45 dakika önce

Cumhuriyet yazarı Yıldızoğlu, ara seçimde iki meclisi kazanan Demokratların hem Trump döneminin devlet aygıtında yarattığı dönüşümle hem de büyük sermayenin ağırlığıyla karşılaşacağını savundu.

Cumhuriyet yazarı Ergin Yıldızoğlu, ABD ara seçimlerinde Demokratların iki mecliste de çoğunluğu aldığı sonucu değerlendirdiği yazısında zaferin getirdiği sorumluluğa dikkat çekti. Yazar, yeni Temsilciler Meclisi üyelerinin ve senatörlerin 3 Ocak 2027'de göreve başlayacağını, Trump'ın sonuçları kabullendiğini aktardı.

Trump dönemi kapandı yorumuna itiraz

Yıldızoğlu, sonuçların ertesi sabahı yorumcuların Demokratların kazanımını geçim sıkıntısına, yolsuzluklara ve savaşa bağlayarak Trump döneminin kapandığını söylediğini hatırlattı. Yazara göre Trump dönemi denen olgu bundan çok daha karmaşık.

Oligarşik güç yapısı

Yıldızoğlu, Trump'ın başkanlığa neoliberal dönemin sonuna doğru biçimlenen iktidar ilişkilerini taşıdığını savundu ve gelir dağılımı rakamlarını örnek gösterdi. En üst yüzde 1'in toplam gelirden aldığı pay 1980'de yüzde 8,3 iken 2025'te yüzde 16,9'a yükseldi. Nüfusun alt yarısının payı yüzde 22,6'dan yüzde 18,9'a, emek gelirlerinin payı ise yüzde 59,9'dan yüzde 57,7'ye geriledi. Yazı, The Economist'e göre 2024-2026 arasında hanehalkı servet artışının yüzde 52,7'sinin en zengin yüzde 1'e gittiğini, en yoksul yarının ise büyümeden aldığı payın yüzde 0,6 daraldığını da aktarıyor. New York Times'ın haberine atıfta bulunan Yıldızoğlu, yetişkin nüfusun yalnızca yüzde 0,00001'ini oluşturan 20 bağışçının, toplam 12 milyar doları aşan kampanya harcamalarına yaklaşık 2 milyar dolarlık katkıda bulunduğunu yazdı.

Yazara göre bu tablo, servetin ve siyasi etki gücünün dar bir kesimde biriktiğini ve oligarşik bir yapının şekillendiğini gösteriyor. Bu kesim siyasi kararları etkilemek için seçim bağışlarından lobiciliğe, medyadan dijital platformlara ve düşünce kuruluşlarına uzanan araçları devreye sokuyor; her iki partiyle de ilişkisini koruyor. Yıldızoğlu bu nedenle seçimlerin güç ilişkilerini ortadan kaldıramadığını, en fazla bu ilişkilerin içindeki dengeleri değiştirebildiğini savundu.

Devlet aygıtındaki dönüşüm

Yazar, Demokratların artık yalnızca Trump'ın kaprisleriyle değil, devletin işleyişindeki dönüşümün koyacağı sınırlarla da karşılaşacağını belirtti. Trump'ın ikinci dönemini "süreç olarak faşizm" çerçevesinde düşünmenin yararlı olabileceğini yazdı. Yıldızoğlu'na göre Project 2025 ile federal bürokrasi siyasi sadakat temelinde yeniden düzenlendi, yürütme gücü başkanlıkta merkezileşti, bağımsız kurumların hareket alanı daraldı. Projenin hedeflerinin yüzde 48'inin gerçekleştiğinin söylendiğini de ekledi.

Yazar, Demokrat adayların seçim çalışmalarını çoğunlukla hayat pahalılığı, sağlık ve konut konularına yaslandığını belirterek bunların önemli olmakla birlikte kurumsal hedeflerin ve oligarşi-devlet ilişkilerinin geri çevrilmesine dair taleplerin kampanyalarda pek yer bulmadığını yazdı.

İsrail etkisi ve Demokratların seçeneği

Yıldızoğlu, İsrail'in etkisinin de Demokratların hareket alanını daraltabileceğini savundu. Örnek olarak, Michigan'da Demokrat önseçimini kaybeden Haley Stevens'ın partisinin adayı Abdul El-Sayed'i değil Cumhuriyetçi Mike Rogers'ı desteklemesini ve AIPAC ile bağlantılı kuruluşların seçimlerdeki büyük harcamalarını gösterdi. Yazara göre Demokratlar ya Trump'ın bazı uygulamalarını sınırlamakla yetinecek ya da bu uygulamaların ekonomik, siyasi ve kültürel kaynaklarını kurutmaya çalışacak. Yıldızoğlu, partinin ılımlı kanadının ve İsrail yanlısı çevrelerin ağırlığının birinci seçeneğe işaret ettiğini yazdı.

Köşe yazısını okuyun
KaynakCumhuriyet
Son güncelleme05.11.2026 07:28
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
56 dakika önce

Eski ABD Adalet Bakan Yardımcısı Fein, EKOTÜRK'e yaptığı değerlendirmede yeni Kongre'nin savaşı finanse etmeyeceğini, ancak asıl sınavın denetim yetkisinin nasıl kullanılacağı olduğunu söyledi.

Eski ABD Adalet Bakan Yardımcısı Bruce Fein, ABD'deki ara seçimlerin ardından EKOTÜRK'ün Washington'daki moderatörü Sare Selvi Öztürk'ün sorularını yanıtladı. Fein'e göre Demokratların Kongre'nin her iki kanadında çoğunluk elde etmesi, başkanın yetkilerinin denetlenmesi bakımından ülke için yeni bir imtihan anlamına geliyor. Röportaj, İran savaşının finansmanını, Kongre'nin anayasal sorumluluklarını ve Başkan Donald Trump'ın hesap verebilirliğini kapsadı.

İran savaşı için kaynak çıkmaz görüşü

Fein, Trump'ın İran'a karşı saldırıları yeniden başlatabileceği yönündeki sözlerini bir blöf olarak yorumladı. Yeni güç dengesinde Kongre'nin, savaşı sürdürmek üzere gelecek bir bütçe talebini onaylamayacağını düşündüğünü söyledi. Yine de sınırlı hava saldırılarının ve zaman zaman yükselen gerilimin sürebileceğini, çatışmanın kısa sürede tümüyle sona ermek yerine uzun bir sürece yayılabileceğini sözlerine ekledi.

Çoğunluk tek başına yetmez

Fein, seçimi Demokratlar için büyük bir siyasi dalga olarak tanımladı; ancak belirleyici olanın, kazanılan çoğunluğun nasıl değerlendirileceği olduğunu söyledi. Ona göre Demokratların yapması gereken yalnızca Trump'a yönelik eleştirileri yükseltmek değil, Kongre'nin anayasadan gelen gözetim görevini fiilen üstlenmek. Fein, partinin bu yönde nasıl hareket edeceğinin henüz belli olmadığını belirtti. Seçim zaferinin yürütme organı üzerindeki denetimi sıkılaştıran somut adımlara dönüşüp dönüşmeyeceğinin önümüzdeki dönemde ortaya çıkacağını söyledi.

Savaş yetkisi Kongre'de

Fein, ülkeyi barış halinden savaşa geçirme yetkisinin Kongre'ye ait olduğunu vurguladı. Dışarıdan gelen bir saldırıyı savuşturmak için harekete geçmenin, kendiliğinden savaş açmakla aynı şey olmadığını anlatan Fein, İran bakımından Kongre'nin verdiği bir onay bulunmadığını öne sürdü. Bu sorunun yalnızca Trump yönetimine özgü olmadığını, geçmiş yönetimlerin benzer uygulamalarının da anayasal sınırların aşılması için bahane oluşturamayacağını söyledi.

Dış politikada örnek olma çağrısı

Fein, ABD dış politikasındaki sorumluluğun hem Demokrat hem Cumhuriyetçi hükümetlerde bulunduğunu belirtti. Ülkenin başka devletlerin işlerine karışan bir imparatorluk gibi davranması yerine kendi yönetim modeliyle örnek olmayı hedeflemesi gerektiğini söyleyen Fein, hukuk devleti ilkesine ve anayasal sınırlara yeniden ağırlık verilmesini istedi.

Yeni Kongre'nin Trump'a yönelik olası yaptırım süreçlerine etkisi sorulduğunda ise Fein, atılacak adımların salt hukuki tartışmalarla belirlenmeyebileceğini; Demokratların stratejisinde siyasi hesapların ve pazarlıkların da etkili olabileceğini dile getirdi. Seçim sonucunun kendi başına bir hesap verme sürecini güvenceye almadığını da kaydetti.

KaynakEKOTÜRK
Son güncelleme05.11.2026 07:16
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu