamasında Erdoğan, kurucu genel başkan ve dünya lideri olarak anıldı.

KaynakHaber 7
Son güncelleme29.10.2026 09:55
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
Büyük Haber·1 gün önce

CHP, Cumhuriyet Bayramı için hazırladığı klipte İzmir Rıhtım Şirketi'ndeki yolsuzlukları ihbar eden beş kişiye 1933'te ödül verilmesini canlandırdı.

CHP, Cumhuriyet Bayramı için yayımladığı klipte bu kez tarihî bir yolsuzluk vakasını seçti. Video, 1933'te alınan ve Atatürk'ün imzasını taşıyan bir ödül kararının hikâyesini canlandırıyor. Serbestiyet'in aktardığına göre filmin merkezinde, İzmir Rıhtım Şirketi'ndeki usulsüzlüğü gören ve korkularına karşın bunu yetkililere bildiren kişiler var.

Klibin kurgusu

Sahnelerden birinde Atatürk, çalışma odasında ihbarcıların dosyasını inceliyor ve kâtibine ödül kararını yazdırıyor. Finalde ise ihbarcılardan biri kapısına gelen resmî zarfı tedirginlikle açıyor; ceza beklerken ödüle muhatap olduğunu öğreniyor.

Rıhtım Şirketi'nin geçmişi

Serbestiyet'in anlattığına göre şirket, Osmanlı'dan kalan bir imtiyazla yabancı sermaye eliyle kurulmuş, İzmir Limanı'nın işletmesinde geniş yetkilere sahipti. Cumhuriyet döneminde de çalışmayı sürdürdü. Liman kazancı ve devlete yatırılması gereken vergiler konusunda ağır iddialar gündeme geldi: Kazancın bir kısmının kayıtlara girmediği, gerçek geliri saklamak için hesapların çarpıtıldığı öne sürüldü ve soruşturma açıldı.

Soruşturmada şirketin defterleri ile belgeleri mercek altına alındı. Yargılamada bazı evrakın yok edildiği, bazı hesapların saklandığı ve rüşvet dağıtıldığı yönündeki suçlamalar da görüşüldü. Davanın safhaları gazetelerde geniş yer buldu; Son Posta, 1 Nisan sayısında duruşmalardan kareler ve sanık ile tanık ifadelerini okurlarına sundu. Tartışma, sadece bir şirketin muhasebesini aşıp kamu gelirlerinin korunması ve kaynakların denetlenmesi meselesine uzandı.

İhbarcılara ödül kararı

Usulsüzlüğün açığa çıkmasını sağlayan bilgileri veren beş kişi vardı: Mösyö Armao, Kaporal, Fernan Gifre, Asım Bey ve Şükrü Bey. Devlet, bu kişilere ikramiye vermeyi kararlaştırdı. İlk karar 13 Haziran 1933'te alındı, 19 Haziran'da ise ek ödeme kararı çıktı. Maliye Vekilliği'nin önerisini Bakanlar Kurulu onayladı. Cumhurbaşkanlığı arşivindeki belgeye göre ek ödeme olarak Armao, Kaporal ve Gifre'ye dörder bin lira, Asım Bey'e yedi yüz, Şükrü Bey'e ise 325 lira verilecekti. Belgeyi Atatürk'ün yanında, dönemin Başbakanı İsmet İnönü ile bakanlar da imzalamış.

Limanın kamuya geçişi

Soruşturma sürerken şirketin devletçe satın alınmasına yönelik süreç de ilerliyordu. 1933 tarihli bir kanun, şirketin işletme haklarını ve tesislerini devlete devretti. Böylece İzmir Rıhtımı'nın yönetimi, yıllarca yabancı sermayenin elinde kaldıktan sonra kamuya geçti. Klip, bu tarihî olayı bugüne taşıyan bir bayram mesajı olarak parti tarafından yayımlandı; filmde ihbarcıların kaygısı ve devletin onlara sahip çıkması öne çıkarıldı.

KaynaklarSaray Medya, Yenigün Gazetesi, Memleket, Cumhuriyet Halk Partisi ve +1 kaynak
Son güncelleme28.10.2026 23:04
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

Takvim'in haberine göre CHP Sözcüsü Sarı'nın açıklamaları, mutlak butlan kararının kesinleşmesi halinde Özgür Özel'in fotoğrafının kaldırılabileceği iddiasını gündeme taşıdı.

