DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, Parti Meclisi açılışında hasta tutuklu Tuncer Sağlam'ın ölümüne tepki gösterdi; iktidardan somut adım, muhalefetten ortak sorumluluk istedi ve fon soruşturmasına değindi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, 7 Kasım'da genel merkezde toplanan Parti Meclisi'nin açılışında yaptığı konuşmada Ankara'da yaşamını yitiren hasta tutuklu Tuncer Sağlam'ı ve Parti Meclisi üyesi Nesrin Aslan'ı andı. Konuşmasında fon soruşturmasına, ekonomik taleplere ve çözüm sürecine de değinen Bakırhan, "Kürt meselesi bir güvenlik dosyası değil" dedi ve süreçte iktidardan somut adımlar beklediklerini söyledi.
Hasta tutuklu Tuncer Sağlam'ın ölümü
Sabah saatlerinde Etlik Şehir Hastanesi'nde yaşamını yitiren Sağlam'ın ağır hastalıkları olduğunu, cezaevinde tedavi olanaklarının kısıtlı kaldığını anlatan Bakırhan, iki ay önce infazın ertelenmesi için başvuru yapıldığını belirtti. Sağlam'ın yeterli tedavi görmediği ve infazı ertelenmediği için öldüğünü savunan Bakırhan, yetkililere seslenerek bunun son olması çağrısını yaptı ve "Ayıptır. Hasta tutsaklar hala niye içeride" diye sordu. Bu tür ölümlerin sürece duyulan güveni zedelediğini, inandırıcılığı ortadan kaldırdığını belirtti. Sağlam'ın ailesine ve yol arkadaşlarına başsağlığı dileyen Bakırhan, onun uğruna mücadele ettiği değerleri savunmaya devam edeceklerini söyledi.
Bakırhan, Parti Meclisi üyesi Nesrin Aslan için de başsağlığı diledi. Cenaze törenine arkadaşlarının katıldığını anlatan Bakırhan, Aslan'ın HDK'den HDP'ye ve DEM Parti'ye uzanan çizgide, en zor dönemlerde de sol sosyalist zeminde çalıştığını söyledi. Aslan'ın 30-40 yıldır mücadele ettiği değerlere daha sıkı sarılacaklarını ifade etti.
Dünyada ortaklaşan ekonomik ve demokratik talepler
Bakırhan, ABD, İsrail ve Brezilya'daki seçimlere, ardından Fransa ve Sırbistan'da gençlerin ve öğrencilerin adalet ve eşitlik talebiyle sokağa çıkmasına dikkat çekti. Bu taleplerin hem oy kullananlar hem de sokakta direnenler tarafından dile getirildiğini belirten Bakırhan, dünya halklarının ve emekçilerinin taleplerinin belki ilk kez bu denli ortaklaştığını söyledi. Bakırhan'a göre insanlar iktidarlardan dış maceraları bırakmalarını, düşmanlaştıran ve ötekileştiren tekçi yaklaşımlardan vazgeçmelerini, boş vaatler yerine toplumun gerçek gündemine çözüm bulmalarını istedi.
Ekmek, Adalet ve Barış İçin Bütçe çalışmaları kapsamında ziyaret ettikleri yerlerde de benzer taleplerle karşılaştıklarını anlatan Bakırhan, artık bu talepleri hamasetle ertelemenin zemini kalmadığını, bunların karşılanmasının iktidarın ve siyasetin görevi olduğunu vurguladı.
Fon soruşturması ve ekonomik öneriler
Fon meselesinin belirsizliğini koruduğunu söyleyen Bakırhan, bir avuç insanın milyonları götürdüğünü, milyonlarca insanın ise çoluk çocuğuna ekmek yetiştirmeye çalıştığını belirtti. Küçük bir azınlığın fondan zenginleştiğini, büyük çoğunluğun ekonomik zorluk yaşadığını savunan Bakırhan, krizin bir gecede oluşmadığını, ancak hükümet yetkililerinin olayı sanki birdenbire ortaya çıkmış gibi yansıttığını öne sürdü. Bakanın bir yıl önce sorunu dile getirdiğini ancak kimsenin denetim yapmadığını söyleyen Bakırhan, bedelin vergilerle emekçilere yüklenmesine izin vermeyeceklerini, hesabın vurgunu yapanlardan, göz yumanlardan ve üzerini örtenlerden sorulacağını belirtti.
Ekonomik önerilerini yineleyen Bakırhan, asgari ücretin yoksulluk sınırının en az yarısı olmasını ve yılda iki kez güncellenmesini istedi. Emeklilerdeki yoksulluğun giderilmesini, barınma sorununa karşı da kamu arazilerinde sosyal konut yapılmasını talep etti.
Çözüm sürecinde somut adım çağrısı
Bakırhan, iktidarın Terörsüz Türkiye adını verdiği sürece ilişkin tıkanıklık tartışmalarına yanıt verdi: "Süreç tıkandı falan değil." Sürecin bir biçimde ilerlediğini ancak ağırlığına uygun bir hızda ilerlemesi gerektiğini söyleyen Bakırhan, adımlar atılmadıkça ve beklendikçe sürece ilişkin umutların yerini kaygıların aldığını belirtti. İktidardan toplumu rahatlatan, sürece güveni ve desteği artıran somut adımlar atmasını isteyen Bakırhan, devletin meseleye yalnızca güvenlik penceresinden bakmaması gerektiğini ekledi. Demokratikleşme meselesinin de bir güvenlik dosyası olarak görülmemesi gerektiğini, bunun demokratikleşmemenin sonucu olduğunu söyledi. Süreci ekonomiden hukuka, sağlıktan siyasete Türkiye için önemli bir çıkış yolu olarak tanımlayan Bakırhan, fırsatın bekletilmeden değerlendirilmesini istedi.
Çatışma ve silahlanmaya harcanan kaynakların toplamının resmi rakamlara göre yaklaşık 2,5 trilyon dolar, gayriresmi hesaplara göre 3 trilyon dolar olduğunu aktaran Bakırhan, süreç başarıya ulaşırsa bu kaynakların barınmadan ücrete, yoksulluğun giderilmesinden gençlerin geleceğine uzanan alanlarda kullanılabileceğini söyledi. Barış sürecinin görünmeyen kazançları da bulunduğunu belirten Bakırhan, çatışma sürdükçe siyasetin daraldığını, yargının baskı aracına dönüştürüldüğünü ve cezaevlerinin düşüncelerini ifade eden insanlarla dolduğunu öne sürdü.
Muhalefete ortak sorumluluk çağrısı
Bakırhan, sürecin yalnızca Kürtlerin ya da DEM Parti'nin değil herkesin süreci olduğunu vurguladı. Yükün tek başına Kürtlere ya da tek başına iktidara bırakılamayacağını belirten Bakırhan, kendisine muhalefet diyen ve toplumsal zeminde mücadele ettiğini söyleyen bütün kesimlere ortak sorumluluk alma çağrısı yaptı. Demokratik cumhuriyet hedefinin yalnızca Kürtlerin yaşadığı kentlerde değil, Türkiye'nin dört bir yanında anlatılması gerektiğini de söyledi.
Federe Kürdistan Bölgesi'ne çağrı
Bakırhan konuşmasını Federe Kürdistan Bölgesi'ndeki siyasi gerilimle bitirdi. Bölge parlamentosunun YNK ve Yeni Nesil olmadan toplandığını, ardından YNK'nin bölge hükümetinden ayrıldığını anımsatan Bakırhan, bölgede iki ayrı idare oluşma ihtimalini üzüntüyle izlediklerini söyledi ve ilgili aktörleri yeni bir demokratik ortaklık sözleşmesinde buluşmaya çağırdı. Konuşmanın ardından Parti Meclisi toplantısına geçildi.