1 saat önce

Şarku'l Avsat'ın analizine göre ABD Başkan Yardımcısı Vance'in Muhsin Rızai'ye yazdığı mektup, Washington'ın 1991'den bu yana kullandığı ültimatom örnekleriyle benzerlik taşıyor.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai'ye gönderdiği ve 29 Ekim'de kamuoyuna duyurulan mektup, Şarku'l Avsat'ın analizinde ABD dış politikasındaki tarihsel bir örüntünün devamı olarak ele alındı. Yazıya göre bu örüntü, kaçınılmaz görünen saldırıyı önlemek için son bir fırsat sunmak ile müzakere koşullarını kesin şartlar üzerinden yeniden kurmak arasında gidip geliyor.

Mektubun içeriği ve Tahran'ın tutumu

Analizin aktardığına göre Washington, gerilimin azaltılması için İran'ın nükleer silah edinmesinin kesinlikle engellenmesini şart koşuyor. Buna karşılık Tahran'ın yıpranmış ekonomisini yeniden inşa etmesine yardımcı olmak için yaptırımların hafifletilmesini teklif ediyor. Şarku'l Avsat'ın Tesnim Haber Ajansı'ndan aktardığına göre Tahran mesajı aldığını doğruladı, "yedi şart"a bağlı kalacağını duyurdu ve önceden taviz vermeyi reddetti. Yazı, bu durumun mesajı ya son diplomatik fırsat ya da yakın bir çatışmanın habercisi hâline getirdiğini belirtiyor.

1991: Baker ve Tarık Aziz

Yazı, ABD'nin savaşlarından önce rakiplerine 'son dakika' mesajları gönderdiğini savunuyor. Analiz, İran'ın tutumunu Çöl Fırtınası Harekâtı öncesindeki gelişmelere benzetiyor. 9 Ocak 1991'de ABD Dışişleri Bakanı James Baker, Cenevre'de Iraklı mevkidaşı Tarık Aziz'e, Başkan Bush'un Saddam Hüseyin'e hitaben yazdığı bir mektubu teslim etti. Savaşın ardından aktarılanlara göre mektubu okuyan Aziz, dilinin devletler arası ilişkiye yakışmayan bir tehdit içerdiğini söyleyerek belgeyi masada bıraktı ve Bağdat'a iletmeyi reddetti. Görüşme sonuçsuz kaldı ve birkaç gün sonra harekât başladı.

2001 ve 1945 örnekleri

Yazı, 11 Eylül saldırılarının ardından Washington'ın Taliban'a Pakistan kanalıyla iletilen bir ültimatom verdiğini hatırlatıyor. Başkan George W. Bush 20 Eylül 2001'de Kongre önünde El Kaide liderlerinin teslim edilmesini ve eğitim kamplarının kapatılmasını talep etti. Molla Ömer ültimatomu reddetti, Usame bin Ladin'in teslimi öncesinde kanıt sunulmasını istedi. Washington bunu tanınan sürenin reddi saydı ve ABD, 7 Ekim 2001'de Afganistan'a hava saldırıları başlattı. Yazıya göre 20 yıl boyunca 800 binden fazla ABD askeri Afganistan Savaşı'na katıldı.

Analizin son örneği İkinci Dünya Savaşı dönemine ait. ABD Başkanı Truman, İsviçre kanalıyla Japonya'ya Potsdam Deklarasyonu'nu iletti ve koşulsuz teslimiyet çağrısı yaptı. Dönemin Japonya Başbakanı Kantaro Suzuki hükümetin yanıtını açıkladı. Yazıya göre kullandığı ifade, bildiriyi küçümseyerek görmezden gelmek anlamına geliyordu. Truman Ağustos 1945'te Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombası atılması emrini verdi.

KaynakŞarkul Avsat Türkçe
Son güncelleme31.10.2026 14:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 dakika önce

Rudaw'a göre iki parti de Senato'yu belirleyecek eyaletlere ve çekişmeli Meclis bölgelerine yoğunlaştı; seçmenlerin yarısı oyunu erken kullandı.

Amerika Birleşik Devletleri'nde 3 Kasım'daki Kongre ara seçimi yaklaşırken Demokratlar da Cumhuriyetçiler de kampanyalarını Senato'da dengeyi belirleyecek eyaletlere ve Temsilciler Meclisi'ndeki çekişmeli bölgelere kaydırdı. Rudaw'ın aktardığına göre yaklaşık 100 milyon seçmenin sandığa gitmesi bekleniyor ve seçmenlerin yarısı oyunu erken oylama yoluyla kullandı.

Senato'da 35 koltuk yarışıyor

Şu an 100 sandalyeli Senato'da 53 koltuk Cumhuriyetçilerde, 47 koltuk Demokratlarda bulunuyor. Seçimde 35 senatörlük yenilenecek; yani Senato'nun üçte birinden biraz fazlası sandığa gidiyor. Bunların 22'sini Cumhuriyetçiler, 13'ünü Demokratlar savunuyor. Demokratların Senato'da çoğunluğa ulaşması için net olarak en az dört sandalye kazanması şart. CNN'in yaptığı analize göre Demokratlar, toplam sandalye sayısını 49 ile 55 aralığına çıkarabilir. Bu, çoğunluğun el değiştirebileceği bir senaryoyu da içeriyor.