CHP ile Özgür Özel'in kurduğu YENİ Parti arasındaki siyasi hesaplaşma, Takvim'in haberine göre bir fotoğraf tartışmasına dönüştü. Habere konu iddia şöyle: Yargıtay mutlak butlan kararını bozmaz ve yargı süreci tamamlanırsa, CHP Genel Merkezi'nde asılı Özel fotoğrafının indirilmesi söz konusu olabilir. Haber, bunun alınmış bir karar olmadığını, yalnızca bir ihtimal olarak dile getirildiğini açıkça belirtiyor.

İddianın kaynağı ve dayandığı gerekçe

İddia, haberde Yeşiltaş'ın aktardığı bilgiye dayandırılıyor. Yayında konu, Özel'i genel başkanlığa taşıyan 38. Olağan Kurultay'ın hükümsüz sayılması ve bunun Özel'in genel başkanlık dönemine yansıması masaya yatırıldı. Fotoğrafın indirildiğine ya da indirilmesine karar verildiğine dair herhangi bir açıklama yapılmadı.

Kesinleşme şartı öne çıktı

Takvim'e göre tartışmada dikkat çeken nokta, CHP Sözcüsü Müslim Sarı'nın yaklaşımını yargı kararının kesinleşmesi koşuluna dayandırması oldu. Sarı'nın geçmiş dönemde yapılan iş ve işlemlere dair sözleri de gerilimi artırdı.

CHP yönetimi eylülde, mutlak butlan hükmüne karşı partinin açtığı temyiz başvurusundan vazgeçildiğini açıklamıştı. Yönetim bu adımı, Özel ve ekibinin yeni bir parti kurması ve CHP'nin kurultay sürecine girmesiyle gerekçelendirmişti.

Temmuz'daki ayrılık ve sonrası

Haberin aktardığı arka plana göre, mutlak butlan kararının ardından CHP'den ayrılan Özel ve milletvekilleri YENİ Parti'yi 24 Temmuz'da kurdu. Özel'in başkanlığındaki parti, CHP'den gelen vekillerle Meclis'te ana muhalefet konumuna yükseldi. Ancak Takvim'in değerlendirmesine göre ayrılık iki taraf arasındaki mücadeleyi bitirmedi. CHP yönetimi yeni partinin kuruluşuna da sert karşılık vermişti. Sarı, bölünmenin fikir ya da program ayrılığından değil, makam arayışından kaynaklandığını savunmuştu.

Adalar'daki seçim tartışması

Takvim, gerginliğin daha önceki duraklarından biri olarak Adalar Belediye Başkanvekilliği seçimini hatırlattı. Takvim'in 24 Eylül'de yayımladığı habere göre Sarı, seçim sürecini sürece YENİ Parti'den Yaşar Tüzün ile birlikte yön verdiklerini söylemiş, Özel ise iki taraf arasında iş birliği olduğu görüşüne itiraz etmişti. Sarı bunun üzerine kararların ortak alındığını savunmuş ve gazetecilere iki belge göstermişti. Seçim, iki parti arasında kimin ne kadar sorumlu olduğu tartışmasına dönüşmüştü. Habere göre Sarı'nın son sözleri, Özel'in yönetimde olduğu dönemi yeniden tartışmaya açtı; internet sitesi ve parti materyalleri tartışmalarına, genel merkezdeki fotoğrafın akıbetine ilişkin iddia da eklendi.

KaynaklarYeni Şafak, A Haber, Takvim
Son güncelleme28.10.2026 18:08
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç, Basmane Çukuru'nda imzalanan protokollerin kamu zararı riski taşıdığını öne sürerek Cemil Tugay hakkında görevi kötüye kullanma suçlamasıyla başsavcılığa başvurdu.

CHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, İzmir'deki Basmane Çukuru için imzalanan protokoller nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay hakkında suç duyurusunda bulundu. Kılıç, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesi kapsamında görevi kötüye kullanma ve tespit edilecek diğer suçlar nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurduğunu açıkladı.

Basın toplantısı, Cumhuriyet'in ilanının 103. yılı ve Basmane Çukuru başlıklarıyla yapıldı. Kılıç konuşmasına Cumhuriyet'e dair değerlendirmelerle başladı, ardından İzmir gündemine geçti.

Cumhuriyet vurgusu

Kılıç, hukuk fakültesine girebilmesini, avukatlık cübbesi giymesini ve milletin oyuyla Meclis'e gelmesini Cumhuriyet'in açtığı yola bağladı. Cumhuriyet'in aynı zamanda bir kadın devrimi olduğunu söyleyen Kılıç, 103. yılda kendilerine de sorular sormak gerektiğini belirtti. Çocukların, gençlerin, annelerin, emeklilerin ve kadınların karşılaştığı sorunları sıralayan Kılıç, Cumhuriyet'in adalet, eşitlik, liyakat ve özgürlük anlamına geldiğini savundu.

Basmane Çukuru'nda neler iddia edildi

Konak'ın İsmet Kaptan Mahallesi'ndeki yaklaşık 21 dönümlük alanın, tarihi dokusu ve kültür parkıyla bütünlüğü içinde İzmir'in ortak değeri olduğunu söyleyen Kılıç, belediyenin hukuki süreçte önemli kazanımlar elde ettiği bir aşamada kentlilerin haklarının protokollerle feda edildiğini iddia etti.

Kılıç'ın aktardığına göre İzmir Büyükşehir Belediyesi daha önce sözleşmenin geriye etkili feshi, tapuların iadesi ve teminatların irat kaydedilmesi talepleriyle dava açtı. İzmir 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki dosyada alınan üç bilirkişi raporu, yüklenici firmaların kusurlu olduğunu ve tapuların tamamının tazminatsız belediyeye iade edilmesi gerektiğini ortaya koydu. Kılıç, Sayıştay'ın 2023 ve 2024 raporlarında da taşınmazın tamamının kamuya kazandırılması için hukuki süreçlerin takip edilmesinin istendiğini söyledi.

Buna karşın Tugay yönetiminin imzaladığı protokollerle yalnızca yüzde 30'a razı olduğunu, kalan yüzde 70 üzerindeki haklardan vazgeçildiğini öne sürdü. Niyet protokolünün 5.1 maddesinde tapu iptal ve tescil davalarının geri alınması ile ihtiyati tedbirlerin kaldırılması, 5.2 maddesinde ise milyonlarca dolarlık banka teminatı takiplerinden ve nakit alacaklardan vazgeçilmesi taahhüdü bulunduğunu savundu.

Meclis yetkisi ve imar tartışması

Kılıç, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 16 Ocak 2026 tarihli kararıyla belediye başkanına, içeriği görülmemiş bir nihai protokol için geniş yetki verildiğini hatırlattı. Ona göre 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 18. ve 38. maddeleri taşınmaz tasarrufu ve sulh yetkisine sınır koyuyor; meclisin yetkileri sınırsız biçimde devredilemez. Protokolün 4.6 maddesindeki, henüz ortada olmayan projelere göre imar planlarının acilen değiştirilmesi taahhüdünü de eleştiren Kılıç, imar planlama yetkisinin özel şirketlerle pazarlık konusu olamayacağını söyledi.

Nihai protokolün 10 Eylül 2026'da imzalandığının açıklandığını, TMSF'nin ise 26 Ekim'de alanı 75 milyon dolar muhammen bedelle ihaleye çıkardığını da aktaran Kılıç, İçişleri Bakanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılığı'nı 4483 sayılı Kanun ve TCK kapsamında işlem yapmaya, yargı organlarını da telafisi güç kamu zararını önleyecek koruma tedbirlerini değerlendirmeye çağırdı. Süreci kişisel olarak da takip edeceğini söyleyen Kılıç, sonuna kadar izleyeceklerini belirtti. Tugay'ın iddialara yanıtı kaynak haberde yer almadı.

KaynaklarDHA | Demirören Haber Ajansı, Gerçek İzmir, Independent Türkçe
Son güncelleme28.10.2026 16:11
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

Üst düzey bir CHP yöneticisi, cumhurbaşkanı adayının adını vermeden dört özelliğini sıraladı. Yönetici, adayın kurultayda tanıtılacağını söyledi.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayının kim olacağı hâlâ bilinmiyor; ancak partinin üst düzey bir yöneticisi, adayı adını vermeden dört özellikle tarif etti. Takvim'in aktardığına göre bilgiler, A Haber'den İlter Yeşiltaş'ın kulis haberine dayanıyor.

Yeşiltaş'ın konuştuğu yönetici, adayın profesyonel bir siyasetçi olmadığını, hayatın içinde yer aldığını, dünyayı bildiğini ve ekonomide etkili olduğunu söyledi. Adayın kimliğine dair soruya ise isim yerine bu genel nitelikler üzerinden yanıt verildi.

