1 saat önce

Muhalefet vekilleri Meclis'in denetim yetkisini kullanamadığını savundu. AK Partili İsmail Güneş İçtüzük değişikliği önerdi, TBMM Başkanı Kurtulmuş yanıtsız önergeler için bakanlıklara altı kez yazı gönderdiklerini söyledi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki görüşmelerde Meclis'in işleyişi başlı başına bir tartışma konusuna dönüştü. Komisyonda söz alan muhalefet vekillerine göre yeni hükümet sistemine geçilmesiyle Meclis etkisizleşti ve yürütmenin denetlenmesi fiilen imkânsız hale geldi. AK Partili vekiller bu görüşe itiraz etti; Meclis'in yetkilerini kullanmaya devam ettiği yanıtını verdi. Görüşmeler Evrensel tarafından aktarıldı; bazı bölümler için Cumhuriyet'in haberine atıf yapıldı.

Yegin'in araştırma önergesi hesabı

Cumhuriyet'in haberine göre AK Partili Orhan Yegin, Meclis'in egemenlik hakkını eksiksiz kullandığını savundu. Yegin, muhalefetin araştırma önergelerinin reddedilmesini de doğru buldu. Gerekçesi bir hesaba dayanıyordu: beş muhalefet grubu her hafta üçer önerge verirse bir ayda 60, beş yılda toplam 6 bin 600 önerge birikecekti. Bu tabloda her milletvekiline 110 komisyon düşeceğini belirten Yegin, komisyonların toplanmasının imkânsız olacağını ileri sürdü. Mevcut dönemde 11 araştırma komisyonunun kurulduğunu da sözlerine ekledi.

Güneş'ten İçtüzük çıkışı

AK Partili İsmail Güneş ise muhalefetin konuşma imkânlarının daraltılmasını önerdi. Genel Kurul oturumlarının başında grup başkanvekillerinin gündeme dair değerlendirme yapmasından rahatsız olduğunu söyleyen Güneş, bunun yerine basın toplantısı yapılabileceğini, Meclis'in zamanının bu yolla boşa gittiğini savundu.

Güneş'in bir diğer şikâyeti grup önerileriydi. Yedi parti grubunun hemen her gün öneri sunduğunu, bu yüzden birleşimlerin akşam 20.00 ile 21.00 arasına dek uzadığını anlatan Güneş, yasama faaliyetinin bu nedenle aksadığını öne sürerek İçtüzük'ün değiştirilmesini talep etti. Önerisine göre grup önerileri haftanın yalnızca bir günü görüşülecek, kalan günler kanun tekliflerine ayrılacaktı.

Soru-cevap kısmında gündem Meclis'in kedilerine de geldi. Güneş, kulislerdeki kedilerin milletvekilleri ve ziyaretçiler için alerji, hijyen ve bulaşıcı hastalık riski doğurabileceğini öne sürdü. Meclis'te hayvan beslenmesinin olağan sayılması halinde herkesin istediği hayvanı getirip getiremeyeceğini de sordu.

Yanıtsız kalan soru önergeleri

Muhalefetin yazılı soru önergelerinin cevapsız bırakılmasına ilişkin eleştiriler de masaya geldi. Güneş, önce muhalefet vekillerinin yönelttiği soruların içeriğini eleştirdi; ardından kendi verdiği bazı önergelere de karşılık alamadığını belirtti.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, yanıtlanmayan önergeler için bakanlıklara altı defa yazı yazdıklarını anlattı. Soruları bakanların adına yanıtlama imkânı olmadığını söyleyen Kurtulmuş, Meclis Başkanlığı'nın yalnızca cevapların zamanında verilmesini isteyen yazılar gönderebildiğini ifade etti.

Kurtulmuş: Meclis'in saygınlığı sürüyor

Meclis'in itibar kaybettiği yönündeki yorumları reddeden Kurtulmuş, milletvekillerine kendilerini küçümsememeleri çağrısı yaptı. Kurtulmuş, yurt dışındaki toplantılarda TBMM'ye büyük saygı gösterildiğini, Meclis'in dış dünyadaki saygınlığının devam ettiğini söyledi.

KaynakEvrensel.net
Son güncelleme30.10.2026 12:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 saat önce

AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, İş Gücü Anlaşması'nın 65. yıl dönümünde yazılı açıklama yaptı; Almanya'daki Türklerin hak ve hukukunun savunulacağını söyledi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, Türkiye-Almanya iş gücü anlaşmasının 65. yılı için yazılı bir mesaj yayımladı. Dış ilişkilerden sorumlu olan Sırakaya, Sırakaya, 1961'de başlayan göç sürecinin hem savaş sonrası Almanya'nın kalkınmasına emek veren kuşağın ortak hafızasını hem de iki ülke arasında oluşan sürekli insani, ekonomik, kültürel ve siyasi bağı simgelediğini belirtti.

İlk kuşaktan dördüncü kuşağa

Sırakaya, yazar Max Frisch'in işçilerin çağrıldığını ama gelenlerin insanlar olduğunu anlatan sözüne atıfta bulunarak sürecin ekonomik boyutunun ötesine geçtiğini söyledi. Ona göre ilk kuşak fabrika, maden ve inşaat işlerinde zorlu koşullarda çalışarak Almanya'nın ekonomik gelişimine büyük pay ekledi. Sonraki üç kuşak ise bugün Almanya'da toplumsal yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldi.

Türk toplumunun katkısının sanayiyle sınırlı olmadığını vurgulayan Sırakaya, bilimden akademiye, sağlıktan ekonomiye, siyasetten spora ve sanata uzanan geniş bir alana dikkat çekti. Almanya'da yetişen birçok Türk kökenli ismin parlamentoda, büyükelçilikte, bürokraside, akademide ve yöneticilikte sorumluluk üstlendiğini, bu isimlerin iki ülke ilişkilerine de hizmet ettiğini söyledi. Yeni kuşakların artık "misafir işçi" kavramıyla tanımlanamayacağını, eşit haklarla topluma katılan kalıcı bir parça olduğunu savundu.

Ticaret hacmi ve ortak kurumlar

Sırakaya'ya göre Almanya, Türkiye'nin ana ekonomik ortaklarından ve en büyük ihracat pazarlarından biri. İki ülke arasındaki ticaret hacminin 52 milyar doları aştığını belirten Sırakaya, Türkiye'de 8 binin üzerinde Alman sermayeli şirketin çalıştığını, Almanya'da ise Türk kökenli girişimcilerin açtığı işletmelerin 100 bini aştığını söyledi.

Sırakaya, Türk-Alman Üniversitesi ile öğrenci değişimi ve ortak doktora çalışmalarının da ilişkilere kurumsal bir zemin kazandırdığını belirtti. Eğitimden bilime, savunma sanayiinden spora ve ekonomiye uzanan çok yönlü işbirliğinin ilişkileri derinleştirdiğini ifade etti.

Mölln'den Hanau'ya ortak acılar

Sırakaya'ya göre 65 yıllık geçmiş yalnızca başarılardan ibaret değil. 1992'de Mölln'de, 1993'te Solingen'de yapılan saldırıları, 2000-2007 arasında işlenen NSU cinayetlerini ve 2020'deki Hanau katliamını ortak hafızada derin iz bırakan acılar olarak andı.

Sırakaya, günümüzde de İslam düşmanlığının, camilere ve başörtülü kadınlara yönelik saldırıların, yabancı düşmanlığının ve ırkçı tehditlerin sürdüğünü öne sürdü. Ayrımcılıkla mücadele kuruluşlarının 2025 kayıtlarına dayanan verilere göre Müslümanlara yönelik düşmanca gerekçelerle 4 binin üzerinde olay yaşandı; bunların 66'sı ibadethanelere karşı gerçekleşti. Irkçılığın, antisemitizmin ve Müslüman karşıtlığının birlikte yaşama sorumluluğu çerçevesinde birlikte mücadele edilmesi gerektiğini söyleyen Sırakaya, kimsenin adı, kökeni ya da inancı nedeniyle dışlanmaması gerektiğini vurguladı.

Sırakaya, 1993'teki Solingen saldırısında ailesinden beş kişiyi yitiren Mevlüde Genç'in büyük acısına rağmen barışı ve hoşgörüyü savunmasının herkese yol gösterdiğini söyledi.

Yurt dışındaki vatandaşlara mesaj

Almanya'daki vatandaşların ve soydaşların yalnız olmadığını belirten Sırakaya, Türkiye'nin yurt dışındaki insanlarının hak ve hukukunu kararlılıkla savunmayı sürdüreceğini söyledi. Büyükelçilik ve başkonsolosluklar eliyle Alman yetkililer ve sivil toplumla temasın artırılacağını, ilişkilerde eşitliğe, karşılıklı saygıya ve ortak menfaatlere ağırlık verdiklerini kaydetti. Açıklamasının sonunda birinci kuşağı saygı ve minnetle andı.

KaynakAnadolu Ajansı
Son güncelleme30.10.2026 12:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
6 saat önce

Cumhuriyet, AK Parti'de fon krizinin ardından genel merkez yönetiminin ve kabinenin yenilenebileceği iddialarının yeniden gündeme geldiğini yazdı. Değişimin kapsamı ve takvimi belli değil.

AK Parti'de yönetim yenilenmesi konusundaki konuşmalar, Cumhuriyet gazetesinin 30 Ekim tarihli haberine göre yeniden hız kazandı. Gazete, olağanüstü kongre ve bakanlar kurulunda değişiklik ihtimallerinin kulislerde dolaştığını yazdı. Parti genel merkezinde çok sayıda ismin yerinden olabileceği, kabinede de bazı görevlerin el değiştirebileceği ileri sürülüyor. Köklü bir yenilenme bekleyenler olsa da değişimin boyutu ve zamanlamasıyla ilgili somut bir bilgi ortaya konmuş değil.

Tartışmanın merkezinde MYK var

Cumhuriyet'e göre konuşmaların odağında Merkez Yürütme Kurulu duruyor. Gazete, fon krizinin ardından MYK'nin kapsamlı biçimde değişeceği beklentisini önceki bir haberinde de işlemişti. O haberde, yeni yönetimde kimlerin yer alacağı ve kimlerin ayrılacağı konusunda son sözü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın söyleyeceği belirtilmişti. Aynı kulislerde, partinin seçime yenilenmiş kadrolarla girmek istediği, merkez yönetiminin sahadaki çalışmasının yetersiz görüldüğü ve genel başkan yardımcılarının büyük kısmının değişebileceği öne sürülmüştü.

Olağanüstü kongre seçeneği

Gazetenin aktardığı bilgilere göre olağanüstü kongre fikri ekim başından beri kamuoyuna yansıyan başlıklar arasında. Genel merkezdeki yenilenmenin geniş tutulabileceği iddia ediliyor. Kimlerin görevden ayrılacağı da kongrenin hangi tarihte toplanabileceği de açık değil. İddialar parti yönetimiyle sınırlı kalmıyor: bakanlar kurulundan bazı isimlerin de ayrılabileceği söyleniyor.

2025 kongresinde kurulun yarısı yenilenmişti

Partinin yakın dönemdeki en kapsamlı kadro değişimlerinden biri 23 Şubat 2025'te toplanan 8. Olağan Büyük Kongre'de yaşanmıştı. Bu kongrede 75 üyeli Merkez Karar ve Yönetim Kurulu'na 39 yeni isim girerken 36 üye görevini sürdürmüş, kurulun yüzde 52'si böylece yenilenmişti. Kongreden sonra oluşturulan MYK'de de kilit görevlerde değişikliğe gidilmişti. Cumhuriyet'in haberi, dile getirilen iddiaların parti yönetiminde yeni bir değişim dalgasına işaret ettiğini, ancak olağanüstü kongrenin somut bir hazırlığa dönüşüp dönüşmeyeceğinin kulislerde hâlâ yanıt aranan soru olduğunu not ediyor.

Kaynaklarbirgun.net, Cumhuriyet
Son güncelleme30.10.2026 07:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
7 saat önce

A Haber'e göre dört bakanlığın hazırladığı taslak AK Parti Meclis Grubu'na iletildi; komisyoncuları azaltmayı ve fiyat manipülasyonuna hapis cezası getirmeyi öngörüyor.

Üreticinin de tüketicinin de uzun süredir beklediği Hal Yasası, AK Parti'nin Meclis gündemine yeniden girdi. A Haber'in aktardığına göre düzenleme, daha önceki yasama dönemlerinde de konuşulmuş ancak kanunlaşamamıştı. Bu kez Hazine ve Maliye, Ticaret, Tarım ve Orman ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıklarının birlikte hazırladığı 9 maddelik bir taslak, partinin Meclis Grubu'na ulaştırıldı. Taslak üzerindeki çalışmalar, süreci hızlandırmak amacıyla sürüyor. Haberde düzenlemenin, tarladan sofraya uzanan tedarik zincirinde hem üreticinin hem tüketicinin korunmasını sağlayacağı belirtiliyor.

Hedef: tarladan sofraya sıkı takip

Haberde anlatıldığına göre düzenleme, hem üreticiyi hem tüketiciyi korumayı ve zincirdeki fırsatçılığı engellemeyi amaçlıyor. Fahiş fiyat artışlarını önlemek için komisyoncuların aradan çıkarılması, üretici örgütlerinin yetkilerinin artırılması ve kooperatiflerin çoğaltılması hedefleniyor. Ürünlerin tarladan ayrıldığı andan tezgâha ulaştığı âna kadar izlenmesi de planlanıyor; böylece kayıt dışılığın büsbütün ortadan kalkması amaçlanıyor.

Çiftçiden doğrudan markete satış

Taslağın dikkat çeken başlıklarından biri, üreticiyle tüketiciyi daha kısa yoldan buluşturması. Amaç, aradaki halkaları azaltarak fiyatın üretici ile market arasında şekillenmesi ve haksız fiyat artışlarının önüne geçilmesi. Haberde, düzenlemenin milyonlarca vatandaşın ve üreticinin merakla beklediği bir adım olduğu da ifade ediliyor. Çiftçilerin mahsulünü doğrudan marketlere ve perakende noktalarına satabilmesinin önü açılmak isteniyor. Rafında yerli ürüne yer veren marketler için özel vergi teşviki uygulanması da değerlendiriliyor.

Fiyatı şişirmek için ürün saklayana yaptırım

Fiyatları yapay yoldan yükseltmek için malı piyasadan çekenlere ya da çöpe dökenlere uygulanacak yaptırımların ağırlaşması bekleniyor. Fiyat manipülasyonu amacıyla tonlarca ürünü boşa harcayanlar için cezaların ciddi ölçüde artırılması öngörülüyor. A Haber'e göre kurallara uymayanlar yalnızca yüksek idari para cezasıyla karşılaşmayacak; taslak hapis cezasını da içeriyor.

KaynakA Haber
Son güncelleme30.10.2026 06:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
7 saat önce

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev'in 30 Ekim'deki zirveye katılmayacağı açıklandı. Aliyev yönetimine yakın APA'nın analizi, Türkiye'deki Azerbaycan karşıtı kampanyayı gerekçe gösterip AK Parti'yi hedef aldı.

TDT'nin Ankara'daki zirvesine 30 Ekim'de İlham Aliyev'in gelmeyeceği duyurulunca gözler Bakü'den gelecek yoruma çevrildi. Yanıt, Azerbaycan Cumhurbaşkanı'na yakınlığıyla tanınan APA haber ajansından, sert ifadeler taşıyan bir analiz olarak geldi. 29 Ekim tarihli yazı, Aliyev'in Ankara'ya gitmemesini Türkiye'deki başörtüsü tartışmalarına ve Azerbaycan'ın İsrail'le ilişkilerine bağladı. Analiz, doğrudan AK Parti iktidarını ve İslamcı-Nurcu olarak adlandırdığı grupları hedef aldı.

Resmî gerekçe ve temsil düzeyi

APA'ya göre Aliyev, önceden planlanan programı uyarınca Azerbaycan'da düzenlenen FIFA U-15 Dünya Şampiyonası'nın kapanış ve ödül töreninde, yani 30 Ekim'de hazır bulunacak. Zirvede Azerbaycan adına Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov yer alacak. Yazı, bu protokol açıklamasının yanında konunun daha geniş biçimde tartışılabileceğini savundu.

Kampanya iddiası

Analizde, Türkiye'de Azerbaycan'a, liderine ve halkına karşı bir aydır asılsız bir kampanya yürütüldüğü öne sürüldü. APA, sürecin üç yıldır dalgalanarak sürdüğünü ve temel nedenin Azerbaycan-İsrail iş birliği olduğunu yazdı. Ajansa göre kampanyayı yürütenler, Bakü'nün dış politikasını ve ekonomik ilişkilerini Ankara'nın beklentilerine göre biçimlendirmesini istiyor.

Ekim başında BM Genel Kurulu'nda Netanyahu konuşurken bir Azerbaycanlı temsilcinin salondan çıkmaması bahane edilerek tartışma yeniden alevlendirildi. Okul kıyafetlerinin tek tipe bağlanmasına ilişkin Azerbaycan hükümet kararından sonra ise kampanyanın sertleştiği iddia edildi. APA, Ankara ve İstanbul'daki Azerbaycan temsilcilikleri önünde altı gösteri düzenlendiğini, Türk medyasının başörtüsü konusunu Arap dünyasının gündemine de taşıdığını yazdı.

İktidara yönelik suçlamalar

Yazıda Türkiye'nin ciddi bir kutuplaşma yaşadığı, iktidarın radikal dindarlığı desteklediği ve devlet düzenini sarsma potansiyeli taşıyan akımlara yer açtığı öne sürüldü. APA, Azerbaycan'ın bir saldırıyı İran'dan beklediğini, ancak en ağır darbeyi Türkiye'den aldığını, bunu yapanların da iktidardaki AKP ile destekçisi İslamcı-Nurcu gruplar olduğunu iddia etti. Resmî Ankara'nın müdahalede geç kaldığı, başlangıçta olayları izlemekle yetindiği de yazıda yer aldı.

Erdoğan'ın katılmadığı etkinlikler

Analiz, Aliyev'in kararında olağan dışı bir şey bulunmadığını savunurken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın benzer biçimde katılmadığı toplantıları da hatırlattı. Buna göre Erdoğan, Temmuz 2024'teki Şuşa gayriresmî TDT zirvesine gitmemiş ve Türkiye'yi orada Cevdet Yılmaz temsil etmişti. Mayıs 2026'da Bakü'deki 13. Dünya Kentsel Forumu'nda ülke bakan düzeyinde temsil edilmiş, 15 Ekim'deki CICA 7. Zirvesi'ne de Hakan Fidan gitmişti.

APA, Aliyev'in kararını "tamamen doğru bir karar" diye niteledi. Ajans ayrıca Azerbaycan'ın TDT'nin kurucuları arasında yer aldığını ve teşkilattan uzaklaşmadığını vurguladı.

KaynaklarSözcü Gazetesi, Serbestiyet
Son güncelleme30.10.2026 06:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
15 saat önce

Sayıştay denetimlerine göre Keçiören'de 20 tescilli taşıt envanterde çıkmadı, Konya'da 36 şarj işletmecisinin ruhsat bilgisi yok, Kocaeli'de 6,7 milyon liralık ihaleye 60 milyonluk ciro şartı kondu.

Sayıştay'ın denetim raporları, AK Parti yönetimindeki Keçiören, Konya Büyükşehir ve Kocaeli Büyükşehir belediyelerinde araç kullanımından ihale koşullarına, personel görevlendirmelerinden taşınmaz tahsislerine uzanan bulgulara yer verdi. Cumhuriyet, bulguları BirGün'de Mustafa Bildircin'in yazdığı habere dayandırarak aktardı.

Keçiören'de envanterde çıkmayan 20 taşıt

Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, 2024'ün Mart ayındaki yerel seçimlerde CHP'den 240 bini aşkın oyla seçilmiş, 25 Haziran 2026'da AK Parti'ye katılmıştı. Belediyenin mali hesaplarına ilişkin raporda, idari personel olmayan bazı meclis üyelerine şoförlü araç verildiği ve yakıt giderlerinin belediye bütçesinden ödendiği belirtildi. Bu araçlardan başka kişilerin de yararlandığı, araçların Adana, Muğla, Bursa, Kocaeli ve İzmir'deki gişelerden geçiş kayıtlarının bulunduğu kaydedildi.

Noterler Birliği kayıtları belediye envanteriyle karşılaştırıldığında, belediye adına tescilli 20 taşıtın kurum kayıtlarında yer almadığı görüldü. Rapora göre temsil, ağırlama ve tören giderlerini yalnızca başkanlık makamı değil, Dış İlişkiler ve Destek Hizmetleri müdürlükleri de kullandı. Strateji Geliştirme Müdürlüğü'ne görevlendirilen bazı müdürlerin işe gelmediği, buna rağmen kadrolarından doğan mali hakları almaya devam ettiği saptandı.

Konya'da ruhsat ve personel bulguları

Konya Büyükşehir Belediyesi'ne ilişkin raporda, Konya genelindeki 49 şarj ağı işletmecisinin yalnızca 13'üne 2024-2025 yıllarında ruhsat verildiği yazıldı. Diğer 36 işletmeciye ait istasyonlar için ruhsat bilgisi bulunmadı; belediyenin bu istasyonlara uyarı yazısı göndermekle yetindiği, istasyonların çalışmaya devam ettiği belirtildi.

Belediye şirketinde istihdam edilen 126 kişi zabıta yardımcısı, 469 kişi ise itfaiye eri ve şoförü olarak görevlendirilmişti. Raporda, bu kişilerin asıl işlerinin zabıta ya da itfaiye hizmeti olmadığı belirtildi.

Konya'da ihale ve taşınmaz tespitleri

Bazı yapım ihalelerinde mahal listelerinin bulunmadığı, bazılarının ise projeler hazırlanmadan yapıldığı anlatıldı. Denetçi, bu eksikliklerin ihalelerdeki rekabeti azaltabileceği uyarısında bulundu. Mal ve malzeme alımlarının bir bölümünün, parasal sınırların altında kalmak üzere bölünerek açık ihale yerine doğrudan temin yöntemiyle yapıldığı da rapora girdi. Belediyedeki 11 yabancı menşeli aracın, kullanım süreleri bittikten sonra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın izni olmaksızın tekrar kiralandığı, bazı taşınmazların da kanuna aykırı biçimde vakıf ve derneklere tahsis edildiği kaydedildi.

Kocaeli'de 60 milyon liralık ciro şartı

Tahir Büyükakın'ın yönettiği Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ne dair raporda, bazı hizmet alımı ihalelerinin teknik şartnamelerine memurların yüklenici masraflarıyla yurt dışına gönderilmesini öngören hükümler eklendiği yazıldı. Bazı ihalelerde en az iki, en çok beş memurun yurt dışı teknik geziye götürülmesi şart koşulmuştu.

Kocaeli İli Tıbbi Atık Hizmet İşi ihalesinde ise muhammen bedel 6,7 milyon lira olmasına rağmen, katılımcılardan son üç yılın ortalama cirosunun en az 60 milyon lira olması istendi. Denetçi, bu şartın işin boyutuyla orantılı olmadığını, rekabeti kısıtladığını belirtti.

Belediyeye ait bir taşınmazda 45 yıllık üst hakkıyla yapılan otel ve sosyal tesislerin, sözleşme ile imar koşullarına aykırı biçimde genişletildiği, proje sınırlarının aşılarak 17 dönümlük arazinin işgal edildiği belirtildi. Belediyenin 14 taşınmazı da kamu kurumu niteliği taşımayan dernek ve vakıflara tahsis edilmişti.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme29.10.2026 21:40
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
22 saat önce

AK Parti Bayraklı İlçe Başkanlığı, 20 mahallede eş zamanlı hane ve esnaf ziyareti yaptı. Parti açıklamasına göre 105 haneye ulaşıldı, 150 kişi üye oldu.

AK Parti Bayraklı İlçe Başkanlığı, İzmir'in Bayraklı ilçesindeki 20 mahallede aynı anda hane ve esnaf ziyareti düzenledi. Parti açıklamasına göre ekipler 105 haneye ulaştı, çalışmalar sırasında 150 kişi partiye üye oldu. DHA'nın aktardığına göre ziyaretler, Bilal Saygılı'nın hayata geçirdiği gönül seferberliği çerçevesinde gerçekleşti.

Yirmi mahallede eş zamanlı saha çalışması

Seferberlik, ilçe başkanı Tarkan Düzman'ın öncülüğünde ve üç kademedeki teşkilat mensuplarının katılımıyla yürütüldü. Ekipler Bayraklı'nın 20 mahallesine aynı anda dağılarak vatandaşların kapısını çaldı. Hane ziyaretlerinde hedef 100 haneydi; ekiplerin sayıyı 105'e çıkardığı bildirildi.

Teşkilat mensupları hanelerde vatandaşların taleplerini, beklentilerini ve önerilerini dinledi. Günlük yaşamda karşılaşılan sorunlar da bu görüşmelerde dile getirildi. Ziyaret programı yalnızca konutlarla sınırlı kalmadı; ilçe genelinde esnaf ziyaretleri de yapıldı ve iş yeri sahipleriyle ilçenin ticari hayatına dair değerlendirmeler yapıldı.

150 yeni üye

AK Parti'nin açıklamasına göre saha çalışmasının sonunda 150 kişi partiye katıldı. Düzman, hedefin 100 haneye ulaşmak olduğunu hatırlatarak ekiplerin gayretiyle bu rakamın aşıldığını söyledi. Yeni üyelerin katılımının vatandaşlarla kurulan bağın ve ortak hedefler çevresinde buluşma iradesinin güçlenmesine katkı sağladığını ifade etti. Açıklamada, 20 mahallede aynı anda sürdürülen çalışmanın hem vatandaşlarla birebir temas sağladığı hem de teşkilatın sahadaki faaliyetini güçlendirdiği kaydedildi.

Düzman: Siyaset sürekli sahada olmayı gerektirir

İlçe başkanı, siyaseti yalnızca belirli dönemlerde kapı çalmak olarak görmediklerini belirtti. Düzman'a göre siyaset, hemşehrilerin yanında durmak, sevinçlerini paylaşmak ve sıkıntılarına ortak olmak demek. Başkan, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde siyasetin merkezine milleti koyduklarını söyledi; ziyaretlerde vatandaşların görüşlerini doğrudan kendilerinden dinlediklerini anlattı.

Düzman, partinin gücünü milletten aldığını ve Erdoğan'ın eser ve hizmet siyasetini esas aldıklarını da dile getirdi. Vatandaşlarla aralarındaki bağı güçlendirmeyi amaçladıklarını söyleyen başkan, "Bizim siyasetimiz gönül siyasetidir" ifadesini kullandı. Bayraklı, İzmir ve Türkiye Yüzyılı hedefleri için durmadan çalışacaklarını da sözlerine ekledi.

Çalışmalar sürecek

Düzman, teşkilatın bu faaliyetlerini kararlılıkla devam ettireceğini vurguladı. Seferberliğin il başkanının öncülüğüyle ve teşkilatın bütün kademeleriyle sürdürüleceğini söyleyen başkan, mahalle mahalle ve hane hane vatandaşlara ulaşmayı sürdüreceklerini açıkladı. Haberde, ilçe teşkilatının önümüzdeki dönemde de ilçenin farklı noktalarında vatandaşlarla buluşmayı sürdüreceği belirtildi.

KaynakDHA | Demirören Haber Ajansı
Son güncelleme29.10.2026 14:46
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, 29 Ekim mesajında darbe dönemi izleri taşıyan anayasanın geride bırakılmasını istedi ve Meclis'te temsil edilen tüm partileri ortak bir sivil anayasa için masaya çağırdı.

AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, Cumhuriyet'in 103. yıl dönümü için sosyal medyadan yaptığı açıklamayı yeni anayasa çağrısına dönüştürdü. İnan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde temsil edilen bütün siyasi partilere seslenerek sivil bir anayasanın birlikte hazırlanmasını istedi.

Mesajına Cumhuriyet'in doğuşu için duyduğu gururu dile getirerek başlayan İnan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve Millî Mücadele kahramanlarını andı. Şehitler için rahmet, gaziler için şükran diledi.

Vesayete karşı duruş vurgusu

İnan'a göre Cumhuriyet, bütün vatandaşların ortak değeri. Halkın seçimlerinin yerine geçmeye kalkışan her yaklaşıma karşı çıkmayı Cumhuriyet'e sadakatin parçası sayan İnan, köken, inanç ya da yaşam biçimi fark etmeksizin herkesin bu düzende eşit ve onurlu bir yurttaş olarak yer alması gerektiğini söyledi.

Darbe döneminin izleri

Yeni anayasa talebini 29 Ekim'in tarihî anlamıyla bağlayan İnan, Cumhuriyet'i kuran irade ile darbe dönemlerinden miras kalan anlayışın bir arada düşünülemeyeceğini ifade etti. Yapılan kapsamlı değişikliklere rağmen mevcut anayasanın darbe döneminin izlerini taşımasının, önlerindeki sorumluluğu ortadan kaldırmadığını söyledi.

İnan, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde, millî iradenin önündeki setleri aşmak için uzun bir mücadele yürüttüklerini anlattı. Reformlarla halkın kazanımlarının arttığını söyleyen İnan, bu birikimi tek parça bir sivil anayasayla daha güçlü teminatlara kavuşturmak istediklerini kaydetti. İnan'ın ifadesine göre Cumhuriyet'i kurmaya cesaret eden millet, yeni anayasayı yapacak "birikime de iradeye de sahiptir".

Hedef: ortak ve kuşatıcı bir metin

İnan, hak ve özgürlükleri teminat altına alan, katılımı artıran ve herkesi kapsayan bir anayasanın Türkiye'nin geleceği açısından önemli olduğunu vurguladı. Ona göre anayasayı yazma iradesi halkın sözünden, sivil siyasetteki görüşmelerden ve Meclis'in temsil gücünden çıkmalı. Ülkenin demokratik birikiminin ve toplumun beklentilerinin siyasetten yeni bir irade beklediğini de dile getirdi.

Bütün partilere ortak çalışma önerisi

Açıklamasının son bölümünde Meclis'te temsil edilen tüm partilere seslenen İnan, "gelin, Türkiye’nin sivil anayasasını da birlikte yapalım" dedi. Farklı görüşlerin milletin geleceği için ortak bir esere dönüştürülmesini isteyen İnan, demokratik rekabetin sürebileceğini, ancak gelecek nesillere karşı sorumluluğun da yerine getirilmesi gerektiğini belirtti.

İnan, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılına, siyasetin ortak masada ürettiği ve milletin ortak iradesini yansıtan bir anayasa armağan etmek istediklerini söyleyerek mesajını tamamladı. Açıklamada, çağrıya partilerden gelen bir yanıta yer verilmedi.

KaynaklarHaber 7, Medya Ege, Hürriyet
Son güncelleme29.10.2026 11:48
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Sözcü TV'de fon soruşturmasına ilişkin dolaşan isim listelerinin teyit edilemediğini söyleyerek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın elindeki listeyi tek tek açıklamasını istedi.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Sözcü TV canlı yayınında fon soruşturmasının gündemi belirleyen isim listelerini değerlendirdi. Özel, taraflar arasındaki sızdırma savaşı nedeniyle ciddi bir teyit mekanizmasına ihtiyaç bulunduğunu belirtti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan, elindeki listeyi isim isim kamuoyuyla paylaşmasını istedi.

Yanlış çıkan isim tartışması

Özel, YENİ Parti Milletvekili Ümit Özlale'nin Aile Bakanı'nın babasının adını açıklamasını doğru bulduğunu söyledi. Ad, soyad ve MKK numarasının tutarlı olduğunu, ancak T.C. kimlik numarasının Bartınlı başka bir AK Partili'ye ait çıktığını anlattı. Özel'e göre bu durum, AK Parti'nin elinde bir liste bulunduğunu ve kimlik numaralarına kadar bilgiye sahip olduğunu gösteriyor. Elinde net bilgi bulunan bir siyasetçinin bunu gizlemesinin siyasi etik açısından mümkün olmadığını savunan Özel, listelerin güvenilirliğine ilişkin kuşkusunu da dile getirdi. 80-85 kişilik bir listenin kendisinde de gazetecilerde de bulunduğunu, ancak görevden alınan ve takma adla çalışan bir basın sözcüsü tarafından çok sayıda liste ve ismin dolaştırıldığını öne sürdü.

Bakanın tepkisine yanıt

Özel, bakanın babasının adının kısa süre listede yer almasından doğan mağduriyet söylemine de karşılık verdi. Muhalefete yönelik operasyonlarda yaşananlara dikkat çeken Özel, bu sürecin 17 aydır devam ettiğini hatırlattı ve Ekrem İmamoğlu'nun babasının bahçesinde yapılan arama gibi örnekleri sıraladı.

Asıl mesele: denetimsiz sistem

Fon krizinin esas sorununun hangi AK Partililerin kazandığından çok denetimsiz bir sistemin kurulması olduğunu söyleyen Özel, 455 bin tekil yatırımcıyı, 2 milyon kişiyi ve borsadaki 5 milyon kişiyi etkileyen sürecin doğrudan maliyetinin 124 milyar dolara çıktığını aktardı. Özel'e göre özel sektör tahvillerinde de ödeyememe sorunları başladı. Fon dosyasında Erdoğan'a yakın üst düzey bürokrasinin, Adalet Bakanlığı'nın ve milletvekili grubundan 60'a yakın kişinin adının anıldığını, bunun iktidar içi bir güç çatışmasına işaret ettiğini öne sürdü.

İsimleri açıklama çağrısı

Özel, isim gizlemediklerini ancak doğru listenin Erdoğan'da olduğunu söyledi. Listenin tek tek açıklanmaması halinde manipülasyonların iktidar içindeki kutupların hesaplaşmasında muhalefetin kullanılmasına yol açtığını savundu.

KaynakKısa Dalga
Son güncelleme29.10.2026 10:52
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

Milas Belediye Meclisi 3 Kasım'da başkan vekilini seçecek. 31 üyeli mecliste CHP 11, Yeni Parti 10 sandalyeye sahip; tutuklu üye Sezgin ve yedek üye süreci dengeyi etkileyebilir.

Milas'ta başkan vekilliği için geri sayım başladı. Görevden uzaklaştırılan Fevzi Topuz'un yerine bakacak ismi belirleyecek oylama, 3 Kasım 2026 Salı günü öğleden sonra yapılacak; meclis üyeleri o gün saat 14.00'te belediyenin toplantı salonunda sandık başına gidecek. Muğla Valiliği'nin duyurduğu oylamada, meclisteki dar dengeler nedeniyle tek bir oyun bile sonucu değiştirebilecek.

Topuz'un yerine geçici isim

Tutuklanan Belediye Başkanı Fevzi Topuz, İçişleri Bakanlığı'nın 26 Ekim tarihli kararıyla görevden uzaklaştırıldı. Seçim yapılana dek başkanlık makamını meclisin birinci başkan vekili Mehmet Murat Yazar vekâleten yürütüyor. Belediyenin internet sitesinde yayımlanan listede Yazar, Yeni Parti üyesi olarak görünüyor.

Mecliste sandalye dağılımı

Aynı listeye göre mecliste 31 üye var. CHP'nin 11, Yeni Parti'nin 10, AK Parti'nin 5 ve MHP'nin 5 üyesi bulunuyor. Rakamlar, hiçbir partinin tek başına çoğunluğa ulaşamadığını gösteriyor.

Tutuklu üye ve yedek üye ihtimali

Dengeleri sarsabilecek başlık, CHP'li meclis üyesi Bülent Sezgin'in tutuklu olması. Sezgin oylamaya katılamazsa ve diğer üyelerin hepsi salonda olursa, CHP'nin 10, Yeni Parti'nin 10 oyu olacak; AK Parti ve MHP üyelerinin toplamı da 10'a ulaşacak. Yani her blokta eşit sayıda el kalkacak.

Sezgin meclis üyeliğinden çekilirse CHP listesindeki sıradaki yedek üye devreye girecek. 2972 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca üyelik boşaldığında belediye başkanlığı, en geç beş gün içinde yetkili seçim kuruluna başvurup yedek üyenin kimliğini öğreniyor; bildirilen isim üç gün içinde davet ediliyor. Bunlar zorunlu bekleme süresi olmadığından işlemler daha çabuk bitebilir. Yedek üye seçimden önce göreve başlarsa CHP oylamada yine 11 üyeyle yer alabilecek. Ancak bu senaryo, Sezgin'in istifa etmesine ve işlemlerin zamanında tamamlanmasına bağlı.

Oylama dört tura kadar uzayabilir

5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 45. maddesine göre oylama gizli olacak. Üçte iki çoğunluk, üye tam sayısı üzerinden ilk iki turda şart; üçüncü turda salt çoğunluk yetiyor. O turdan da sonuç çıkmazsa en çok oy toplayan iki isim dördüncü turda karşı karşıya gelecek. Bu turda çoğunluk aranmadığı için önde bitiren aday başkan vekili seçilecek. Eşitlik durumunda kura devreye girecek.

Bu işleyiş nedeniyle, gizli oylamada üyelerin verdiği tercihler son turdaki sonucu tek başına belirleyebilir.

KaynakBodrum Haber
Son güncelleme29.10.2026 09:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, yeni nesil su sayacı geçişinde vatandaştan 3 bin lira istenmesine karşı çıktı. Abonelikte 4 bin 500 lira ödeyenlerin yeniden ödeme yapmaması gerektiğini söyledi.

Eskişehir'de su sayacı değişimi siyasetin gündemine girdi. ESKİ Genel Müdürlüğü, yeni nesil sayaçlara ve online su yükleme düzenine geçerken vatandaştan 3 bin lira talep ediyor. Eskişehir'den AK Parti'li vekil Nebi Hatipoğlu, uygulamanın vatandaşa ek bir yük çıkardığını savunarak kararın derhâl geri çekilmesini istedi. Milletvekili, online yükleme sisteminin bedelinin de yine halka yansıtılmasına itiraz ederek ESKİ yöneticilerine yanlıştan dönme çağrısı yaptı.

Çifte ödeme itirazı

Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Hatipoğlu, abonelik sırasında kartlı sayaç ve bağlantı bedeli olarak 4 bin 500 lira ödeyen Eskişehirlilerin şimdi yeniden para vermek zorunda bırakıldığını söyledi. ESKİ yönetimine yönelttiği soruda, mevcut sayacın bedelini zaten karşılamış vatandaşın neden tekrar cebinden harcama yapması gerektiğini sordu ve "Bu nasıl bir kamu yönetimi anlayışıdır?" diye ekledi.

Yıllardır beklenen sistem

Hatipoğlu, online su yükleme sisteminin yıllardır hayata geçirilemediğini, hatta seçim dönemlerinde vaat edildiğini hatırlattı. Kurumun yönetemediği hizmetin maliyetinin vatandaşa fatura edilemeyeceğini savunan milletvekili, ESKİ'de uzun süredir yönetim sorunları, plansızlık ve liyakat tartışmaları yaşandığını öne sürdü. Bugün çözümün bedelini yine halka yüklemeyi kabul edilemez bulduğunu belirtti.

ESKİ'ye çağrı

Hatipoğlu, uygulamanın yeniden değerlendirilmesini ve online yükleme sisteminin vatandaşa ek mali yük getirmeden devreye alınmasını istedi. Daha önce sayaç bedelini ödeyenlerin ikinci kez ödeme yapmaya zorlanmaması gerektiğini söyleyen Hatipoğlu, teknolojik yeniliklerin vatandaş için kolaylık anlamına gelmesi gerektiğini vurguladı. Kamu hizmetinin amacının vatandaşa masraf çıkarmak değil, yükünü azaltmak olduğunun altını çizdi. Konunun takipçisi olacaklarını ve Eskişehirlilerin hakkını her platformda savunacaklarını da sözlerine ekledi.

KaynakMedya Midas
Son güncelleme29.10.2026 08:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

Eski AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar, Mansur Yavaş'ın Bakan Murat Kurum'la görüşmesini sıradan buldu; paylaşımının sonunda parti geçişlerine gönderme yapan bir espri yaptı.

Eski AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'la yaptığı görüşmeye sosyal medya hesabından yorum getirdi. Tayyar'ın paylaşımı Ankara siyasetinde dikkat çeken yorumlardan biri oldu. Tayyar, buluşmayı olağan bir temas olarak değerlendirdi; paylaşımını ise esprili bir cümleyle bitirdi. Yavaş'ın AK Parti'ye geçeceğine dair doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor.

Kurum için "çözüm odaklı" tespiti

Tayyar, deprem sürecinde Gaziantep'in Nurdağı ve İslahiye ilçelerinde Kurum'la yakın çalışma fırsatı bulduğunu anlattı. Bakanı çözüm odaklı ve pratik bir isim olarak tanımladı. Tayyar ayrıca Kurum'la görüştüğünü, bakanın kendisine Ankara yatırımlarının ele alındığını söylediğini aktardı.

Belediye başkanı-bakan teması doğal

Hangi partiden olurlarsa olsunlar belediye başkanlarının şehirlerine hizmet için bakanlarla yakın çalışmasının doğal olduğunu vurgulayan Tayyar, son dönemde siyasi kutuplaşma yüzünden bu tür görüşmelere farklı anlamlar yüklenebildiğini söyledi. Yerel yönetimlerin yatırım ve hizmet konularında merkezi yönetimle temas kurması, farklı partilerden belediye başkanları için de olağan bir durum olarak değerlendirildi. İki ismin Ankara yatırımlarını görüşmesi, tek başına bir parti değişikliği anlamına gelmiyor.

Paylaşımın esprili kapanışı

Tayyar'ın paylaşımının son cümlesi dikkat çekti. Tayyar, Kurum'la aynı fotoğraf karesine giren her başkanın "bir süre sonra AK Parti’de soluğu aldığını" yazdı. Sözler, Yavaş'ın siyasi geleceğine dair yorumları gündeme getirebilecek nitelikte görüldü; ancak Tayyar'ın ifadesi kendi tanımıyla esprili bir değerlendirme olarak yer aldı ve parti değişikliğine ilişkin bir bilgi içermiyor. Yavaş'tan ya da ilgili parti temsilcilerinden konuya dair yeni bir açıklama gelip gelmeyeceği ise belli değil.

KaynakGazeteniz Olsun
Son güncelleme29.10.2026 06:01
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu