Ekovitrin'de yayımlanan yazısında Hüseyin Selimler, SPK'nın 17 Eylül'de tasfiyeye aldığı fonların yol açtığı kaybı rakamlarla ve alınan tedbirlerle değerlendirdi.
Hüseyin Selimler, Ekovitrin Haber'de yayımlanan yazısında fon krizinin nasıl oluştuğunu, hangi boyuta ulaştığını ve alınan tedbirlerin güveni geri getirip getiremeyeceğini ele aldı. Selimler'in tanımına göre kriz, SPK'nın 17 Eylül 2026'da yedi portföy şirketinin yönettiği 131 fonu tasfiyeye almasıyla ortaya çıktı. Yazara göre bunun arkasında, fiilen işlem gören payı az olan hisselerde yapay biçimde şişirilen fon portföyleri ve sıkılaşan düzenlemenin ardından başlayan bir fon kaçışı var.
Yatırımcı sayıları ve kayıplar
Selimler, Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine dayanarak Eylül sonunda 6,70 milyon pay senedi, 5,93 milyon fon yatırımcısı bulunduğunu aktardı. Fon yatırımcılarının 3,31 milyonu para piyasası fonlarını, yaklaşık 604 bini hisse yoğun fonları tercih ediyordu. Yazarın aktardığı rakamlara göre fonların toplam portföy değeri Eylül'de yüzde 15,86 eridi; kaybın en büyük kısmı hisse yoğun fonlarda (yüzde 45,64) ve para piyasası fonlarında (yüzde 28,22) yaşandı. Devlet iç borçlanma senedi yatırımcılarının sayısı ise yüzde 14 arttı.
Sürecin işleyişi
Yazıda, manipülasyon konusunun 2025'te kamuoyuna duyurulduğu, Finansal İstikrar Komitesi'nin meseleyi 2 Aralık 2025'te gündemine aldığı ve nitelikli yatırımcı eşiğinin 18 Aralık 2025'te 1 milyon liradan 10 milyon liraya çıkarıldığı hatırlatıldı. Kapsamlı Yatırım Fonları Rehberi ise ancak 28 Ağustos 2026'da yürürlüğe girebildi. Rehbere göre fiili dolaşım oranı yüzde 25'in altında kalan bir şirkette serbest fonlar, dolaşımdaki payların yalnızca yüzde 8'ine kadar sahip olabiliyor. Selimler'e göre bu sınır fon yöneticilerini satışa yöneltti, fiyatlar düştü ve geri alım talepleri karşılanamadı. Temerrüt önce Pusula Portföy'de, sonra Tera Portföy'de görüldü; 16 Eylül'de BIST 100 endeksinde devre kesici çalıştı ve ertesi gün SPK, büyüklüğü yaklaşık 826 milyar lirayı bulan 131 fonu tasfiye kapsamına aldı.
Rakamlarla krizin boyutu
Selimler, 25 Ekim itibarıyla 455 bin 758 yatırımcının doğrudan etkilendiğini yazdı. Olağan tasfiyesi tamamlanan 66 fonda 45 bin 747 hesaba 40,8 milyar lira ödeme yapıldı; bu, toplamın yalnızca yaklaşık yüzde 10'una denk geliyor. Yatırımcıların çoğu ise ödemeyi 7596 sayılı Kanun'un devreye girmesine bağlı olarak bekliyor. Borsa İstanbul şirketlerinin toplam piyasa değeri Ağustos-Ekim döneminde 23,0 trilyon liradan 15,2 trilyon liraya, yani yüzde 33,9 geriledi. Onay sırasında bekleyen 136 halka arz başvurusunun gecikebileceğini belirten yazar, güven kaybının şirketlerin finansman maliyetine yansıyabileceğini savundu.
Kriz türü ve tedbirler
Yazara göre yaşananlar tek bir kriz türüyle açıklanamıyor: likidite uyumsuzluğu ve fon kaçışı, varlık fiyatı balonu, piyasa dolandırıcılığı ve yönetişim başarısızlığı, güven krizi ve düzenleyici gecikme birbirine karışıyor. Selimler, yine de bunun sistemik bir bankacılık ya da ödemeler dengesi krizi sayılamayacağını yazdı. Yazar, kamu otoritelerinin müdahalesinin üç öncelik etrafında şekillendiğini, bunların krizin yayılmasının önlenmesi, ödemelerin yasal güvenceye bağlanması ve sorumlulukların tespiti olduğunu yazdı ve azami tasfiye süresinin 20 Eylül'de üç aydan altı aya uzatıldığını da aktardı.