Eski ABD Adalet Bakan Yardımcısı Fein, EKOTÜRK'e yaptığı değerlendirmede yeni Kongre'nin savaşı finanse etmeyeceğini, ancak asıl sınavın denetim yetkisinin nasıl kullanılacağı olduğunu söyledi.
Eski ABD Adalet Bakan Yardımcısı Bruce Fein, ABD'deki ara seçimlerin ardından EKOTÜRK'ün Washington'daki moderatörü Sare Selvi Öztürk'ün sorularını yanıtladı. Fein'e göre Demokratların Kongre'nin her iki kanadında çoğunluk elde etmesi, başkanın yetkilerinin denetlenmesi bakımından ülke için yeni bir imtihan anlamına geliyor. Röportaj, İran savaşının finansmanını, Kongre'nin anayasal sorumluluklarını ve Başkan Donald Trump'ın hesap verebilirliğini kapsadı.
İran savaşı için kaynak çıkmaz görüşü
Fein, Trump'ın İran'a karşı saldırıları yeniden başlatabileceği yönündeki sözlerini bir blöf olarak yorumladı. Yeni güç dengesinde Kongre'nin, savaşı sürdürmek üzere gelecek bir bütçe talebini onaylamayacağını düşündüğünü söyledi. Yine de sınırlı hava saldırılarının ve zaman zaman yükselen gerilimin sürebileceğini, çatışmanın kısa sürede tümüyle sona ermek yerine uzun bir sürece yayılabileceğini sözlerine ekledi.
Çoğunluk tek başına yetmez
Fein, seçimi Demokratlar için büyük bir siyasi dalga olarak tanımladı; ancak belirleyici olanın, kazanılan çoğunluğun nasıl değerlendirileceği olduğunu söyledi. Ona göre Demokratların yapması gereken yalnızca Trump'a yönelik eleştirileri yükseltmek değil, Kongre'nin anayasadan gelen gözetim görevini fiilen üstlenmek. Fein, partinin bu yönde nasıl hareket edeceğinin henüz belli olmadığını belirtti. Seçim zaferinin yürütme organı üzerindeki denetimi sıkılaştıran somut adımlara dönüşüp dönüşmeyeceğinin önümüzdeki dönemde ortaya çıkacağını söyledi.
Savaş yetkisi Kongre'de
Fein, ülkeyi barış halinden savaşa geçirme yetkisinin Kongre'ye ait olduğunu vurguladı. Dışarıdan gelen bir saldırıyı savuşturmak için harekete geçmenin, kendiliğinden savaş açmakla aynı şey olmadığını anlatan Fein, İran bakımından Kongre'nin verdiği bir onay bulunmadığını öne sürdü. Bu sorunun yalnızca Trump yönetimine özgü olmadığını, geçmiş yönetimlerin benzer uygulamalarının da anayasal sınırların aşılması için bahane oluşturamayacağını söyledi.
Dış politikada örnek olma çağrısı
Fein, ABD dış politikasındaki sorumluluğun hem Demokrat hem Cumhuriyetçi hükümetlerde bulunduğunu belirtti. Ülkenin başka devletlerin işlerine karışan bir imparatorluk gibi davranması yerine kendi yönetim modeliyle örnek olmayı hedeflemesi gerektiğini söyleyen Fein, hukuk devleti ilkesine ve anayasal sınırlara yeniden ağırlık verilmesini istedi.
Yeni Kongre'nin Trump'a yönelik olası yaptırım süreçlerine etkisi sorulduğunda ise Fein, atılacak adımların salt hukuki tartışmalarla belirlenmeyebileceğini; Demokratların stratejisinde siyasi hesapların ve pazarlıkların da etkili olabileceğini dile getirdi. Seçim sonucunun kendi başına bir hesap verme sürecini güvenceye almadığını da kaydetti.