Tanıtım için kurultay işaret edildi

Yönetici, adayın ne zaman kamuoyunun karşısına çıkarılacağı konusunda net konuştu. Kurultayda adayı "Türkiye'ye tanıtacağız" diyen yönetici, böylece kurultayı adayın ilk kez görüneceği adres olarak gösterdi.

Aktarılanlarda adayın mesleği, geçmiş görevleri ya da ekonomideki çalışmaları hakkında somut bilgi bulunmuyor. Adayın nasıl belirleneceği ve partiye hangi gerekçelerle sunulacağı da açıklanmadı.

Gürsel Tekin'in çizdiği profille ortak noktalar

Aynı gazete 27 Ekim'deki haberinde parti içindeki aday arayışını ve Gürsel Tekin'in konuya dair sözlerini aktarmıştı. Habere göre Tekin; dış politikayı bilen, ülkenin sorunlarına çare bulabilecek ayrıca toplumsal muhalefeti birleştirebilecek bir profil tarif etmişti. Adayın genel başkan tarafından açıklanacağı ve bunun kurultayın ardından olacağı belirtilmişti.

Yeni kulis, dünyayı tanıma vurgusunu korurken siyaseti meslek edinmemiş olma ve ekonomide güçlü olma özelliklerini de ekledi. İki anlatımın bazı ortak noktaları bulunsa da bunların aynı kişiyi işaret edip etmediğini gösteren bir isim ortaya konmadı.

Siyasi partilerle temas ve Bahçeli ziyareti

CHP'li yönetici, parti liderinin diğer siyasi partilerle temas kuracağını da söyledi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye ise önümüzdeki günlerde bir iadeiziyaret yapılabileceğini ifade etti. Ziyaretin tarihi ve kapsamına ilişkin ayrıntı paylaşılmadı.

KaynaklarA Haber, Takvim
Son güncelleme28.10.2026 16:11
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, CHP'nin Mekke Antlaşması oylamasındaki 'evet'ini 1 Mart tezkeresi ile kıyasladı. Çakır, partinin muhalefet gibi davranmadığını savundu.

Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, CHP'nin son dönemdeki adımlarını değerlendirdiği yorumunda partinin muhalif bir parti olmadığı sonucuna vardı. Çakır, CHP'nin iktidarın bir uzantısı gibi göründüğünü öne sürdü. Bu tespitinin dayanağı olarak Mekke Antlaşması oylamasını, mutlak butlan sonrası tavrı ve Kılıçdaroğlu'nun son açıklamalarını gösterdi.

Mekke Antlaşması oylaması

Çakır'a göre asıl belirleyici gelişme, Dışişleri Komisyonu'ndaki oylamada "evet" oyunun CHP'den, AK Parti ve MHP'nin yanında tek muhalefet partisi olarak çıkması. DEM Parti, Yeni Yol Grubu, İYİ Parti ve YENİ Parti ise ret oyu verdi. Çakır, işareti Kılıçdaroğlu'nun çekincelere rağmen destek vereceklerini söyleyerek verdiğini, oylamanın ardından Parti Sözcüsü Müslim Sarı'nın da sosyal medyadan uzun bir açıklamayla gerekçeyi anlattığını hatırlattı.

Gazeteci, bu tutumu 2003'teki 1 Mart tezkeresiyle karşılaştırdı. O gün Meclis'te bulunduğunu, Erdoğan'ın siyasi yasaklı olmasına rağmen partinin başında olduğunu ve tezkereyi geçirmek için çok çalıştığını anlatan Çakır, karşısında Deniz Baykal liderliğinde güçlü bir CHP'nin durduğunu söyledi. Ona göre tezkere, bir duruş olduğu için geçmedi; bugün ise o duruşun karşılığı yok. Çakır, iktidarın komisyondaki oya da Genel Kurul'daki oya da ihtiyacı olmadığını, CHP'nin buna rağmen evet vereceğini vurguladı.

Gerekçe olarak sayılan olasılıklar

Çakır, ilk akla gelen açıklamanın şu olduğunu söyledi: Dış politika iktidarın güçlü yanı, ekonomi ise zayıf karnı; CHP bu nedenle muhalefeti ekonomi üzerinden yapıyor olabilir. Yine de CHP'nin bu alanda dişe dokunur bir çıkışını görmediğini belirtti. Askeri boyutu olan bölgesel bir anlaşmaya şüpheyle bakmanın muhalefet partisini yurtsever olmaktan alıkoymayacağını da ekledi.

Yazara göre asıl neden siyasi hesap olabilir. Erken seçime CHP'nin de desteğiyle gidilirse partinin barajı nasıl aşacağı belirsiz; kamuoyu yoklamalarında geçemeyeceği görülüyor ve ittifak ihtiyacı doğacak. Çakır, cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP'nin ne yapacağı sorusunun da yakında konuşulmaya başlanacağını söyledi.

Mutlak butlan ve Kılıçdaroğlu'nun mesajları

Çakır, mutlak butlan kararını siyasi iktidarın yargı eliyle yürüttüğü bir operasyon olarak niteledi. Kılıçdaroğlu ve ekibinin bu karara itiraz etmeden partiye atanmayı kabul ettiğini, ana muhalefetin bölünmesinin de en çok iktidarın işine yaradığını savundu. Kılıçdaroğlu'nun son grup toplantısında Erdoğan'ın yeni anayasa çağrısına önce siyasi etik yasası çıkması şartıyla destek verdiğini, Gaziantep'te ise erken seçime yeşil ışık yaktığını aktardı. Çakır'a göre YENİ Parti de erken seçime evet diyebilir, ancak CHP'nin bunu koşulsuz dile getirmesi dikkat çekiciydi.

Çakır sonuç olarak CHP'nin Cumhur İttifakı'nın ortağı olduğunun söylenemeyeceğini, çünkü ortak olsa karşılığında bir şey elde edebileceğini söyledi. Partiyi, Erdoğan'ın ihtiyacı olduğunda yardıma koşacak bir yapı olarak tarif etti.

KaynakMedyascope
Son güncelleme28.10.2026 16:01
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

CHP Konya Milletvekili Barış Bektaş, Akşehir'de esnaf ve sanayicinin sorunlarını dinledi. Bektaş, fon vurgunu olarak nitelendirdiği olayda götürülen paraların üreticiye aktarılmasını istedi.

CHP Konya Milletvekili Barış Bektaş, Akşehir'de yaptığı ziyaretlerde esnafın ve sanayicinin gündemini dinledi. Bektaş, fon vurgunu olarak nitelendirdiği olayda götürülen paraların iş dünyasına ve üreticiye aktarılması halinde krizdeki ekonominin biraz rahatlayacağını söyledi.

Heyet ve ziyaret edilen kurumlar

Heyette CHP Konya İl Başkanı Refik Serttaş, Kadın Kolları MYK Üyesi Fatma Gül, Kadın Kolları İl Başkanı Maria Güneş, il yönetim kurulu üyeleri, Akşehir İlçe Başkanı Ergül Akçay ve yönetim kurulu üyeleri ile Meram İlçe Başkanı Halil Erdem Erdem yer aldı. Heyet, Akşehir Ticaret ve Sanayi Odası ile Ticaret Borsası'nı ziyaret ederek ilçenin ekonomik gelişimini, esnafın ve sanayicinin sorunlarını konuştu. Oda Başkanı Ender Kalkan, ziyarette Bektaş'a plaket sundu.

Bektaş'tan ilçe ekonomisi değerlendirmesi

Bektaş, Oda Başkanı Kalkan ile Borsa Başkanı Nurettin Yayla ve yönetim kurullarını yeniden göreve geldikleri için tebrik etti. Akşehir'in il olmayı hak ettiğini söyleyen milletvekili, bunun için ellerinden geleni yapacaklarını belirtti. İlçedeki sanayicinin ve üreticinin dünyayla rekabet ettiğini, ekonomik gelişimin iyi olduğunu ve organize sanayi bölgesinde yatırımların sürdüğünü anlattı.

Çiftçi zarar ediyor iddiası

Çiftçilerin üretim yaparken zarar ettiğini savunan Bektaş, açıklanan taban fiyatların girdi maliyetlerini karşılamadığını öne sürdü. Tarlada ve bahçede üretilen ürünlerin yeterli alıcı bulamadığı için yerinde kaldığını da söyledi. Fon vurgunundaki kaynakların sanayiciye, üreticiye ve çiftçiye destek olarak verilmesi gerektiğini yineleyen Bektaş, bu sorunları takip edeceklerini ve gündeme taşımaya devam edeceklerini bildirdi.

İl Başkanı Serttaş ise ev sahiplerine teşekkür etti. Akşehir'in sorunlarını dinlemek için geldiklerini, çözümlerin takipçisi olacaklarını ve ellerinden geleni yapmayı sürdüreceklerini söyledi.

KaynakPusula Haber
Son güncelleme28.10.2026 16:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu