1 saat önce

Zafer Özcivan'a göre yıl sonu enflasyonu yüzde 28 ile 29,63 arasında kalırsa memur maaşları Ocak'ta yaklaşık yüzde 6,67 ile 8,02 oranında artacak.

Haber Ekspres yazarı Zafer Özcivan, kaleme aldığı yazıda memur ve memur emeklisinin Ocak 2027 maaş artışına ilişkin tahmini hesaplar yaptı. Özcivan'a göre artışın kesin oranı, yılın son aylarındaki enflasyon verilerine bağlı olacak.

Zammı belirleyen iki unsur

Özcivan, Ocak artışının toplu sözleşme zammı ile enflasyon farkından oluştuğunu belirtiyor. Yazıya göre 8. Dönem Toplu Sözleşme uyarınca 2027'nin ocak-haziran dönemi için yüzde 5 artış kararlaştırıldı. Bu orana, 2026'nın ikinci yarısındaki enflasyonun yüzde 7'lik toplu sözleşme artışını aşan kısmı eklenecek.

TÜİK verilerine dayanan Özcivan, aylık enflasyonun temmuzda yüzde 1,78, ağustosta yüzde 1,84, eylülde yine yüzde 1,84 olduğunu aktarıyor. Üç aylık birikimli oran yaklaşık yüzde 5,57 ediyor. Yazar, enflasyon farkının doğması için ikinci altı aylık dönemdeki artışın yüzde 7'yi aşması gerektiğini, bu yüzden ekim, kasım ve aralık verilerinin belirleyici olduğunu söylüyor.

Üç senaryo, üç maaş

Ekim 2026 Piyasa Katılımcıları Anketi'nde yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,63 olarak yer aldı. Özcivan bu rakamla temmuz-aralık dönemi enflasyonunun yaklaşık yüzde 10,08 olacağını, enflasyon farkının yaklaşık yüzde 2,88'e ulaşacağını ve toplam zammın yaklaşık yüzde 8,02 olacağını hesaplıyor. Temmuz 2026 itibarıyla 70.224 lira olan en düşük memur maaşı bu durumda yaklaşık 75.856 liraya çıkıyor; artış 5.632 lira.

Enflasyonun yıl sonunda yüzde 28 dolayında kalması durumunda zam yaklaşık yüzde 6,67 olacak ve aynı maaş yaklaşık 74.908 lira olacak. Orta Vadeli Program'daki yüzde 28,4'lük tahmin gerçekleşirse zam yaklaşık yüzde 7'ye, maaş yaklaşık 75.139 liraya ulaşacak. Özcivan'ın tablosuna göre yüzde 8,02'lik artış 50.000 liralık maaşı 54.010 liraya, 100.000 liralık maaşı 108.020 liraya taşıyor. En düşük maaşta üç senaryo arasındaki fark yaklaşık 948 lira.

Yazar, hesapların tahmini olduğunu, unvan, derece, kademe, hizmet yılı ve aile yardımı gibi unsurların gerçek maaşı değiştirebileceğini hatırlatıyor.

Satın alma gücü vurgusu

Özcivan, asıl konunun nominal artıştan çok satın alma gücünün korunması olduğunu savunuyor. Büyükşehirde kira ödeyen memurla lojmanda oturan memurun aynı zamdan farklı yarar sağlayacağını, çocuğu olan ailelerin okul, ulaşım ve gıda harcamalarının bütçeye farklı yük bindirdiğini yazıyor. Memur emeklileri için yalnızca enflasyon oranında artışın her zaman yeterli gelir güvencesi sağlamayabileceğini de ekliyor.

Kesin oranın aralık ayı enflasyonunun açıklanmasıyla belli olacağını belirten yazar, olası refah payı ya da ek iyileştirmelerin de tabloyu değiştirebileceğini ifade ediyor.

KaynakHaber Ekspres
Son güncelleme02.11.2026 03:51
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
3 dakika önce

Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki anlaşmanın Genel Kurul oylamasından önce kapsamının, karar mekanizmasının ve anayasal sonuçlarının açıklanmasını istedi.

Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin kaleme aldığı yazıda, Genel Kurul oylamasından önce anlaşmanın kapsamının ve sonuçlarının kamuoyuna açık biçimde anlatılması gerektiğini savundu. Yazıda dile getirilenler Kepekçi'nin görüşleridir.

Komisyondan geçen teklif

Kepekçi'nin aktardığına göre anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunmasına ilişkin teklif 27 Ekim'de TBMM Dışişleri Komisyonu'nda kabul edildi. Teklife AK Parti, MHP ve CHP evet, YENİ Parti, İYİ Parti, DEM Parti ve Yeni Yol karşı oy verdi. Teklifin 3 Kasım haftasında Genel Kurul gündemine alınması ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Meclis'e bilgi vermesi planlanıyor.

Kepekçi, Genel Kurul oyunun da süreci bitirmediğini hatırlattı: Anayasa'nın 90. maddesine göre Meclis yalnızca onaylamayı kanunla uygun buluyor, antlaşmayı onaylayıp yayımlayan Cumhurbaşkanı oluyor ve onay belgeleri teati edilmeden anlaşma yürürlüğe girmiyor.

Yazarın sorduğu sorular

Kepekçi'ye göre anlaşmanın 2. maddesi, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı hepsine yapılmış sayıyor ve taraflar yürürlüğe girişi izleyen ilk on yıl içinde tek taraflı çekilemiyor. Yazar, bir saldırının bu tanıma girip girmediğine kimin, hangi usulle karar vereceğini ve diplomatik destek, istihbarat paylaşımı ile askerî katılım arasındaki sınırın nasıl korunacağını sordu.

Anayasa'nın 92. maddesine de değinen Kepekçi, maddenin asker gönderilmesini TBMM iznine bağladığını, ancak Türkiye'nin taraf olduğu antlaşmaların gerektirdiği durumları bunun dışında tuttuğunu belirtti. Komisyonda Dışişleri yetkililerinin asker gönderilmesinin ancak TBMM iradesiyle mümkün olacağını söylediğini aktaran yazar, bunun siyasi bir güvence olduğunu, Anayasa metninin ise ayrıca Meclis izni aramadığını ifade etti. Yazar ayrıca yürürlüğe giren antlaşmaların kanun hükmünde sayıldığını ve Anayasa'ya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne götürülemediğini hatırlattı. Üç ülkenin 5 Ekim'de "caydırıcılık tedbirlerini" devreye sokmasının uygun bulma kanunu çıkmadan gerçekleşmesini de sorguladı.

İran görüşmeleri ve "Sünni NATO" tartışması

Kepekçi, MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın Suudi ve Pakistanlı yetkililerle birlikte Tahran'a gitmesine ilişkin Reuters haberinin, İran'ın pakta katılmasının kararlaştırıldığı şeklinde okunamayacağını yazdı. İran'la konuşulmasını değerli bulduğunu, ancak görüşme yapılmasıyla somut sonuç alınmasının ayrı şeyler olduğunu belirtti.

Yazar, "Sünni NATO" ifadesinin 2015'te Suudi Arabistan'ın kurduğunu açıkladığı İslam Askerî Koalisyonu için kullanıldığını, 2017'de Trump'ın Riyad ziyaretiyle yeniden gündeme geldiğini anlattı. Prof. Dr. Haydar Baş'ın o dönemde mezhep eksenli bir güvenlik yapılanmasına itiraz ettiğini hatırlatan Kepekçi, Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan'la ilişkilerini İran'la güvene dayalı komşuluğu koruyarak geliştirmesi gerektiğini savundu.

KaynakYeni Mesaj
Son güncelleme02.11.2026 05:11
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu