1 saat önce

Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davanın altıncı duruşmasında sanıklar Oğuz Kaçmaz ve Berna Avcı savunma yaptı; mahkeme duruşmayı 4 Kasım Çarşamba gününe erteledi.

Şile Belediyesi'ne yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Özgür Kabadayı'nın da aralarında bulunduğu 53 sanığın yargılandığı davanın altıncı duruşması Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya Kabadayı'nın da aralarında olduğu 12 tutuklu sanık katıldı; bazı tutuksuz sanıklar ile avukatları da salondaydı. Sanıkların savunmaları alınmaya devam etti. Mahkeme başkanı, diğer tutuklu sanıkların savunmalarının alınması için duruşmayı 4 Kasım Çarşamba gününe erteledi.

Kaçmaz: Yardım kartları ve özel kalem teklifi

Tutuksuz sanık Oğuz Kaçmaz, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, etkin pişmanlıktan yararlandığını ve İstanbul'un birçok ilçesinde CHP bünyesinde çalıştığını söyledi. Kabadayı başkan seçilirse özel kalem müdürü ve memur olmak istediğini, bunu Kabadayı ile konuştuğunu ve Kabadayı'nın kabul ettiğini anlattı. Seçim kampanyasına bir ay kala İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Kabadayı'ya yardım kartları gönderdiğini, adedini bilmediği kartların mahalle temsilcilerine dağıtıldığını ifade etti. Kaçmaz ayrıca Kabadayı'nın kardeşinin kartların bir bölümünü marketlerde bozdurduğunu, ürünleri akrabalarının yoğun olduğu bölgelerde kampanya kapsamında dağıttığını öne sürdü.

"Örgütün ilk ayağı" iddiası

Kaçmaz, seçimin kazanılmasının ardından Kabadayı'nın kendisini bir sanığın evine davet ettiğini, çay sohbeti sandığı bu buluşmanın aslında görev dağılımı yapılan bir toplantı olduğunu anlattı. Berna Avcı'nın başkan yardımcısı olarak listenin başına yazıldığını belirten Kaçmaz, bu toplantıyı örgütün ilk ayağının kurulduğu yer olarak niteledi. Kabadayı'dan bir kez poşet, iki kez zarf alarak bir başka kişiye götürdüğünü; poşetin içinde para olduğunu, zarfların içini ise görmediğini söyledi.

Avcı: "Belediyede bir yapılanma yoktu"

Tutuklu sanık Berna Avcı ise Kabadayı'nın kendisini arayarak başkan yardımcılığı teklif ettiğini, önce kabul etmediğini, çevresinin teşvikiyle kabul ettiğini anlattı. Zabıta, kültür, mali işler ve destek hizmetleri ihale birimlerinin başlangıçta kendisine bağlı olduğunu, bunların zamanla diğer yardımcılara dağıtıldığını söyledi. Doğum gününde Kabadayı'nın içinde telefon bulunan bir hediye verdiğini, bunun ekip olarak alındığını söylediğini; hediyenin kaynağını sorgulamayı aklına getirmediğini savundu. Festival firmasıyla görüşmesinin, ödemeler yapılmadığı için firma yetkililerinin randevu istemesiyle gerçekleştiğini, telefon istendiği iddiasını ilk kez orada duyduğunu belirten Avcı, belediyede hukuken olması gerekenin dışında bir yapılanma bulunmadığını söyledi.

İddianamede neler yer alıyor

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'nun hazırladığı 652 sayfalık iddianamede, Kabadayı ile özel kalem müdürü Kaçmaz'ın göreve başlamalarının ardından imar ve iskân işlemlerini bekleyenlerden rüşvet aldıkları öne sürülüyor. 2024'teki Şile Bezi Festivali ihalesinin doğrudan temin yöntemiyle yapılarak ihaleye fesat karıştırıldığı belirtilen iddianamede, bilirkişi raporuna göre 35. Uluslararası Şile Bezi Kültür ve Sanat Festivali ihalesinde 20 milyon 858 bin 333 liralık kamu zararı oluştuğu kaydediliyor. Kabadayı için rüşvet, örgüt kurma ve dolandırıcılık gibi suçlamalardan 33 yıl 3 aydan 92 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

KaynakBorsanın Gündemi
Son güncelleme03.11.2026 06:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 saat önce

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, Berlin'deki yuvarlak masada Almanya ve AB'den savunma, ticaret ve Gümrük Birliği alanında stratejik işbirliği bekledi.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay başkanlığındaki TBMM heyeti, Berlin'de Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı'nın (SETA) Berlin temsilciliği ile Alman Yakın ve Orta Doğu Derneği'nin (NUMOV) düzenlediği "Türkiye-Almanya İlişkilerinde Ortak Bir Dış Politika Gündeminin Güçlendirilmesi: Parlamenter Diplomasinin Rolü" başlıklı yuvarlak masa toplantısına katıldı. Heyette AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, AK Parti Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak, Yeni Parti Düzce Milletvekili Talih Özcan, DEM Parti Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp ve MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir de yer aldı.

Küresel düzen ve Gazze

Toplantıda konuşan Oktay, uluslararası düzenin derin ve hızlı bir dönüşümden geçtiğini, küresel güç merkezlerinin kaydığını söyledi. İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan çok taraflı kurumların yetersizliklerinin her gün daha fazla görüldüğünü belirten Oktay, kaba kuvvetin uluslararası hukuku ve diplomatik normları giderek daha fazla çiğnediğini, yapay zekanın ve yeni teknolojilerin bu belirsizliği hızlandırdığını ifade etti. Gazze'deki insani trajediyi küresel ahlaki çöküşün en somut kanıtı olarak niteleyen Oktay, uluslararası hukukun mağdurun ya da failin kimliğine göre uygulandığı an inandırıcılığını yitireceğini savundu.

Rusya-Ukrayna, Orta Koridor ve Zengezur

Türk dış politikasının barış, güvenlik ve istikrarı amaçlayan bir yaklaşıma dayandığını söyleyen Oktay, dış müdahaleler yerine "bölgesel sahiplenme" ilkesine inandıklarını belirtti. Rusya-Ukrayna savaşına değinerek Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi rejimini koruduğunu, Ukrayna'nın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü desteklediğini vurguladı; İstanbul Süreci, Tahıl Koridoru ve esir takaslarını Türkiye'ye duyulan güvenin göstergesi olarak andı.

Oktay, Çin'den Avrupa'ya uzanan Orta Koridor yatırımlarına ve Çerkezköy-Kapıkule Demiryolu Projesi'ne önem verdiklerini söyledi. Zengezur Koridoru'nun açılması ve Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış için yoğun diplomasi yürüttüklerini, Gürcistan ve İran gibi ülkelerin dışlanmayacağı bir model için çalıştıklarını anlattı.

Orta Doğu ve İsrail eleştirisi

Oktay, ABD seçimleri sonrasında bölgedeki dinamiklerin değiştiğini belirterek İsrail-İran ekseninde çatışma riskine dikkat çekti. Bölgedeki istikrarsızlığın en çok Netanyahu hükümetinin politikalarına alan açtığını savunan Oktay, Türkiye'nin Hürmüz Boğazı'nın açık tutulması ve tüm aktörlerin diyalog masasına dönmesi için her iki tarafla da görüşebilen nadir ülkelerden biri olarak çaba gösterdiğini söyledi.

Almanya ve AB'ye çağrı

Oktay, NATO müttefikleri olarak Avrupa'nın güvenliğinde ortak sorumluluk paylaşıldığını, Türkiye'nin askeri yeteneklerinin ve savunma sanayisinin ortak üretim, hava ve füze savunması ile insansız sistemler alanlarında Almanya için fırsat sunduğunu söyledi. Almanya'nın Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olduğunu hatırlatarak ekonomik politikanın da bu stratejik netliği yansıtması gerektiğini ifade etti. Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin yapısal dengesizlikleri gidereceğini, "Made in Europe" gibi girişimlerin Türk üreticileri değer zincirinin asli ortağı olarak kucaklaması gerektiğini belirtti.

Savunma ve güvenlikte yakın işbirliği aranırken ekonomik entegrasyon ve tam üyelikte çifte standart uygulanmasının mantıklı olmadığını söyleyen Oktay, "Avrupa, Türkiye'yi bir tampon bölge olarak değil hayati, stratejik bir Avrupa ortağı olarak görmelidir" dedi. Parlamenter diplomasinin rolünü de vurgulayan Oktay, meclislerin ve dışişleri komisyonlarının bürokratik engelleri aşarak yanlış algıları gidermede sorumluluk taşıdığını kaydetti.

KaynakTBMM
Son güncelleme03.11.2026 06:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu