CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, partisinde düzenlediği basın toplantısında 2026 bütçesindeki faiz ödemesiyle çiftçi desteğini kıyasladı ve tarımda dışa bağımlılığa dikkat çekti.
CHP Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki tarım politikalarını bugünkü tabloyla karşılaştırdı. CHP genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen Sarıbal, iki dönem arasındaki farkı özetlerken "Bugünkü Cumhuriyet; dışa bağımlı bir Cumhuriyet" ifadesini kullandı.
Cumhuriyet'in içinin doldurulması çağrısı
Sarıbal konuşmasına Cumhuriyet'in 103. yılını kutlayarak başladı. Cumhuriyet'in özünün laik, demokratik, sosyal hukuk devleti olduğunu söyleyen Sarıbal, bu değerlerin hayata geçip geçmediğine bakılması gerektiğini belirtti. Özellikle iktidar mensuplarının cumhuriyeti anmakla yetinmeyip içini doldurması gerektiğini savundu.
Bütçedeki faiz ve çiftçi desteği
Sarıbal, Atatürk'ün köylüyü anlatan sözlerini hatırlattıktan sonra bugünkü uygulamalara geçti. İlk yıllarda yaşanan sıkıntıya rağmen aşar vergisinin kaldırıldığını anımsatan Sarıbal, bugün 2026 bütçesinden faize 3 trilyon lira ayrıldığını, çiftçiye ise 168 milyar liralık destek verildiğini söyledi. Mazot üzerinden alınan ÖTV ve KDV'ye de dikkat çekti.
Şeker, kooperatif ve kamu kurumları
Sarıbal'a göre ilk dönemde kurulan yaklaşık 36 şeker fabrikası bugün özelleştirildi; özel sektör pancar ekimine kota koyuyor, fiyatı kendisi belirliyor ve çiftçiye bedava dağıtılan posa artık ihaleyle satılıyor. Tarım Kredi Kooperatifi'nin 1935'te, Ziraat Bankası'na buğday alma yetkisinin 1932'de, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin ise 1938'de çiftçiyi korumak için devreye girdiğini hatırlatan Sarıbal, tarım satış kooperatiflerinin sonradan devlet güvencesinden çıkarıldığını, TMO'nun da bugün ithalat yapan bir kuruma dönüştüğünü söyledi.
Süt, et ve yem kurumlarının özelleştirildiğini belirten Sarıbal, AK Parti iktidarının 24 yılda 75 milyar dolarlık özelleştirme yaptığını öne sürdü.
Nazilli örneği ve portakal
Sarıbal, basın toplantısına getirdiği portakalı göstererek 1934'te Nazilli tekstil fabrikasının Rusya ile yapılan kredi anlaşmasıyla kurulduğunu, borcun narenciyeyle ödendiğini anlattı. Bugün Mersin, Antalya ve Adana'da dalında kalan narenciyeyi, tarımın ihmal edilişinin örneği olarak gösterdi.
Gübre, yem ve ithalat rakamları
Sarıbal'ın aktardığına göre yaklaşık 1980'de gübrede yüzde 80 yerli üretim varken bugün yerli payı yüzde 30'a, ithalat payı yüzde 70'e çıktı. Yemde hammaddenin yarısından fazlasının ithal edildiğini, 30 milyon tonluk yem üretiminin 15 milyon tonundan fazlasının ithalata dayandığını söyledi. Sarıbal, ilk 8-9 ayda 500 milyar liranın üzerinde ithalat yapıldığını da ekledi.
Kırılma noktaları
Sarıbal, tarıma bakışta temel kırılmaları 1945 Toprak Reformu'nun hayata geçirilememesi, 12 Eylül 1980 darbesi ve AK Parti döneminde Avrupa Birliği entegrasyonu, gümrük anlaşmaları ile serbest piyasaya hızlı geçiş olarak sıraladı. Bu kırılmalar görülmeden bugünkü durumun anlaşılamayacağını söyleyen Sarıbal, kutlamanın tek başına yetersiz kaldığını, bu değerler için mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.