1 saat önce

dokuz8TV'de konuşan gazeteciler Gökhan Biçici ve Süleyman Karan, fon krizini iktidar içi hesaplaşma, borsadaki gerileme ve seçim ekonomisi ihtimaliyle birlikte değerlendirdi.

dokuz8TV'de yayımlanan "Gündem Ekonomi — Haftadan Kalan" programının konuğu gazeteci Gökhan Biçici ile ekonomi gazetecisi Süleyman Karan, Eylül ortasından bu yana ülke gündemini belirleyen fon krizinin siyasi ve ekonomik sonuçlarını tartıştı. Biçici krizin derinleştiğini söylerken Karan, olayı Amerika'daki Madoff dolandırıcılığına benzetti.

Karan: Yıllarca konuşulacak bir vurgun

Karan'a göre ortaya çıkan tablo, ölçeği ve tahribatıyla gelecek kuşaklara da anlatılacak bir olay. Fon krizinin geçmişteki borsa manipülasyonlarını ve servet birikimi süreçlerini de yeniden tartışmaya açacağını öne süren Karan, bir milyon liraya kadarki fon mağduriyetlerinin kamu bütçesinden karşılanacağını, bu tutarın üzerindeki kayıpların ise değeri tartışmalı hisselerle geçiştirileceğini iddia etti.

İktidar içinde dosya savaşı iddiası

Biçici, AK Parti'nin üst düzey bir ismine yakın hesap dondurma talebinin önce gündeme gelip sonra geri çekilmesine ve Mustafa Sarıgül ile Melih Gökçek örneklerine değinerek tabloyu basit bir gündem saptırması olarak görmediğini, çıkar ağlarının birbirine karşı attığı adımlar olarak yorumladığını söyledi. Karan ise 1980'lerin İtalya'sında yaşanan P2 Mason Locası krizini örnek gösterdi. İktidar içinde karşılıklı bilgi sızdırma eğiliminin hâkim olduğunu söyleyen Karan, 150 milletvekilinin krize karıştığının konuşulduğunu aktardı. Kamu görevlilerinin ve siyasetçilerin milyonlarca liralık servetlerinin kaynağının kimse tarafından sorulmadığını da dile getirdi. Biçici, Türkiye'nin bir tür sıfırlanma aşamasına yaklaştığını söyledi; Karan da sistemin kilitlenen bir bilgisayar gibi kapat-aç gerektiren bir noktaya geldiğini anlattı. Muhalefetin yeterince sert çıkmamasına rağmen iktidar bloğunda oy kaybı yaşandığını da ekledi.

Borsa, seçim ekonomisi ve küresel risk

Karan, Varlık Fonu ile kamu bankalarının alım müdahalelerine rağmen Borsa İstanbul'un 11 bin puanın altına, yaklaşık 10.900 seviyesine gerilediğini hatırlattı. Ona göre yabancı yatırımcı bu piyasaya yaklaşmayacak, devlet de yüksek faizle borçlanmak zorunda kalacak. Karan, iktidarın para basarak seçim ekonomisine yöneleceğini, emeklilere 5 bin liralık seyyanen zam tartışmalarının bunun ilk işareti olduğunu savundu ve seçimin 2027 kışında ya da 2028 ilkbaharında yapılacağını öngördü.

Programın son bölümünde küresel piyasalara geçen Karan, Asya borsalarında başlayan düşüşün ABD'li teknoloji şirketlerine sıçradığını söyledi. Alphabet'in tek günde yüzde 25 değer yitirerek 500 milyar dolar kaybettiğini aktaran Karan, şirketlere biçilen trilyon dolarlık değerleri şişirilmiş buldu. Çin'deki emlak ve borç sorunuyla birleşen bu kırılmanın bütün dünyayı tehdit ettiğini belirten Karan, Türkiye dengesini kaybettiğinde krizin dünya için de büyük bir soruna dönüşeceğini savundu.

Kaynakdokuz8HABER
Son güncelleme30.10.2026 23:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
28 dakika önce

Savcı Sayan, fon soruşturması sürerken BDDK Başkanı Şahap Kavcıoğlu'na Emre Tezmen, Takasbank kredisi ve Pusula Holding üzerinden 10 soru yöneltti; kamuoyunun yanıt beklediğini yazdı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü fon soruşturması sürerken Savcı Sayan, sosyal medya hesabından BDDK Başkanı Şahap Kavcıoğlu'na on soru yöneltti. Sorular, Pusula Holding ve Katılımevim'in kurtarılmasına dair öne sürülen iddialar etrafında şekilleniyor. Sayan, kamuoyunun Kavcıoğlu'ndan bir açıklama beklediğini de duyurdu.

Emre Tezmen'le telefon görüşmesi iddiası

Sayan'ın ilk üç sorusu, Emre Tezmen'le yapıldığı iddia edilen görüşmeye odaklanıyor. Kavcıoğlu'nun Tezmen'e telefon açarak Pusula Holding ile Katılımevim'i devralmasını talep edip etmediğini, olumsuz yanıt alıp almadığını soruyor. Fon krizi patlamadan birkaç gün önce Tezmen'e kahve daveti yapılıp yapılmadığı ve bu görüşmede kimlerin bulunduğu da sorular arasında.

20 milyar lira ve Takasbank kredisi

Sayan, Kavcıoğlu'nun Pusula ile Katılımevim'i ayakta tutmak için Tezmen'den 20 milyar lira bulmasını isteyip istemediğini soruyor. Bu paranın karşılığında Pazartesi günü Takasbank'tan 35 milyar liralık kredi vaadinde bulunulup bulunulmadığını, kredinin neden verilmediğini ve mevzuat engeli varsa böyle bir sözün neden verildiğini de soruyor. Sayan ayrıca Tera'yı zora sokmak pahasına bu iki şirketi kurtarma çabası olduğunun söylendiğini hatırlatıp iddianın doğru olup olmadığını soruyor. Bir başka soru, söz konusu 20 milyar liranın Kavcıoğlu'na yakın üst düzey bürokratların ve siyasilerin hisselerini kurtarmak için kullanılıp kullanılmadığına dair.

Ortaklık ve rapor soruları

Sayan, Pusula Holding'de yüzde 2,5, Katılımevim'de yüzde 4,5 paya sahip bir yakını ya da akrabası olduğunun konuşulduğunu belirtip bu bilginin doğruluğunu soruyor. Son iki soruda ise Kavcıoğlu'nun, Sayan'ın deyişiyle halka ve Cumhurbaşkanı'na ihanet eden fon şebekesiyle bağlantılı firmaların faaliyetlerini önceden izleyip izlemediği gündeme geliyor. Sayan, bu konuda hazırlanmış bir rapor olup olmadığını, varsa raporun ilgili bakana ve kurumlara sunulup sunulmadığını ve olası riskler hakkında bu kurumların bilgilendirilip bilgilendirilmediğini soruyor.

Sayan'ın çağrısı

Paylaşımını Kavcıoğlu'na seslenerek sürdüren Sayan, ortaya attığı iddiaları "son derece ağır ve vahim" diye niteledi. Kamuoyunun bu iddialara ilişkin bir yanıt beklediğini ekledi. Sorulara Kavcıoğlu'nun yanıt verip vermediğine dair kaynakta bir bilgi yer almadı.

KaynakSözcü Gazetesi
Son güncelleme31.10.2026 00:08
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 saat önce

AK Parti eski milletvekili Şamil Tayyar, valiler kararnamesinin son halinin verildiğini ve bazı valilerin fona bulaştığı tespit edilince kapsamın genişletildiğini öne sürdü. Tayyar sözlerini duyuma dayandırdı.

Eski AK Parti milletvekili Şamil Tayyar, valiler kararnamesinin yakında yayımlanacağını söyledi. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Tayyar, kararnameye son halinin verildiğini ve beklenenden gecikmiş olsa da kısa süre içinde açıklanacağını düşündüğünü yazdı. Paylaşımın dayanağı, Tayyar'ın kendi ifadesiyle "duydum ki" diye başlayan bir duyumdu.

Kapsamın genişletildiği iddiası

Tayyar'ın öne sürdüğüne göre kararnamenin daha önce yayımlanması bekleniyordu. Ancak bazı valilerin fon krizine bulaştığı tespit edilince kapsam genişletildi. Tayyar ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yalnızca valilerin değil, fonla ilişkili bürokratların da görevden alınması konusunda kararlı olduğunu duyduğunu belirtti. Bu kararlılığın, mağduriyetlerin giderilmesi kadar önemli olduğunu savundu.

Tayyar'ın sözleri, bir kararnamenin içeriğine ilişkin duyuma dayanan ve doğrulanmamış bir aktarım niteliğinde; paylaşımda hangi valilerin kastedildiği de belirtilmedi.

Muğla Valisi'ne ilişkin önceki haberler

Habere göre Tayyar'ın sözlerinin ardından, daha önce gündeme gelen bir başlık da hatırlatıldı. Daha önce, Muğla Valisi İdris Akbıyık'ın yatırım fonlarına yaklaşık 20 milyon TL koyduğu ve bakiyeyi 50 milyon TL'ye çıkardığı öğrenilmişti. Vali, zamanında çıkış yapamayınca paranın fonda sıkıştığı da bildirilmişti.

KaynakYurtsever
Son güncelleme30.10.2026 22:56
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
3 saat önce

Serbestiyet'te yer alan bir değerlendirme, fon krizinin yalnızca görünen aktörlerle açıklanamayacağını, kazancın siyasi ve bürokratik ilişkilerden elde edildiği düzenin sorunun kökü olduğunu savunuyor.

Serbestiyet'te yayımlanan bir yazı, Eylül 2026'dan bu yana gündemi meşgul eden fon krizini "ahbap çavuş kapitalizmi" kavramı üzerinden yorumluyor. Yazıya göre kriz, yalnızca ortaya çıkan isimlere bakılarak anlaşılamaz; asıl sorun, ekonomik kazancın üretimden ve rekabetten çok siyasi ve bürokratik ilişkilerle elde edilmesine izin veren yapıdır. Aşağıdaki değerlendirmeler yazarın görüşleridir.

Krizin siyasi ve bürokratik boyutu

Yazı, hükümete desteğiyle tanınan Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı'nın ağır bir toplumsal çürüme uyarısı yaptığına dikkat çekiyor. Fon yöneticileri, fonların yatırım yaptığı şirketler ve siyasi-bürokratik elitler arasındaki karmaşık ilişkilerin kriz sonrasında görünür hâle geldiğini belirtiyor.

Sermaye piyasasının işlevi ve manipülasyon

Yazar, sermaye piyasalarının tasarruf sahiplerinin birikimini yatırım yapmak isteyen şirketlere ulaştırdığını, yatırım fonlarının da küçük tasarruf sahiplerine profesyonel yönetim sağladığını hatırlatıyor. Fonların üretken yatırımlar yerine içi boş şirketlerin hisselerine yönelmesi hâlinde normalde denetim kurumlarının devreye girmesi ve yatırımcıların uzak durması gerektiğini savunuyor.

Yazara göre TERA ve benzeri fonların manipülasyonu uzun süre sürdürebilmesinin iki nedeni var: denetim kurumlarının gözünü kapamayı tercih etmesi ve TERA'yla ilişkili birtakım siyasetçilerin fonlara para yatırarak diğer yatırımcılara güven telkin etmesi. Yazı, TERA Portföy yöneticisi Erdin Özel'in, kriz patlamadan günler önce elindeki hisseleri yüksek bedelle elden çıkaran Fatma Betül Sayan ve diğer siyasetçilerle birlikte çok sayıda toplantıda fotoğraf vermesini tesadüf olarak görmüyor.

Kavramın tarifi

Yazara göre ahbap çavuş kapitalizminde şirketin başarısını verimlilik, yenilik ya da uluslararası rekabet gücü değil, karar vericilere erişimi, kamu kaynaklarından yararlanabilmesi ve denetimi engelleyebilmesi belirliyor. Yazar, iş insanlarının siyasetçilerle görüşmesini sorun olarak görmediğini, sorunun kamunun elindeki araçların şeffaf kurallar yerine kişisel ilişkilere ve siyasi yakınlığa göre kullanılması olduğunu söylüyor.

Kamunun ekonomideki ağırlığı

Türkiye'de kamunun yalnızca düzenleyici değil, aynı zamanda büyük bir alıcı, yatırımcı ve kamu bankaları aracılığıyla finansman sağlayıcı olduğunu belirten yazar, ihale, ruhsat, teşvik ve imar kararlarının özel sektörün kazancını doğrudan etkilediğini anlatıyor. SPK'nın halka arza izin verme konusundaki takdir alanı genişse şirketlerin bu kararları etkilemeye çalışmasının kaçınılmaz olacağını savunuyor. Ona göre TERA'nın siyasi ilişkilerle elde ettiği başarıyı gören Pusula Portföy'ün aynı yolu izlemesi şaşırtıcı değil.

Lobicilik, teşvik ve düzenleme

Yazar, lobiciliğin yaygınlaşmasını bu düzenin göstergelerinden biri sayıyor. 400 binin üzerinde mağdurun TERA'ya neden para yatırdığını sorgulayarak, etkili isimlerin lobicilik yaptığı iddiasıyla tutuklanmasını da bu çerçevede yorumluyor. Sürekli uygulanan yatırım teşviklerinin bürokrasiye şirketlerin kaderini belirleme yetkisi verdiğini, düzenlemelerin ise büyük firmalarca küçük rakipleri dışarıda bırakmak için kullanılabileceğini ekliyor. OECD'nin Türkiye raporlarında teşvik ve düzenleme mekanizmasının karmaşıklığının ekonomide dinamizm kaybına yol açtığının belirtildiğini hatırlatıyor.

KaynakSerbestiyet
Son güncelleme30.10.2026 21:28
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
3 saat önce

Sermaye Piyasası Kurulu, fon krizinin ardından devreye aldığı özkaynak oranı esnekliğini 13 Kasım seans sonuna kadar sürdürme kararı aldı; oran yüzde 35 yerine yüzde 20'ye inebilecek.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), fon krizinin ardından getirilen geçici bir kolaylığı bir kez daha uzattı. Kurulun 30 Ekim 2026 tarihli 2026/78 sayılı bülteninde yer alan karara göre kredili alımlarda özkaynak oranının esnek tutulması, 13 Kasım Cuma günü işlem saatlerinin bitimine kadar sürecek. Eylül'deki krizin hemen ardından devreye giren uygulama böylece ikinci kez uzatılmış oldu.

Karar nasıl gerekçelendirildi

Duyuru, 27 Ekim 2026 tarihli 76/1918 sayılı kurul kararına dayanıyor ve Borsa İstanbul'daki gidişatı gerekçe gösteriyor. SPK, kanunun 1. ve 128. maddelerinden aldığı yetkiyi kullandı. Metne göre amaç, piyasaların güvenilir ve şeffaf biçimde işlemesini sağlamak ve yatırımcıların haklarını korumak. SPK, 17 Eylül'de başlattığı uygulamayı Borsa İstanbul'daki sert dalgalanmaların ardından kademeli olarak uzatma yoluna gitti.

Yüzde 35'lik oran yüzde 20'ye inebiliyor

17 Eylül'de alınan ilk kararla aracı kurumlar, kredili alımlarda olağan koşullarda yüzde 35 olan asgari özkaynak oranını, kendi risk anlayışlarını ve müşteri taleplerini gözeterek yüzde 20'ye kadar indirebilir hale gelmişti. Hedef, sert fiyat sarsıntıları sırasında kredili yatırımcıların ek teminat yatırmak ya da elindekini satmak zorunda kalmasını önlemekti. Önlem, kararı aracı kurumlara bırakan bir esneklik niteliği taşıyor. Yine de uygulama tüm kurumlara oranı yüzde 20'ye çekme zorunluluğu getirmiyor; her aracı kurum daha yüksek bir oranı tercih edebiliyor.

Fon krizinin gölgesinde ikinci uzatma

Esneklik ilk kez 17 Eylül 2026'da yürürlüğe girmişti. O günlerde Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls adlı portföy şirketlerinin kurduğu pek çok fon gündemdeydi. SPK, 3 Ekim'de süreyi 30 Ekim'in sonuna uzatmış, son kararla bitiş tarihi 13 Kasım'a ertelenmişti.

Kredili yatırımcı için anlamı

Kredili işlemde yatırımcı, aracı kurumun verdiği krediyle menkul kıymet alır. Aldığı varlığın değeri düşerse özkaynak oranı da geriler ve belirli bir alt sınırın altına inildiğinde ek teminat istenebilir ya da pozisyon kapatılabilir. Geçici kolaylık, böyle durumlarda aracı kurumlara daha geniş manevra alanı bırakıyor ve fiyat düşüşlerinin zorunlu satışlarla derinleşmesi riskini azaltmayı amaçlıyor. Bu gevşeme, kredili işlemlerden doğan zarar veya borcu ortadan kaldırmıyor. Son uzatma iki haftalık bir süreyi kapsıyor ve piyasalardaki dalgalanma nedeniyle önlemlerin kasım ayında da sürdüğünü gösteriyor.

KaynakKARAR
Son güncelleme30.10.2026 21:28
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
3 saat önce

İzmir Demir Çelik Sanayi, bağlı ortaklığı İDÇ Liman İşletmeleri'nin halka arzı için Bulls Yatırım'la yaptığı sözleşmeyi sona erdirdi; yeni aracı kurumla görüşmeler sürüyor.

İzmir Demir Çelik Sanayi, iştiraki İDÇ Liman İşletmeleri'nin halka arzında Bulls Yatırım Menkul Değerler ile yaptığı aracılık anlaşmasını bitirdi. Karar, Bulls Yatırım'ın eylül ayında gündeme gelen fon soruşturmasında adının geçmesi ve şirketin sermaye piyasası faaliyetlerinin durdurulmasının ardından geldi. Patronlar Dünyası'nın haberine göre şirket gelişmeyi Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) bildirdi.

Halka arz planı nasıl şekillenmişti

İzmir Demir Çelik, İDÇ Liman İşletmeleri'nin halka arzı için 4 Mart 2026'da Bulls Yatırım ile halka arza aracılık yetki sözleşmesi imzalamıştı. Planda toplam 40 milyon adet payın satışa sunulması öngörülüyor, Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) da başvuru yapılmıştı. Talep gelmesi durumunda 8 milyon lotluk ek ortak satışı da planlanıyordu.

Fon soruşturması ve SPK adımları

Sözleşmenin geleceğini belirleyen gelişmeler eylül ayında başladı. SPK 17 Eylül 2026'da yedi portföy şirketinin 131 fonunun tasfiyesini kararlaştırdı; tasfiye listesinde Bulls Portföy'ün fonları da bulunuyordu. Bulls Yatırım'ın Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Akkaya soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve ifade verdikten sonra 23 Eylül'de serbest kaldı.

SPK, 21 Ekim 2026'da Bulls Yatırım Menkul Değerler'in sermaye piyasası faaliyetlerini geçici olarak durdurdu.

KAP açıklamasında neler var

İzmir Demir Çelik, KAP'a yaptığı bildirimde, yüzde 99,81 paya sahip olduğu İDÇ Liman'ın halka arzında Bulls Yatırım'la 4 Mart 2026'da varılan anlaşmanın feshedildiğini duyurdu. Halka arzın başka bir aracı kurumla yürütülmesi için görüşmelerin sürdüğünü, yeni anlaşmanın mümkün olan en kısa sürede imzalanmasının amaçlandığını belirtti. Şirketin açıklaması, halka arz planının iptal edilmediğini; yalnızca aracı kurumun değiştirileceğini gösteriyor. Sürece ilişkin gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılacağı da açıklamada yer aldı.

KaynakPatronlar Dünyası
Son güncelleme30.10.2026 21:28
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
3 saat önce

YENİ Parti Milletvekili Tanrıkulu, fon krizinin maliyetinin deprem harcamasının üzerine çıktığını öne sürdü; sorumluların hesap vermesi için komisyon kurulmasını istedi.

Diyarbakır'ın YENİ Partili milletvekili Sezgin Tanrıkulu, fon krizinin sorumlularının hesap vermesi için Meclis'te araştırma komisyonu kurulmasını istedi. Tanrıkulu, krizin toplam bedelinin 114 milyar dolar civarına çıktığının dile getirildiğini, bu rakamın deprem için açıklanan maliyetin üzerinde kaldığını söyledi.

Deprem maliyetiyle kıyas

Bütçe görüşmeleri sürerken konuşan Tanrıkulu, fon krizinin etkilerinin devam ettiğini ve ne kadar süreceğinin bilinmediğini belirtti. Tanrıkulu, doğrudan kaybın 20 milyar dolar olduğunun, genel etkinin ise yaklaşık 114 milyar dolara varan bir maliyet yarattığının söylendiğini aktardı. Tanrıkulu, AK Parti'nin 6 Şubat depremlerinin ardından yürütülen yeniden inşa çalışmalarının maliyetini 100 milyar dolar olarak açıkladığını hatırlattı ve fon krizinin faturasının bunu aştığına dikkat çekti.

Araştırma komisyonu çağrısı

Tanrıkulu, krizden kimlerin rant elde ettiğinin ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi. Hangi aileden ya da siyasi çevreden gelirse gelsin herkesin hesap vermesini isteyen Tanrıkulu, kamu kaynaklarının korunması için sorumluların belirlenmesini ve halkın parasının bütçeye geri kazandırılmasını talep etti.

Faiz giderleri eleştirisi

Tanrıkulu, bütçede yaklaşık 4 trilyon liranın faize ayrıldığını, bu tutarın Milli Eğitim ve Sağlık bakanlıklarının bütçelerinden fazla olduğunu söyledi. Sorumluluğu 25 yıldır iktidarda olan AK Parti'ye yükleyen Tanrıkulu, kalkınmayı merkeze alan bir modele geçilmesi gerektiğini savundu ve bunun için gereken kaynağın bütçede bulunduğunu öne sürdü.

Vergi, ücret ve tarım önerileri

Tanrıkulu, kamucu bir vergi reformu önerdi: servetin vergilendirilmesini, dolaylı vergilerin asgariye indirilmesini ve temel gıdadaki KDV'nin düşürülmesini istedi. Ücret ve maaşların enflasyon karşısında erimemesi için artışların baştan buna göre belirlenmesini, bunun yeni bir kanun gerektirmeden bütçe kanunuyla güvenceye alınmasını talep etti.

Yasaya göre tarım desteklerinin millî gelirin yüzde 1'ine ulaşması gerektiğini, bugün ayrılan payın ise binde düzeyinde kaldığını söyleyen Tanrıkulu, oranın en azından binde 5'e çıkarılmasını önerdi.

Cumhurbaşkanının aktarma yetkisi

Tanrıkulu, Cumhurbaşkanı'nın bütçe kalemleri arasında yüzde 10'a varan oranda kaynak aktarabildiğini, bunun Meclis'in ve yurttaşların denetim hakkını devre dışı bıraktığını savundu. Bu sınırın yüzde 2'ye düşürülmesini isteyen Tanrıkulu, bütçe yapma ve denetleme hakkının güvence altına alınması gerektiğini söyledi.

KaynaklarTigris Haber, Toplumsal Haber
Son güncelleme30.10.2026 21:08
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
5 saat önce

NEFES'ten Alp Börü'nün TCMB verilerine dayanan haberine göre yabancıların hisse ve DİBS portföyleri beş haftada 9,78 milyar dolar değer yitirdi; erimenin büyük bölümü satıştan değil fiyat düşüşünden geldi.

Yatırım fonlarına yönelik soruşturmalarla derinleşen piyasa krizi, yabancı yatırımcıların cüzdanına da yansıdı. NEFES'ten Alp Börü'nün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerinden derlediği habere göre, yabancı yatırımcıların elindeki hisse ve devlet iç borçlanma senetlerinin (DİBS) piyasa değeri, beş hafta içinde 9,78 milyar dolar azaldı. Bu sırada iki piyasadaki toplam net satış 879,6 milyon dolarda kaldı.

Kayıp satıştan çok fiyat düşüşünden geldi

İki rakam arasındaki makas, erimenin ağırlıklı olarak yabancıların elden çıkardığı varlıklardan değil, ellerinde kalan kâğıtların değer kaybından doğduğunu gösteriyor. Habere göre portföy değeri menkul kıymet fiyatlarının yanında kur oynaklığından da etkileniyor. Bu yüzden 9,78 milyar dolarlık gerilemenin tamamı Türkiye'den çıkan sermaye olarak okunamıyor.

Borsa İstanbul'da yüzde 20'lik küçülme

TCMB verilerine göre yabancıların Borsa İstanbul'daki hisse portföyü 11 Eylül haftasında 42,4 milyar dolar seviyesindeydi. 16 Ekim haftasında bu tutar 33,9 milyar dolara indi. Beş haftalık kayıp yaklaşık 8,43 milyar dolara, yani yüzde 20'ye ulaştı.

Kriz öncesinde yabancılar borsada net 277,7 milyon dolarlık alıcıydı. 18 Eylül haftasından itibaren tablo tersine döndü ve beş haftalık net hisse satışı yaklaşık 278 milyon dolara çıktı.

Tahvilde 601 milyon dolarlık çıkış

DİBS piyasasında hem satış hem değer kaybı görüldü. Aynı dönemde yabancıların net çıkışı 601 milyon dolar olurken portföyün piyasa değeri yüzde 7,5 düştü. Değer kaybının parasal karşılığı yaklaşık 1,35 milyar dolar.

Hisse senedindeki 8,43 milyar dolar ile DİBS'teki 1,35 milyar dolar toplanınca 9,78 milyar dolarlık toplam kayıp ortaya çıkıyor. Satış tarafında ise yaklaşık 278 milyon dolarlık hisse ve 601 milyon dolarlık tahvil çıkışı, 879,6 milyon dolarlık toplam net satışı oluşturuyor.

Habere göre bu tablo, piyasada kalan yabancı yatırımcıların da önemli bir değer kaybı yaşadığını ortaya koyuyor; yani veriler yalnızca çıkan sermayeyi değil, kalanların uğradığı kaybı da yansıtıyor.

Güven tartışması sürüyor

Habere göre fonlara yönelik soruşturmalar, fonların tasfiyesi ve yatırımcı zararlarının nasıl karşılanacağına dair belirsizlikler piyasada güveni sarsan başlıca gelişmeler olarak sayılıyor. Hareketlerin ne kadarının fon krizinden kaynaklandığını anlamak için küresel sermaye akımları gibi başka koşullara da bakmak gerekiyor. Yabancıların hissede alıcılıktan satıcılığa dönmesi ve tahvildeki çıkış ise yatırımcı davranışında ihtiyatın arttığına işaret ediyor.

KaynakPara Analiz
Son güncelleme30.10.2026 18:58
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
7 saat önce

Erdoğan'ın eski metin yazarı Aydın Ünal, Yeni Şafak'taki yazısında krizin yeterince aydınlatılmadığını ve iç mihraklara dikkat çekilmesi gerektiğini öne sürdü.

Erdoğan'ın önceki dönem metin yazarlarından olan ve AK Parti'de milletvekilliği yapmış Aydın Ünal, Yeni Şafak gazetesinde kaleme aldığı yazıda, fon krizinin Cumhurbaşkanı'na yönelik bir iç operasyonun aracına dönüşüp dönüşmediğini tartışmaya açtı. Yazara göre kriz ve onunla birlikte büyüyen riskler çözülmeden bırakıldıkça Erdoğan'ın ayağının altındaki zemin kayıyor olabilir.

Erdoğan sonrası senaryo erkene alınmış olabilir

Ünal, seçimlerin 2027 veya 2028'de yapılacağı varsayımıyla, o tarihin sonrasında konuşulması beklenen "Erdoğansız Türkiye" ve "Erdoğansız AKP" senaryolarının bugünkü gelişmeler yüzünden erkene alınmış olabileceğini yazdı. Haberde yer verildiğine göre aynı isim daha önceki bir yazısında da mali krizin öncekilere benzemediğini, hamlenin bu kez dışarıdan değil içeriden gelmiş olabileceğini söylemişti.

Yargı kararları ve sorumlular

Son yazısında Ünal, krizin karanlıkta kaldığını, isimleri belli olan sorumluların görevden çekilmediğini ve mahkemelerin birbiriyle çelişen kararlar verdiğini öne sürdü. Olayın aydınlanması gerekirken her gün daha da belirsizleştiğini yazan Ünal, Erdoğan'ın aleyhine parti içinde bir kurgu işlendiğinden kuşkulandığını dile getirdi. Bu bağlamda dış mihrak anlatısının yerine iç mihrak vurgusunu öne çıkardı.

Parti içinde konumlanma yorumu

Haberde, yazının AK Parti'de Erdoğan sonrasına dair konumlanma çekişmelerinin kulis konuşmalarından çıkıp iktidara yakın kalemlerde de görünür olduğuna işaret ettiği yorumu yapıldı. Fon krizine ilişkin iddialarda çok sayıda yurttaşın zarar gördüğünden söz ediliyor, kimi isimlerin AK Parti ile bağlantısı bulunduğu da öne sürülüyor.

Habere göre Ünal'ın çıkışı, asıl iç hesaplaşmanın seçimlerden sonra yaşanacağı beklentisini yeniden tartışmaya soktu. Başkent kulislerinde, krizin etrafında yeni bilgi sızıntıları olabileceği ve başka isimlerin de ortaya çıkabileceği ihtimali dikkatle izleniyor.

Kaynakhttps://www.babaocagi.com/
Son güncelleme30.10.2026 17:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
10 saat önce

Ali Babacan İzmir'de 131 fonu 'Cumhuriyet tarihinin en büyük piyasa dolandırıcılığı' diye niteledi; listenin açıklanmasını ve TBMM'de komisyon kurulmasını isteyip 2027 bütçesindeki faiz payını eleştirdi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin İzmir İl Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında sermaye piyasalarındaki fon olayını değerlendirdi. Yaşananları depreme benzeten Babacan, bunun doğal bir afet olmadığını, "el yapımı, ev yapımı" bir olay olduğunu söyledi. Türkiye'nin, Cumhuriyet tarihindeki en büyük piyasa dolandırıcılığıyla yüzleştiğini savundu.

Dolandırıcılığın sürmesine siyasi destek iddiası

Babacan, "piyasa dolandırıcılığı" tanımının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesinde geçen hukuki bir terim olduğunu hatırlattı. Bu ölçekte bir dolandırıcılığın bu kadar uzun sürebilmesinin ancak siyasi iktidarın ve bürokrasinin içinden gelen destekle mümkün olduğunu öne sürdü. Borsa İstanbul'un bilgi işlem sistemi ile sermaye piyasası mevzuatının 16 bin liralık bir usulsüzlüğü bile anında yakalayabilecek güçte olduğunu belirten Babacan, asıl sorunun insan faktöründe olduğunu söyledi. Kadroların ahlaki olarak aşındığını, kamu imkânlarının kendi çevrelerine aktarıldığını savunan Babacan, böyle bir durumda en sağlam altyapının da çalışmayacağını ifade etti.

Rakamlarla yatırımcı kaybı

Babacan'ın verdiği rakamlara göre 131 fonla ilgili kısım yaklaşık 800 milyar lira, yani 16 milyar dolar. Ancak olayın yarattığı güvensizlik, sermaye piyasalarında eylülden itibaren 150 milyar doları geçen bir değer kaybına neden oldu ve kayıp büyümeye devam ediyor. Eylül başında 7 milyon olan bireysel yatırımcı sayısının 6,5 milyona doğru gerilediğini söyleyen Babacan, 27 milyon haneden 7 milyonunu doğrudan ilgilendiren bir tablodan söz ettiğini vurguladı.

Liste ve komisyon çağrısı

Babacan, olayın araştırılması için TBMM'de komisyon kurulması çağrısını yineledi ve ilgili listenin kamuoyuyla paylaşılmasını istedi. İktidara seslenen Babacan, liste açıklanmaz, komisyon kurulmaz ve konunun üstü örtülmeye devam ederse piyasalardaki kötüleşmenin duramayacağını söyledi. Suçluların hak ettikleri en ağır cezayı alması gerektiğini belirten Babacan, sorumlular cezasız kalırsa yerli ve yabancı yatırımcının piyasaya gelmeyeceğini, bunun dolandırıcılığa kapıyı açık bırakan bir mesaj olacağını ileri sürdü.

2027 bütçesinde faiz kalemi

Babacan, 2027 bütçesini de eleştirdi. Bütçedeki en büyük kalemin faiz ödemelerine gittiğini, bunun yaklaşık 4 trilyon lirayı bulduğunu ve gelecek yılın ortalama kuruyla yaklaşık 70 milyar dolara denk geldiğini söyledi. Rakamın 3 trilyon 975 milyar olarak yazılmasını, "dört" demekten kaçınmaya benzeten Babacan, bu yılın bütçesinin daha düşük bir faiz rakamıyla başladığını ve sonradan yükseltildiğini hatırlattı. Yüksek faizin tek nedeninin kötü yönetim olduğunu savunan Babacan, güven ve düşük risk olmadan faizlerin düşmeyeceğini, bu bedeli herkesin ödediğini kaydetti.

Kaynaklarhttps://www.babaocagi.com/, Cumhuriyet
Son güncelleme30.10.2026 13:56
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
11 saat önce

Siracettin Çekin, kaleme aldığı üçüncü fon krizi yazısında soruşturmanın somut adımlara dönüşmesini istedi; kimliği ya da makamı ne olursa olsun sorumluların yargı önünde hesap vermesini savundu.

Amida Haber'de yazan Siracettin Çekin, fon krizi üzerine kaleme aldığı üçüncü yazıda soruşturmanın somut adımlara dönüşmesi çağrısı yaptı. Çekin'e göre ortadaki tablo sıradan bir ekonomik skandal değil; yazar, olayı Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk iddialarından biri olarak niteliyor.

Sözler yerine somut adım beklentisi

Çekin, kamuoyunun beklediği ölçüde belirgin bir hukuki gelişme görülmemesinin insanların haklı sorular sormasına yol açtığını yazdı. Cumhurbaşkanı'nın hukuki sürecin işletileceğine dair açıklamalarının kamuoyuna yansıdığını hatırlatan yazar, vatandaşın artık söz değil uygulama görmek istediğini savundu. Çekin'e göre sorumluların nasıl hesap vereceği ve mağduriyetlerin nasıl giderileceği henüz tatmin edici biçimde yanıtlanmış değil.

Soruşturmanın kapsamı için öneri

Yazar ve siyasetçi kimliğiyle önerisini açıkça ortaya koyan Çekin, olayda sorumluluğu bulunan herkesin, üçüncü kişilere uzanan bağlantılar da dahil olmak üzere soruşturulmasını istedi. Hiçbir ismin, makamın ya da siyasi yakınlığın sürecin dışında tutulmaması gerektiğini yazdı. Cumhurbaşkanı'ndan ilgili kurumları harekete geçirmesini, eldeki delillere göre sorumluların yargı önüne çıkmasını ve sürecin kamuoyuna açık yürütülmesini bekledi.

Çekin, mahkeme kararı olmadan kimsenin suçlu ilan edilemeyeceğini de belirtti. Bununla birlikte suç şüphesi varsa soruşturmanın geciktirilmemesi, delillerin toplanması ve gerekli tedbirlerin zamanında alınması gerektiğini ekledi.

Ekonomik güven ve cezasızlık algısı

Yazara göre soruşturmanın kararlı biçimde ilerlemesi ekonomi için de önemli. Çekin, yatırımcının öngörülebilirlik, vatandaşın ise birikiminin güvende olduğu bilgisini aradığını, yolsuzluk iddialarının üzerine gidilmesinin ve hukukun herkese eşit uygulanmasının ekonomik güvenin yeniden kurulmasına katkı yapacağını yazdı.

Toplumda güçlenen cezasızlık algısından endişe duyduğunu belirten Çekin, yanlışın failin siyasi kimliğine göre değerlendirilmesinin adalet duygusunu zedeleyeceğini savundu. Kendi mahallesinden ya da partisinden diye yanlışı görmezden gelmenin o yanlışa ortak olmak anlamına geldiğini yazan yazar, skandalların yalnızca birkaç gün konuşulup unutulmasının yanlışları sıradanlaştırdığını öne sürdü.

Kamu zararı ve mağdur hakları

Çekin, meselenin yalnızca bireysel kayıplardan ibaret olmadığını; vatandaşın birikiminin, yatırımcının güveninin ve devlet kaynaklarının aynı tablonun parçaları olduğunu yazdı. Haksız kazanç yargı kararıyla ortaya konursa kazancın geri alınması ve mağdurların kaybının telafisi için hukuki yolların kullanılmasını istedi. Kamu zararının telafisini de adaletin bir parçası olarak tanımladı.

Yazısını, devletin otoritesinin, hukukun üstünlüğünün ve toplumun adalet duygusunun sınandığını söyleyerek bitiren Çekin, asıl ölçünün güçlü olanın da hesap verebilmesi olduğunu belirtti.

KaynakAmida Haber
Son güncelleme30.10.2026 12:54
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
12 saat önce

Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Borsa İstanbul, THY ve bakanlıklara hizmet veren şirketin hakim ortağının fon soruşturmasındaki Tera olduğunu öne sürdü ve yetkililerden açıklama istedi.

Yeni Parti'nin İzmir Milletvekili Ümit Özlale, devlet kurumlarına siber güvenlik sağlayan Barikat Siber Güvenlik'in sermayesinin yüzde 63,1'inin, fon soruşturmalarında adı geçen Tera Holding'in elinde olduğunu öne sürdü. soL Haber'e göre Özlale yazılı açıklamasında, siber güvenliğin milli güvenlikle doğrudan ilgili olduğunu vurgulayıp yetkililerden hesap sordu.

Barikat'ın müşteri listesi

Özlale'ye göre açık ihale kayıtları ve şirketin referansları, Barikat'ın Adalet, İçişleri ve Ticaret bakanlıkları ile EPDK'ya siber güvenlik hizmeti sunduğunu ortaya koyuyor. Borsa İstanbul, Türk Telekom ve THY de müşteriler arasında yer alıyor. Özlale, şirketin Aralık 2025'te kamu kurumlarının da bulunduğu müşterilerinden 650 milyon liralık yeni sipariş aldığını KAP'a bildirdiğini hatırlattı.

Tera bağlantısı ve kayyım

Özlale, Barikat'ın hisselerinin yüzde 63,1'inin yönetim kurulu başkanlığını Tera grubunun üst yöneticisinin yaptığı Tera Yatırım Teknoloji Holding'e (TEHOL) ait olduğunu söyledi. Aynı ismin, Türkiye'deki yatırımcıların menkul kıymet ve pay kayıtlarını tutan Merkezi Kayıt Kuruluşu'nun (MKK) yönetim kurulunda da görev yaptığını aktaran Özlale, bu ismin MKK yönetimine hangi kontenjandan ve kimin önerisiyle girdiğini ilgili bakana sorduklarını, yanıt beklediklerini belirtti.

soL'a göre bu isim borsa ve fon soruşturması kapsamında tutuklandı. Mahkemenin 14 Ekim'deki kararıyla hem Tera Yatırım Teknoloji Holding hem Barikat Siber Güvenlik TMSF kayyımına devredildi. Haberde ayrıca, Tera Holding'in Almanya'daki üç şirketi için bir gün önce geçici iflas kararı verildiği ve Düsseldorf Bölge Mahkemesi'nin yönetime kayyım atadığı belirtildi.

Özlale'nin soruları

Özlale, piyasalarda manipülasyon ve fon soruşturmalarının ortasındaki bir finans grubunun, hem yatırımcı kayıtlarını tutan kurumun yönetiminde hem de bakanlıklara ve Borsa İstanbul'a hizmet veren bir şirkette hâkim ortak olmasını ciddi bir çıkar çatışması ve güvenlik açığı olarak değerlendirdi; bunu bugüne dek kimin denetlediğini sordu.

Yetkililerden şu sorulara yanıt verilmesini istedi: Borsa İstanbul, Türk Telekom, THY ve bakanlıklar Barikat'tan hangi hizmetleri satın aldı? Şirkete hangi kritik sistemlere ve veri tabanlarına girme yetkisi tanındı? Tera Grubu'nun hâkim ortak olmasından sonra çıkar çatışması ve güvenlik değerlendirmesi yapıldı mı? Giriş ve log kayıtlarını bağımsız uzmanlar inceledi mi, yetkisiz erişim ya da veri sızıntısı araştırıldı mı? Yönetim kayyıma geçerken hizmetin sürekliliği için hangi önlemler alındı? KAP'a bildirilen 650 milyon liralık siparişlerin hangi kısmı hangi kamu kurumlarından geldi?

Özlale, çalınan birikimlerin hesabını istedikleri gibi kamu verilerinin güvenliğini de takip edeceklerini söyledi; iktidarın devletin dijital altyapısını kimlere teslim ettiğini açıklaması gerektiğini savundu.

KaynaksoL Haber
Son güncelleme30.10.2026 12:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu