Meclis'te basın açıklaması yapan örgütler, kaçırılanların 87'sinin Alevi olduğunu öne sürdü; Türkiye hükümetine ve uluslararası kurumlara soruşturma çağrısında bulundu.
TBMM'de, Suriye'de kadınların ve kız çocuklarının kaçırılmasını konu alan bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda 101 kişinin kaçırıldığının belgelendiği söylenerek uluslararası bir soruşturma talep edildi.
Toplantıda AHRS yönetim kurulu üyesi Hamide Rencüs ile Alevi Bektaşi Federasyonu'ndan Genel Sekreter Türkan Akbıyık hazır bulundu; DEM Parti'den Celal Fırat da katıldı. Açıklama metnini DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca okudu. Metinde, Suriye'de kadınların kaçırılmasının durdurulması çağrısı çerçevesinde Ocak 2025-Ağustos 2026 dönemindeki vakalar sıralandı.
Rakamlar: 101 vaka belgelendi
Açıklamaya göre AHRS, gönüllüler ve yerel gazetecilerden yararlanarak İsveç merkezli Anat Adalet ve İnsan Hakları Kurumu ile yürüttüğü doğrulama çalışmasında 101 kadın ve kız çocuğunun kaçırıldığını belgeledi. Ayrıca en az 30 doğrulanmış vakanın, güvenlik güçlerinin baskısı ve faillerin korunduğu gerekçesiyle rapora girmediği belirtildi.
Belgelenen vakaların 87'si Alevi, 9'u Sünni, 3'ü Şii ve 2'si Hristiyan kadın ve kız çocuklarına ait. Kaçırılanların 32'si 18 yaşından küçük. Açıklamada, Alevi kadınların yoğun biçimde hedef alınması "sistematik bir etnik temizlik stratejisi" diye tanımlandı. Kaçırılanların 66'sının geri döndüğü, 32'sinin akıbetinin ise hâlâ bilinmediği aktarıldı. Kaçırılanlardan en az ikisinin zorla evlendirildiği, birinin durumunun ise netleşmediği aktarıldı. Vakaların, kıyı bölgesindeki katliamların yaşandığı 2025 Mart ve Nisan aylarında yoğunlaştığı, 2026 yazında yeniden arttığı bildirildi.
Suriye'deki yönetime yönelik suçlamalar
Suriye'deki geçici yönetimin vakalar için etkin bir soruşturma açmadığı, ailelere susmaları yönünde baskı yaptığı öne sürüldü. Bırakılan kadınlara, sorumluları ve güvenlik birimlerini temize çıkaran ifadeler verdirildiği iddia edildi. Vakaların gönüllü kaçma ya da aile içi şiddet diye kayda geçirilmesi eleştirildi; yaşananların münferit asayiş olayları olarak görülemeyeceği vurgulandı.
Talepler ve Cenevre'deki oturum
İki örgüt, Almanya ve AB'nin başını çektiği, Suriye'deki geçici yönetime destek veren aktörlere seslenerek bu yardımın azınlıkların korunması, kadın haklarının güvenceye alınması ve kaçırma şebekelerinin dağıtılması şartına bağlanmasını istedi. BM'nin ilgili mekanizmalarından, belgelenen vakaların insanlığa karşı suç ve savaş suçu çerçevesinde incelenmesi talep edildi. Türkiye'den de diplomatik ilişkilerini kullanarak kadınların serbest bırakılması için girişimde bulunması ve sorumluların yaptırım listelerine alınması için çalışması talep edildi. Çağrı, TBMM üyelerine, Türkiye hükümetine ve TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu'na da yöneltildi.
AHRS, ihlalleri 25-27 Kasım 2026'da Cenevre'de yapılacak BM Azınlık Sorunları Forumu'nun 19. oturumunda gündeme taşıyacağını duyurdu.