1 saat önce

Milat Gazetesi yazarı Zeynep Alkış'a göre 27 Ekim seçimi Netanyahu karşıtı bir çoğunluk ihtimali doğurdu, ancak Filistin politikasını değiştirecek bir çoğunluğun varlığı henüz gösterilmiş değil.

Milat Gazetesi yazarı Zeynep Alkış, İsrail'de 27 Ekim'de yapılan genel seçimin ardından yazdığı köşe yazısında, sandalye dağılımının tek başına yeterli bir okuma sunmadığını savundu. Alkış'a göre asıl önemli olan, bu koltukların hangi siyasi çerçevede birleşebildiği. Yazar, Netanyahu'yu devirebilecek bir çoğunluğun mümkün göründüğünü, buna karşılık Filistin politikasını dönüştürecek bir çoğunluğun varlığının henüz kanıtlanmadığını yazdı.

Aritmetik elverişli, siyaset zor

Alkış'ın aktardığına göre Netanyahu karşıtı blok, Arap partileriyle birlikte 67 sandalyeye ulaşıyor. Yazar, bu rakamın kâğıt üzerinde hükümet kurmaya yettiğini, ancak siyasi engellerin sayısal imkânlardan daha ağır basabileceğini belirtti. Arap seçmenin temsilcilerinin hükümetin kaderini tayin edebilecek bir ağırlığa sahip olduğunu, fakat hükümetin siyasi istikametinde ne kadar söz hakkı elde edeceklerinin belirsiz kaldığını vurguladı.

Başbakan değişir, devlet çizgisi korunabilir

Yazara göre sandıktan farklı bir başbakan çıkabilir, ancak bunun farklı bir İsrail anlamına geleceğini düşünmek sonuçlara fazla anlam yüklemek olur. Alkış, devletlerin yönünü liderlerin kişiliklerinden çok kuruluş anlayışlarının, güvenlik doktrinlerinin, kurumların ve kendilerine atfettikleri tarihsel rolün belirlediğini savundu. Netanyahu'nun siyasi geleceğini önemli bulsa da bütün tabloyu onun ayrılışına bağlamanın, Filistin meselesini tek kişinin tercihlerine sıkıştırmak anlamına geldiğini yazdı. Ona göre işgal, yerleşim politikası ve Filistinlilerin egemenlik haklarına getirilen kısıtlar Netanyahu döneminden önce de vardı; bu yüzden onun gidişiyle kendiliğinden son bulacaklarını varsaymak için gerekçe yok.

İsrail toplumunu ve bütün Yahudileri tek bir siyasi iradeyle özdeşleştirmemek gerektiğini de ekleyen Alkış, ülke içinde işgale itiraz edenlerin, Filistinlilerle eşitliği savunanların ve hükümete karşı çıkanların bulunduğunu hatırlattı. Belirleyici olanın, bu seslerin devlet politikasını yönlendirecek güce erişip erişemediği olduğunu söyledi.

Muhalefetin hangi politikaya itiraz ettiği

Alkış, Netanyahu'ya muhalefet etmekle onun Filistin yaklaşımının temel varsayımlarına muhalefet etmenin aynı şey olmadığını yazdı. Yazara göre bir siyasetçi, Netanyahu'nun yönetim biçimini, yargıya müdahalesini ya da koalisyon ortaklarını kusurlu bulurken Filistin'in bağımsızlığı konusunda onunla aynı çizgide kalabilir. Bu nedenle muhalefetin hangi isimde uzlaştığından önce hangi politikaya itiraz ettiğine bakılmasını önerdi. Yazar şu soruları sıraladı: Yerleşimlerin yayılmasına karşı çıkılıyor mu, Filistinlilerin kendi geleceğini tayin hakkı tanınıyor mu, güvenlik sadece İsrailliler için değil Filistinliler için de temel bir ihtiyaç olarak görülüyor mu?

Yumuşak dil, aynı düzen riski

Alkış, bu sorulara yanıt verilmezse değişimin yeni bir sayfa gibi anlatılsa da var olan düzenin daha sevimli bir dille sürmesi anlamına gelebileceği uyarısında bulundu. Yazara göre lider değişimi, devlet üzerindeki uluslararası baskıyı da azaltabilir. Daha ılımlı açıklamalar ve yeniden canlanan diplomatik temaslar, politikanın özü aynı kalırken ilişkilerin normale dönmesine gerekçe yapılabilir; dünya yeni yönetime süre tanırken Filistinlilerin koşulları değişmeyebilir.

Alkış bununla birlikte liderler arasındaki farkların önemsiz olmadığını belirtti. Savaşın bitirilmesi, insani yardımın önünün açılması ya da yeni yerleşim kararlarının durdurulması insanların gündelik hayatında karşılık buluyor. Yazara göre seçimden sonra bakılacak yer başbakanlık koltuğundan çok daha geniş: koalisyon protokolü, arazi politikası, askerî uygulamalar ve Filistinlilerin siyasi geleceği konusunda kabul edilen sınırlar. Yazının kapanışında Alkış, asıl sorunun kimin başbakan olacağı değil, yeni hükümetin hangi hedeften geri adım atacağı olduğunu savundu.

KaynakMilat Gazetesi
Son güncelleme01.11.2026 01:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
2 saat önce

Daily Ummah'ın analizine göre İsrail seçiminde hiçbir blok hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamadı; Arap partilerinin 19 sandalyesi denklemi belirliyor ve erken seçim ihtimali öne çıkıyor.

İsrail'de yapılan genel seçimin ardından Knesset'te hükümet kurmaya yetecek bir çoğunluk ortaya çıkmadı. Daily Ummah'ın analizine göre Başbakan Netanyahu'nun başını çektiği sağ blok 53, Gadi Eisenkot'un öncülük ettiği muhalefet bloğu ise 48 sandalye kazandı. Arap partilerinin toplam 19 sandalyesi ise 120 sandalyeli mecliste gereken 61 eşiğine ulaşmayı iki blok açısından da zorlaştırdı.

Sandalye dağılımı

Parti bazında Likud 27 sandalyeyle birinci sıradaki konumunu korudu. Eisenkot'un başında olduğu Yaşar Partisi 21 sandalyeyle ikinci oldu. Haredi Şas Partisi'nin 6 sandalyede kalması, sağ bloğun toplam gücünü sınırlayan etkenlerden biri olarak gösterildi. Gözler, görevi verecek olan Cumhurbaşkanı İshak Herzog'un parti liderleriyle yapacağı istişarelere çevrildi.

Hükümet kurma süresi ve 61 eşiği

Hükümeti kurma görevini üstlenen adaya yasa 28 günlük süre tanıyor; bu süre gerekirse 14 gün daha uzatılabiliyor. Yine de hiçbir ittifakın tek başına 61'e ulaşamaması, alternatif formülleri gündeme getirse de her seçeneğin ciddi engellerle karşılaştığını gösteriyor.

Analize göre muhalefet, Arap partilerinin desteğini alırsa toplamda 67 sandalyeye çıkabiliyor. Ancak Naftali Bennett ve Avigdor Liberman gibi sağ kökenli muhalefet isimleri Arap partileriyle doğrudan koalisyona ya da dışarıdan destekli azınlık hükümetine mesafeli duruyor. Likud cephesi ise muhalefetin Arap partileriyle temaslarını siyasi baskı aracı olarak kullanıyor.

Muhalefetin meclis planı

Müzakereler sürerken muhalefetin Knesset Başkanlığı seçiminde inisiyatifi ele almak için Arap partileriyle ortak hareket edebileceği belirtiliyor. Başkanlığı kazanması halinde muhalefetin 7 Ekim 2023 güvenlik zaaflarını inceleyecek resmi bir soruşturma komisyonunu meclis gündemine taşımayı hedeflediği kaydediliyor.

Büyük koalisyon ve erken seçim

Netanyahu ile muhalefet arasında geniş tabanlı bir ulusal birlik hükümeti kurulması ihtimali ise zayıf görülüyor. Yargı reformu, Haredi nüfusun zorunlu askerlikten muafiyeti ve 7 Ekim sürecine dair resmi soruşturma konularında taraflar uzlaşmaz bir tutum sergiliyor. Siyasi analistler, tarafların taviz vermemesi nedeniyle erken seçimin en güçlü senaryo olduğunu vurguluyor. Dışarıdan destekli bir hükümet kurulsa bile yargı düzenlemeleri ya da güvenlik politikaları gibi başlıklarda kırılgan yapının hızla dağılabileceği belirtiliyor. Washington yönetiminin yeni bir seçim sarmalını önleyecek uzlaşmacı bir formülü tercih ettiği biliniyor, ancak kutuplaşma liderlerin ortak zeminde buluşmasını güçleştiriyor.

KaynakDaily Ummah
Son güncelleme01.11.2026 00:12
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
6 saat önce

Yüksek Seçim Kurulu, 6 Aralık'taki milletvekilliği erken genel seçimi ve yerel seçimler için aday listelerini geçici olarak yayımladı; itiraz süresi iki gün.

KKTC'de seçim kurulu (YSK), 6 Aralık'taki erken milletvekilliği seçimine ilişkin adayların listesini geçici olarak açıkladı. Aday başvuruları 30 Ekim'de alınmıştı. Adaylar, Seçim ve Halkoylaması Yasası'nın 58(7) maddesi gereği, başvuruların geliş sırasına göre dizildi. Liste, kurulun 15 numaralı duyurusunda yer aldı.

Kurul, yine 6 Aralık'ta gerçekleşecek yerel kuruluş organları seçimleri için ilçe seçim kurullarına iletilen başvuruları da aynı maddeye göre ve aynı sırayla geçici olarak duyurdu. Bu liste 16 numaralı duyuruda bulunuyor. Duyurulara göre itirazlar yalnızca ilgili ilçe seçim kuruluna yapılabilecek.

İlan edilen adaylara karşı her türlü yasal itiraz, 1 Kasım ile 2 Kasım Pazartesi günlerinde saat 08.00 ile 17.00 arasında ilgili ilçe seçim kuruluna yapılabilecek.

KaynaklarTopuz Gazetesi, Gündem Kıbrıs Gazetesi - Kıbrıs Haber, Bugün Kıbrıs, Kıbrıs Postası
Son güncelleme31.10.2026 20:10
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
Büyük Haber·10 saat önce

KKTC Yüksek Seçim Kurulu, erken genel ve yerel seçimlere ilişkin sandık seçmen listelerinin 7 Kasım'a kadar askıda kalacağını duyurdu. İtiraz ve başvurular yazılı delille yapılabilecek.

Kuzey Kıbrıs'taki erken genel seçim ve yerel yönetim seçimlerinin hazırlıkları sürerken, sandık seçmen listeleri yarın askıya çıkarılıyor. Yüksek Seçim Kurulu (YSK), altı ilçeyi kapsayan listelerin yedi gün boyunca, 7 Kasım Cumartesi gününe dek halkın incelemesine açık kalacağını bildirdi. Listeler Lefkoşa, Gazimağusa, Girne, Güzelyurt, İskele ve Lefke için hazırlandı.

Listelere nereden bakılacak

YSK'nın yayımladığı 14 numaralı duyuruya göre askı yerlerinin listesi ve seçim çevrelerinin sandık bölgelerine nasıl bölündüğünü gösteren cetveller, 1-7 Kasım arasında YSK ile mahkemelerin web sitelerinde duyurulacak. Seçmenler listeleri askı süresince her gün sabah dokuzdan akşam altı buçuğa kadar kontrol edebilecek.

İtiraz için saatler ve belgeler

İtirazını ya da başvurusunu yapmak isteyen seçmen, listelerin asıldığı yerde görevlendirilen kişilere veya doğrudan bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna gidebilecek. İş günlerinde başvurular 17.30 ile 18.30 arasında alınacak; hafta sonu gibi diğer günlerde sabah 09.00-10.00, akşam yine 17.30-18.30 aralığı kullanılacak. Son gün 7 Kasım.

Her başvurunun belgeyle desteklenmesi şart. Kimliği ve yurttaşlığı kanıtlamak için kimlik kartı ya da pasaport, kalıcı adresi göstermek için de muhtardan alınacak imzalı ve mühürlü bir belge kabul ediliyor. Belgede muhtarın yanı sıra iki ihtiyar heyeti üyesinin de imzası bulunması gerekiyor.

KaynaklarBugün Kıbrıs, Giynik Gazetesi, Kıbrıs Manşet, www.kibrisgercek.com ve +1 kaynak
Son güncelleme31.10.2026 16:12
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
11 saat önce

Rudaw'a göre iki parti de Senato'yu belirleyecek eyaletlere ve çekişmeli Meclis bölgelerine yoğunlaştı; seçmenlerin yarısı oyunu erken kullandı.

Amerika Birleşik Devletleri'nde 3 Kasım'daki Kongre ara seçimi yaklaşırken Demokratlar da Cumhuriyetçiler de kampanyalarını Senato'da dengeyi belirleyecek eyaletlere ve Temsilciler Meclisi'ndeki çekişmeli bölgelere kaydırdı. Rudaw'ın aktardığına göre yaklaşık 100 milyon seçmenin sandığa gitmesi bekleniyor ve seçmenlerin yarısı oyunu erken oylama yoluyla kullandı.

Senato'da 35 koltuk yarışıyor

Şu an 100 sandalyeli Senato'da 53 koltuk Cumhuriyetçilerde, 47 koltuk Demokratlarda bulunuyor. Seçimde 35 senatörlük yenilenecek; yani Senato'nun üçte birinden biraz fazlası sandığa gidiyor. Bunların 22'sini Cumhuriyetçiler, 13'ünü Demokratlar savunuyor. Demokratların Senato'da çoğunluğa ulaşması için net olarak en az dört sandalye kazanması şart. CNN'in yaptığı analize göre Demokratlar, toplam sandalye sayısını 49 ile 55 aralığına çıkarabilir. Bu, çoğunluğun el değiştirebileceği bir senaryoyu da içeriyor.

Temsilciler Meclisi'nde dar çoğunluk

Alt kanatta Cumhuriyetçilerin çoğunluğu çok kırılgan: 218 sandalye Cumhuriyetçilerde, 214 sandalye Demokratlarda. Kaliforniya ve Teksas'ta seçim bölgesi sınırlarının yeniden düzenlenmesi rekabeti sertleştirdi. Siyasi analiz kuruluşu Cook Political Report'a göre 435 üyeli Meclis'te 220 seçim bölgesi eğilim olarak Demokratlara yakın. Bu veri, Demokratların alt kanadı yeniden kazanma şansını güçlendiriyor.

Enflasyon ve akaryakıt fiyatları gündemde

Gözlemcilere göre akaryakıttaki yüksek fiyatlar, enflasyon ve artan yaşam maliyeti Cumhuriyetçi seçmeni sandığa gitmekten soğutuyor. Demokrat seçmende ise katılım isteği yükseliyor. Rudaw, iki partinin de bu tabloya göre stratejilerini yeniden şekillendirdiğini aktardı. Donald Trump'ın ekonomi kaynaklı popülarite kaybı da Cumhuriyetçiler için olumsuz bir unsur olarak değerlendiriliyor.

Cumhuriyetçilerin kampanya başkanı Senatör Tim Scott seçimden umutlu olduğunu söyledi. Demokrat Senatör Kirsten Gillibrand ise partisinin Senato'da altı sandalye daha kazanacağını ve Kongre'nin iki kanadında da hâkimiyet kuracağını öngördü.

KaynakRudaw
Son güncelleme31.10.2026 15:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
12 saat önce

Şarku'l Avsat'ın analizine göre ABD Başkan Yardımcısı Vance'in Muhsin Rızai'ye yazdığı mektup, Washington'ın 1991'den bu yana kullandığı ültimatom örnekleriyle benzerlik taşıyor.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai'ye gönderdiği ve 29 Ekim'de kamuoyuna duyurulan mektup, Şarku'l Avsat'ın analizinde ABD dış politikasındaki tarihsel bir örüntünün devamı olarak ele alındı. Yazıya göre bu örüntü, kaçınılmaz görünen saldırıyı önlemek için son bir fırsat sunmak ile müzakere koşullarını kesin şartlar üzerinden yeniden kurmak arasında gidip geliyor.

Mektubun içeriği ve Tahran'ın tutumu

Analizin aktardığına göre Washington, gerilimin azaltılması için İran'ın nükleer silah edinmesinin kesinlikle engellenmesini şart koşuyor. Buna karşılık Tahran'ın yıpranmış ekonomisini yeniden inşa etmesine yardımcı olmak için yaptırımların hafifletilmesini teklif ediyor. Şarku'l Avsat'ın Tesnim Haber Ajansı'ndan aktardığına göre Tahran mesajı aldığını doğruladı, "yedi şart"a bağlı kalacağını duyurdu ve önceden taviz vermeyi reddetti. Yazı, bu durumun mesajı ya son diplomatik fırsat ya da yakın bir çatışmanın habercisi hâline getirdiğini belirtiyor.

1991: Baker ve Tarık Aziz

Yazı, ABD'nin savaşlarından önce rakiplerine 'son dakika' mesajları gönderdiğini savunuyor. Analiz, İran'ın tutumunu Çöl Fırtınası Harekâtı öncesindeki gelişmelere benzetiyor. 9 Ocak 1991'de ABD Dışişleri Bakanı James Baker, Cenevre'de Iraklı mevkidaşı Tarık Aziz'e, Başkan Bush'un Saddam Hüseyin'e hitaben yazdığı bir mektubu teslim etti. Savaşın ardından aktarılanlara göre mektubu okuyan Aziz, dilinin devletler arası ilişkiye yakışmayan bir tehdit içerdiğini söyleyerek belgeyi masada bıraktı ve Bağdat'a iletmeyi reddetti. Görüşme sonuçsuz kaldı ve birkaç gün sonra harekât başladı.

2001 ve 1945 örnekleri

Yazı, 11 Eylül saldırılarının ardından Washington'ın Taliban'a Pakistan kanalıyla iletilen bir ültimatom verdiğini hatırlatıyor. Başkan George W. Bush 20 Eylül 2001'de Kongre önünde El Kaide liderlerinin teslim edilmesini ve eğitim kamplarının kapatılmasını talep etti. Molla Ömer ültimatomu reddetti, Usame bin Ladin'in teslimi öncesinde kanıt sunulmasını istedi. Washington bunu tanınan sürenin reddi saydı ve ABD, 7 Ekim 2001'de Afganistan'a hava saldırıları başlattı. Yazıya göre 20 yıl boyunca 800 binden fazla ABD askeri Afganistan Savaşı'na katıldı.

Analizin son örneği İkinci Dünya Savaşı dönemine ait. ABD Başkanı Truman, İsviçre kanalıyla Japonya'ya Potsdam Deklarasyonu'nu iletti ve koşulsuz teslimiyet çağrısı yaptı. Dönemin Japonya Başbakanı Kantaro Suzuki hükümetin yanıtını açıkladı. Yazıya göre kullandığı ifade, bildiriyi küçümseyerek görmezden gelmek anlamına geliyordu. Truman Ağustos 1945'te Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombası atılması emrini verdi.

KaynakŞarkul Avsat Türkçe
Son güncelleme31.10.2026 14:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
13 saat önce

Yakın Doğu Haber'e göre Trump yönetimi, 3 Kasım seçimleri öncesinde Alaska'da sonuçların onaylanmasının engellenmesini, Kaliforniya'da ise posta oylarının sayımının durdurulmasını talep etti.

Yakın Doğu Haber'in aktardığına göre Başkan Donald Trump'ın yönetimi, 3 Kasım'daki ara seçimlerden önce miting programını yeniden başlattı; amaç Cumhuriyetçilerin Kongre'de çoğunluğunu muhafaza etmek. Aynı dönemde Alaska ve Kaliforniya'da oyların sayımını ve sonuçların onaylanmasını etkileyebilecek hukuki girişimler de yoğunlaştı. Haber, bu adımların eyaletlerce yürütülen seçimlere federal baskı tartışmasını büyüttüğünü yazıyor.

Rekor erken oy

Florida Üniversitesi Seçim Laboratuvarı'nın verilerine bakılırsa 3 Kasım oylaması için şimdiye dek 48 milyona yakın erken oy kullanıldı. Bu rakam, ABD tarihindeki önceki ara seçimlerde kaydedilen erken oy sayılarının üzerinde. Posta yoluyla oy kullananlar arasında ABD doğumlu Papa Leo da var. Bağımsız analistler, Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi'ndeki dar çoğunluğu kaybetmesini beklerken Senato için çekişmeli bir yarış öngörüyor. Demokratlar Kongre'nin bir ya da iki kanadını kazanırsa yönetime yönelik soruşturmalar açmayı ve Trump'ın İran savaşını sona erdirmesi için baskıyı artırmayı planlıyor.

Alaska'da onayın engellenmesi talebi

Adalet Bakanlığı, perşembe günü Alaska'da açtığı değiştirilmiş davada, Cumhuriyetçilerin az farkla kaybetmesi halinde seçim sonuçlarının onaylanmasının engellenmesini istedi. Bakanlık, New York Times'ta çıkan ve Demokrat aktivistlerin Cumhuriyetçi adayla aynı adı taşıyan bir adayın yarışa girmesi için girişimde bulunduğunu öne süren habere dayandı. Alaska'daki yarış, Senato çoğunluğunu belirleyebilecek yarışlardan biri. FBI sözcüsü de kurumun bugün Adalet Bakanlığı binasında basın toplantısı yapmasının beklendiğini söyledi.

Kaliforniya'da mahkeme engeli

Kaliforniya'da Adalet Bakanlığı, vatandaş olmayanların oy kullandığı iddialarına ilişkin ceza soruşturması kapsamında eyalet seçim yetkililerine celpler gönderdi. Federal temyiz mahkemesi ise yönetimin, kayıtlı 20 binden fazla seçmenin posta yoluyla kullandığı oyların sayımını geçici olarak durdurma talebini bu hafta ikinci kez reddetti. Alt mahkeme de başvuruyu, yasal olarak oy kullanma hakkı bulunan binlerce seçmeyi mahrum bırakabileceği gerekçesiyle geri çevirmişti. Kaliforniyalı yetkililer, Adalet Bakanlığı'nın iddialarının güvenilirliği tartışmalı verilere dayandığını söyledi. Reuters'a konuşan eyalet seçim yetkilileri, Washington'dan yeni hukuki itirazlara hazırlandıklarını belirtti.

Dezenformasyon kaygısı

Trump, yıllardır kanıt sunmadan 2020 başkanlık seçimindeki yenilgisinin yaygın usulsüzlüklerden kaynaklandığını öne sürüyor; araştırmalar ve soruşturmalar ise ABD'de seçmen sahtekârlığının son derece nadir görüldüğünü ortaya koydu. Detroit seçim yönetimi de 2020'de oy sayımı sırasında yayılan komplo teorilerinin tekrarlanmaması için önlem alıyor. Seçimi yürüten ofisin bilgilendirme çalışmalarına yardım eden Matt Friedman, gece geç saatlerde gelecek kamyonların medya tarafından izlenebilmesini planladıklarını söyledi. Araçlar, 38 oy sandığındaki pusulaları önce imza kontrolü için seçim bürosuna, ardından sayım için Huntington Place'e taşıyacak.

KaynakYakın Doğu Haber
Son güncelleme31.10.2026 13:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
14 saat önce

30 Ekim'de Montreal'de buluşan taraflar, tedarik zincirlerini çeşitlendirmek için ortaklığı derinleştirme kararı aldı. Kanada, AB'nin Ukrayna kredisine katılma niyetini açıkladı.

Brüksel ve Ottawa, 30 Ekim'de Kanada'nın Montreal kentinde bir araya geldi. AFP'nin haberine göre taraflar stratejik alanlarda birlikte çalışmayı büyütmeye karar verdi; gündemde madenler, yapay zeka, e-ticaret ve savunma vardı. Amaç, kritik sektörlerde başkalarına muhtaç kalmamak ve tedarik zincirini tek kaynağa bağlamamak.

Madenler ve yapay zeka

AB, batarya ve temiz enerji teknolojilerinde kullanılan lityum, nikel gibi hammaddelerde Çin'e olan bağımlılığını azaltmak istiyor. Bu nedenle Kanada'nın maden zenginliğine daha rahat ulaşmayı hedefliyor. Avrupa Yatırım Bankası'nın Kanada'daki maden projelerini finanse etmesinin yolu da açılabilir.

Teknoloji tarafında Kanadalı araştırmacıların ve girişimlerin Avrupa'daki süper bilgisayar kapasitesini kullanması düşünülüyor. Kanada Başbakanı Mark Carney, yerli yapay zeka şirketi Cohere'ye 1 milyar avroluk yatırım yapılacağını da açıkladı.

Ukrayna'ya 90 milyar avro

Görüşmelerde Ukrayna'nın desteklenmesi de yer aldı. Ottawa, AB'nin Kiev için hazırladığı 90 milyar avroluk finansman paketine ortak olmak istediğini bildirdi. Böylece ekonomik ve teknolojik işbirliğine Rusya'nın savaşı karşısında siyasi dayanışma da eklendi. Tarafların dijital ticareti kolaylaştırma, Galileo uydu sistemi ve Erasmus öğrenci değişimi konularında da çalışmayı öngördüğü aktarıldı.

Tarifelerin gölgesinde yakınlaşma

Haberde yakınlaşmanın, Başkan Donald Trump'ın uyguladığı gümrük vergilerinin ve ticaret politikasının dünya genelinde belirsizlik doğurduğu bir sırada gündeme geldiği belirtildi. 2017'den bu yana yürürlükteki CETA anlaşması bu çerçevenin temeli olsa da iki taraf güvenlik ve teknoloji boyutu olan daha geniş bir ortaklığa yönelmek istiyor. Girişimin Japonya, Güney Kore ve Avustralya'yı da içine alan bir ağa evrilmesi tartışılıyor. Aktarılan değerlendirmeye göre amaç, ABD ve Çin'le bağları koparmak değil, hammadde, teknoloji ve ticarette ikinci seçenekler yaratmak.

KaynakNûmedya24
Son güncelleme31.10.2026 12:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
14 saat önce

Arakçi, Alman Başbakan Merz'in ABD-İran geriliminin Avrupa'ya maliyetine ilişkin sözlerini hedef aldı ve Merz'in geçen yıl saldırıları desteklediğini öne sürdü.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ABD ile İran arasındaki gerilimin Avrupa'ya 100 milyar avroyu geçen bir enerji faturası çıkardığını söylemişti. İran'ın Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu sözlere X hesabından karşılık verdi ve Merz'in açıklamasını paylaşırken Alman liderle doğrudan polemiğe girdi. Paylaşımda Almanya'nın tutumuna yönelik sert eleştiriler yer aldı.

Arakçi, 2025'te İsrail ile ABD'nin İran'a saldırmaya başladığı sırada Merz'in bu operasyonlara destek verdiğini öne sürdü. Arakçi'ye göre bu duruş, Avrupa'nın kendi menfaatine göre belirlediği politikaların yansımasıydı. Açıklama, gerilimin Avrupa ekonomisine etkilerinin konuşulduğu günlerde geldi.

İranlı Bakan, Avrupa'nın üstlendiği söylenen 100 milyar avroluk bedelin, İran ordusunun kendisine saldırmaya çalışanlara vereceği cevapla kıyaslandığında küçük kalacağını savundu. Paylaşımı "Kırmızı çizgiler artık mazide kaldı" cümlesiyle bitirdi.

KaynaklarGazete İlk Sayfa, Habertürk
Son güncelleme31.10.2026 12:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
14 saat önce

Ekonomist Ceyhun Elgin, Sırbistan'daki erken seçimi inceledi. Elgin'e göre büyüme ve ücret artışı, yolsuzluk algısı, eşitsizlik ve genç işsizliğinin önüne geçemedi.

Ekonomist Prof. Dr. Ceyhun Elgin, "Kayıt Dışı İktisat" kanalındaki yayınında Sırbistan'ın erken parlamento seçimini değerlendirdi. Elgin'e göre sonucun en şaşırtıcı yanı, ekonomik göstergelerin olumlu seyrettiği bir ortamda ortaya çıkmasıydı. Seçimde, medyaya, devlet imkânlarına ve güçlü bir parti örgütüne dayanan Aleksandar Vučić'in listesi, üniversite öğrencilerinin başını çektiği muhalif ittifakla yarıştı.

Rakamlar iktidardan yanaydı

Elgin, Dünya Bankası verilerinin Sırbistan'da istikrarlı bir büyümeye işaret ettiğini aktardı. Resmi istatistiklere göre enflasyondan arındırılmış net ücretler yüzde 8,5 yükselmişti; yıllık enflasyon ise yüzde 4,1 civarındaydı. Buna rağmen seçmenin değişimden yana oy kullandığını söyleyen Elgin, vatandaşın gelir artışının karşılığında iktidara sınırsız bir siyasi sadakat göstermediğini savundu.

Novi Sad faciası ve ihale tartışması

Elgin'e göre siyasi dönüşümün asıl tetikleyicisi Novi Sad tren garı faciası oldu. Kısa süre önce yenilenen istasyonda beton bir saçağın çökmesiyle 16 kişi öldü; bu olay adalet ve hesap verebilirlik taleplerini öne çıkardı. Gençlerin yönlendirdiği protestolar yolsuzluk iddialarını gündelik hayatı ve can güvenliğini ilgilendiren bir konuya dönüştürdü.

Elgin, Avrupa Komisyonu'nun raporuna da atıfta bulundu. Rapora göre olağan kamu ihale mevzuatının dışında tutulan sözleşmelerin toplam değeri 7 milyar avroyu bulurken, normal prosedürle bağlananlar 7,9 milyar avroda kalmıştı.

Eşitsizlik ve genç işsizliği

Elgin'in vurguladığı bir başka neden büyümenin hakkaniyetli paylaşılmamasıydı. Ortalama net ücret yüksek görünüyordu, ama çalışanların yarısı bu düzeyin epey altında kazanıyordu. Genel işsizlik yüzde 7,2'de dururken 15-24 yaş grubunda işsizlik yüzde 22'ye çıkmıştı. Elgin, yabancı sermayeye yaslanan modelin yerli firmaları geri plana ittiğini, işe alım ve sosyal yardımda ilişkilerin liyakatin yerine geçtiği algısının da adaletsizlik duygusunu büyüttüğünü söyledi.

Öğrenci hareketi sandığa nasıl yansıdı

Elgin'e göre üniversitelerden doğan hareket zamanla doktorları, akademisyenleri, çiftçileri ve çeşitli meslek örgütlerini içeren geniş bir ittifaka dönüştü. Hareket tek bir lider çıkarmak yerine sözcülerini sürekli değiştirdi; Elgin bu tercihin kişisel itibar saldırılarını etkisiz kıldığını savundu. Kapı kapı gezip mahallelerde güven kuran ittifak, seçime katılımı da artırdı.

Yeni dönemin sınavı

Elgin'in aktardığına göre yeni yönetimin programında şeffaf kamu ihaleleri, siyasetten arındırılmış kamu atamaları, bedava ders kitapları ve ulaşılabilir konut gibi vaatler yer alıyor. En zor sınavın kaynak bulmak olacağını söyleyen Elgin, yolsuzlukla mücadeleden gelecek bir defalık gelirlerin sağlık ve eğitim gibi kalıcı harcamaları karşılamaya yetmeyeceğini belirtti. Dış politikada sert bir yön değişikliği beklenmediğini, yeni ittifakın Rusya'ya yönelik yaptırımlara uzak duracağını duyurduğunu da ekledi.

KaynakPara Analiz
Son güncelleme31.10.2026 12:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
20 saat önce

AP'nin ABD'li yetkililere dayandırdığı habere göre Atlanta'daki toplantıda Washington geleneksel fotoğraf çekimini iptal etti.

ABD'nin Georgia eyaletindeki Atlanta kentinde düzenlenen G20 Dışişleri Bakanları Toplantısı, geleneksel aile fotoğrafı çekilmeden başladı. Bakanlar poz vermeden doğrudan açılış konuşmalarının yapılacağı salona geçti. Associated Press (AP), ABD'li yetkililere dayandırdığı haberinde, kimi Avrupalı diplomatların Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'la aynı karede görünmeyi istemediğini ve ABD'nin bu nedenle çekimi iptal ettiğini yazdı.

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Avrupalı ortakların Lavrov'la birlikte yer alacağı bir fotoğraf olmayacağını söyledi ve gerekçe olarak "Rusya ile normal bir ilişki söz konusu değil" ifadesini kullandı.

Haberde ayrıca Washington'ın, Rusya'ya yönelik sert açıklamalardan rahatsız olduğu Avrupalı NATO müttefiklerinden dilini yumuşatmasını istediği belirtildi. Pentagon'un Baltık ülkelerinden, yani Litvanya, Letonya ve Estonya'dan, Rusya'nın oluşturduğu tehdide dair söylemlerini azaltmalarını istediği aktarıldı.

KaynaklarCumhuriyet, Yeni Şafak
Son güncelleme31.10.2026 06:14
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
20 saat önce

Cumhuriyet'te yayımlanan değerlendirmeye göre 2026'da 70 ülkede 97 ulusal seçim planlandı. Brezilya, Sırbistan ve 3 Kasım'daki ABD ara seçimi öne çıkıyor.

Savaşlar, iklim krizi ve eşitsizliklerin yön verdiği bir dönemde dünya sandık başında. Cumhuriyet'te yayımlanan bir değerlendirmeye göre seçmenin iktidarları mı cezalandırdığı, yoksa gerçek bir değişim mi aradığı sorusu, Brezilya'dan Sırbistan'a ve ABD'ye uzanan seçimlerle yeniden tartışılıyor.

Seçim takvimi yoğun

Yazıda IFES Election Guide'ın 28 Ekim itibarıyla yayımladığı takvime atıf yapılıyor. Buna göre 2026 boyunca 70 ülkede toplam 97 ulusal seçim (yasama ya da yürütme) öngörülüyor ve bunların 66'sı 54 ülkede tamamlandı. Yıl içinde 14 referandum da planlanıyor. Maraton 2027'de sürecek: Fransa'da cumhurbaşkanlığı, Polonya, Finlandiya ve Estonya'da parlamento, Nijerya ve Kenya'da genel seçim bekleniyor. Metinde Türkiye'de erken seçim ihtimaline de dikkat çekiliyor.

Brezilya: Üç haftada tersine dönen yarış

Lula, 25 Ekim'deki ikinci turda yüzde 51,8 oy alıp Flávio Bolsonaro'yu geçti. İlk turda yaklaşık 2,2 milyon oy geride kalan Lula'nın kampanyasında ekonomik vaatlerin yanında demokrasinin korunması ve egemenlik vurgusu öne çıktı. Seçim, eski Cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro'nun 2022 sonrasında iktidarı devirmeye yönelik girişim nedeniyle mahkûm edilmesinin gölgesinde yapıldı. Donald Trump'ın Bolsonaro ailesine verdiği destek yarışı ABD'nin Latin Amerika'daki etkisine dair daha geniş bir tartışmaya taşıdı.

Seçimden sonra da gerilim sürdü. Yenilgiyi kabul etmeyen Flávio Bolsonaro, kara para aklama soruşturması nedeniyle pasaportlarını bırakmasını isteyen Yüksek Mahkeme kararına uymayarak ABD'ye gitti. Bolsonaro suçlamaları reddederken ABD yönetimi kendisine ve ailesine vize verileceğini açıkladı. Lula'nın önünde ise zor bir tablo var: Kongre'deki denge sağa kaymış durumda, ekonomik sorunlar, kamu borcu ve kutuplaşma da gündemde.

Sırbistan: Sokaktan parlamentoya

Kasım 2024'te Novi Sad'daki tren istasyonunun çatısının çökmesi ve çok sayıda kişinin ölmesi, ülkede öğrencilerin öncülük ettiği büyük protestoları başlatmıştı. Yolsuzluk, hesap verebilirlik ve hukukun üstünlüğü talepleriyle büyüyen eylemler yaklaşık iki yıl sürdü ve 25 Ekim'deki erken parlamento seçimine taşındı. 26 Ekim'de açıklanan ön sonuçlara göre öğrenci hareketinin desteklediği liste yüzde 52,71 oyla 250 sandalyeli parlamentoda 140 milletvekilliği kazandı. Aleksandar Vučić'in desteklediği liste yüzde 39,17 ile 104 sandalyede kaldı. Vučić, yenilgiyi seçimin yapıldığı akşam kabul etti.

Metne göre bu sonuç, 2012'den beri ülke yönetiminde belirleyici olan bir hareketin devlet kurumları ve medya üzerindeki etkisine rağmen sandıkta yenilebildiğini gösteriyor. Öğrenci hareketinin desteklediği geniş birliğin şimdi farklı beklentileri ortak bir yönetim programında buluşturması gerekiyor.

ABD'de ara seçim sınavı

Gözler şimdi 3 Kasım'da ABD'de yapılacak ara seçimde. Temsilciler Meclisi'nin 435 sandalyesinin tamamı ve Senato'daki 35 sandalye için oy kullanılacak. Cumhuriyetçiler her iki kanatta çoğunluğu elinde tutuyor. Son Reuters/Ipsos araştırmasında Trump'ın görev onayı yüzde 32'ye gerilerken Kongre oylamasında Demokratların öne çıktığı görülüyor. Değerlendirmeye göre Kongre'de çoğunluk el değiştirirse yönetimin yasama programı ve denetim süreci etkilenebilir; buna karşın Başkan'ın veto yetkisi ile yürütmedeki ağırlığı devam edecek.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme31.10.2026 06:14
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu