CHP Genel Başkan Yardımcısı Semra Dinçer, Ankara'da açlık sınırının 38 bin 24 liraya çıktığını gösteren Türk-İş verisini iktidarın ekonomi politikalarına bağlayarak şeffaflık çağrısı yaptı.
Semra Dinçer, CHP'nin Genel Başkan Yardımcısı olarak Türk-İş'in Ekim ayı açlık ve yoksulluk hesaplamasını değerlendirdi. Dinçer, tabloyu iktidarın ekonomi yönetiminin karnesi olarak niteledi ve yükün dar gelirlilerin üzerine bindiğini savundu.
Ankara'da dört kişilik aile için 38 bin 24 lira
Türk-İş'in çalışmasında, başkentte dört kişilik bir ailenin yeterli ve dengeli beslenebilmesi için ayırması gereken aylık gıda bütçesi 38 bin 24 lira oldu. Kira, fatura, ulaşım, giyim, okul ve sağlık harcamalarını da içine alan yoksulluk eşiği 123 bin 856 liraya yükseldi.
Dinçer, bu verilerin milyonlarca yurttaşın yaşadığı sıkıntıyı gözler önüne serdiğini belirtti. Ona göre ülkede yaşamanın bedeli her geçen gün artıyor ve bir kesim ayrıcalıklardan yararlanırken geniş toplum kesimleri temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekiyor.
Dinçer: Büyüme anlatısının gündelik hayatta karşılığı yok
CHP'li yönetici, iktidar çevrelerinin büyüme, istikrar ve refahtan söz ettiğini hatırlatarak vatandaşın bu söylemin karşılığını günlük yaşamında göremediğini öne sürdü. Emeklinin ay sonunu getiremediğini, asgari ücretlinin zorunlu giderlerini karşılamakta zorlandığını ve gençlerin gelecek umudunu yitirdiğini söyledi.
Dinçer'in tarifine göre ekonomik başarının ölçüsü yalnızca büyüme rakamlarından ibaret değil. Vatandaşın sofrasına koyabildiği ekmek, emeğinin karşılığı ve geleceğe güvenle bakabilmesi de bu ölçünün parçası.
Şeffaflık ve hesap verebilirlik çağrısı
Kamu kaynaklarının ve teşviklerin kullanımına da değinen Dinçer, AK Parti iktidarı döneminde ciddi bir denetim ve şeffaflık ihtiyacı bulunduğunu savundu. Dinçer, iktidara yakın isimlerin ekonomik kolaylıklardan faydalandığına dair süren tartışmalara işaret etti; aynı sırada ailelerin kira, fatura ve market harcamaları arasında sıkıştığını söyledi.
CHP'li yönetici, ülkenin ihtiyacının "yoksulluğu yönetmek değil" adil gelir dağılımı, güvenceli çalışma koşulları ve insanca yaşam sağlayacak politikalar olduğunu belirtti. Dinçer, halkı yoksulluğa mahkûm eden mevcut ekonomik düzeni kabul etmediklerini söyledi.