Medya Ombudsmanı Bildirici, Sabah ve Hürriyet'in tutumunu eleştirdi; fon soruşturmasındaki gazetecilerin ifadelerine ve tutuklu meslektaşlara karşı sessizliğe de dikkat çekti.
Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, Anka Haber'de yayımlanan yazısında, Abdülkadir Selvi ile Berat Albayrak arasındaki tartışmanın ardından Sabah ve Hürriyet'in tutumunu eleştirdi. Bildirici'ye göre bazı gazeteciler habercilik yerine patronlarının çıkarını gözetiyor; gazetecilere yönelik tutuklama ve gözaltılar karşısında ise sessizlik hâkim.
Öztrak'ın sözü, Selvi'nin yazısı
Bildirici, CHP Grup Başkanı Faik Öztrak'ın fon krizi üzerine yaptığı "Erişah hanımın paltosu" göndermesinin başlangıçta pek dikkat çekmediğini yazıyor. Tartışma, 21 Ekim'de Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi'nin yazısındaki üç cümleyle büyüdü. Selvi, Öztrak'ın Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Erişah Arıcan'ı hedef alan bir paylaşım yaptığını yazmıştı. Bildirici'ye göre Selvi, Albayrak ve Şahap Kavcıoğlu'na yönelik bir gönderme olduğunu açıkça söylemiyordu; yine de aynı gün Berat Albayrak'ın avukatından sert bir açıklama geldi. Açıklama Selvi'yi, Ümit Özlale ve Faik Öztrak gibi "taşeron" olarak niteliyor, Sabah da bunu geniş biçimde yayımlıyordu.
Sabah'ın savunma yazıları
Bildirici, o gün ve izleyen günlerde Sabah yazarlarının Albayrak'ı savunduğunu, Selvi'yi ise hedef aldığını aktarıyor. Bu yazıları nesnel değerlendirme saymadığını belirten Bildirici, Albayrak'ın Turkuvaz Medya CEO'su Serhat Albayrak'ın kardeşi olduğunu hatırlatıyor ve grubun yayın organlarının Albayrak'ı sürekli savunduğunu öne sürüyor.
Bildirici'ye göre asıl dikkat çekici olan Hürriyet'in ürkek tavrı. Selvi'nin kendisine yönelik saldırılara yanıt vermemesini, Hürriyet'in de Albayrak'ın avukatının açıklamasını tam metin yayımlamasını eleştiren Bildirici, gazetenin genel yayın yönetmeni Ahmet Hakan'ın Öztrak ve Özlale'ye yüklendiğini, Selvi'yi ise savunmadığını yazıyor. Perde arkasında neler olduğunu bilmediğini söyleyen Bildirici, gazeteciliğin patron çıkarının bekçisine dönüşmesini eleştiriyor.
Fon soruşturmasındaki gazeteciler
Bildirici, Cem Küçük ve Tahir Sarıkaya'nın yaklaşık üç aydır tutuklu olduğunu, İsmail Çanak'ın ise adli kontrolle serbest bırakıldığını hatırlatıyor. İddianame hazırlandığında suçlamaların netleşeceğini belirtiyor. Bildirici'ye göre savcılık ifadeleri aralarında sürekli bir para trafiği olduğunu gösteriyor. Küçük ifadesinde Sarıkaya ile arasındaki 537 bin 800 liralık para alışverişini alacak-verecek meselesine veya organizasyon ücretlerine bağlamış, şantaj ve tehditle yayın suçlamasını reddetmişti. Sarıkaya ise haber veya paylaşım karşılığı para göndermediğini söylemişti. Bildirici, Beyaz TV yönetiminin bu süreçte açıklama yapmamasını da eleştiriyor.
Tutuklu meslektaşlar ve sessizlik
Bildirici yazının son bölümünde, Nefes.com.tr haber müdürü Fatih Ergin'in 28 Eylül'den beri tutuklu olduğunu, iddianamenin kabul edildiğini ve 18 Kasım'da ilk duruşmasının görüleceğini hatırlatıyor. Ergin'in sosyal medyada bir ifadeyi düzelttiği hâlde tutuklandığını yazan Bildirici, Nefes'in kendi çalışanını yeterince savunmadığını öne sürüyor. Sözcü.com.tr yöneticilerinin de bir haberde üniversite yerine lise öğrencisi yazıldığı gerekçesiyle saatlerce gözaltında tutulduğunu belirten Bildirici, bu yöntemin normalleştirilmesine rıza gösterilmemesi gerektiğini söylüyor.