Temsilciler Meclisi'nde dar çoğunluk

Alt kanatta Cumhuriyetçilerin çoğunluğu çok kırılgan: 218 sandalye Cumhuriyetçilerde, 214 sandalye Demokratlarda. Kaliforniya ve Teksas'ta seçim bölgesi sınırlarının yeniden düzenlenmesi rekabeti sertleştirdi. Siyasi analiz kuruluşu Cook Political Report'a göre 435 üyeli Meclis'te 220 seçim bölgesi eğilim olarak Demokratlara yakın. Bu veri, Demokratların alt kanadı yeniden kazanma şansını güçlendiriyor.

Enflasyon ve akaryakıt fiyatları gündemde

Gözlemcilere göre akaryakıttaki yüksek fiyatlar, enflasyon ve artan yaşam maliyeti Cumhuriyetçi seçmeni sandığa gitmekten soğutuyor. Demokrat seçmende ise katılım isteği yükseliyor. Rudaw, iki partinin de bu tabloya göre stratejilerini yeniden şekillendirdiğini aktardı. Donald Trump'ın ekonomi kaynaklı popülarite kaybı da Cumhuriyetçiler için olumsuz bir unsur olarak değerlendiriliyor.

Cumhuriyetçilerin kampanya başkanı Senatör Tim Scott seçimden umutlu olduğunu söyledi. Demokrat Senatör Kirsten Gillibrand ise partisinin Senato'da altı sandalye daha kazanacağını ve Kongre'nin iki kanadında da hâkimiyet kuracağını öngördü.

KaynakRudaw
Son güncelleme31.10.2026 15:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
2 saat önce

Yakın Doğu Haber'e göre Trump yönetimi, 3 Kasım seçimleri öncesinde Alaska'da sonuçların onaylanmasının engellenmesini, Kaliforniya'da ise posta oylarının sayımının durdurulmasını talep etti.

Yakın Doğu Haber'in aktardığına göre Başkan Donald Trump'ın yönetimi, 3 Kasım'daki ara seçimlerden önce miting programını yeniden başlattı; amaç Cumhuriyetçilerin Kongre'de çoğunluğunu muhafaza etmek. Aynı dönemde Alaska ve Kaliforniya'da oyların sayımını ve sonuçların onaylanmasını etkileyebilecek hukuki girişimler de yoğunlaştı. Haber, bu adımların eyaletlerce yürütülen seçimlere federal baskı tartışmasını büyüttüğünü yazıyor.

Rekor erken oy

Florida Üniversitesi Seçim Laboratuvarı'nın verilerine bakılırsa 3 Kasım oylaması için şimdiye dek 48 milyona yakın erken oy kullanıldı. Bu rakam, ABD tarihindeki önceki ara seçimlerde kaydedilen erken oy sayılarının üzerinde. Posta yoluyla oy kullananlar arasında ABD doğumlu Papa Leo da var. Bağımsız analistler, Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi'ndeki dar çoğunluğu kaybetmesini beklerken Senato için çekişmeli bir yarış öngörüyor. Demokratlar Kongre'nin bir ya da iki kanadını kazanırsa yönetime yönelik soruşturmalar açmayı ve Trump'ın İran savaşını sona erdirmesi için baskıyı artırmayı planlıyor.

Alaska'da onayın engellenmesi talebi

Adalet Bakanlığı, perşembe günü Alaska'da açtığı değiştirilmiş davada, Cumhuriyetçilerin az farkla kaybetmesi halinde seçim sonuçlarının onaylanmasının engellenmesini istedi. Bakanlık, New York Times'ta çıkan ve Demokrat aktivistlerin Cumhuriyetçi adayla aynı adı taşıyan bir adayın yarışa girmesi için girişimde bulunduğunu öne süren habere dayandı. Alaska'daki yarış, Senato çoğunluğunu belirleyebilecek yarışlardan biri. FBI sözcüsü de kurumun bugün Adalet Bakanlığı binasında basın toplantısı yapmasının beklendiğini söyledi.

Kaliforniya'da mahkeme engeli

Kaliforniya'da Adalet Bakanlığı, vatandaş olmayanların oy kullandığı iddialarına ilişkin ceza soruşturması kapsamında eyalet seçim yetkililerine celpler gönderdi. Federal temyiz mahkemesi ise yönetimin, kayıtlı 20 binden fazla seçmenin posta yoluyla kullandığı oyların sayımını geçici olarak durdurma talebini bu hafta ikinci kez reddetti. Alt mahkeme de başvuruyu, yasal olarak oy kullanma hakkı bulunan binlerce seçmeyi mahrum bırakabileceği gerekçesiyle geri çevirmişti. Kaliforniyalı yetkililer, Adalet Bakanlığı'nın iddialarının güvenilirliği tartışmalı verilere dayandığını söyledi. Reuters'a konuşan eyalet seçim yetkilileri, Washington'dan yeni hukuki itirazlara hazırlandıklarını belirtti.

Dezenformasyon kaygısı

Trump, yıllardır kanıt sunmadan 2020 başkanlık seçimindeki yenilgisinin yaygın usulsüzlüklerden kaynaklandığını öne sürüyor; araştırmalar ve soruşturmalar ise ABD'de seçmen sahtekârlığının son derece nadir görüldüğünü ortaya koydu. Detroit seçim yönetimi de 2020'de oy sayımı sırasında yayılan komplo teorilerinin tekrarlanmaması için önlem alıyor. Seçimi yürüten ofisin bilgilendirme çalışmalarına yardım eden Matt Friedman, gece geç saatlerde gelecek kamyonların medya tarafından izlenebilmesini planladıklarını söyledi. Araçlar, 38 oy sandığındaki pusulaları önce imza kontrolü için seçim bürosuna, ardından sayım için Huntington Place'e taşıyacak.

KaynakYakın Doğu Haber
Son güncelleme31.10.2026 13:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
2 saat önce

30 Ekim'de Montreal'de buluşan taraflar, tedarik zincirlerini çeşitlendirmek için ortaklığı derinleştirme kararı aldı. Kanada, AB'nin Ukrayna kredisine katılma niyetini açıkladı.

Brüksel ve Ottawa, 30 Ekim'de Kanada'nın Montreal kentinde bir araya geldi. AFP'nin haberine göre taraflar stratejik alanlarda birlikte çalışmayı büyütmeye karar verdi; gündemde madenler, yapay zeka, e-ticaret ve savunma vardı. Amaç, kritik sektörlerde başkalarına muhtaç kalmamak ve tedarik zincirini tek kaynağa bağlamamak.

Madenler ve yapay zeka

AB, batarya ve temiz enerji teknolojilerinde kullanılan lityum, nikel gibi hammaddelerde Çin'e olan bağımlılığını azaltmak istiyor. Bu nedenle Kanada'nın maden zenginliğine daha rahat ulaşmayı hedefliyor. Avrupa Yatırım Bankası'nın Kanada'daki maden projelerini finanse etmesinin yolu da açılabilir.

Teknoloji tarafında Kanadalı araştırmacıların ve girişimlerin Avrupa'daki süper bilgisayar kapasitesini kullanması düşünülüyor. Kanada Başbakanı Mark Carney, yerli yapay zeka şirketi Cohere'ye 1 milyar avroluk yatırım yapılacağını da açıkladı.

Ukrayna'ya 90 milyar avro

Görüşmelerde Ukrayna'nın desteklenmesi de yer aldı. Ottawa, AB'nin Kiev için hazırladığı 90 milyar avroluk finansman paketine ortak olmak istediğini bildirdi. Böylece ekonomik ve teknolojik işbirliğine Rusya'nın savaşı karşısında siyasi dayanışma da eklendi. Tarafların dijital ticareti kolaylaştırma, Galileo uydu sistemi ve Erasmus öğrenci değişimi konularında da çalışmayı öngördüğü aktarıldı.

Tarifelerin gölgesinde yakınlaşma

Haberde yakınlaşmanın, Başkan Donald Trump'ın uyguladığı gümrük vergilerinin ve ticaret politikasının dünya genelinde belirsizlik doğurduğu bir sırada gündeme geldiği belirtildi. 2017'den bu yana yürürlükteki CETA anlaşması bu çerçevenin temeli olsa da iki taraf güvenlik ve teknoloji boyutu olan daha geniş bir ortaklığa yönelmek istiyor. Girişimin Japonya, Güney Kore ve Avustralya'yı da içine alan bir ağa evrilmesi tartışılıyor. Aktarılan değerlendirmeye göre amaç, ABD ve Çin'le bağları koparmak değil, hammadde, teknoloji ve ticarette ikinci seçenekler yaratmak.

KaynakNûmedya24
Son güncelleme31.10.2026 12:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
2 saat önce

Arakçi, Alman Başbakan Merz'in ABD-İran geriliminin Avrupa'ya maliyetine ilişkin sözlerini hedef aldı ve Merz'in geçen yıl saldırıları desteklediğini öne sürdü.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ABD ile İran arasındaki gerilimin Avrupa'ya 100 milyar avroyu geçen bir enerji faturası çıkardığını söylemişti. İran'ın Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu sözlere X hesabından karşılık verdi ve Merz'in açıklamasını paylaşırken Alman liderle doğrudan polemiğe girdi. Paylaşımda Almanya'nın tutumuna yönelik sert eleştiriler yer aldı.

Arakçi, 2025'te İsrail ile ABD'nin İran'a saldırmaya başladığı sırada Merz'in bu operasyonlara destek verdiğini öne sürdü. Arakçi'ye göre bu duruş, Avrupa'nın kendi menfaatine göre belirlediği politikaların yansımasıydı. Açıklama, gerilimin Avrupa ekonomisine etkilerinin konuşulduğu günlerde geldi.

İranlı Bakan, Avrupa'nın üstlendiği söylenen 100 milyar avroluk bedelin, İran ordusunun kendisine saldırmaya çalışanlara vereceği cevapla kıyaslandığında küçük kalacağını savundu. Paylaşımı "Kırmızı çizgiler artık mazide kaldı" cümlesiyle bitirdi.

KaynaklarGazete İlk Sayfa, Habertürk
Son güncelleme31.10.2026 12:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
3 saat önce

Ekonomist Ceyhun Elgin, Sırbistan'daki erken seçimi inceledi. Elgin'e göre büyüme ve ücret artışı, yolsuzluk algısı, eşitsizlik ve genç işsizliğinin önüne geçemedi.

Ekonomist Prof. Dr. Ceyhun Elgin, "Kayıt Dışı İktisat" kanalındaki yayınında Sırbistan'ın erken parlamento seçimini değerlendirdi. Elgin'e göre sonucun en şaşırtıcı yanı, ekonomik göstergelerin olumlu seyrettiği bir ortamda ortaya çıkmasıydı. Seçimde, medyaya, devlet imkânlarına ve güçlü bir parti örgütüne dayanan Aleksandar Vučić'in listesi, üniversite öğrencilerinin başını çektiği muhalif ittifakla yarıştı.

Rakamlar iktidardan yanaydı

Elgin, Dünya Bankası verilerinin Sırbistan'da istikrarlı bir büyümeye işaret ettiğini aktardı. Resmi istatistiklere göre enflasyondan arındırılmış net ücretler yüzde 8,5 yükselmişti; yıllık enflasyon ise yüzde 4,1 civarındaydı. Buna rağmen seçmenin değişimden yana oy kullandığını söyleyen Elgin, vatandaşın gelir artışının karşılığında iktidara sınırsız bir siyasi sadakat göstermediğini savundu.

Novi Sad faciası ve ihale tartışması

Elgin'e göre siyasi dönüşümün asıl tetikleyicisi Novi Sad tren garı faciası oldu. Kısa süre önce yenilenen istasyonda beton bir saçağın çökmesiyle 16 kişi öldü; bu olay adalet ve hesap verebilirlik taleplerini öne çıkardı. Gençlerin yönlendirdiği protestolar yolsuzluk iddialarını gündelik hayatı ve can güvenliğini ilgilendiren bir konuya dönüştürdü.

Elgin, Avrupa Komisyonu'nun raporuna da atıfta bulundu. Rapora göre olağan kamu ihale mevzuatının dışında tutulan sözleşmelerin toplam değeri 7 milyar avroyu bulurken, normal prosedürle bağlananlar 7,9 milyar avroda kalmıştı.

Eşitsizlik ve genç işsizliği

Elgin'in vurguladığı bir başka neden büyümenin hakkaniyetli paylaşılmamasıydı. Ortalama net ücret yüksek görünüyordu, ama çalışanların yarısı bu düzeyin epey altında kazanıyordu. Genel işsizlik yüzde 7,2'de dururken 15-24 yaş grubunda işsizlik yüzde 22'ye çıkmıştı. Elgin, yabancı sermayeye yaslanan modelin yerli firmaları geri plana ittiğini, işe alım ve sosyal yardımda ilişkilerin liyakatin yerine geçtiği algısının da adaletsizlik duygusunu büyüttüğünü söyledi.

Öğrenci hareketi sandığa nasıl yansıdı

Elgin'e göre üniversitelerden doğan hareket zamanla doktorları, akademisyenleri, çiftçileri ve çeşitli meslek örgütlerini içeren geniş bir ittifaka dönüştü. Hareket tek bir lider çıkarmak yerine sözcülerini sürekli değiştirdi; Elgin bu tercihin kişisel itibar saldırılarını etkisiz kıldığını savundu. Kapı kapı gezip mahallelerde güven kuran ittifak, seçime katılımı da artırdı.

Yeni dönemin sınavı

Elgin'in aktardığına göre yeni yönetimin programında şeffaf kamu ihaleleri, siyasetten arındırılmış kamu atamaları, bedava ders kitapları ve ulaşılabilir konut gibi vaatler yer alıyor. En zor sınavın kaynak bulmak olacağını söyleyen Elgin, yolsuzlukla mücadeleden gelecek bir defalık gelirlerin sağlık ve eğitim gibi kalıcı harcamaları karşılamaya yetmeyeceğini belirtti. Dış politikada sert bir yön değişikliği beklenmediğini, yeni ittifakın Rusya'ya yönelik yaptırımlara uzak duracağını duyurduğunu da ekledi.

KaynakPara Analiz
Son güncelleme31.10.2026 12:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
9 saat önce

AP'nin ABD'li yetkililere dayandırdığı habere göre Atlanta'daki toplantıda Washington geleneksel fotoğraf çekimini iptal etti.

ABD'nin Georgia eyaletindeki Atlanta kentinde düzenlenen G20 Dışişleri Bakanları Toplantısı, geleneksel aile fotoğrafı çekilmeden başladı. Bakanlar poz vermeden doğrudan açılış konuşmalarının yapılacağı salona geçti. Associated Press (AP), ABD'li yetkililere dayandırdığı haberinde, kimi Avrupalı diplomatların Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'la aynı karede görünmeyi istemediğini ve ABD'nin bu nedenle çekimi iptal ettiğini yazdı.

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Avrupalı ortakların Lavrov'la birlikte yer alacağı bir fotoğraf olmayacağını söyledi ve gerekçe olarak "Rusya ile normal bir ilişki söz konusu değil" ifadesini kullandı.

Haberde ayrıca Washington'ın, Rusya'ya yönelik sert açıklamalardan rahatsız olduğu Avrupalı NATO müttefiklerinden dilini yumuşatmasını istediği belirtildi. Pentagon'un Baltık ülkelerinden, yani Litvanya, Letonya ve Estonya'dan, Rusya'nın oluşturduğu tehdide dair söylemlerini azaltmalarını istediği aktarıldı.

KaynaklarCumhuriyet, Yeni Şafak
Son güncelleme31.10.2026 06:14
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
9 saat önce

Cumhuriyet'te yayımlanan değerlendirmeye göre 2026'da 70 ülkede 97 ulusal seçim planlandı. Brezilya, Sırbistan ve 3 Kasım'daki ABD ara seçimi öne çıkıyor.

Savaşlar, iklim krizi ve eşitsizliklerin yön verdiği bir dönemde dünya sandık başında. Cumhuriyet'te yayımlanan bir değerlendirmeye göre seçmenin iktidarları mı cezalandırdığı, yoksa gerçek bir değişim mi aradığı sorusu, Brezilya'dan Sırbistan'a ve ABD'ye uzanan seçimlerle yeniden tartışılıyor.

Seçim takvimi yoğun

Yazıda IFES Election Guide'ın 28 Ekim itibarıyla yayımladığı takvime atıf yapılıyor. Buna göre 2026 boyunca 70 ülkede toplam 97 ulusal seçim (yasama ya da yürütme) öngörülüyor ve bunların 66'sı 54 ülkede tamamlandı. Yıl içinde 14 referandum da planlanıyor. Maraton 2027'de sürecek: Fransa'da cumhurbaşkanlığı, Polonya, Finlandiya ve Estonya'da parlamento, Nijerya ve Kenya'da genel seçim bekleniyor. Metinde Türkiye'de erken seçim ihtimaline de dikkat çekiliyor.

Brezilya: Üç haftada tersine dönen yarış

Lula, 25 Ekim'deki ikinci turda yüzde 51,8 oy alıp Flávio Bolsonaro'yu geçti. İlk turda yaklaşık 2,2 milyon oy geride kalan Lula'nın kampanyasında ekonomik vaatlerin yanında demokrasinin korunması ve egemenlik vurgusu öne çıktı. Seçim, eski Cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro'nun 2022 sonrasında iktidarı devirmeye yönelik girişim nedeniyle mahkûm edilmesinin gölgesinde yapıldı. Donald Trump'ın Bolsonaro ailesine verdiği destek yarışı ABD'nin Latin Amerika'daki etkisine dair daha geniş bir tartışmaya taşıdı.

Seçimden sonra da gerilim sürdü. Yenilgiyi kabul etmeyen Flávio Bolsonaro, kara para aklama soruşturması nedeniyle pasaportlarını bırakmasını isteyen Yüksek Mahkeme kararına uymayarak ABD'ye gitti. Bolsonaro suçlamaları reddederken ABD yönetimi kendisine ve ailesine vize verileceğini açıkladı. Lula'nın önünde ise zor bir tablo var: Kongre'deki denge sağa kaymış durumda, ekonomik sorunlar, kamu borcu ve kutuplaşma da gündemde.

Sırbistan: Sokaktan parlamentoya

Kasım 2024'te Novi Sad'daki tren istasyonunun çatısının çökmesi ve çok sayıda kişinin ölmesi, ülkede öğrencilerin öncülük ettiği büyük protestoları başlatmıştı. Yolsuzluk, hesap verebilirlik ve hukukun üstünlüğü talepleriyle büyüyen eylemler yaklaşık iki yıl sürdü ve 25 Ekim'deki erken parlamento seçimine taşındı. 26 Ekim'de açıklanan ön sonuçlara göre öğrenci hareketinin desteklediği liste yüzde 52,71 oyla 250 sandalyeli parlamentoda 140 milletvekilliği kazandı. Aleksandar Vučić'in desteklediği liste yüzde 39,17 ile 104 sandalyede kaldı. Vučić, yenilgiyi seçimin yapıldığı akşam kabul etti.

Metne göre bu sonuç, 2012'den beri ülke yönetiminde belirleyici olan bir hareketin devlet kurumları ve medya üzerindeki etkisine rağmen sandıkta yenilebildiğini gösteriyor. Öğrenci hareketinin desteklediği geniş birliğin şimdi farklı beklentileri ortak bir yönetim programında buluşturması gerekiyor.

ABD'de ara seçim sınavı

Gözler şimdi 3 Kasım'da ABD'de yapılacak ara seçimde. Temsilciler Meclisi'nin 435 sandalyesinin tamamı ve Senato'daki 35 sandalye için oy kullanılacak. Cumhuriyetçiler her iki kanatta çoğunluğu elinde tutuyor. Son Reuters/Ipsos araştırmasında Trump'ın görev onayı yüzde 32'ye gerilerken Kongre oylamasında Demokratların öne çıktığı görülüyor. Değerlendirmeye göre Kongre'de çoğunluk el değiştirirse yönetimin yasama programı ve denetim süreci etkilenebilir; buna karşın Başkan'ın veto yetkisi ile yürütmedeki ağırlığı devam edecek.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme31.10.2026 06:14
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
10 saat önce

Polonya Anayasa Mahkemesi'nin Başkanı ve Başkan Yardımcısı görevden uzaklaştırıldı. Mahkeme önünde PiS'lilerin de katıldığı gösteri düzenlendi, polis 3 kişiyi gözaltına aldı; Cumhurbaşkanı Nawrocki ülkeye döndü.

Polonya'da Anayasa Mahkemesi Başkanı Bogdan Swieczkowski ile Başkan Yardımcısı Bartlomiej Sochanski'nin görevden uzaklaştırılması, ülkede siyasi gerginliği tırmandırdı. Mahkemenin internet sitesindeki duyuru yerel saatle 18.00 sularında yayımlandı. Mahkeme binası önünde gösteri başladı ve bina polis ablukasına alındı.

Mahkeme önünde gösteri

Polonya basınına göre toplananlar arasında muhalefetteki Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) lideri Jaroslaw Kaczynski, eski Başbakan Mateusz Morawiecki ve mahkemenin eski başkanı Julia Przylebska da vardı. Polis, bazı göstericilerin mahkemenin çitlerini aştığını, bazılarının da polislere çeşitli cisimler fırlattığını bildirdi ve 3 kişiyi gözaltına aldı. Mahkemenin yönetimini, en kıdemli yargıç Anna Korwin-Piotrowska üstlendi. Gösteri ve polis ablukası, haberin hazırlandığı sırada sürüyordu.

Cumhurbaşkanı yolculuğu yarıda kesti

Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, X hesabından yaptığı paylaşımda "Böyle bir zamanda Cumhurbaşkanının Polonya'da olması gerekiyor" diyerek Senegal'e uçuşunu yarıda kestiğini duyurdu. Senegal'e gitmek üzere havalanan Nawrocki'nin uçağının İspanya üzerinden dönüş rotasına girdiği, uçuş takip platformu Flightradar24'te dönüşün 50 binden fazla kişi tarafından izlendiği aktarıldı. Cumhurbaşkanlığı, Nawrocki'nin ülkeye vardığını bildirdi. Nawrocki daha sonra Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Swieczkowski ve Yüksek Mahkeme Birinci Başkanı Zbigniew Kapinski ile bir araya geldi.

Hükümetin tutumu ve bir istifa

Başbakan Donald Tusk ise X'teki mesajında hukuk devletini yeniden kurmanın kendilerinin sorumluluğu olduğunu yazdı. Tusk'a göre PiS yönetimindeki yıllar boyunca biriken hukuk ihlallerinin ardından bu süreç güç ve zaman zaman sancılı; kararlı adımlar gerektiriyor ve "Başka bir yol yok".

Pekin Büyükelçisi Jakub Kumoch da yaşanan gelişmeler yüzünden görevini sürdüremeyeceği sonucuna vardığını belirterek istifa dilekçesi verdiğini ve görevden alınmasını istediğini X'ten duyurdu. Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Radoslaw Sikorski, Kumoch'a yanıt verirken görevinin profesyonellikten uzak biçimde sona erdiğini belirtti ve artık Polonya Cumhuriyeti'ni temsil etmediğini yazdı.

Arka plan

Swieczkowski, PiS hükümeti döneminde Şubat 2022'de Anayasa Mahkemesi yargıçlığına seçilmiş, 9 Aralık 2024'te de dönemin Cumhurbaşkanı Andrzej Duda tarafından mahkemenin başına getirilmişti. Tusk, Swieczkowski'yi mecliste çoğunluğun seçtiği yargıçların göreve başlamasına engel olmakla suçluyordu. Avrupa yanlısı Tusk hükümeti 2023'te yargının bağımsızlığını yeniden sağlama sözüyle göreve gelmişti. Yargı atamalarındaki uzun süreli uyuşmazlık, mahkemenin işleyişini fiilen kilitlemiş durumda.

KaynaklarBianet, A Haber, Van Bölge Gazetesi, Habertürk
Son güncelleme31.10.2026 05:12
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
13 saat önce

İsrail'de 61 sandalyelik çoğunluğa kimsenin ulaşamadığı tabloda erken seçim, Arap partilerinin desteğiyle muhalefet hükümeti ve ulusal birlik hükümeti öne çıkıyor. Uzmanlar üçünü de engelli görüyor.

İsrail'de sandıktan hükümet çıkmadı. Knesset'te 120 sandalye var ve iktidar için 61 oya ihtiyaç duyuluyor; ancak seçim sonucu bu çoğunluğu kimseye vermedi. Türkiye Araştırmaları Vakfı'ndan Dr. Ayhan Sarı ile Doç. Dr. Nuri Salık, CNN Türk'te masadaki üç ihtimali anlattı. İki isim de her yolun önünde ciddi engeller görüyor.

Birinci ihtimal: Çoğunluk çıkmazsa yeni seçim

İlk senaryoda iktidar bloğu da muhalefet bloğu da 61'e varamıyor. Görüşmeler uzar, taraflar geri adım atmazsa İsrail yeniden sandığa gidebilir. Sarı'ya göre Netanyahu bu olasılığı hesaba katıyor. Muhalefetin kendisini devirmek için Arap partilerine yaklaşabileceğini gören Netanyahu, bu partileri hedef alan sözler söyledi; Sarı ayrıca Şin Bet üzerinden bazı soruşturmaların açıldığını aktardı.

Sarı'nın anlatımıyla muhalefet bloğu dört parti ve iki Arap partisinden kuruluyor. Altısının bir arada durması Netanyahu'yu iktidardan indirebilecek yegâne yol. Burada belirleyici isim Avigdor Liberman: yedi sandalyeli partisi ayrılırsa blok 61'e ulaşamıyor. Sarı, muhalefetteki çatlakların Netanyahu'ya yarayabileceğini ve yeni seçimin onun lehine işleyebileceğini düşünüyor. Seçim sürecinde geçici başbakan olarak kalan Netanyahu, mahkemelerdeki dosyalarını kendi yararına yönlendirmeye de çalışabilir. Sarı bir başka olasılık olarak Eisenkot cephesinden bazı isimlerin Netanyahu'ya çekilmesini gösterdi.

İkinci ihtimal: Arap partilerinin desteğiyle muhalefet hükümeti

Arap partilerinin elindeki 20 sandalye muhalefeti 61'e taşıyabilir. Engel şu: Gadi Eisenkot daha önce bu partilerle yürümeyeceğini, Filistin devletine de karşı çıktığını açıklamıştı. Salık, bu formülün gerçekçi görünmediğini söyledi. Salık, İsrail siyasetinin yeni bir bakış açısı geliştiremediğini savundu; Oslo süreci sonrasında sağ güçlendi, bir zamanlar başbakan ve cumhurbaşkanı yetiştiren İşçi Partisi ise büyük ölçüde gücünü kaybetti.

Salık, tartışmaların Filistin sorununun çözümünden koptuğunu da belirtti. Gündemi Haredi gençlerin askerliği ve koalisyon ortaklıkları gibi konular dolduruyor. Yeni bir yaklaşım doğmadıkça formüller değişecek, sorunun özü yerinde kalacak.

Üçüncü ihtimal: Netanyahu ve Eisenkot hükümeti

Üçüncü seçenek, iki liderin başında olduğu ulusal birlik hükümeti. Sarı'ya göre Washington'ın da sıcak baktığı bu çözümle iki hedef güdülebilir: Netanyahu'nun ağırlığını azaltmak ve yeni yönetimi ABD'ye daha bağlı hale getirmek. Likud ile Eisenkot'un listesi toplandığında 48 sandalye ediyor; 61 için 13 milletvekili eksik. Bu açığı ya Itamar Ben-Gvir ile Bezalel Smotrich'i ortak yaparak ya da onları dışarıda bırakıp Haredi partilerini yanına alarak kapatmak gerekiyor. Sarı iki yolu da zor buluyor.

Asıl pürüz başbakanlık koltuğu. Eisenkot, Netanyahu'nun hükümette yer almaması şartıyla Likud'la ortaklığa yakın durduğunu söylemişti. Netanyahu dönüşümlü başbakanlığa kapıyı açık tutuyor ama ilk sırada kendisini görmek istiyor. Salık, Eisenkot'un 7 Ekim için hesap sorulmasını savunduğunu, Netanyahu'yu sorumlu tuttuğunu anımsatarak uzlaşmanın kolay olmadığını belirtti.

Sayılar ve beklenti

Sarı, tablonun en çarpıcı yönü olarak Likud'un birinci çıkmasını gösterdi: Likud 27, Eisenkot'un partisi 21 sandalye kazandı. Netanyahu'nun bloğu 53, Eisenkot'un bloğu 48 sandalyede kaldı. Sarı, Netanyahu gitse bile İsrail'in temel çizgisinde büyük bir sapma beklemediğini, ülkede derin bir kriz çıkmasının ise Türkiye'yi ve bölgeyi başka biçimlerde etkileyebileceğini söyledi.

KaynaklarHabertürk, Yeni Şafak, CNN Türk
Son güncelleme31.10.2026 02:02
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
13 saat önce

ABD'de 3 Kasım'daki ara seçim öncesinde rekor sayıda seçmen erken oy kullandı; parti kaydı tutan eyaletlerde erken oyların büyük bölümünü Demokratlar oluşturuyor.

Amerika'da 3 Kasım'daki ara seçime bir hafta kala sandığa şimdiden 47,9 milyon seçmen gitti. Cuma günü paylaşılan rakamlar, erken oylamada rekor kırıldığını gösteriyor. Oy kullanan Demokratların sayısı, seçmenlerin parti tercihini kaydettirdiği eyaletlerde Cumhuriyetçileri aştı.

Senato yarışının kızıştığı eyaletlerde yükseliş

Artış, Başkan Donald Trump'ın görev süresinin son iki yılında Senato'nun çoğunluğunu belirleyebilecek, baş başa geçen yarışlarda daha net görülüyor. Teksas'ta çarşamba gününe dek erken oy kullanan seçmen sayısı altı milyonu aştı; sandık başına giderek oy verenlerin oranı 2022'nin aynı gününe göre kabaca yüzde 50 fazla.

Kuzey Carolina seçim kurulu, dört yıl önceye kıyasla erken oy kullanımında yaklaşık yüzde 37'lik bir yükseliş olduğunu açıkladı. Güney Carolina'da ise sürecin bitmesine beş gün varken 2022 seçiminin erken oy toplamı aşıldı; bu eşik pazartesi günü geçildi. Kansas'ta Cumhuriyetçi Senatör Roger Marshall zorlu bir yarışın içinde. Eyalet sekreterliğinin verilerine göre geçen haftaki erken oy sayısı 2022'nin yaklaşık üçte iki fazlasına çıktı.

Demokratlar erken oyda önde

Seçim Laboratuvarı'nın derlediği veriler, parti kaydı tutan eyaletlerde erken oy veren seçmenin yüzde 44'ünün Demokrat, yüzde 31'inin Cumhuriyetçi, yüzde 25'inin ise bağımsız ya da küçük partili olduğunu gösteriyor. Laboratuvarın yöneticisi Michael McDonald, Florida Üniversitesi'nde siyaset bilimi alanında çalışıyor. McDonald, ırk ve etnik köken bilgisi yayımlayan eyaletlerde Siyah ve Hispanik seçmenlerin sandığa gidişinin arttığını, Meksika sınırına yakın Hispanik nüfusun yoğun olduğu Teksas bölgelerinde ise katılımın özellikle güçlü olduğunu vurguladı.

Georgia'da perşembe günü yüz yüze erken oylamada eyalet ara seçim rekoru kırıldı. Şimdiye dek kullanılan oyların yüzde 56'sı kadınlara, yüzde 44'ü erkeklere ait. Seçim süreçlerini yöneten üst düzey yetkili Brad Raffensperger, seçmenlerin sisteme güvendiği için rekor düzeyde sandığa gitmeyi sürdürdüğünü söyledi.

Rakamlar sonucu göstermiyor

Uzmanlar, bu verilerden seçim sonucu çıkarılmaması konusunda uyarıyor. Parti kaydı, seçmenin kime oy verdiğini söylemiyor. Salı günü on milyonlarca kişinin daha sandığa gitmesi bekleniyor. Geçmiş seçimlerde Cumhuriyetçilerin ağırlıklı olarak seçim günü oy kullandığı hatırlatılıyor; bu da Demokratların bugünkü üstünlüğünü azaltabilir ya da ortadan kaldırabilir. Üstelik erken oyun yüksek olması toplam katılımın da yüksek olacağını garanti etmiyor, çünkü bazı seçmenler bu kez oylarını eskisinden önce kullanmış olabilir.

KaynakHaber Vitrini
Son güncelleme31.10.2026 02:02
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
16 saat önce

DP Genel Başkanı Fikri Ataoğlu, milletvekili adaylarıyla yürüyüp YSK'ya başvurdu; adayların sıralamasında hiçbir itiraz yaşanmadığını söyledi.

Demokrat Parti, Lefkoşa'da 30 Ekim'de yarışa resmen girdi: Genel Başkan Fikri Ataoğlu ile Genel Sekreter Serhat Akpınar, 6 Aralık'taki erken genel seçim için hazırlanan milletvekili adaylık evraklarını Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) sundu.

Lefkoşa'da adaylarla yürüyüş

Başvurudan önce Ataoğlu, adaylar ve partililer eşliğinde yürüyüş düzenledi; kafile Lefkoşa'daki ilçe başkanlığından yola çıkarak Mahkemeler önüne ulaştı. Dosyaların YSK'ya sunulmasının ardından Mahkemeler önünde basın mensuplarına konuşan Ataoğlu, partinin üç yılı aşkın süredir her an sandığa gidilecekmiş gibi çalıştığını söyledi.

Adaylar itirazsız belirlendi

Ataoğlu, milletvekili adaylarının hem seçiminde hem sıralamasında hiçbir itiraz yaşanmadığını, bunun DP ailesi için büyük değer taşıdığını belirtti. Adaylarla omuz omuza ve kardeşçe hareket ettiklerini, bu birlikteliğin sonuna kadar sürmesini beklediklerini kaydetti. Çalışmalara bugün başlamadıklarını, üç yıldır aynı kararlılıkla yürüdüklerini ifade eden Ataoğlu, partinin asıl derdinin ülke, gençler ve halk olduğunu anlattı; amaçlarının memleket, gençler ve insanlar olduğunu söyledi. Partinin "Devletin dengesi" sloganına da değindi.

Manifesto ve aday tanıtımı sırada

DP lideri, projelerini ve seçim manifestosunu önümüzdeki günlerde açıklayacaklarını, adayları da kamuoyuna tanıtacaklarını duyurdu. Çalışmalara katkı veren herkese teşekkür eden Ataoğlu, bütün siyasi partilere seçimin hayırlı geçmesi için iyi dileklerini iletti.

İki seçimin, yani milletvekilliği ve yerel yönetim oylamalarının aynı güne denk geldiğini hatırlatan Ataoğlu, bu durumun seçim görevlileri açısından yoğunluk yaratabileceğini söyledi. Ataoğlu, partisinin aile ruhunu öne çıkaran bir konuşma yaptı ve adaylarının kardeşlik içinde çalıştığını yineledi. Seçim gününde görev alacak yetkililere ve görevlilere teşekkür ederek onlara sabır ve kolaylık diledi. Konuşmasını, partisinin amacının devlet ve memleket olduğunu vurgulayan sözlerle tamamladı.

KaynakGiynik Gazetesi
Son güncelleme30.10.2026 23:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu