2 saat önce

Sabah yazarı Yavuz Donat, 29 Ekim'de Anıtkabir'deki kol kola görüntüsünün günlerdir tartışılmasını eleştirdi; Cemil Çiçek ve Mustafa Destici'nin değerlendirmelerini aktardı.

Sabah yazarı Yavuz Donat, köşesinde İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin koluna girmesine yönelik tartışmayı ele aldı. Görüntü, 29 Ekim'de Cumhuriyet Bayramı töreni sırasında Anıtkabir merdivenlerinden inilirken canlı yayına yansımıştı. Donat'a göre aradan günler geçmesine rağmen konu hâlâ konuşuluyor ve eleştiriliyor.

Çiçek ve Destici masada

Donat, yazısında bakanlık, başbakan yardımcılığı ve TBMM Başkanlığı görevlerinde bulunmuş Cemil Çiçek ile Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici'nin yer aldığı bir sohbeti aktardı. Masada eski valiler ve siyasetçiler Necati Çetinkaya ile Saffet Arıkan Bedük de vardı. Yazara göre Çiçek, "Siyaset nezakettir" diyerek parti genel başkanlarının topluma örnek olması gerektiğini, siyasetin husumet üzerinden yürütülmesinin yanlış olduğunu söyledi. Masadakilerin bu görüşe katıldığı belirtiliyor.

Destici ise Bahçeli ile Dervişoğlu arasında hoca-öğrenci, genel başkan-il başkanı ve ağabey-kardeş ilişkisine dayanan köklü bir bağ bulunduğunu anlattı. Destici'ye göre Dervişoğlu'nun koluna girmesi törene yakışan, saygın bir davranıştı.

Donat'a göre tartışma siyasetin sefaleti

Donat, sokaktaki insanın bu görüntüden memnun kaldığını, buna karşılık mahalle ve tribün diye andığı kesimin gerilim beklediğini yazdı. Yazara göre bu tepki, siyasetin sefaletinin somut bir göstergesi. Donat, benzer karelerin sık tekrarlanmasını, yumuşama ve diyalogun kurumsallaşmasını temenni etti.

Demirel, İnönü ve Yılmaz örnekleri

Yazar, siyasi nezaket örnekleri olarak geçmişten üç anekdot hatırlattı. 1965'te devlet töreninde Başbakan Süleyman Demirel, 81 yaşındaki CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'nün önünde yürümekten çekinip adımlarını yavaşlatmıştı; İnönü ise ona önde yürümesini söyleyerek "Protokol insanı küçültmez" demişti.

1993'te Demirel'in Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz, yerinden kalkıp onu tebrik etmişti. Donat'ın üçüncü örneği ise Demirel'in, Kenan Evren'e Ankara'ya geldiğinde Çankaya Köşkü'ndeki Yabancı Konuklar Köşkü'nde kalmasını teklif etmesi. Donat'ın aktardığına göre Demirel, darbe geçmişini hatırlatan sözlere devlet olmanın gereklerini yerine getirdiğini söyleyerek karşılık vermişti.

Nefret için ilaç yok

Donat, kol kola görüntüsüne memnuniyetle bakan halkın yanında rahatsız olanların öfkelenmesini ve hatta nefret kusmasını yaygın bir hastalık olarak niteledi. Nefreti tedavi edecek bir ilaç bulunmadığını yazan Donat, yazısını görüntünün siyasette ihtiyaç duyulan baharın habercisi olmasını dileyerek bitirdi.

KaynakSabah
Son güncelleme02.11.2026 08:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
10 saat önce

Akdeniz Gerçek'teki köşe yazısında yazar, Anıtkabir'deki kol kola görüntünün abartıldığını, İYİ Parti tabanındaki rahatsızlığın anlaşılır olduğunu ancak gündemin asıl sorunlara çevrilmesi gerektiğini savundu.

Akdeniz Gerçek'te yayımlanan bir köşe yazısında yazar, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda Anıtkabir'de İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye merdivenlerden inerken yardım etmesinin bazı çevrelerce siyasi bir krize çevrildiğini savundu. Yazara göre bir nezaket görüntüsü, olduğundan çok daha büyük bir anlam yüklenerek tartışma malzemesi yapıldı.

Nezaket mi, siyasi mesaj mı

Yazar, rakip partilerin liderleri arasında insani ilişkilerin korunmasını demokratik siyasetin gereği sayıyor. Farklı görüşlerin birbirini sert biçimde eleştirmesinin kişisel düşmanlık anlamına gelmediğini, devlet adamlığının yalnızca kürsüde sert konuşmaktan ibaret olmadığını yazıyor. Dervişoğlu'nun siyasi yakınlaşma amacıyla Bahçeli'nin koluna girdiği görüşünde olmadığını belirten yazar, bir liderin diğerine yardım etmesinin onun politikalarını benimsediği anlamına gelmeyeceğini söylüyor. Aksi bir strateji izlense Dervişoğlu'nun şimdiye dek söylediklerinin boşa düşeceğini de ekliyor. Yazara göre siyasi rekabeti düşmanlığa dönüştüren taraf Bahçeli ve çevresi. Yazar, demokratik siyasette bugünün rakiplerinin yarının ortakları olabileceğini, makamların ve unvanların geçici, nezaket ile vicdanın ise kalıcı değerler olduğunu da hatırlatıyor.

İYİ Parti tabanındaki rahatsızlık

Yazı, görüntünün İYİ Parti seçmeninin bir bölümünde gönül kırıklığı yarattığını da kabul ediyor. Yazar bu tepkiyi gereksiz alınganlık saymanın siyasi psikolojiyi anlamamak olacağını belirtiyor ve partinin kuruluş hikâyesini, MHP ile yaşanan geçmişi hatırlatıyor. İYİ Parti'nin son olarak Çerçeve Yasa sürecinde de her kademede mücadele verdiğini yazan yazar, parti kurmaylarının böyle bir görüntünün oluşmasını önlemesi gerektiğini düşünüyor.

Yazar, Erhan Usta'nın tepkisini demokratik bir tutum sayıyor. Ali Güngör'e yapılan muamelenin Usta'ya yapılmamasını umduğunu söyleyen yazar, İYİ Parti'nin ayrışmaya değil birleşmeye ihtiyaç duyduğunu savunuyor.

Asıl gündem sorusu

Yazının ikinci yarısında vurgu, tartışmanın ölçüsüne kayıyor. Yazar; emeklinin geçim sıkıntısını, asgari ücretlinin hayat pahalılığıyla mücadelesini, gençlerin gelecek kaygısını, çiftçinin üretim maliyetlerini ve esnafın durgunluktan şikâyetini sıralıyor. Ardından bir kola girme görüntüsünün siyasi krize çevrilmesinden kimin yarar sağladığını soruyor. Olayın magazinleştirildiğini, toplumun dikkatinin ekonomiden, hukuktan ve yönetim sorumluluğundan uzaklaştırıldığını öne sürüyor.

Dervişoğlu'nun siyasi tercihlerinin elbette eleştirilebileceğini yazan yazar, bir insanın diğerine yardım etmesinin hesaplaşma konusu yapılmasını doğru bulmuyor. Tartışmayı "Cambaza bak, cambaza!" sözüyle özetleyen yazı, sert muhalefetin mümkün olduğunu ama nezaketsizliğin zorunlu olmadığını vurguluyor ve "İnsanlık siyasetten büyüktür" cümlesiyle bitiyor.

KaynakAkdeniz Gerçek
Son güncelleme02.11.2026 01:12
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu