55 dakika önce

Ali Karahasanoğlu, Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu temsilcilerinin duruşmaya gelişini sorguladı; İlker Aydın ve Orhan Cevahiroğlu'nun ifadelerini hatırlatarak sloganları yargılamadan ayrı tuttu.

Yeni Akit yazarı Ali Karahasanoğlu, İBB'ye açılan yolsuzluk davasını izlemek için gelen Avrupalı heyetleri ve Ekrem İmamoğlu'nun onlara teşekkürünü yazısında ele aldı. Yabancı gözlemcilerin salondaki varlığını soran Karahasanoğlu, İmamoğlu'na dönerek "Onların uçak biletlerini sen mi aldın, Ekrem?" dedi.

Yazar, bugünkü yazısında davadaki son gelişmeleri ve duruşmayı izleyen Avrupalı temsilcileri sert bir dille eleştirdi; bu ilginin gerekçesini sorguladı. Yazı hem heyet üyelerine hem de tanık beyanlarına yer veriyor. Karahasanoğlu, İmamoğlu'nun heyetlere İngilizce teşekkür etmesini yazısının çıkış noktası yaptı ve duruşmanın Avrupalı gözlemciler önünde yürütülmesini de bu tartışmanın bir parçası olarak ele aldı.

Avrupalı heyetlere eleştiri

Karahasanoğlu, salonda Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi'nin heyeti ile Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor'un da bulunduğunu yazdı. Marc Cools ve Bryony Rudkin gibi Avrupa Konseyi raportörlerinin ve başka kurum temsilcilerinin adlarını sıraladı.

Yazara göre İmamoğlu, salondaki yabancı konuklara İngilizce seslenerek hoş geldiniz dedi ve teşekkür etti. Karahasanoğlu bu sözleri, heyetlerin İmamoğlu'na destek için geldiğini düşündüğü şeklinde yorumladı. Avrupalı temsilcilerin Türkiye'deki yolsuzluk iddialarına bakışını da sorgulayan yazar, salondaki varlıklarının tarafsız bir izleme olup olmadığını sordu; yabancı heyetlerin yolsuzluk iddialarına da aynı titizlikle yaklaşması gerektiğini savundu.

Tanık ifadeleri üzerinden değerlendirme

Karahasanoğlu, İlker Aydın'ın duruşmadaki ifadesini hatırlattı. Aydın'ın "Süleyman Atik aracılığıyla 5 milyon dolar istendi. Paranın çekildiğini biliyorum, ama sonrasını gözümle görmedim" dediğini aktaran yazar, bu beyanın dava bakımından ağırlığına dikkat çekti. Yazı, tanık ifadelerinden iki örneği öne çıkarıyor: Aydın'ın para talebine ilişkin beyanı ile Cevahiroğlu'nun toplantı anlatımı.

Orhan Cevahiroğlu'nun geçmişte yapıldığını söylediği toplantılara dair anlatımına da yer veren Karahasanoğlu, Murat Kapki'nin tanığın kendisini tanımadığını öne çıkarmasını eleştirdi. Yazara göre yıllar sonra bir yüzü hatırlayamamak, anlatılan toplantıları tek başına geçersiz kılmaz.

Salondaki slogana tepki

Karahasanoğlu, duruşma salonunda atıldığını yazdığı Foncular içeri, başkanlar dışarı sloganını eleştirdi ve fon soruşturmasında tutuklananların sayısına dikkat çekti. İBB davasındaki suçlamaların ve tanık beyanlarının yerine siyasi sloganların öne çıkmasını yanlış bulan yazar, davanın kanıtlar üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Karahasanoğlu'na göre tartışmanın merkezinde sloganlar değil, mahkemeye sunulan deliller ve tanık beyanları bulunmalı.

KaynakYeni Akit Gazetesi
Son güncelleme04.11.2026 08:17
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
7 saat önce

KARAR yazarı İbrahim Kahveci, İmamoğlu'nun Silivri'den gönderdiği mektubu yayımladı; İmamoğlu fon vurgunuyla İBB operasyonlarının eşzamanlı olduğunu ve metro finansmanının zarar sayıldığını savundu.

KARAR yazarı İbrahim Kahveci, köşesinde Silivri'deki tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun kendisine gönderdiği mektubu yayımladı. Kahveci, yazısında Silivri'yi demokrasiden uzaklaşıldıkça ödenen bir fatura olarak tanımladı; mektubun analizini sonraki yazısına bıraktı.

İmamoğlu mektubunda, son iki yılı yargı baskıları ve tutukluluk süreçleriyle dolu bir dönem olarak niteledi. Ona göre Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kurumları getirdiği noktanın göstergesi, "Asrın Soygunu: Fon Vurgunu" süreciydi.

"Eşzamanlılık" iddiası

İmamoğlu, fon vurgunuyla İBB operasyonlarının aynı tarihlerde başladığını, birinde borsa ve SPK'ya müdahale edilmezken diğerinde belgesiz ve delilsiz operasyonlarla tutuklamaların art arda geldiğini öne sürdü. Bugünkü Adalet Bakanı'nın dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak 24 Şubat 2025'te İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'ne yazı yazıp diplomasının iptalini istediğini, iki gün sonra 26 Şubat 2025'te ise borsa soruşturması kapsamında SPK'ya müzekkere gönderdiğini anlattı.

İmamoğlu'na göre 19 Mart operasyonunun ardından borsa iki günde yüzde 16,3 değer kaybetti; piyasa çökerken TERA'nın ağırlık verdiği hisse sepeti zirve yaptı. Butlan kararı açıklandığında da borsa düştü, TERA ise o sırada 1 milyar 870 milyon dolarlık alım yapıyordu. Borsayı ve SPK'yı uyaran bazı isimlerin gözaltına alındığını da öne süren İmamoğlu, adı geçen bakanın SPK'ya yazı göndermesinin ardından bir yıl başsavcı, altı ay da bakan olarak görev yaptığını, bu sürede adli işlem yapılmadığını savundu. Fon vurgununun yargı ve siyaset ayağı ortaya çıkmadıkça gerçek failler hesap vermiş olmayacak diye yazdı.

53,5 milyar liralık "zarar" hesabı

İmamoğlu mektubun ikinci bölümünde iddianamedeki kredi suçlamasını ele aldı. Metro yatırımlarını finansman bulunamadığı için durmuş şantiyeleri ve ağır borcu devraldığı 2019'dan bu yana yürüttüklerini, o dönem belediye kasasında yalnızca 7 milyon lira bulunduğunu söyledi. Kamu bankalarından ve İller Bankası'ndan kredi alamadıklarını, dış kredi izinlerinin aylarca beklediğini ekledi.

İddianamede kamu zararı olarak gösterilen 53,5 milyar liranın üç kalemden oluştuğunu belirtti: 19,85 milyar lira kredi anapara ödemesi, iştiraklere yapılan 13,84 milyar lira ve projelerle bağlantısı kurulamadığı ileri sürülen 19,82 milyar lira. İBB'nin hiçbir kredi veya tahvil ödemesinde temerrüde düşmediğini, Sayıştay'ın beş yıl boyunca bu işlemlerle ilgili bulgu düzenlemediğini savundu. İmamoğlu, görev süresinde 65,1 kilometre raylı sistem hattı açtıklarını, yıllık metro üretimini 7,2 kilometreden 14 kilometreye çıkardıklarını söyledi.

KaynakKARAR
Son güncelleme04.11.2026 01:19
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu