41 dakika önce

DEM Parti MYK üyesi Bulut, ANF'ye konuştu: Halkın en büyük talebi tutsakların bırakılması, Öcalan'ın yer değişikliği ise geç ve yetersiz kaldı.

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi ve Merkezi Örgütlenme Komisyonu Eş Sözcüsü Elif Bulut, ANF'ye verdiği röportajda partinin yeni dönem örgütlenme planını ve halk buluşmalarında aldığı izlenimleri anlattı. Bulut, süreç uzadıkça halkta heyecanın yerini endişeye bıraktığını söyledi.

Yatay ve yerel örgütlenme hedefi

Bulut, sürecin 1 Ekim'den itibaren ilerlemeye başlamasıyla en önemli gündemlerinin süreci kendi kitlelerine ve çevrelerine anlatmak olduğunu belirtti. Klasik örgütlenme modellerinin güncel siyasetin ihtiyaçlarını karşılamadığını savunan Bulut, sürecin olumlu ya da olumsuz sonuçlanabileceği ihtimalini gözeterek yeni bir kadro ve anlayış oluşturmayı planladıklarını söyledi. Sol-sosyalist yapılar, emek ve demokrasi güçleriyle tartışarak daha yerelleşen, yatay modeller geliştirmek istediklerini aktardı.

Bütçe kampanyası ve komün tartışması

"Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe Kampanyası" kapsamında halkla buluştuklarını anlatan Bulut, amaçlarının Meclis'in halkın gerçek gündemini görmesini sağlamak ve 2027 bütçesini halktan yana şekillendirmeye çalışmak olduğunu söyledi. Yoksulluğun büyümesinde yıllardır çözülmeyen Kürt sorunu nedeniyle savunma sanayisine ayrılan payın etkili olduğunu öne süren Bulut, bu kaynakların asgari ücretten emekli maaşına kadar insanca yaşam koşullarına aktarılabileceğini savundu. Komün kavramının yeni olmadığını ancak yaygın bir uygulaması bulunmadığını belirten Bulut, bunun anlaşılması için fiilen yaşanması gerektiğini ifade etti.

Kadın ve gençlik örgütlülüğü

Bulut, DEM Parti'nin en belirgin farkının kadın özgürlükçü çizgi olduğunu, yine de eksiklerin tamamlandığını söyleyemeyeceklerini kaydetti. Bakım yükünün kadınlarda kalmasının siyasete katılımı zorlaştırdığını anlattı. Gençlik yapısının devlet baskısına en çok maruz kalan kesim olduğunu, gözaltı ve tutuklamalara rağmen Gençlik Meclisi'nin örgütlenme çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.

Halkın talepleri: tutsaklar, Öcalan ve Çerçeve Yasa

Süreç başladığında bir kesimin heyecanlı, bir kesimin güvensiz olduğunu hatırlatan Bulut, zamanla endişenin öne çıktığını söyledi. Halkın başlıca talebinin tutsakların serbest bırakılması olduğunu belirten Bulut, Yargıtay'da onaylanmayı bekleyen çok sayıda dosya bulunduğunu da ekledi. PKK'nın kendini feshettiğini, ancak başta Abdullah Öcalan olmak üzere gerillaların durumunun belirsiz kaldığını söyledi. Çerçeve Yasa'nın Meclis kapanmadan çıktığını ama uygulamaya geçmediğini vurgulayan Bulut, halkın sürgündeki isimlerden kayyumlara kadar somut adımlar görmek istediğini aktardı.

Bulut'a göre toplantılarda en sık sorulan soru, AK Parti'nin süreci bozup bozmayacağı. 2013-2015 döneminin ardından yaşananların hafızalarda taze olduğunu belirten Bulut, buna rağmen halkın umudunu yitirmediğini ve Öcalan'a güvenin yüksek olduğunu söyledi.

Öcalan'ın yer değişikliği için değerlendirme

Öcalan'ın yeni yere geçişinin uzun süredir beklenen bir gelişme olduğunu belirten Bulut, statü netleşmeden bu geçişin olmayacağını Öcalan'ın açıkça söylediğini hatırlattı. Geçişin olumlu olmakla birlikte çok geciktiğini ve yetersiz kaldığını savunan Bulut, önce statüyü netleştirecek ve ilgili komisyonun çalışmasının önünü açacak bir adım beklendiğini söyledi. Süreci yürüten bir önderin özgür çalışma koşullarına kavuşması gerektiğini ifade etti.

KaynakANF | Articles
Son güncelleme04.11.2026 03:53
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
4 saat önce

Meclis'te basın açıklaması yapan örgütler, kaçırılanların 87'sinin Alevi olduğunu öne sürdü; Türkiye hükümetine ve uluslararası kurumlara soruşturma çağrısında bulundu.

TBMM'de, Suriye'de kadınların ve kız çocuklarının kaçırılmasını konu alan bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda 101 kişinin kaçırıldığının belgelendiği söylenerek uluslararası bir soruşturma talep edildi.

Toplantıda AHRS yönetim kurulu üyesi Hamide Rencüs ile Alevi Bektaşi Federasyonu'ndan Genel Sekreter Türkan Akbıyık hazır bulundu; DEM Parti'den Celal Fırat da katıldı. Açıklama metnini DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca okudu. Metinde, Suriye'de kadınların kaçırılmasının durdurulması çağrısı çerçevesinde Ocak 2025-Ağustos 2026 dönemindeki vakalar sıralandı.

Rakamlar: 101 vaka belgelendi

Açıklamaya göre AHRS, gönüllüler ve yerel gazetecilerden yararlanarak İsveç merkezli Anat Adalet ve İnsan Hakları Kurumu ile yürüttüğü doğrulama çalışmasında 101 kadın ve kız çocuğunun kaçırıldığını belgeledi. Ayrıca en az 30 doğrulanmış vakanın, güvenlik güçlerinin baskısı ve faillerin korunduğu gerekçesiyle rapora girmediği belirtildi.

Belgelenen vakaların 87'si Alevi, 9'u Sünni, 3'ü Şii ve 2'si Hristiyan kadın ve kız çocuklarına ait. Kaçırılanların 32'si 18 yaşından küçük. Açıklamada, Alevi kadınların yoğun biçimde hedef alınması "sistematik bir etnik temizlik stratejisi" diye tanımlandı. Kaçırılanların 66'sının geri döndüğü, 32'sinin akıbetinin ise hâlâ bilinmediği aktarıldı. Kaçırılanlardan en az ikisinin zorla evlendirildiği, birinin durumunun ise netleşmediği aktarıldı. Vakaların, kıyı bölgesindeki katliamların yaşandığı 2025 Mart ve Nisan aylarında yoğunlaştığı, 2026 yazında yeniden arttığı bildirildi.

Suriye'deki yönetime yönelik suçlamalar

Suriye'deki geçici yönetimin vakalar için etkin bir soruşturma açmadığı, ailelere susmaları yönünde baskı yaptığı öne sürüldü. Bırakılan kadınlara, sorumluları ve güvenlik birimlerini temize çıkaran ifadeler verdirildiği iddia edildi. Vakaların gönüllü kaçma ya da aile içi şiddet diye kayda geçirilmesi eleştirildi; yaşananların münferit asayiş olayları olarak görülemeyeceği vurgulandı.

Talepler ve Cenevre'deki oturum

İki örgüt, Almanya ve AB'nin başını çektiği, Suriye'deki geçici yönetime destek veren aktörlere seslenerek bu yardımın azınlıkların korunması, kadın haklarının güvenceye alınması ve kaçırma şebekelerinin dağıtılması şartına bağlanmasını istedi. BM'nin ilgili mekanizmalarından, belgelenen vakaların insanlığa karşı suç ve savaş suçu çerçevesinde incelenmesi talep edildi. Türkiye'den de diplomatik ilişkilerini kullanarak kadınların serbest bırakılması için girişimde bulunması ve sorumluların yaptırım listelerine alınması için çalışması talep edildi. Çağrı, TBMM üyelerine, Türkiye hükümetine ve TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu'na da yöneltildi.

AHRS, ihlalleri 25-27 Kasım 2026'da Cenevre'de yapılacak BM Azınlık Sorunları Forumu'nun 19. oturumunda gündeme taşıyacağını duyurdu.

KaynakGüneydoğu Ekspres
Son güncelleme04.11.2026 00:14
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu