dokuz8TV'de konuşan gazeteciler Gökhan Biçici ve Süleyman Karan, fon krizini iktidar içi hesaplaşma, borsadaki gerileme ve seçim ekonomisi ihtimaliyle birlikte değerlendirdi.
dokuz8TV'de yayımlanan "Gündem Ekonomi — Haftadan Kalan" programının konuğu gazeteci Gökhan Biçici ile ekonomi gazetecisi Süleyman Karan, Eylül ortasından bu yana ülke gündemini belirleyen fon krizinin siyasi ve ekonomik sonuçlarını tartıştı. Biçici krizin derinleştiğini söylerken Karan, olayı Amerika'daki Madoff dolandırıcılığına benzetti.
Karan: Yıllarca konuşulacak bir vurgun
Karan'a göre ortaya çıkan tablo, ölçeği ve tahribatıyla gelecek kuşaklara da anlatılacak bir olay. Fon krizinin geçmişteki borsa manipülasyonlarını ve servet birikimi süreçlerini de yeniden tartışmaya açacağını öne süren Karan, bir milyon liraya kadarki fon mağduriyetlerinin kamu bütçesinden karşılanacağını, bu tutarın üzerindeki kayıpların ise değeri tartışmalı hisselerle geçiştirileceğini iddia etti.
İktidar içinde dosya savaşı iddiası
Biçici, AK Parti'nin üst düzey bir ismine yakın hesap dondurma talebinin önce gündeme gelip sonra geri çekilmesine ve Mustafa Sarıgül ile Melih Gökçek örneklerine değinerek tabloyu basit bir gündem saptırması olarak görmediğini, çıkar ağlarının birbirine karşı attığı adımlar olarak yorumladığını söyledi. Karan ise 1980'lerin İtalya'sında yaşanan P2 Mason Locası krizini örnek gösterdi. İktidar içinde karşılıklı bilgi sızdırma eğiliminin hâkim olduğunu söyleyen Karan, 150 milletvekilinin krize karıştığının konuşulduğunu aktardı. Kamu görevlilerinin ve siyasetçilerin milyonlarca liralık servetlerinin kaynağının kimse tarafından sorulmadığını da dile getirdi. Biçici, Türkiye'nin bir tür sıfırlanma aşamasına yaklaştığını söyledi; Karan da sistemin kilitlenen bir bilgisayar gibi kapat-aç gerektiren bir noktaya geldiğini anlattı. Muhalefetin yeterince sert çıkmamasına rağmen iktidar bloğunda oy kaybı yaşandığını da ekledi.
Borsa, seçim ekonomisi ve küresel risk
Karan, Varlık Fonu ile kamu bankalarının alım müdahalelerine rağmen Borsa İstanbul'un 11 bin puanın altına, yaklaşık 10.900 seviyesine gerilediğini hatırlattı. Ona göre yabancı yatırımcı bu piyasaya yaklaşmayacak, devlet de yüksek faizle borçlanmak zorunda kalacak. Karan, iktidarın para basarak seçim ekonomisine yöneleceğini, emeklilere 5 bin liralık seyyanen zam tartışmalarının bunun ilk işareti olduğunu savundu ve seçimin 2027 kışında ya da 2028 ilkbaharında yapılacağını öngördü.
Programın son bölümünde küresel piyasalara geçen Karan, Asya borsalarında başlayan düşüşün ABD'li teknoloji şirketlerine sıçradığını söyledi. Alphabet'in tek günde yüzde 25 değer yitirerek 500 milyar dolar kaybettiğini aktaran Karan, şirketlere biçilen trilyon dolarlık değerleri şişirilmiş buldu. Çin'deki emlak ve borç sorunuyla birleşen bu kırılmanın bütün dünyayı tehdit ettiğini belirten Karan, Türkiye dengesini kaybettiğinde krizin dünya için de büyük bir soruna dönüşeceğini savundu.